<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Çanakkale İçinde &#187; Şuayip Odabaşı</title>
	<atom:link href="http://www.canakkaleicinde.com/yazar/suayipodabasi/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.canakkaleicinde.com</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Sat, 11 Feb 2012 11:07:49 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
		<item>
		<title>Ağlatan Fotoğraflar</title>
		<link>http://www.canakkaleicinde.com/aglatan-fotograflar.html</link>
		<comments>http://www.canakkaleicinde.com/aglatan-fotograflar.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 06 Feb 2012 14:12:37 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Şuayip Odabaşı</dc:creator>
				<category><![CDATA[Köşe Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[a]]></category>
		<category><![CDATA[Merkez]]></category>
		<category><![CDATA[Yenice]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.canakkaleicinde.com/?p=26029</guid>
		<description><![CDATA[Geri dönüp baktığımda, hayatın ne kadar hızlı tükendiğini görüyorum.
Görüyorum da bakmakta istemiyorum.
Yine de bakıyorum.
Hayat bana hiçbir şeyi hazır sunmadı.
Kolayca, bazı şeyler avucumun içine bırakılmadı.
Hep koştum birçok şeyin peşinden.
Tutabildim mi?
Hayır.
Tuttuklarımı da kuyruğundan yakaladığımdan elimde birkaç tüy kaldı.
O tüylerden de bir şey olmadı.
&#8220;Al bu parayı istediğini al&#8221; diyen bir büyüğüm hiç olmadı.
İstediğim zaman, bir pantolon gömlek alamadım.
Bir [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Geri dönüp baktığımda, hayatın ne kadar hızlı tükendiğini görüyorum.</p>
<p>Görüyorum da bakmakta istemiyorum.</p>
<p>Yine de bakıyorum.</p>
<p>Hayat bana hiçbir şeyi hazır sunmadı.</p>
<p>Kolayca, bazı şeyler avucumun içine bırakılmadı.</p>
<p>Hep koştum birçok şeyin peşinden.</p>
<p>Tutabildim mi?</p>
<p>Hayır.</p>
<p>Tuttuklarımı da kuyruğundan yakaladığımdan elimde birkaç tüy kaldı.</p>
<p>O tüylerden de bir şey olmadı.</p>
<p><strong>&#8220;Al bu parayı istediğini al&#8221;</strong> diyen bir büyüğüm hiç olmadı.</p>
<p>İstediğim zaman, bir pantolon gömlek alamadım.</p>
<p>Bir lokantaya girip de, istediğim kadar yemek yiyemedim.</p>
<p>Eğitim enstitüsünde okurken bile, dokuz kişi bir odada yattık. Her gün salçalı ekmek yedik.</p>
<p>Hatırlarım. Bir sıcak ekmek alırdım, içine de margarin yağı sürerdim. İçecek sokak çeşmesinden. 24 saat idare ederdim yerine göre. <strong>&#8220;Aç mısın?&#8221;</strong> diye soranlara da <strong>&#8220;tokum&#8221;</strong> derdim.</p>
<p>Birinin ekmeğini yiyip de, kendimi ezik hissetmedim hiç.</p>
<p>Bir bağlama sahibi olamadım ortaokul yıllarımda. Bağlama çalmak isteğim hep, içinde asılı kaldı bağlama, telleri kopuk, gövdesi çatlak. Otuz beş yaşımda bağlama çalma hevesime <strong>&#8220;kırkından sonra saza başlayan, mezarda çalar&#8221;</strong> sözleri takıldı.</p>
<p>Kırkından sonra saz çalınır. Elli yaşından sonra, zurnada çalınır, klarnette.</p>
<p>Şimdi her yerde bir sazım var. Evde, okulda, köyde…</p>
