Taşınmaz Kültür Varlıkları
Çimenlik Kalesi (Kala-i Sultaniye)
Çanakkale’nin var oluş nedeni, boğaz kenarındaki Kala-i Sultaniye günümüz adıyla Çimenlik Kalesi’dir. Kaleyi, Fatih Sultan Mehmet İstanbul’u fethettikten sonra 1462 yılında yaptırmıştır. Piri Reis, Kitab-ı Bahriye’sinde kitabını burada tamamladığından söz eder.
Kale, kare planlı bir iç kale ve dış kaleden meydana gelmektedir. İç kalenin girişine konulan antik mermer koltuğa Fatih Sultan Mehmet’in oturarak askerlere hitap ettiği söylenir. Kalenin dış duvarları 100×150 metre ölçülerindedir. Surların yüksekliği 11 metredir. Surların üzerinde köşelerde ve aralarda dışa taşkın olarak 9 adet burç bulunmaktadır. Kalenin deniz tarafındaki suru III.Selim döneminde yıktırılmış yerine o günün silah teknolojisine uygun olarak top platformları ve cephanelikler yaptırılmıştır.
Çanakkale savaşları sırasında 4 adet top kalede savunma görevi yapmıştır. 18 Mart 1915 günü kale özellikle İngiliz gemisi Queen Elizabeth’in yoğun saldırılarına maruz kalmış ve zarar görmüştür. Günümüzde Deniz Müzesinin bir bölümü olarak hizmet vermektedir.
Dini Yapılar
Fatih (Büyük) Camii
Fatih Sultan Mehmet tarafından 1462 yılında yaptırılmış olan Camii zamana direnememiş, 1862-63′te Sultan Abdülaziz zamanında tamamen yenilenmiştir. Daha sonra 1904 yılında Sultan II.Abdülhamid döneminde esaslı bir onarım daha geçirmiştir. Her iki onarıma ait Osmanlıca kitabeler yapının dış cephesinde yer almaktadır. Dikdörtgen planlı kırma çatılıdır. Caminin batısında hazire olarak adlandırılan küçük bir mezarlık yer almaktadır. Bu hazire de kısa süre Osmanlı sadrazamlığı yapmış Sadrazam Hafız İsmail Paşa ile Sadrazam Ali Paşa’nın mezarları kallavi kavukları ile diğerlerinden ayrılmaktadır.
Arap İbrahim Paşa (Kurşunlu) Camii
Mevcut kitabesinden anlaşıldığına göre cami yanan “Çınarlık” Camiinin yerine, 1867 yılında Biga Sancağı mutasarrıfı Arap İbrahim Paşa tarafından yaptırılmıştır. Kare planlı yapının üzeri kubbe ile örtülüdür. Kurşun Kaplı kubbesi nedeniyle halk arasında adı Kurşunlu Camii olarak söylenir.
Tıflı Camii
Kare planlı kırma çatılı caminin kuzey batı duvarı üzerindeki kitabesinden 1891 yılında Sultan Abdülhamid zamanında inşa edildiği anlaşılmaktadır. Cami adını Osmanlıca “çocuk” anlamına gelen “Tıfl” kelimesinden almaktadır. Bu kelime daha sonra Tıflı olarak telaffuz edilmiştir. Caminin yakınında bir sıbyan mektebinin olduğu bu mektebin ihtiyacı için buraya daha sonra bir cami yaptırıldığı anlaşılmaktadır. Şimdi varlığından eser olmayan sıbyan mektebinin kitabesi günümüze kadar gelmiştir. Caminin batı girişinde yer alan bu kitabede mektebin Sultan Abdülaziz döneminde dönemin valisi Kayserili Ahmet Paşa tarafından 1870 yılında yaptırıldığı anlaşılmaktadır.
