Çanakkale İçinde
Helen Doron Oksygen Haşere Böcek İlaçlama Anzac Hotels
  • #ÇanakkaleBienali
  • #Deprem
  • #Kadın
  • 8.135 Görüntülenme

    Panorama 1453 / Panorama 2010

    Şuayip Odabaşı Şuayip Odabaşı
    [İçeriğin tümü için...]
    REKLAM
    Temmuz 13, 2010
    Panorama 1453 / Panorama 2010

    Bir müzeyi mi gezdim?

    Yoksa bir savaşın orta yerine mi atıldım?

    Anlayamadım, ilk baştan.

    Bir binanın içine girdim. Merdivenlerden aşağı inerken, leventlerin karadan gemileri Halic’indirme panosuun önünde, bir rehberin sesi ile dikkatimi topladım.

    Rehber, “Kazdağlarından getirilen, tahtacı Türkmenlerinin elde ettiği kerestelerle yapılan savaş gemileri…” diye anlatmakta.

    Bak İstanbul’un fethinde yine Çanakkale’nin Çanakkalelilerin parmağı var.

    Bu Çanakkaleliler her yerde var.

    Her güzel işin başında yine, birçok Çanakkaleli var.

    Bir merdivenden bir koridora iniyorsunuz.

    Koridorun duvarlarında, Fatih Sultan Mehmet’in hayatı anlatılıyor. Çeşitli resimler.

    Her çeşit bilgi mevcut. Bilgiler yeniden yazılıp, edebi bir yapıya kavuşturulmuş.

    Ancak okumaya vakit yok.

    Zira dışarıda müzeyi gezmek isteyen gruplar bekleşiyor.

    İçeri giren her grubun, belirli bir süresi var.

    Süre dolunca, çıkmak zorundasınız.

    İlk indiğimiz koridorda, fotoğraf çeken bir ekip var. ”Çektirdiğiniz fotoğrafı almak zorunda değilsiniz” deyip insanları bir duvara yaslayıp fotoğraf çekiyorlar. Daha sonra arka fona fetih resimleri montajlayıp satıyorlar.

    Neyse.

    Kısa süredeki bir ziyarette,  iyi bir para kazanma hikâyesi bu.

    *

    Dünya’da ikinci en büyük panorama müzesiymiş bu müze.

    İstanbul Fethi’nin 555. yılında açılmış. 2003 yılında fikir ortaya atılmış.2005’te yapım çalışması başlanmış. 2008 yılında tamamlanmış. 31 Ocak 2009 tarihinde de açılışı yapılmış.

    Projenin tasarımcısı ve yönetmeni, “Haşim Vatandaş.” Ekip sekiz kişilik bir ekip.

    10 binden fazla figür çizilmiş. 38 metre çapında bir yarım kürenin içine İstanbul’un fethi resmedilmiş. Yarımküre içindeki resim bir bütün,  sınır yok. Her ne yöne baksanız, savaş var. Efektlerle resimler bir bütünlük sağlamış. Birkaç saniye içinde, bir ok yemezseniz, bir top güllesi sizi dağıtmazsa, ya da bir asker sizin kim olduğunuzu anlamazsa işiniz tamam.

    Yarımkürenin en dibinde merkez etrafındaki bir çember içinde dönerek savaşı izliyorsunuz. Yarım dakika içinde şaşkınlığınız geçince, bazı şeylerin farkına varıyorsunuz. Ayağınızın dibinden ileri doğru bakıldığında gerçek savaş araç gereçleri var.

    Toplar. Savaş aletleri. Toprak kazanlar. Tüneller. Sandıklar. Miğferler… Aklınıza, savaşta kullanılmış ne gelirse. Belirli bir mesafeden sonra, gerçek objeler resim ile birleşiyor ve bir bütünlük oluşturuyor. Tablo canlı gibi oluyor.

    2.Mehmet, beyaz atının üstünde. Sağında solunda hocaları. Komutanları…Askerler…

    Müthiş bir savaş.

    Bir hayal dünyası olsa da, “ne hayal ne de gerçek” Hiçbir savaşın içinde, olmak istemem.

    Bu projede çalışan ressamlar hiçbir ayrıntıyı geçmemiş.

    Diyorlar ki, müzenin olduğu noktadan da savaş böyle görülürmüş.

    Müthiş bir şey!

    Zaten müzenin bahçesinden de alabildiğince görülmekte İstanbul surları.

    Bu müzeye belirli bir para harcanmıştır.

    Kimileri, “ne gerek var canım” diyebilir.

    Aslında dışarıdaki seyirciye, ziyaretçiye bakıldığında, hiçte gereksiz bir şey değil.

    Bu güne kadar gelen ziyaretçiler, müzeye harcanan parayı çoktan yerine koymuşlardır.