<p>Doğayı çok sevdiğim halde, küçüklüğümde bir fotoğraf makinem olmadı, olamazdı da. Çok pahalıydı, fotoğraf makineleri. Zaten para hiç yoktu.</p>
<p>Siyah beyaz fotoğraf çekmek, çektirmek benim gibi züğürtlerin işi değildi.</p>
<p>Çocukluğuma ait fotoğraflar, kendi gayretlerimle çekindiğim fotoğraflardır.</p>
<p>Ya İstanbul&#8217;dan ya da Almanya&#8217;dan gelen bir Almancının fotoğraf makinesi içine girmişimdir hep.</p>
<p>Bakıyorum da o fotoğraflara, hatırlıyorum o yılları.</p>
<p>Bazı fotoğraflar ağlatıyor beni.</p>
<p>*</p>
<p>Çocukluğumun geçtiği Sofular Köyü fotoğrafları.</p>
<p>İskender öğretmenimin çektiği toplu okul fotoğrafları. Bizi öyle bir dizmişti ki öğretmenimiz. Kendine de bir yer ayarlamıştı. Üçayak üstüne yerleştirdiği makinesini kurdu. Cırrrr diye bir ses devam ederken yerine koşarak geldi. Makine fotoğrafı çektiğini belli eden sesini bize duyurdu. İşte 1968 yılında bir anlık zaman, dondu kaldı. Herkes şimdi, o fotoğrafla anıyor o çocukluk günlerini.</p>
<p>Okul fotoğrafları ya da düğün fotoğraflar veya bayramlarda çekilen fotoğraflar.</p>
<p>Bir de asker uğurlama fotoğrafları.</p>
<p>Küçük radyoların çıktığı yıllarda, köyün govalak gençleri kucaklarına küçük radyoyu alıp, antenini de uzatıp poz verirlerdi.</p>
<p>Ne günlerdi o günler.</p>
<p>Birde eller bele konulup, fotoğraf çektiren efeler vardı.</p>
<p>Genç kızların örtünme takıntıları yoktu, saçlarını açıp öyle poz verirlerdi.</p>
<p>Şimdi bakıyorum böyle fotoğraflara, hüzün doluyor içim.</p>
<p>Bakıyorum, suretiyle bir fotoğrafta kıpırtısız duran bir çocuk, 25 yaşına gelmeden göçüp gitmiş dünyadan.</p>
<p>Bir fotoğrafta hatırası; hem tatlı hem acı.</p>
<p>*</p>
<p>Öğretmenliğe başladığım Ermenek&#8217;te, ilk göz ağrım olan öğrencilerimle çekindiğimiz iki toplu fotoğraf var. Siyah beyaz, iki fotoğraf. Sonraları bir arkadaşın abisinin, Fransa&#8217;dan getirdiği bir makine. Çekilen fotoğraflar. Beş yılda on fotoğraf, hepsi bu kadar.</p>
<p>Yinede, insanı alıp götürüyor bu fotoğraflar.</p>
<p>İnsanı koparan, koy veren fotoğraflar.</p>
<p><strong>&#8220;Ne günlermiş&#8221;</strong> dedirtiyor insana.</p>
<p>*</p>
<p>İlk fotoğraf makinemi aldığımda çok sevinmiştim.</p>
<p>Bir gün evime bir genç geldi.</p>
<p><strong>&#8220;Hocam ben bir ay sonra askere gideceğim. Bana fotoğraf çeker misin?&#8221;</strong></p>
<p>Bu gencin boy fotoğraflarını çektim. Portre resimlerini çektim.</p>
<p>Makinemin içindeki pozları karta bastırmaya fırsat bile olmadı. Bir hafta sonra çocuk trafik kazasında öldü.</p>
<p>Ne yaparsın şimdi?</p>
<p>Bu genç sevdiğine verecekti o fotoğrafları, öyle gidecekti askere. Olmadı. Hayat devam etmedi. O gencin hayatı devam etmedi.</p>
<p>Bu fotoğraf çekme olayı, hayatımın en acı olayıdır.</p>
<p>*</p>
<p>Gençliğinde çok fakirlik çeken, daha sonra azmiyle zengin olan birisi şöyle demişti bana.</p>
<p><strong>&#8220;Gençliğimde sağlıklıydım, bulup yiyemedim. Şimdi param pulum var, her şeyi buluyorum. Sağlığım gitti yine yiyemiyorum.&#8221;</strong></p>
<p>Kapısının önünde mersedesi bırakıp gitti adam, giderken parasına puluna bile yiyemedi.</p>