Kayserili Ahmet Paşa (Tatarlar) Camii
Kayserili Ahmet Paşa (Tatarlar) Camii Kayserili Ahmet Paşa Camii ya da halkın söylemiyle Tatarlar Camii Sarıçay’ın karşı kıyısında kalır. Kitabesi bulunmayan caminin 1871 yılında inşa edildiği tahmin edilmektedir. Kare planlı kırma çatılıdır. Sokağa bakan süslü çeşmesi ve bahçesindeki kare planlı piramidal çatılı gösterişli türbe ile diğer camilerden ayrılır. Kitabesine göre 1904 tarihli türbe Hıfzı Paşa’nın kızı Nedime Hanım’a aittir.
Necip Paşa Camii
Necip Paşa ve eşi tarafından 1902 yılında yaptırılan cami 1953 yılında yaşanan depremde yıkılmıştır. Ahşap olan eski caminin yerine bugünkü cami inşa olunmuştur. Cami 1965 yılında ikinci kez esaslı bir onarım geçirmiştir. Kubbeli bir çatısı, iki şerefeli tek minaresi bulunmaktadır.
Yalı Camii
Yalı Camii’de kare planı, kırma çatısıyla kentin önemli camilerinden biridir. Mevcut onarım kitabesinden anlaşıldığına göre Tavil Ahmet Paşa tarafından yaptırılan ilk caminin yanması üzerine 1854 yılında Miralay Halil Bey’in gayretleriyle yenilenmiştir. Yanında küçük bir Haziresi bulunmaktadır.
Ermeni Kilisesi (Surp Kevork)
Zafer Meydanında dikdörtgen planlı ve gösterişli cephesiyle dikkat çeken yapı kilisedir. Bir zamanlar önündeki meydan da kilise meydanı olarak anılmaktaydı. Çanakkale’de yaşayan Ermeni cemaatine aitti. Kilisenin çevresindeki evler Ermeni mahallesini oluşturuyordu. Kitabesinden anlaşıldığına göre Aziz Surp Kevork adına yapılan kilisenin inşa tarihi 1873 yılıdır. Kilise cemaatinin kenti terk etmesiyle, mülkiyeti hazineye geçmiştir. 1960 yıllarına kadar çevrede bulunan eski eserlerin toplandığı bir depo müze işlevi görmüştür.
1960-1984 yılları arasında arkeoloji müzesi olarak kullanılan bina daha sonra kültür merkezi haline getirilmiştir. 2000 yıllarında Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından etnografya müzesi yapılmak üzere restorasyonu tamamlanmıştır. Bu proje gerçekleşmeyince 2006 yılında bakanlık tarafından üniversiteye devredilmiştir.
Havra (Sinagog)
Musevi mahallesinde yer alan ve Mekor Hayim (Hayat Kaynağı) adını taşıyan Sinagog’un 120 yıl kadar bir geçmişi olduğu söylenir. Dikdörtgen planlı kırma çatılı sinagog küçük bir bahçenin içindedir. Bahçeye kemerli bir giriş kapısından girilmektedir. Musevi cemaatin 10 kişinin altına düşmesiyle artık kullanılmamaktadır. Son zamanlarda yapıda restorasyon çalışmaları gerçekleştirilmiş ve ziyarete açılmıştır.
Çarşılar
Yukarı Çarşı
Günümüzde de Çanakkale’nin en önemli alışveriş merkezi olan tarihi Çarşı Caddesi’nin planı “L” biçimindedir. Kurşunlu Camii’nden şimdiki İş Bankası’na kadar uzanan kısım Yukarı Çarşı diye anılır. Yukarı Çarşı bir zamanlar Musevi tüccarların yoğun olduğu bir yerdir.
Tarihi Aynalı Çarşı da Yukarı Çarşı’da yer alır. aynalı Çarşı’ya adını veren aynalar hakkında da değişik söylemler vardır. Aynalı Çarşı’nın kırmızı taştan yapılmış orjinal kemerli kapısının üstünde Osmanlıca, İbranice ve Fransızca olmak üzere üç dilde bir kitabe yer alır. Çarşı bu kitabeden anlaşıldığına göre 1889 yılında Musevi uyruğundan İlyo Halyo tarafından yaptırılmıştır.
