Sağlık Müdürlüğü’nden Ramazan Ayında Sağlıklı Beslenme Uyarısı

Sağlık Müdürlüğü’nden Ramazan Ayında Sağlıklı Beslenme Uyarısı

Çanakkale Sağlık İl Müdürlüğü yaklaşan Ramazan ayı sebebiyle vatandaşları sağlıklı beslenme konusunda uyardı.

Konu ile ilgili açıklamalarda bulunan Çanakkale Sağlık İl Müdürlüğü yetkilileri bireyin sağlığının korunması ve gelişmesinde yeterli, sağlıklı ve dengeli beslenmenin çok önemli bir faktör olduğunu belirterek, “Hayatımızın her döneminde olduğu gibi Ramazan ayı boyunca da bilinçli beslenme büyük önem taşıyor, Mübarek Ramazan ayı ve bayram nedeniyle dini vecibelerimizi yerine getirirken sağlığımızın bozulmaması için doğal olarak bazı hususlara da dikkat etmek gerekiyor. Bu kapsamda Ramazan ayı boyunca yeterli ve dengeli beslenmeye özen gösterilmeli, bunun için de 4 besin grubunda yer alan süt ve süt ürünleri, et- yumurta-kuru baklagiller grubu, sebze-meyve grubu ile ekmek ve tahıllar grubundan yerli miktarda tüketilmesi şart. Ayrıca öğünler; sahur ve iftarda iki ana öğün ile, iftardan sonra 1-1.5 saat aralıklarla iki ara öğün olarak düzenlenmeli, azar azar küçük porsiyonlar şeklinde beslenilmeli” dedi.

SAĞLIĞIN KORUNMASI İÇİN İMSAKA YAKIN SIRADA SAHUR YAPILMASI ŞART

Oruç tutanların mutlaka imsak saatine yakın bir zamanda sahur yapmalarının sağlığın korunması açısından önemli olduğunu da belirten yetkililer, “Sahurda sadece su içerek niyetlenmenin veya gece yatmadan önce sahur yapmanın zararlı olabileceği unutulmamalıdır. Çünkü bu beslenme tarzı yaklaşık 12 saat olan açlığı, ortalama 18 saate çıkarmaktadır. Bu da açlık kan şekerinin daha erken saatlerde düşmesine ve buna bağlı olarak günün daha verimsiz geçmesine neden olmaktadır. Sahur yemeğinde süt, yumurta, domates, salatalık, yeşil sebzeler ve tercihen tam buğday unundan yapılmış ekmekten oluşan hafif bir kahvaltı yapılmalı ya da çorba, sebze ve zeytinyağlı yemeklerden oluşan bir öğün tercih edilmeli, vücut direncini artırmak ve vücuda yeterli miktarda vitamin ve mineral alınmasını sağlamak için sebze ve meyveler sık tüketilmelidir. Aşırı yağlı, tuzlu, şekerli ve unlu gıdalardan uzak durulması uygundur” dedi.

İFTARA HAFİF YEMEKLERLE BAŞLAYIN

İftara peynir, domates, zeytin gibi kahvaltılıklar veya çorba gibi hafif yemeklerle başlanılmasının uygun olduğunu da belirten yetkiler, “10-15 dakika sonra az yağlı et yemeği, sebze yemeği veya salatayla devam edilmesi uygundur. Yine enerji veren ancak kan şekerini dengeli bir biçimde yükselten besinler (beyaz ekmek, pirinç pilavı gibi glisemik indeksi yüksek olan gıdalar yerine bulgur pilavı, tam buğday ekmeği veya kepekli makarna gibi posalı besinler) tercih edilmelidir. Hava sıcaklığı nedeniyle kaybolan su ve mineral kaybını yerine koyabilmek amacıyla iftardan itibaren sahur sonuna kadar bol su ve sıvı (ayran, taze sıkılmış meyve suları, sebze suları vb.) alımına özen gösterilmelidir. İftarda aşırı şerbetli, yağlı tatlılar yerine sütlü tatlılar (sütlaç, güllaç, muhallebi, dondurma vb.) veya meyve tatlıları tercih edilmelidir” dedi.

İnsan beyninin doyma emrini yemek yemeye başladıktan 15-20 dakika sonra verdiğini de belirten Sağlık İl Müdürlüğü yetkilileri, “Bu nedenle aşırı yemeyi önlemek ve sindirimi kolaylaştırmak için yemekler yavaş yenilmeli, besinler ağızda iyice çiğnendikten sonra yutulmalıdır. İftar yemeğinden sonra kısa mesafeli yürüyüş gibi fiziksel aktiviteler son derece faydalıdır. Yaz aylarında iftar veya sahur sofralarında yağlı besinlerin ve yağda kızartmaların tüketiminden kaçınılmalı; yemekler ayçiçeği yağı, mısırözü yağı, fındıkyağı vb. bitkisel sıvı yağlar ile pişirilmeli, salatalarda zeytinyağı kullanımına özen gösterilmelidir. Ancak yemekleri pişirirken kızartma ve kavurma yerine haşlama, ızgara ve fırında pişirme yöntemleri tercih edilmelidir. Beslenme düzenindeki değişikliklere bağlı olarak oluşabilecek kabızlığı önlemek için, yemeklerde lif oranı yüksek gıdalar (sebzeler, kurubaklagiller, kepekli tahıllar vb) ve ara öğünlerde de taze ve kuru meyveler, ceviz, fındık, badem gibi kuru yemişler tercih edilmelidir. Oruç tutmanın sağlıklı insanların metabolik dengesinde çok önemli değişiklikler yapmadığı, ancak bazı hastalıklarda (şeker hastalığı, karaciğer yetmezliği vb.) veya özel durumlarda (hamilelik ve emziklilik) olumsuz sonuçlar doğurabileceği göz ardı edilmemelidir. Kronik hastalığı olan kişiler, oruç tutmadan önce ilgili uzman hekime danışmalıdır” şeklinde konuştu.

İHA

Yorumunuz