<p>*</p>
<p>Şimdi benim, çok iyi olmasa da bir fotoğraf makinem var. Şimdiki güne şahitlik edecek fotoğraflar çekiyorum.</p>
<p>Bana yoldaşlık edecek bağlamam var. Öyle çok pahalı cafcaflı olmasa da, benimle sohbet edebiliyor. Benim duygularıma yol gösteriyor. Benimle birlikte ağlamasını gülmesini çok iyi biliyor.</p>
<p>*</p>
<p>Şimdiki fotoğraflara bakıp iç geçirmiyorum.</p>
<p>Geri dönüp baktığımda; çocukluğumun gençliğimin fotoğrafları elime geçtiğinde her şeye rağmen huzur buluyorum.</p>
<p>Lise yıllarındaki bir fotoğrafa bakıp; <strong>&#8220;kız hâlâ saçların özgür bir şekilde dalgalanıyor mu?&#8221;</strong> diye sormak hoşuma gidiyor.</p>
<p>Bir arkadaşın, önü yırtık kazağına takılmak bir fotoğrafta, hoşuma gidiyor.</p>
<p>Hoşuma gidiyor, bir fotoğrafın arkasındaki mekânları yeniden keşfetmek, gezmek, görmek…</p>
<p>Ağlatıyor beni eski fotoğraflar.</p>
<p>Ağlamakta hoşuma gidiyor.</p>
<p>&copy;2012 Bir <a href="http://www.canakkaleicinde.com">Çanakkale İçinde</a> icerigi.</p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.canakkaleicinde.com/aglatan-fotograflar.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Babasını Kaybeden Kitap</title>
		<link>http://www.canakkaleicinde.com/babasini-kaybeden-kitap.html</link>
		<comments>http://www.canakkaleicinde.com/babasini-kaybeden-kitap.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 26 Jan 2012 15:20:20 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Şuayip Odabaşı</dc:creator>
				<category><![CDATA[Köşe Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[Nizamettin GÖÇMEN]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.canakkaleicinde.com/?p=25871</guid>
		<description><![CDATA[Başlık nasıl?
İlginç değil mi?
Hep çocuklar babasını kaybetmez.
Kitaplarda babasını kaybeder.
Çocuklar ağlar, babalarının ardından.
Kitap ağlamaz, sadece okurla buluşup babasına olan borcunu ödemek ister.
Elimde böyle bir kitap var.
Adı, &#8220;Direniş&#8221;
Kitabın önsözünde bir sunuş yazan, emekli öğretmen Nizamettin GÖÇMEN, kitaba &#8220;Babasını Kaybeden Kitap&#8221; adını yakıştırmış. Bu isim yerini de bulmuş. Zira kitap basıma girmeden, kitabın yazarı bu dünyadan ayrılmış gitmiş.
Giderken [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Başlık nasıl?</p>
<p>İlginç değil mi?</p>
<p>Hep çocuklar babasını kaybetmez.</p>
<p>Kitaplarda babasını kaybeder.</p>
<p>Çocuklar ağlar, babalarının ardından.</p>
<p>Kitap ağlamaz, sadece okurla buluşup babasına olan borcunu ödemek ister.</p>
<p>Elimde böyle bir kitap var.</p>
<p>Adı, <strong>&#8220;Direniş&#8221;</strong></p>
<p>Kitabın önsözünde bir sunuş yazan, emekli öğretmen Nizamettin GÖÇMEN, kitaba <strong>&#8220;Babasını Kaybeden Kitap&#8221;</strong> adını yakıştırmış. Bu isim yerini de bulmuş. Zira kitap basıma girmeden, kitabın yazarı bu dünyadan ayrılmış gitmiş.</p>
<p>Giderken anılarını bırakmış. Öyle anılar ki o anılar; <strong>&#8220;hayata tutunuşun, ölüme direnmenin, yaşama sarılmanın&#8221;</strong> en güzel örneği. En zor şartlarda yılgınlığa fırsat vermeyen, zor bir hayatın özeti.</p>
