Deniz Dibindeki Atatürk Heykeline Tepki

Deniz Dibindeki Atatürk Heykeline Tepki

Projeye göre Saros’un dibine savaş uçağı F-4 batırılacak. Savaş uçağı F-4’ün kokpitine de Mustafa Kemal Atatürk ile Türkiye’nin ilk kadın pilotu Sabiha Gökçen’in heykelleri yerleştirilecek.

Saros Körfezi?nin dibine, içinde Atatürk ve ilk kadın pilot Sahiba Gökçen?in heykellerinin bulunduğu bir F- 4 savaş uçağı batırılması projesine Çanakkale?den tepki geldi.

Saros?un diğer yakasında yer alan Çanakkale?deki bilimdamı, siyasetçi ve sivil toplum kuruluşu temsilcileri, projenin Atatürk?ün manevi şahsiyetini zedeleyici nitelikte olduğu görüşünde birleşti.

Çanakkale CHP Milletvekili Ahmet Küçük insanların kendini su altında kötü hissettiğini hatırlattı. Sanatın evrensel bir kavram olduğunu belirten Küçük, ?Atatürk resmedilir, heykeli yapılır. Ancak gerekli kamuoyu nabzı tutulmadan böyle bir projenin gündeme getirilmesini, ulusumuz için önemli bir değere saldırı olarak yorumluyorum. Bu projeye hak ettiği tepki geldi. Atatürk, Türk toplumu için daima korunacak bir değerdir. Toplumun Atatürk ile ilgili değerleri bir sanat çalışması anlamı taşıyan bu projede zedelenmiştir, rencide edilmiştir. Sanatsal bir çalışmada Atatürk?ün konu edilmesi elbette ki normaldir. Ancak, toplumun Atatürk ile ilgili değer yargıları ile bu çalışma örtüşmelidir? dedi.

Çanakkale Barosu Başkanı Avukat Tülay Ömercioğlu da Atatürk?ün bir reklam malzemesi ve gündem oluşturmak için obje olarak kullanılmasına şiddetle karşı çıktıklarını belirtti. Ömercioğlu, ?Tanıtım amacı ile böyle bir olayın kullanılması çok saçma. Gündem yaratmak için ya da reklam malzemesi yapmak için Atatürk?ün, Türkiye?nin önderinin seçilmesi çok yanlış ve çirkindir? diye konuştu.

Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) Su Ürünleri Fakültesi Öğretim Üyesi Prof.Dr. Mustafa Alparslan da ?Ben bir deniz tutkunuyum, balıkadamım. Hem mesleğim hem de denize olan tutkum bu projenin bilimsel, akademik anlamda tartışılması, ardından kamuoyunun gündemine getirilmesinin gerektiği şeklindedir. Bu proje Türk kamuoyuna yansıtılmadan önce, bu gerekli çalışmalar yapılsaydı, toplumun nabzının hangi doğrultuda attığı ortaya çıkar, bugün bunu tartışıyor olmazdık. Atatürk?ü bir denizin dibine indirmediğimiz kalmıştı. Söz konusu Saros Körfezi, deniz tutkunlarının yakından bildiği, hiçbir şekilde reklama ihtiyacı olmayan bir bölge. Orası dev bir akvaryum. Sualtı zenginliği tartışılamayacak kadar önemli ve bilinen bir bölge? dedi.

ÇOMÜ Atatürkçü Düşünce Topluluğu Akademik Danışmanı Ahmet Becan ise ?Yapılmak istenen güzel bir proje. Ancak bu projenin tanıtımı anlamında Atatürk?ün obje olarak kullanılması, bir tema haline dönüştürülmesi elbette tartışılmalı. Önemli olan projenin ön plana çıkmasıydı. Bu projede Atatürk ve Gökçen?in isimlerinin kullanılmaması gerekirdi. Atatürk?e bir enkaz içinde yer verilmesi tartışma yaratmaya yetti. Proje hazırlanırken, ilgililerin bunu hassas şekilde düşünmeleri gerekirdi. Halkımız duygusal bir yapıya sahip. Eleştiriler de bunu bağlı olarak geldi. Gelmeye de devam edecek? görüşünü dile getirdi.

Çanakkaleli ev kadını Çiçek Özerten de ?Çok anlamsız bir proje. Türkiye?de belirli bir zümreye hitap edecek bir çalışma. Ülkemizde, Atatürk ve Gökçen?i suyun altına inip de görecek insan sayısı kaç tane olur. Böyle bir çalışmanın açık alanda herkes tarafından görebileceği bir alanda sergilenmesi daha doğru. Böyle bir etkinlik daha gelişmiş bir ülkede gerçekleşse, tepki, eleştiri almaz. Ancak Türk toplumu için Atatürk, değer yargısı tartışmasız çok önemli. Karada sorun halledilmiş de sıra suyun altına mı gelmiş? dedi.