Yakın zamana kadar pek iyi durumda olmayan çarşıyı Çanakkale Belediyesi kente yeniden kazandırmaya karar verdiğinde Prof. Dr. Ümit Serdaroğlu’na çarşının bir restorasyon projesi hazırlatılır. Projenin uygulaması 5 yıl sürer ve 2007′de çarşı yeni yüzüyle açılır. Kemerli kapı girişleri yüksek kırma çatısı ile 19. yy. çarşılarının özelliklerini taşıyan çarşı artık Çanakkale’nin önemli bir simgesel mekanıdır.
Aşağı Çarşı
Denize paralel uzanan ve günümüzde Yalı Caddesi olarak adlandırılan aşağı çarşıdaki dükkanlar Çanakkale’de iki dönem mutasarraflık (Osmanlı Döneminde Vali) yapan Kayserili Ahmet Paşa tarafından yaptırılmıştır. “L” biçimindeki Tarihi Çarşının kısa ayağını oluşturan çarşı Yalı Caddesi olarak adlandırılır. 1868 yılında Troya Kaşifi Henri Schliemann’ın konakladığı Yabancılar Oteli çarşıda halen ayaktadır. Denizden yukarı çarşıya doğru son yıllarda gerçekleştirilen restorasyonlar ve cephe yenilemeleri Aşağı Çarşı’ya nostaljik bir görünüm sağlamıştır. Dükkanlar kemerli kapı girişleri taş kaplama cepheleriyle bir döneme tanıklık ederler. Tek ya da iki katlı bitişik nizamdaki dükkanlarıyla, sıcak ve samimi tavırlı eski esnaflık geleneklerini sürdüren çarşı sakinleriyle özgün bir mekan olan bu caddenin zamanla yıpranması ve yapıların orjinalliklerini kaybetmeye başlaması nedeniyle Belediye, esnaf ve kentli ortaklığıyla “Çarşı Caddesi Cephe İyileştirme Projesi” adıyla etaplandırılmış bir proje yürütülmektedir. İlk beş etabı tamamlanan bu projeyle Çarşı Caddesi’ndeki dükkanların cepheleri, yapıların özgün durumları dikkate alınarak iyileştirilmiş ve kente kazandırılmıştır. Yapılan düzenleme çalışmaları caddenin öneminin artarak ticaretin canlanmasını sağlamış, söz konusu çalışmanın ilk etabı Tarihi Kentler Birliği Metin Sözen Büyük Ödülü’nü alarak çalışmanın başarısı tescillenmiştir. Yalı Camii, Yalı Hanı, Yalı Hamamı, Muvakkithane, Kent Müzesi gibi önemli mekanlar Aşağı Çarşı’da yer alır.
Hanlar
Bir zamanların otelleri olan hanlar alt katlarda hayvanların dinlenip bakımlarının yapıldığı, üst katlarda ise insanların konuk edildikleri işlevsel binalardı. Çanakkale’de de bu işlevi gören birkaç han vardı ancak bunlardan sadece bir tanesi; Yalı Han’ı günümüze kadar ayakta kalmayı başarabilmiştir.
1800′lü yılların sonlarında inşa edilip 1970 yılının sonlarına kadar konaklama amaçlı kullanılan Yalı Han’ı orta avlulu, iki katlı taş ve ahşap mimarisi olan kentin en özgün mekanlarındandır. Uzun yıllar ayakta kalma mücadelesi veren Yalı Han’ı son yıllarda aslına sadık kalınarak yapılan restorasyonlarla yok olmaktan kurtularak günümüzde adeta bir kültür merkezine dönüşmüştür. Handa düzenlenen konferanslar, söyleşiler, sinema ve slayt gösterileri, şiir dinletileri, imza günleri, fotoğraf, tavla, müzik yarışmaları; arkeoloji buluşması gibi uluslararası etkinliklere de ev sahipliği yapmaktadır.