<p>Kitabın yazarı, kitabına <strong>&#8220;Direniş&#8221;</strong> adını vermiş.</p>
<p>Marjinal bir söylemle, kuru gürültüye gösterilen, bir direniş değil bu.</p>
<p>Yazar çocukluğunda yaşadığı acıları ve sevinçleri harmanlamış, olumsuz gördüğü her şeyi kafasının içine not etmiş. Eğitimin önemini özümsemiş. Eğitimle her şey değişir ilkesiyle, düşmüş yollara.</p>
<p>Zor şartlarda, <strong>&#8220;köy enstitüsünü&#8221;</strong> bitirmiş.</p>
<p>Anadolu&#8217;da aydınlanmanın sembolü olmuş. Kendisini hep yenilemiş. Öğretmenlikten müfettişliğe, müfettişlikten il milli eğitim müdürlüğüne kadar ilerlemiş. Balıkesir Milli Eğitim Müdürlüğü yaparken emekli olmuş.</p>
<p>Doğumundan ölümüne kadar geçen sürede, yaşadıklarını anlatmış kitabında.</p>
<p>Okunduğunda anlaşılıyor ki; gerçekten bir <strong>&#8220;direnişin&#8221;</strong> kitabı bu.</p>
<p>Okumak gerekiyor, anlamak için.</p>
<p>Anlatmak, yetersiz kalıyor.</p>
<p>*</p>
<p>Kitabın önsözünü, köy enstitülü şair ve yazarlarımızdan Mehmet BAŞARAN yazmış.</p>
<p>Tonguç&#8217;un bir sözüyle başlamış yazısına;</p>
<p><strong><em>&#8220;Enstitülü haksızlığa, kötülüğe boyun eğmez, bunları gidermek için gerekirse savaşır. Bir parazit gibi başkalarının sırtından geçinmek isteyenlerden iğrenir. Yalnız emeğine güvenir. Açık yürekli olmayı, mertliği ilke bilir. Modern yaşayışın zorluklarıyla uyuşmayan davranışlarla, bunların eski kuşaklar üstündeki etkileriyle çarpışır.&#8221;</em></strong></p>
<p>Direnen adam, işte bu ilkelere yüzde yüz uyan bir eğitimciydi.</p>
<p>Emekli olduklarında eşiyle birlikte, ikramiyeleri bir ev almaya yetmemişti.</p>
<p>Diyor ki BAŞARAN;</p>
<p>Başı dik, karanlığı yara yara yürüyen bir aydının kitabıdır, <strong>&#8220;DİRENİŞ.&#8221;</strong></p>
<p><strong>Doğruya doğru, eğriye eğri.</strong></p>
<p>*</p>
<p>Yoklukların, imkânsızlıkların içinde 1930 yılında Balıkesir&#8217;in fakir bir köyünde doğan öğretmenimizin kitabından aldığım bir kaç küçük bölümü aktarayım sizlere.<strong><em> </em></strong></p>
<p><strong><em>&#8220;Üvey anamın oğlu Halil, bir gece Bili Ömer&#8217;in dükkânına girer, suçüstü yakalanır. Bil Ömer&#8217;in evine götürülür. Cezası dövülerek verilecektir. Fakat dövüldüğünde herhangi bir iz kalmamalıdır. Bir çuvala kum doldurulur. Halil&#8217;in karnının ve göğsünün konur. Çıkarlar çuvalların üstüne ezerler…(s.14)</em></strong></p>
<p>Yargısız infaz buna denir.</p>
<p>…</p>
<p><strong><em>&#8220;Daha on yaşlarında bir çocuğum. Dişim çok ağrıyor, dayanamıyorum. Köyde diş çeken iki kişi var. Nalbant Yusuf ve babamın eniştesi Hatip Mehmet.(s.27)&#8221;</em></strong></p>
<p>Nalbant bırakır mı dişi?</p>
<p>…</p>
<p><strong><em>Ağabeyim askere alınınca, ilkokul üçüncü sınıftan itibaren başta çiftçilik ve odunculuk olmak üzere tüm işler bana kaldı. O nedenle sonbahar ve ilkbahar aylarında, devamsızlığım olur, öğretmenler idare ederdi.(s.55)</em></strong></p>
<p>…</p>
<p>Öğretmenimiz Çanakkale&#8217;de de müfettişlik yapmış.</p>