Projeye tek olumlu yaklaşan Çanakkale Ticaret Odası Meclis Başkanı ve Dardanel Deniz Ürünleri Fabrikası?nın sahibi Niyazi Önen ise, ?Deniz ürünlerinin gelişmesi anlamında bu projenin önemi büyük. Bu tür batıklar ve objeler dünyanın dört bir köşesinde gemi ve benzeri su araçları batırılıp, deniz canlılığına, ekolojik açıdan olumlu katkı sağlanıyor. Turizm açısından da önemli olur. Sualtı sporları ve turizmini olumlu yönde etkiler diye düşünüyorum. Ben bu projeye olumlu bakıyorum? diye konuştu.

SUALTI EKİPLERİ İKİYE BÖLÜNDÜ
Saros Yapay Resif Projesi Teknik Danışmanı Savaş Yapman, sualtıcıların mail grubundan, Ege Üniversitesi?nin tamamladığı projenin onay için bakanlığa yollandığını duyurdu. Projeye göre içinde tüm cumhurbaşkanlarının heykellerinin bulunduğu bir uçak batırılması da planlandı. Sualtıcılardan destek isteyen Savaş Yapman?ın verdiği bilgiye göre, Hava Kuvvetleri Komutanlığı projede kullanılmak üzere savaş uçağı F-4 hibe etti. Savaş Yapmak, uçağının pilot koltuğuna Sabiha Gökçen?in, diğer koltuğa da Mustafa Kemal Atatürk?ün heykelinin oturtularak batırılacağını açıkladı. Projeye sualtıcılardan şu tepkiler geldi:

