Bu Kentte Yaşlanmıyorsun…

Bu Kentte Yaşlanmıyorsun…

Bu kentte yaşlanmıyor insan. Çünkü zaman ağır akıyor. Sabah mahmurluğunun tadını çıkarıyorsun mesela. Pencereden dışarı bakıyorsun. Karşı apartmanda ki yaşlı teyze soba yakmak için kovasına odun koymuş, hazırlanıyor. Sen de pencereden ayazı yemekle meşgulsün ama teyzeye de selamı çakıyorsun. Uyanıyorsun. Sabah kahvaltını yapıyorsun evdekilerle öyle dışarı çıkıyorsun. Çünkü ortada trafik diye bir hadise olmuyor. Yola 1,5 saat önce çıkmanı gerektirecek bir durum yok. Yürüsen bile en fazla yarım saat uzaklıktadır işin. Kendine güveniyorsun. Patrondan geç kalacağım diye azar işitemezsin çünkü öyle bir seçenek mevcut değil. Ancak ehli keyif olursan böyle bir hata yapabilirsin.

Öğlen her yer senin. Ev yemekleri yapan lokanta doldu zaten kentin dört bir yanı. Her köşe başında bir ev yemekleri lokantası mantar gibi çıkıyor karşına. Ufak paralarla karnını doyuyorsun. Hayat ucuz, deniz kenarında çay içmek 0,50 kuruş. İçmeyeni dövüyorlar. Devlet memurları için tatil tam bir saat her işe yeter. Hatta Salı ve Cuma günleri arada pazar işini bile halledenler var.

Akşam işten çıkınca Han’da bir bira içmeye de vakit var. Tekrar Cuma Pazarına gitmeye de. Hatta kordondan yürüyerek eve gitmeye bile. Çocuklara alışveriş yapmaya ya da markete gitmeye de zaman ayırıyorsun.

Eve gidince yemek yedikten sonra da dizi izlemeye hatta onun yerine yürüyüş yapmaya bile zaman var. Canlı müzik dinlemek için bir bara ya da kafeye gitmeye, dışarı çıkmaya daha çok var hatta. Gece eve gelince de bol bol facebook. İşte size bir gün geçti gitti. Ama ne yolda ne işte. Her yerde ve doya doya. Örnekleri çoğaltmak sizin elinizde. Bir gün buna sinema eklersiniz, bir gün amatör bir tiyatro oyunu, bir gün üniversitedeki marka konferansı, bir gün bir bar da konser programı, bir hafta sonu Assos, Babakale, Ayazma ya da adalar?

Filtreler:

Yorumunuz