<p>Gökçeada&#8217;ya teftişe göndermişler.</p>
<p>Gökçeada ilçe Milli Eğitim Müdürünü görevden almak istiyorlarmış. Bir arkadaşıyla adaya giden öğretmenimiz, İlçe Milli Eğitim Müdürüne bir katakulli yapıldığını anlamış ve işi çözmüş. Bu olayı kitabın 280.sayfasından itibaren okumak ilgi çekici.</p>
<p>…</p>
<p>Kitabın içinde öyle ilginç yaşanmışlıklar var ki; insan okudukça bu direnişin gücünü daha iyi anlıyor.</p>
<p>522 sayfalık <strong>&#8220;Direniş&#8221;</strong> kitabını okumanızı tavsiye ediyorum.</p>
<p>*</p>
<p>Yenice&#8217;de çalıştığı yıllarda, Davutköy&#8217;de sınava girmekten mahrum bırakılan zeki bir çocuğun sınavlara girmesini sağlayan öğretmenimiz, bu çocuğun ünlü bir matematik öğretmeni olacağını nerden bilebilirdi?</p>
<p>Bilmesine gerek yoktu aslında.</p>
<p>Önemli olan bir çocuğun eğitim almasıydı.</p>
<p>O çocuk bu gün, ödül almış <strong><em>(Necati Ünsal&#8217;a MATDER tarafından &#8216;Ömür Boyu Matematiğe Hizmet Ödülü verilmiştir)</em></strong> bir Matematikçi. Sıra dışı ders anlatımıyla, matematiği öcü olmaktan çıkarıp, sevimli bir tavşana dönüştüren bu öğretmen, Davutköylü Necati ÜNSAL&#8217;dır. (Kitabın 197.sayfası)</p>
<p>1930&#8242;lu yıllarda doğup, bir aydınlanma meşalesi olup kervana katılan öğretmeniz, ülkemizin birçok yöresinde göğsünü gere gere, onurlu bir şekilde her kademede çalışmış.</p>
<p>Çanakkale&#8217;de müfettişlik yapmadan önce, Yenice&#8217;de ve köylerinde öğretmenlik yapmış.</p>
<p>O&#8217;nun ölüm tarihi önemli değil.</p>
<p>Ölüm, iz bırakanlar için zor bir şey değildir.</p>
<p>O büyük insan, bir köy öğretmeni, öğretmenimiz; <strong>&#8220;Yusuf Ziya ÖZDEMİR&#8221;</strong></p>
<p>O Balıkesir&#8217;de doğdu. Anadolu&#8217;da büyüdü.</p>
<p>Yürüyor.</p>
<p><strong>&#8220;Kitap babasını kaybetmiş&#8221;</strong> olabilir.</p>
<p>Biz evlatlar, kitabı yere düşürmeyiz.</p>
<p>&copy;2012 Bir <a href="http://www.canakkaleicinde.com">Çanakkale İçinde</a> icerigi.</p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.canakkaleicinde.com/babasini-kaybeden-kitap.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Güllü Ebe&#8217;nin Gülücükleri</title>
		<link>http://www.canakkaleicinde.com/gullu-ebenin-gulucukleri.html</link>
		<comments>http://www.canakkaleicinde.com/gullu-ebenin-gulucukleri.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 13 Jan 2012 17:26:12 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Şuayip Odabaşı</dc:creator>
				<category><![CDATA[Köşe Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[Merkez]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.canakkaleicinde.com/?p=25515</guid>
		<description><![CDATA[Adı Güllü olmuş, ne fark eder?
Ömrüne gülmemiş bir kadının adı &#8220;GÜLLÜ&#8221; olsa ne değişir?
Derler ki &#8220;fakir adamın soyadı zengin olmuş,&#8221; ne olacak sanki?
Adamın adı &#8220;Fakir,&#8221; soyadı &#8220;Sefil&#8221; olsun. Yeter ki insan gibi yaşasın.
Sayın &#8220;Fakir Sefil,&#8221; insan olduğunu anlasın her zaman.
Ne yazık ki, gerçekler hiçte öyle değil.