KARŞI ÇIKANLAR
* Batık ve içinde Atatürk. Bugünü anımsatır acı acı gülümsetir.
* Sanki Atatürk ve Sabiha Hanım?ın bindiği uçak denize düşmüş de kokpitte de cesetleri gözüküyor. Bir sualtı batığı ister istemez kazayı ve ölümü çağrıştırır.
* Denizin dibini boylamış bir uçağın kokpitine Sabiha Hanım?ı ve Atatürk?ü oturtmak biraz küçültücü.
* F-4 içerisinde bir Atatürk heykeli görürsem gülerim.
* Bir hava aracının denizdeki varlığı tek bir şeyi çağrıştırır: Enkaz. * Atatürk?ün ve Sabiha Gökçen?in hayatlarında görmedikleri bir uçağın içinde su altında otururkenki halleri hiçbir biçimde bir saygı ifadesi taşımamakta. Aksine kötü bir şakaya benziyor.
* Uçaklar gökler için imal edilir. Uçmaları için yapılır. En güzel uçak bile yerde iken, havadaki kadar güzel ve cazibeli değildir. F-4?ü alın ve aynı derindeki halini hayal edin. Bence soğuk bir hüznün donuk resmine bakarsınız. Artık orası o uçağın son durağıdır, mezarıdır. Bir de üstelik, bu resmin içine hayalimizde, hala sonsuz göklerde olan Sabiha Gökçen ve Atatürk?ü de koyun ve onları da oraya mahkûm edin. Gökçen ve Atatürk, F-4 uçağında hiç uçmadılar. Ayrıca teçhizatsız ve kasksız çıplak mankenleri bu görüntüye sokamazsınız. Eşyanın tabiatına ters düşersiniz. Giydirirseniz ise kimse onları tanımaz. Eğer bu uçağa muhakkak bir heykel koyacaksanız, 1994 yılında Ege Denizi?nde F-4 uçağı ile Midilli batısına düşen şehit Hava Pilot Teğmen Gökhan Karaburun?ın anısını canlandırın.
* Su altındaki bir batık modern savaş uçağının içinde Atatürk ve Sabiha Gökçen olması kültür, tarih ve estetik acısından güdük ve çarpık bir yaklaşım. Hele tarihi bir anıt özelliği taşıyacağı düşünüyorsa trajikomik. Batmış bir F-4 içinde oturan Atatürk, Çanakkale Savası?nı mı temsil edecek?
* Daha önce herhangi bir Sabiha Gökçen heykeli görmedim ama 10 sene sonra 18 metre dipte Madonna?ya benzeteceğini de zannetmiyorum. 40 metrenin altında olsa, azot narkozu ile o heykel dans bile eder belki bilemem.
* Projenizin çevreye, Saroz Körfezi?nin ekolojisine katkısı nedir? Suyun altına müze kurmak, uçak batırmak, oraya insanları dalmaya teşvik etmek değil midir? O zaman bunun neresi yapay resif? Yapay resifin amaçları ile sualtında müze kurmanın hedefleri ne şekilde bir araya gelir? O halde yaptığınız işin amacını doğru olarak anlatın. Deyin ki biz buraya dünyada ilk defa görülen bir proje yapıyoruz. Artık her balıkadam geldiğinde çok farklı yerlere dalacak. Bu doğrudur yanlıştır ama en azından yapmak istediğiniz işin asıl amacını ifade eder.
* Bu düpedüz dalış noktası yaratmak, gazetelerde televizyonlarda yer bulmak için bu iki Türk büyüğünü kullanmaktır. Eğer yapay resifse, herkesin dalıp üstünde altında gezindiği bir yerde hangi balık, canlı barınacak? Eğer müzeyse bu insanların ölümlerinden en az otuz yıl sonra imal edilmiş bir savaş uçağı ile onları yan yana koymak nasıl bir müzeciliktir?
* Üç yıl sonra buraya dalanlar üzeri süngerler, yosunlar, kabuklular kaplamış iki tane heykel görecek. Bundan 50 yıl sonra dalanlar ise, bunların heykel bile olduğunu anlayamayacaklar. Altlarındaki uçak bile olmayacak belki.
* Su altı müzesi adı altında bir uçak ve heykeller. Gerçekten yazık. İnsanlar denizi doğallığı için seçiyor. Sizler ise suniliği denizlere taşıyorsunuz. Tarihimize karada sahip çıkıp müzelerimizi zenginleştirebilecek iken, denizlerimizi kirletiyoruz. Bundan sonra hiçbir batığı çıkarmayın, eski uçakları, eski gemileri, eski otobüsleri kullanılmadık ne varsa denizlere atın.
* Balıklara yuva diye, yapılmak istenilen suni resifler,
balıkların doğal habitatlarını yok edip, demir yığınları üstünde yaşamaya çalışan ve zamanla kalıtsal değişimlere uğramış bir canlı grubu oluşturacak. Neden…? Bir kaç deniz altında neye bakması gerektiğini bilmeyen insan grubu ve bu parlak projeden nasiplenecekler için.
Çok yakında ne kumluk ne de çamur habitatlar kalmayacak.
* Bu sevindirici bir haber değil üzülecek bir haber. Doğa adına insanlık adına
Karayı çöplüğe çevirdik sıra denizlerimiz de demek….
* 5-10 sene sonra kim bakımlarını yapacak ?
* Heykellerin kokpite yerleştirilmesi fazla zorlama. Heykeller eğreti duracaktır. O bölgeye dalan bir dalıcı için mutlak keyifli bir an olacaktır. Ama “Biraz da komik olmuş” da dedirtebilir.
* Tek sevindirici tarafı sualtına bir objenin, dalışa keyif vermesi amacıyla yerleştiriliyor olmasıdır. O?nun dışında heykellerle desteklemek fikri bence kötü bir fikir. Heykellerden yurdumuzun her tarafında bol miktarlarda var zaten. İnsanlar bari sualtında heykelsiz bir vakit geçirsinler. Bunlara yabancı turistler gözüyle de bakacak olursak, durum daha da vahim bence. Adam senin devlet büyüğünü suyun altında neden görmek istesin ki? Abartılı buluyorum.
* Savaş uçağının içinde oturan Atatürk ve Gökçen kusura bakmayın ama en hafif ifade ile komik olacak.

DESTEK VERENLER
* Sualtı dünyasının küçücük bir bölümünü farklı renklerle değiştireceği için projeyi destekliyorum.
* Heykellerin batırılacak olan F-4 uçağına koyulmasının normalde hiçbir dalıcıya, ülkenin itibarına ve Ulu Önder ile Sabiha Gökçen?in hatırasına bir zararı olmayacaktır. Tepkiler abartılı.
* O bölgedeki balıkçıları, yöre halkını ve yerel yönetimleri ikna etmek için yıllardır çaba gösteriliyor. Sonuçta hepimiz sualtı yaşamında katkıda bulunacak olan bu projeye köstek olmak yerine önerilerle destek olmalıyız.
* Çok büyük bir eser ortaya çıkacak.
* Tebrikler. Çok takdir edilecek bir çalışma. Kolay gelsin.
* Malta adasında “Madonna” diye bir dalış noktası var. Vaktiyle 18 metrede buldukları küçük bir mağaraya yaklaşık bir metre boyunda bir Meryem Ana heykeli koymuşlar. Her seviyeden dalgıç bu noktaya dalıp bu heykele bakabiliyor. Hatta çiçeklerle ve çeşitli süslerle süslüyorlar.
* Üç yanı denizlerle çevrili güzel ülkemizde herkesin dalabileceği bir yere konacak bir Atatürk heykeli ne doğayı kirletir ne doğallığı.
* Dalmak için de sabırsızlanıyorum.