Hamamlar
Tarihi gayrimüslim evlerinin mekan şeması incelendiğinde yıkanma işlevi için özel bir birimin bulunmadığı görülür. Bu durum kentlilerin yıkanma işlevini hamamlarda gerçekleştirdiğini bizlere belgeler. Tarihsel belge ve bilgiler kentte çok sayıda hamamın bulunduğunu gösterir. Bu hamamların üç tanesi halen işlevini sürdürmektedir. Bunlar aşağı Çarşı’daki Yalı Hamamı, Yukarı Çarşı’daki Büyük Hamam ve işlevini sürdürmese de Hastane Bayırı’ndaki Askeri Hamam’dır.
Büyük Hamam ve Yalı Hamamı
Her iki hamamında bir bölümü Çanakkale Savaşları savaşı sırasında isabet alarak yıkılmıştır. Büyük Hamam’ın yıkılan yerine bir konut inşa edilmiş diğer kısmı erkekler hamamı olarak çalışmaktadır. Yalı Hamamı’nın yıkılan kısmı yeniden inşa edilmiş hem erkekler hem kadınlar hamamı olarak çalışmaktadır. Hamamlar soğukluk, ılıklık ve sıcaklık bölümleriyle klasik Türk Hamamı tipindedir. Yapıların inşa tarihleri ile ilgili kesin belgeler olmamakla birlikte yakınlarındaki camilerle ilişkilendirilmektedir.
Askeri Hamam
1923 yılında inşa edilmiş, 1995 yılına kadar Garnizon hamamı olarak kullanılmıştır. Zengin bir mimariye sahip olan yapı günümüzde kullanılmamaktadır. Hamam, klasik Türk Hamamı özelliklerini taşımaz. Simetrik olan yapıda iç mekan yükseklikleri fazladır. Tavana yakın yerlerde, ışıklık olarak düşünülen üç adet pencere konmuştur. Yapının ortasında ise çatıya göre daha yukarıda bir kubbe yerleştirilmiştir. Cephe tamamen kırmızı tuğla ile kaplanmış pencere üzerindeki kemerler beyaza boyanarak cepheye canlılık kazandırılmıştır. Çatısı Marsilya tipi kiremitlerle örtülüdür.
Tarihi Evler
Çanakkale’de günümüze ulaşan tarihi evlerin büyük çoğunluğu 1800′lü yıllara aittir. Hakim üslup Ege ve Adalar mimarisi, malzeme ise taş ve tuğladır. Evler genellikle yola cepheli, arka bahçesi olan iki katlı, dar cepheli, bitişik sıra evlerdir. Bunun dışında konak türünde ev örnekleri de görülmektedir. İskele Meydanındaki Üniversite Kültür Evi, Kordondaki Sahil sıhhıye Binası ve Sanat Galerisi bu tip ev örneklerindendir. Son zamanlarda restore edilen tarihi evler değişik işlevler verilerek kullanılmaktadır. Örneğin Hasan Mevsuf sokak’ta restore edilen bir ev çocuk evi olarak hizmet vermektedir.
Restore edilen evlerin sayısının artması sevindirici olmakla birlikte ne yazık ki koruma altında olsalar da restore edilemeyen diğer evlerin zamanın yok ediciliğine dayanamayarak teker teker hızla yok olmaları üzücüdür.
Tarihi Okul Binaları
İstiklal ve Cumhuriyet İlköğretim Okulları
Asaf Paşa Caddesi’ndeki İstiklal İlköğretim Okulu ve Hasan Mevsuf Sokak’taki Cumhuriyet İlköğretim Okulu mimari açıdan birbirine çok benzeyen tarihi okul binalarıdır. Her iki okul binası da 1905 yılında inşa edilmiş rum kız ve erkek okullarıdır. Binalar “T” biçimindeki planları, salonlarında yer alan tiyatro sahnesi ve yüksek tavanlarıyla da dikkat çekicidirler. Cephelerindeki merdivenli ve sütunlu üçgen alınlıkla sona eren anıtsal girişleri eski yunan tapınaklarını anımsatır.