Yenice&#8217;den hatırlarım. Yaşları seksene dayanmış, iki yaşlı insan bir dükkânın [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Adı Güllü olmuş, ne fark eder?</p>
<p>Ömrüne gülmemiş bir kadının adı <strong>&#8220;GÜLLÜ&#8221;</strong> olsa ne değişir?</p>
<p>Derler ki <strong>&#8220;fakir adamın soyadı zengin olmuş,&#8221;</strong> ne olacak sanki?</p>
<p>Adamın adı <strong>&#8220;Fakir,&#8221;</strong> soyadı <strong>&#8220;Sefil&#8221;</strong> olsun. Yeter ki insan gibi yaşasın.</p>
<p>Sayın <strong>&#8220;Fakir Sefil,&#8221;</strong> insan olduğunu anlasın her zaman.</p>
<p>Ne yazık ki, gerçekler hiçte öyle değil.</p>
<p>Yenice&#8217;den hatırlarım. Yaşları seksene dayanmış, iki yaşlı insan bir dükkânın önünde bekliyordu. Bende <strong>dükkâna </strong>girdim. Dedem de girdi. Dedem sordu.</p>
<p><strong>&#8220;Bir kasa lokum kaç lira?&#8221;</strong></p>
<p>Süleyman Abi, 15 lira olduğunu söyledi.</p>
<p>Dedem parasını saydı. Para yetersizdi.</p>
<p>Ninem, dedeme sordu.</p>
<p><strong>&#8220;Şinci biz lokum alamiciz mi? Yumşak yumşak yiyemiciz mi?&#8221;</strong></p>
<p>Hadi buyur!</p>
<p>Ne olacak şimdi?</p>
<p>Bu kadar fakirdir, Yenice&#8217;de birçok insan.</p>
<p>Gıkları çıkmaz.</p>
<p>Yaşayıp giderler.</p>
<p>Ben bakkala göz edip aldırmıştım lokumu.</p>
<p>Süleyman Abi almadı bir kısmını paranın. Verdik lokumu, nineyle dedeye.</p>
<p>Sevinçlerini görmeliydiniz.</p>
<p>Ya başka nineler dedeler, yaşlı insanlar.</p>
<p>Gebermiştim o gün.</p>
<p>*</p>
<p>Çanakkale.</p>
<p>Kuzeybatıda herkesin bildiği bir yer.</p>
<p>Gelişmiş.</p>
<p>Sosyal yapısı güzel.</p>
<p>Sözde zengin memleket.</p>
<p>Falan filan.</p>
<p>Çanakkale&#8217;nin merkez köylerine gidip görün, öyle istediğiniz gibi bir yaşantı göremezsiniz.</p>
<p>Serçeler Köyü&#8217;nün içinden asfalt geçer, Çan&#8217;a doğru gidersiniz. Yol boyunca insanların nelerle uğraştıklarını gözleyin.</p>
<p>Kazdağları&#8217;nın içine doğru gidin, farklı bir yaşam kültürüyle karşılaşırsınız.</p>
<p>Köylerde, yalnız yaşayan yaşlı insanları görmek mümkün.</p>
<p>Tek başına yaşam savaşı veren insanları görürsünüz.</p>
<p>Güneydoğu&#8217;ya yüzünüzü dönüp sefalet aramayın.</p>
<p>Burnumuzun ucunda sefaletin alası var. Hem de çok var.</p>
<p>*</p>
<p>Güllü Ebe, sırtına pırnar çalılarını yüklemiş, baltasını da asmış. Asfaltın kenarından köyüne doğru yol alıyor. Ayağında şalvarı dizlerine kadar ıslanmış. Sırtında eski bir kışlık kazak. Başörtüsü emaneten durmakta, saçlarına kar yağmış. Karda yağmakta, soğuk insanı buruşturacak kadar etkili. Elindeki bastonu, ona yardım eden, onu anlayan tek varlık.</p>
<p>Bütün bu zahmet, dört keçi için. Keçiler yerse ninemde yiyecek. Yiyecekte. Ninem keçilerini daha çok düşünüyor. <strong>&#8220;Biz yiyoruz ya, onlarda yiyecek,&#8221;</strong> diye ne güzel söylüyor. Ninemin bir şeyler yediğine, emin değilim. Aslında ninem de aç.</p>
<p>Atikhisar Barajı&#8217;nın yanındaki köydenmiş. Çanakkale&#8217;nin içi sayılır. Şu sefalete bakın. Kızları kocaya gitmiş. Erkek evlatları başka yere. Tek başına gülü solmuş bir kadın. Güllü Nine ya da Güllü ebe.</p>
<p>Yoldan geçen araçlardan birisinde, tesadüfen giden bir gazeteci yada vatandaş fark etmiş Güllü Ebe&#8217;yi. Küçük bir sohbet gerçekleştirmiş. Ağır yükün altında, ağır sözler söylemiş ninem. Anlayana.</p>
