Paris’in Taş Bina Cepheleri…

Yaşadığımız kentlerin bina cephelerindeki çirkinlikleri gördükçe, Paris’in taş bina cephelerinin estetik ve temiz görüntüsüne hayran olmamak mümkün değil. Bizim kentlerimizin kamuya bakan cephelerinde, yani sokak, meydan, vb gibi mekanlara bakan cepheleri neden bu kadar özensiz…

Paris'in Taş Bina Cepheleri...

Mayıs başında yaptığımız Paris gezisinde, bu çirkin ve özensiz kentlerimizin neden bu halde oldukları biraz daha görünür oldu. Kısaca Paris bu konuda hiçbir taviz gözetmiyor. Özel mülkiyetmiş, kişinin mülkiyet hakkıymış, özgür tasarımmış, filan hak getire, yani Paris’te bu tür haklar kamusal haklardan sonra geliyor…

Paris'in Taş Bina Cepheleri...

Paris, Londra ile birlikte dünyanın kent rantı en yüksek kentidir. Özellikle kimlikli kentin yer aldığı tarihi kent dokusu ve civarı (2 milyon nüfusun barındığı büyük bir alan), kent rantının milyon Eurolarla başladığı mekanları barındırıyor. Dolayısıyla bu mekanlar yüksek gelirli Parisliler ile çok para harcayan turistlere ayrılmış durumda. Burada iskan etmek, hak etmekle mümkün…

Paris'in Taş Bina Cepheleri...

Yüksek kent rantına altlık oluşturan önemli mesellerin başında, güzel-özgün-estetik ve temiz cepheli taş binaların olması geliyor. Tarihi kentteki bütün yapıların dış cephelerine, mal sahibi veya kiracı kesinlikle karışamıyor. Bu binaların tamir, tadilat, temizlik gibi işlemleri belediyenin tasarrufundadır. Yani binanızın taşları pislenmiş ise, belediye eski eser konusundaki uzman müttehitlere işi ihale ediyor, sıkı denetimlerle temizlik yapılıyor ve binanın mal sahibine parasını ödemesini tebliğ ediyor. Yani müteahhidinizi bile seçemiyorsunuz, zamana siz karar veremiyorsunuz, müdahale biçimini belirleme hakkınız yok. Dolayısıyla binalar temiz, estetik ve güzel…

Paris'in Taş Bina Cepheleri...

Aynı titizlik, ana bina elemanlarının üzerine yerleştirilen tanıtım tabelaları, klima motorları, vb için de geçerli… Göremedik böyle bir aparat, çirkin tabela… Klimasız evlerde yaşamayı tercih edenler yaşasın buralarda diyorlar. Tabelaya ihtiyaç duymayan ticaret erbabı yaşasın bu mekanlarda diyorlar… Yani hak eden, bu kuralları kabul edenler yaşasın burada deniyor.

Paris'in Taş Bina Cepheleri...

Laf geldiğinde “Anadolu’nun kadim medeniyetleri”, “Dünyanın uygarlık merkezi Türkiye”, vb diye üfürükten başlarız lafa, ama kentlerimizdeki bu “kadim merkezleri” pislikten, ışıklı tabeladan, çirkinlikte göremeyiz.

Çanakkale geleneksel çarşı caddesi ve civarında bir dönem yapılan uygulamalarla “büyük koruma ödülünü” almıştı. Şimdilerde bu alanda oluşan çirkinlikler için, bu ödülüverenler tarafından geri alınması gerekiyor.

Paris'in Taş Bina Cepheleri...

2018 Troia yılında, Troia girişlerindeki tabela cumhuriyetinin kargaşa ve çirkinliklerini görüyoruz. Çanakkale ve Gelibolu savaş alanlarındaki tabyalar, şehitlik ve muharebe alanları, disneyland ve lunaparka dönüştürülüyor. Yarışma ve ihale adı altında belli yandaş tasarımcılara iş dağıtılıyor. Yandaş müteahhitler bu alanlarda besleniyor.

Paris'in Taş Bina Cepheleri...

Bu örnekleri çoğaltmak mümkün, Paris ile kıyaslamak ve hayranlıkları köpürtmek de mümkün, lakin mesele özgürlük ve demokrasi anlayışının yerleşikliğinden, kurallara bağlanmasından geçiyor. Hangi belediye yönetimi, hangi bakanlık bürokrasisi, kamu yararı için kentlerin görünen yüzlerinin toplumsal çıkarını, özel çıkardan, mülkiyet hakkından öne koyacak… Özgürlük ve demokrasi, tam da burada başlıyor…

Filtreler:

Yorumunuz