Öğretmen Evi Binası
Cumhuriyet Meydanı’ndaki yapı 1892 yılında Mutasarrıf Ziver Paşa tarafından yaptırılmıştır. Uzun yıllar ortaokul, lise, öğretmen okulu olarak kullanılmıştır. 200 yılında restore edilerek günümüzde öğretmen evi ek binası olarak hizmet vermektedir.
Güzel Sanatlar Fakültesi (Nedime Hanım Kız Okulu)
Zafer Meydanı’nda yer alan bina Mutasarrıf Hıfzı Tevfik Paşa tarafından kızı Nedime Hanım anısına 1904 yılında yaptırılmıştır. Uzun yıllar kız okulu olarak kullanılmıştır. 200 yılında üniversiteye devredilerek restore ettirilmiştir. Günümüzde Güzel Sanatlar Fakültesi’nin bazı bölümleri bu binada eğitim vermektedir.
Müzeler
Arkeoloji Müzesi
Bir zamanlar kentin içindeki Ermeni Kilisesi’nde eyr alan müze 1984 yılında Barbaros Mahallesi Atatürk Caddesi’nde yapılan yeni yerine taşınmıştır. Tek katlı ve salonlardan oluşan müzede Troya eserleri dışında Çanakkale çevresinde Dardanos, Assos, Bozcaada (Tenedos) gibi arkeolojik alanlardan gelen eserler sergilenmektedir. Bunlar arasında Biga ve Çan yakınlarında ele geçen, üzerleri kabartmalı iki muhteşem lahiti görmek için bu müze muhakkak gezilmektedir. Giriş ücretlidir.
Girişten sonra Troya eserlerinin sergilendiği salona geçilir. Burada vitrinler içerisinde çeşitli dönemlere ait çanak çömlekler sergilenir. Salondaki en ilgi çekici eser Roma İmparatoru Hadrian’ın zırhlı heykelidir. İki önemli lahitin yer aldığı lahitler salonunda M.Ö. 510-500 yıllarına tarihlenen lahit, üzerindeki tasvirlerden dolayı “Polyksena Lahiti” olarak adlandırılır. Biga yakınlarında ele geçen kahitin dört tarafı konusunu Troya mitolojisinden ve günlük hayattan alan etkileyici kabartmalarla bezelidir. Diğer önemli bir lahit Çan Altıkulaç’tan ele geçen, üzerindeki Persli kabartmalarından dolayı Pers Lahiti olarak adlandırılan lahittir. M.Ö. 4. yüzyıla tarihlenir. Müzenin önemli bir salonu Dardanos Tümülüsü buluntularının sergilendiği salondur. Burada diademler (alınlık), Eros heykelcikleri ve Afrodit heykelciği dikkati çeken eserlerdir. Müzenin diğer salonlarında heykeller, kabartmalar, anforalar sergilenmektedir. Ayrıca müzenin bahçesinde de zengin bir lahit koleksiyonu sergilenmektedir.
Deniz Müzesi
Birinci sınıf askeri bir müze olan Deniz Müzesi, geniş bir alana yayılmış farklı sergileme mekanlarına sahiptir. Deniz Müzesi Gelibolu savaş alanlarını gezmeden önce ziyaret edilmesi gereken, kentin en prestijli mekanlarından biridir. Son yıllarda Çimenlik Kalesi’nde ses, ışık efektleri ve drama kullanılarak çağdaş bir sergileme gerçekleştirilmiştir. Rehber eşliğinde kalede yapılan geziler insana duygusal anlar yaşatmaktadır. Pazartesi ve perşembe günleri kapalı olan müzeye giriş ücretlidir.Deniz Müzesi’nde üç farklı mekanda sergileme yapılmaktadır. Girişin sağında yer alan deniz kenarındaki iki katlı müze binasının alt katı, Çanakkale Savaşları’nı anlatan bilgi panoları ve objeleri barındırır. Üst katında ise savaş sırasında Çanakkale’^de yedek subay olarak bulunan ressam Mehmet ali Laga’nın Çanakkale konulu karakalem resimlerinden oluşan çok özgün bir koleksiyon sergilenmektedir.