<p>Hele o konuştuğu kişiden bir kazak istemesi yok mu ya. Geberdim vallahi.</p>
<p>Van&#8217;daki depremden daha büyük bir depremdi benim için.</p>
<p>Güllü Ebe&#8217;nin azmine, kar kış engel değil de, engeller çok farklı.</p>
<p>72 yaşında bir kadın, elinde bastonla sırtında çalı taşıyor.</p>
<p>Bu bizim utancımızdır.</p>
<p>Sırtında torunlarını taşısa olmaz mı?</p>
<p>O köyün muhtarı ya da ileri gelen kişileri yok mu acaba?</p>
<p>Kış günü, niye çile çektirirsiniz bu anneye?</p>
<p>Komşuluk bu kadar mı öldü?</p>
<p>İnsanlığı, Atikhisar Barajı&#8217;nın içine mi attınız?</p>
<p>*</p>
<p><strong>&#8220;Çocuğum sen iyi bir insana benziyorsun.</strong></p>
<p><strong>Yolun açık olsun.</strong></p>
<p><strong>Tutuğun aldın bastığın topraklar altın olsun.&#8221;</strong></p>
<p>Güllü Ebe&#8217;nin dört keçisi varmış.</p>
<p>Derme çatma bir kulübesi.</p>
<p>Dedesi (kocası) ölmüş.</p>
<p>Kızlar evlenip gitmişler.</p>
<p>Oğullar da firar etmişler.</p>
<p>Asfaltın yanında yürüyen kaç Güllü Ebe var?</p>
<p>O kadar çok Güllü Ebe var ki, şaşarsınız.</p>
<p>Kepez&#8217;de çöpten yiyecek toplayan Güllü Kadınlar&#8230;</p>
<p>Çanakkale&#8217;de eski Fen Lisesi&#8217;nin arkasında yüzlerini saklayıp, <strong>&#8220;Allah Rızası için&#8221;</strong> diye inleyen Güllüler&#8230;</p>
<p>Bizim içinde yaşadığımız toplum, nasıl bir toplum?</p>
<p>Sosyal yapımız ne kadar sağlam?</p>
<p>Ramazan Ayı dışında sosyal yardımlaşma aklımıza niye fazla takılmaz?</p>
<p>Geberiyorum.</p>
<p>Lokum parasını denkleştiremeyen dedemden beri geberiyorum.</p>
<p>Ben, her gün birkaç Güllü kadın görüyorum.</p>
<p>Güllü Ebe&#8217;yi görünce, iyice geberdim.</p>
<p><strong>&#8220;Geberik geberik&#8221;</strong> yaşarım artık.</p>
<p>Güllü Ebe&#8217;nin <strong>&#8220;tutuğun altın olsun sen iyi bir insansın&#8221;</strong> dediği arkadaş kazak gönderdi mi acaba?</p>
<p>Ne yazık ki, iki kazak beş çorapta sorunların çözümü değil.</p>
<p>Bu edebiyattan, sınıfta kaldık arkadaş.</p>
<p>Sınıf tekrarı da yok bunun.</p>
<p>Güllü Ebe&#8217;nin gülücükleri kayıp.</p>
<p>Güllü Ebe, affedebilecek misin bizi?</p>
<p><small><em>[Görsel Kaynak: <a rel="nofollow" href="http://www.canakkaleninrehberi.com/">canakkaleninrehberi.com</a>]</em> </small></p>
<p>&copy;2012 Bir <a href="http://www.canakkaleicinde.com">Çanakkale İçinde</a> icerigi.</p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.canakkaleicinde.com/gullu-ebenin-gulucukleri.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yaşam ile Ölüm Arasında</title>
		<link>http://www.canakkaleicinde.com/yasam-ile-olum-arasinda.html</link>
		<comments>http://www.canakkaleicinde.com/yasam-ile-olum-arasinda.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 03 Jan 2012 11:19:19 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Şuayip Odabaşı</dc:creator>
				<category><![CDATA[Köşe Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[kepez]]></category>
		<category><![CDATA[Merkez]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.canakkaleicinde.com/?p=25270</guid>
		<description><![CDATA[Yeni bir yıla girmeyi bahane gösterip çeşitli şekillerde eğlendik.
