“Denize Girilemeyecek, Asit Yağmurları Yağacak ve Sağlığımız Bozulacak…”

3-14 Kasım 2015 tarihlerinde Malatya’da yapılan ve “UCLG –MEWA Yönetim Kurulu ve Konsey Ortak Toplantısı, Çevre Komitesi Toplantısı ve Sürdürülebilir Kentler Forumuna” Çanakkale Kent Konseyi Başkanı Saim Yavuz, Genel Sekreter Gülay Sarışen ve Çevre Meclisi Başkanı Av. Ali Aydın Çalıdağ katılım gösterdi.

Toplantının ilk günü Saim Yavuz tarafından, UCLG –MEWA Ombudsman Raporu katılımcıların bilgisine sunuldu. 2. Gün yapılan “Sürdürülebilir Kentler Forumunu”n öğleden sonra oturumunda Çevre Meclisi Başkanı Av. Ali Aydın Çalıdağ, Çanakkale’de yaşanan çevre sorunları hakkında katılımcılara bilgiler aktardı. Kazdağlarında sürdürülen metalik madencilik faaliyetlerinin, taş ocakları, Bandırmadan Lapseki Adatepe Köyüne kadar olan alanda ÇED faaliyetleri süren toplam 18.000 MW gücünde termik santraller, Ayvacık ilçesinde sırasını bekleyen en az üç tane daha termik santral ve planlama aşamasındaki HES’lerin bölgeyi çevresel tehdit altına soktuğunu söyleyen Çalıdağ, Çanakkale’yi bekleyen çevresel tehditleri ise şöyle sıraladı:

“Çevre hakkı günümüzde hem ulusal, hem de uluslararası düzeyde son derece ciddi tehlikelerle ve tehditlerle karşı karşıyadır. Termik Santral fosil yakıtlar (Kömür, Fuel-oil, doğalgaz) yakılarak mekanik enerji elde edilen ve mekanik enerjinin de elektrik enerjisine çevrildiği sistemlerdir. Büyük bir termik santralin kömür tüketimi günde 5000 tonu aşmaktadır. Termik santralde soğutma için su kullanılmakta olup, örneklemek gerekirse 600 megawattlık bir termik santralin soğutma için saniyede 22 metreküp suya ihtiyacı vardır. Bu da günlük 1.900.800 metreküp su demektir. Bandırmadan Lapseki Adatepe köyüne kadar 17.000 MW gücünde yatırım planlandığına göre günde kullanılacak su miktarı 53.856.000 metreküptür. Denize ısıtılarak verilecek bu suyun deniz yaşamına nasıl bir etkisi olacağını hayal edebilmeniz için bir örnek vermek istiyorum:

Denize Girilemeyecek:
Denize deşarj edilen sıcak ve özelliğini yitirmiş su bir süre sonra deniz suyu kalitesine etki edecek ve insan sağlığını tehdit edecek. Dolayısıyla etkilenen bölgelerde denize girilemeyecek. Ayrıca her gün onbinlerce tonluk gemilerle gelen kömürün aktarılması, taşınması sırasında da deniz kirlenecek.

Asit Yağmuru:
Termik santralden çıkan yüz binlerce ton baca gazı; karbonmonoksit, karbondioksit, kükürtdioksit, azotoksit, metan gazı vd. bölgeyi cehenneme çevirecek, tarımsal üretim %70 azalacaktır.

Bacalardan atılan kükürt ve azot oksitler, hakim rüzgarlarla ortalama 2 – 7 gün içerisinde atmosfere taşınırlar. Bu zaman süresi içinde bu kirleticiler, atmosferdeki su partikülleri ve diğer bileşenlerle tepkimeye girerek sülfürik asit ve nitrik asiti oluştururlar. Bunlar da yeryüzüne yağmur ve kar ile ulaşır. Böylece baca gazları ikinci kez ve daha geniş bir bölgeye etki etmiş olurlar. Bölgenin arazi yapısı ve hava koşullarına bağlı olarak, etki yüzlerce kilometreye kadar yayılabilmektedir.

Küresel Isınma:
En önemli sorunlardan birisi de ortaya çıkan karbondioksit gazının “Sera Etkisi” olarak adlandırılan iklimsel sıcaklık artışlarına sebep olmasıdır. Küresel ısınma, dünyayı yok oluşa doğru götürürken, kömürün yakılmasıyla elektrik elde etmede ısrar etmek akıl dışı bir kâr hırsının ürünü olabilir yalnızca. En verimli termik santralin bile %45 verimlilikle çalıştığı bilindiği halde, yakılacak kömürün küresel ısınmaya çok büyük bir etkisi olacağı bilindiği halde termik santralde ısrar etmenin tek nedeni doymak bilmeyen bir kar hırsıdır.

Bölge Halkının Sağlığı Bozulacak:
Kanser, astım, erken ve sakat doğum(hayvanlarda da), nefes darlığı, kalp hastalıkları hızla artacaktır.
Ayrıca;
*Baca gazları sadece bu bölgeyi değil, Biga Yarımadasının tamamını etkileyecek.
* Turizm büyük darbe alacak.
* Yüzyıllardır bölgede yaşayan insanlar bir süre sonra göç edecek, tarihsel, sosyal, kültürel, geleneksel ilişkiler son bulacak, bölge halkının çocukluğunu geçirdiği ata yadigârı yerler tarumar edilecektir.

Filtreler:

Yorumunuz