Diğer bir sergileme mekanı savaşın kaderini değiştiren Nusrat Mayın Gemisi’nin birebir maketi olan gemide yapılmaktadır. Burada dijital bir gösteri yanında savaşa ait orjinal yazılı belgeler de yer almaktadır.
Müzenin en önemli sergileme mekanı iç kalede yapılmaktadır. Bu mekan rehber eşliğinde gezilebilmektedir. Giriş katında dijital ortamda izlenen bir filmden sonra vitrinler içerisindeki orjinal objelerin sergilendiği mekan gezilmektedir. İkinci kat dramalar, ses ve ışık gösterileriyle müzenin en etkileyici sergileme mekanına sahiplik etmektedir. Burada Türk ve Anzak siperleri canlandırılmakta, savaşa tanıklık etmiş gazilerin sesiyle anılar tazelenmektedir. Son katta ise birbirine yetişik küçük ve kubbeli mekanlarda yer alan bir yağlı boya resim koleksiyonu etkileyici bir öykü, ışık ve ses efektleriyle izleyiciye sunulmaktadır. Deniz Müzesi’nin bahçesinde özgün ürünlerin yer aldığı hediyelik eşya satış reyonu bulunmaktadır. Ayrıca büyük bir sergi salonu Çanakkale’deki kültür yaşamına hizmet etmekte ve burada süreli sergiler yer almaktadır.
Çanakkale Kent Müzesi
Fetvane Sokak’ın bitip Aşağı Çarşı’nın başladığı köşede inşaatı devam etmekte olan üç katlı yapı gelecekte Çanakkale Kent Müzesi olacaktır. Çanakkale Belediyesi tarafından restorasyonu sürdürülen tescilli eski eser olan bu yapı, turizm potansiyeline hizmet edeceği gibi araştırma ve eğitim çalışmalarıyla ve kente dair sergilerle kentlinin hizmetine sunulacaktır.
Korfmann Kütüphanesi
ermeni Kilisesi yanında yer alan ve 1890′yı yıllarda Ermeni sübyan Okulu oalrak inşa edildiği bilinen yapı uzun yıllar Tekel deposu olarak kullanılmıştır. 2006 yılında Çanakkale Belediyesi tarafından satın alınmış, sponsorlar desteği ile restorasyonu gerçekleştirilmiştir. 2005 yılında kaybettiğimiz Troya Kazıları başkanı Prof. Dr. Manfred Osman Korfmann’ın vasiyeti üzerine, kütüphanesi bu binaya taşınarak yaklaşık 10bin kitaplık prestijli bir kütüphaneye yapısı olarak 2007 şubat ayında açılışı gerçekleştirilmiştir. Kütüphane Troya Vakfı’na tahsis edilmiş olup kültür etkinlikleri içinde kullanılmaktadır.
Saat Kulesi
Bulunduğu meydana adını veren Saat Kulesi kare planlı, yükseldikçe daralan dört kattan oluşur. Kaide bölümünün bir tarafında çeşme, diğer tarafında üst katlara çıkan kapı vardır. Çeşmenin 1897 tarihli bir kitabesi vardır. Çeşmenin musluğu yeleli bir aslan başı şeklindedir. En üstteki çan kulesi 1953 depreminde yıkılmış, yeniden yapılmıştır. Onun altında günümüzde de çalışan, dört yandan da görülen saat yer almaktadır. Kule en son 1995 yılında restorasyon geçirmiştir. Çanakkale’de fahri İtalya Konsolosluğu yapmış Emilie Vitalis’in ölümünden sonra kente bıraktığı onbin altınla inşa edildiği bilinir.