SAVAŞ YAPMAN?IN SAVUNMASI:
* Bu projenin içerik olarak dünyada bir ilk olmasıdır. Bu anlamda çok heyecanlıyız ve proje hepimizin. İçeriği olmayan eleştiriler devam ettikçe bizimde camiamızla paylaşma hevesimiz yok olacaktır.
* Her ne yapılacaksa bunların sualtındaki ömürleri hesaplandı. Buna paralel proje bitiminde koruma ve geliştirme planları hazırlandı. Yani bitti, deyip arkamızı dönüp gitmeyeceğiz.
* Ama uçak ama gemi ama başka bir şey, bunların hepsi yapay resif elemanlarıdır. Bizim projemiz de öncelikle bir yapay resif projesidir. Konusu geçen uçak batırma ise projenin altı ayağından sadece birisidir.
* Biz kuru bir batık yapma peşinde değiliz. Amacımız aynı zamanda bir sualtı tarih müzesi oluşturmak ve burada cumhuriyet tarihimizi sergilemek.
* Bu salt bir uçak batığı projesi değil. Çok daha geniş bir kapsamlı çalışma.
Ayrıca burada bizim devlet büyüklerimizin değil, ulusal mücadelemizde öne çıkmış ulusal kahramanlarımızın temsili söz konusu. Öte yandan bu çalışmada hedef Çanakkale Savaşları?dır ve bu savaşlara katılmış tüm ulusların öne çıkmış, tarihine mal olmuş kahramanları da temsil edilecektir.
* Biz sadece batık yapmıyoruz. Batıklara misyon yüklüyoruz. Misyon Cumhuriyet tarihimiz. Dünyada ilk kez bir ülkenin tarihini sualtına indirmeye çalışıyoruz. Bu amaçla deniz yıldızı şeklinde tahmini 1200 metre karelik kapalı alana sahip deniz yıldızı şeklinde 1 kapalı müze, 2 açık müze ve yeni habitatların geliştirilmesi için 2 bölgeye 1000 bloktan oluşan 2 yapay resif oluşturuyoruz.
Projenin bir ayağında ise deniz mercanlarının araştırılması ve aşılanması gibi bilimsel niteliklerde bulunuyor.
* Tabiiki kirlenecek, yosunlanacak. Deniz onu kendisinden bir parça yapacak. Tüm heykellerin kalıpları yapıldı ve zaman içerisinde gereklilik oldukça değiştirilecek.
* Denizin bir parçası haline gelmesi çok da güzel. Burada istenen bu elemanların ifade ettiği manevi anlam. Hem denizin bir parçası olsun, hemde ulusal anlamda manevi bir değer taşısın. Sadece kapalı müze alanı çalışması ile ilgili ufak bir detay açıklaması yapacağım. Bu sizlere projenin genel kapsamı hakkında daha iyi yorumlar yapmanıza yardımcı olacaktır. Şöyle ki; deniz yıldızı şeklindeki kapalı müze projesi 2500 metre kare bir alanı kaplayacaktır. Bu size projemizin büyüklüğü hakkında bir ışık tutacaktır kanaatindeyim.
* Heykeller bir ulusun mücadelesine saygı anlamında konacak ve emin olunki korunacak, daima görülebilecek.

YAPAY RESİF NEDİR?

Çeşitli malzemeler kullanılarak, belirli amaçlar doğrultusunda deniz tabanına yerleştirilen yapılara yapay resif denilmektedir. Yapay resifler basitçe denizde bulunan doğal kayalık ve mercan resiflerinin taklit edilmesinden ibarettir.

Japonya yapay resiflere ayırdığı bütçe ve inşa teknolojisi ile dünya lideri. Japonya?yı takip eden ABD?deki uygulamalar sportif balıkçılık ve dalış turizmine odaklı. B nedenle ABD?de “fırsatçı malzeme” denen, nispeten ucuza mal olan eskimiş veya görevini tamamlamış gemi, uçak ve tank gibi araçlar resif olarak kullanılmaktadır.
Bu iki ülkeyi, Kuzey Akdeniz ülkeleri izlemektedir. Türkiye?de içinde yer aldığımız bu grupta, yapay resifler genellikle biyolojik çeşitliliği arttırmak, küçük ölçekli balıkçılığı desteklemek ve yasa dışı trolcülüğü engellemek için kullanılmaktadır.

Hurda araçların dışında özel olarak imal edilmiş beton bloklar, çeşitli ebatlarda beton künkler de yapay resif olarak kullanılmaktadır.

Türkiye?deki uygulamalar 1989 yılında Ege Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi tarafından başlatılmıştır ve Ege Denizi kıyılarında yoğunlaşmıştır.

[Kaynak: Hürriyet & Radikal]

Filtreler:

Yorumunuz