    *

    Klasik görünümlü müzeleri gezmek artık sıkıcı oldu.

    İstanbul’un Fethi gibi anlatılacak çok tarihi olayımız var bizim.

    Yabancılar bir “Troia” filmi çektiler. Parayı deve yüküyle götürdüler.

    Çanakkale’de;

    “Troıa Savaşları”

    “Çanakkale Deniz Zaferi” böyle bir panorama müzesi ile anlatılabilir.

    “Panorama Troıa”

    “Panorama Çanakkale 1915”

    Müthiş bir şey olur.

    *

    Panorama 1453 müzesinin tanıtımında,

    “Fetihten tam 555 yıl sonra, ister 2.Mehmet’in ordusunda bir asker, ister bağımsız bir gözlemci veya yabancı bir gezgin olarak, İstanbul’un fethini yeniden tanık olacak ve kente giriliş anını nerdeyse aynen yaşayacaksınız…”

    Doğru, insan aynen savaşın içindeymiş gibi yaşıyor her şeyi.

    Tarih bu.

    2.Mehmet en önde.

    Herkesin atı başka donda.

    Fatihin atı beyaz.

    Atlas libas, 2.Mehmet’te.

    Ben 2.Mehmet’in bir askerini merak ediyorum.

    Her hangi bir askerin hayatını.

    Nerede doğdu?

    Nasıl Asker oldu?

    Evlendi mi?

    Babası anası ne oldu, o askere gidince?

    Ailesinin geçimi nasıldı?

    Gibi… gibi… gibi…

    Savaş sonunda, 2.Mehmet, ”Fatih Sultan Mehmet” olmuş.

    Ortaçağ kapanmış, yeni bir çağ başlamış.

    Avrupa, aklını başına toplamış(!). mış mı?

    *

    Aradan, 555 sene geçmiş.

    Biz Avrupa birliğine girmeye çalışıyoruz.

    Bir Yunan tur otobüsü.

    Otobüste, ”Avrupa Birliği” amblemi.

    Türkiye’nin sadece Marmara ve Ege Bölgesi alınmış haritanın içine. Yani  “Avrupa Birliği haritasına.”

    Avrupa bizi, bu kadar görebiliyor demek ki..

    İstanbul surları…

    Bazı yerleri ayakta. Bazı yerleri yıkılmış.

    Şimdi “sur insanları” var İstanbul’da

    Bir burç gözlem deliğine, naylon çekilmiş. Surun içine, “gece kondu” yapılmış.

    Sur insanları var, İstanbul’da.

    Bir yaşlı kadın, kâğıt mendil satmakta. Sakalına güvenen birisi, Derviş kılığına girmiş. Turistlerle fotoğraf çektirip, para alıyor.

    Birçok çocuk, kırmızı ışıkta duran araçların camını silmekte.

    Bir adam, akan trafiğin içinde araçların arasında su satmakta.

    Birileri yeşil bayraklarla, Filistin’i kurtarma peşinde.

    “Gazanız mübarek olsun” pankartlı gemide “kara çarşaflı kadınlar.”

    Elleri kara eldivenli, gözleri kara gözlüklü…

    Falan filan…

    Aslında İstanbul’da bir panorama müzesi yok. Binlerce “Panorama Müzesi” var.

    “Panorama 1453.”

    Yaşandı, bitti.

    Gerekli dersi alırız. Aldık ta. Aldık mı?(!)

    İstanbul bizim.

    İstanbul’un panoramasında, 555 yıl sonra ne olacak?

    Gören görecek.

    İstanbul’un, “şimdiki panoraması” seyretmek daha müthiş bir şey!

    Hem de acı!

    Kucağında, emzikli bir çocukla, Alman gençlerinden para dilenen genç bir kadın…

    Nerede mi?

    Mehmet Akif Ersoy Parkı’nda.

    İstanbul’un göbeğinde.

    Ne müthiş bir panorama!

    Ne dersiniz?

    Yorumunuzu paylaşın:
    Yalova Restaurant
    GÖRSEL/LER
    Panorama 1453 / Panorama 2010 Panorama 1453 / Panorama 2010 Fotoğraf yok Çanakkale TV
    • Katık Döner Yalı Islak Hamburger Mobitek Cafe Class Süslü Sanat Öz Makas İnşaat, Dekorasyon & Yapı Malzemeleri Kara Üzüm Otel & Restoran Emre Et Çanakkale Ciğercisi Sardunya Kız Öğrenci Yurdu İda Erkek Öğrenci Yurdu Gündüz Elektrik Duvar Cafe & Bar Old Troy Irish Pub & Restaurant Ayperi Güzellik Salonu Erdem İnşaat Yapı Malzemeleri ÖZTAŞ Yemek (Catering) Derin Deniz Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezi Ünal Halı & Mobilya Mağazaları

  • SON HABERLER