Gece yarısı takvimleri yırttık.
31 Aralık birden bire 1 Ocak oluverdi.
Yeni yıl geldi.
Eğlence; eski yılın son dakikalarıyla, yeni yılın ilk dakikalarında zirve yaptı.
Sınıfı geçenler tam geçtiler.
Sevgi hız sınırını aştı. Sevgililer sınıfı geçtiler.
Sevinç çığlıkları atıldı, yeni yıla girilirken.
Ne değişti?
Aslında çok şey değişti.
Aslında hiçbir şey değişmedi.
*
Çocuklar bir yaş daha büyüdü.
Tamam.
Büyükler bir yaş daha yaşlandı.
Tamam.
Yeni yıla [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Yeni bir yıla girmeyi bahane gösterip çeşitli şekillerde eğlendik.</p>
<p>Gece yarısı takvimleri yırttık.</p>
<p>31 Aralık birden bire 1 Ocak oluverdi.</p>
<p>Yeni yıl geldi.</p>
<p>Eğlence; eski yılın son dakikalarıyla, yeni yılın ilk dakikalarında zirve yaptı.</p>
<p>Sınıfı geçenler tam geçtiler.</p>
<p>Sevgi hız sınırını aştı. Sevgililer sınıfı geçtiler.</p>
<p>Sevinç çığlıkları atıldı, yeni yıla girilirken.</p>
<p>Ne değişti?</p>
<p>Aslında çok şey değişti.</p>
<p>Aslında hiçbir şey değişmedi.</p>
<p>*</p>
<p>Çocuklar bir yaş daha büyüdü.</p>
<p>Tamam.</p>
<p>Büyükler bir yaş daha yaşlandı.</p>
<p>Tamam.</p>
<p>Yeni yıla girerken yeni doğan bebekler boy gösterdi televizyonlarda.</p>
<p>Sevinçlere sevinçler katıldı.</p>
<p>Sevinmek için, daha birçok bahaneler uyduruldu.</p>
<p>*</p>
<p>Ya bilmediğimiz, diğer bir çok olay / olaylar yeni yıla girerken.</p>
<p>İstemeden yaşamın dışına itilenler&#8230;</p>
<p>Hem de yeni bir yıla girmenin sınırında, istenmedik olaylarla yaşam sınırın dışına çıkıp gidenler.</p>
<p>Yeni yılı görmeden, bu Dünya&#8217;dan ayrılanlar&#8230;</p>
<p>Yeni yılın ilk dakikalarında;</p>
<p>Kaç kişi doğdu?</p>
<p>Kaç kişi öldü?</p>
<p>Kaç kişinin eğlencesi mateme dönüştü?</p>
<p>O ateşin içine düşenler biliyor bütün bu acıları.</p>
<p>Bir yanda kahkahalarla eğlencenin harmanında savrulurken birçok insan, birçok insanda matemin zemherisinde ağlıyordu, gidenlerin ardından.</p>
<p>*</p>
<p>Hayat; her zaman gülücükler dağıtmıyor insanlara.</p>
<p>Umulmadık bir yerde, umulmadık bir olayla ölümün soğuk eli <strong>&#8220;merhaba&#8221;</strong> diyor herhangi bir insana.</p>
<p>Gençmiş, çocukmuş, anneymiş, babaymış, hiç önemli değil.</p>
<p>Yaşlı, genç ayrımı yok.</p>
<p>Güzel, çirkin ayrımı yok.</p>
<p>Torpil yok.</p>
<p>*</p>
<p>Batman&#8217;da bir eve misafir olmuştuk, yıllar önce.</p>
<p>Evden cenaze çıktığını, bir çocuğun öldüğünü iki gün sonra öğrendik.</p>
<p>Ev sahibi nasılda gizlemişti bizden, olup biten her şeyi.</p>
<p>Belirli bir süre bilinmese de gizlense de ölümler, ışık hızıyla belli oluyor ölen.</p>
<p>*</p>
<p>Yeni yıl, herkese mutluluk, barış, sağlık gibi şeyleri getirmiyor aslında.</p>
<p>Dilekler, hayatın gerçekleriyle uyuşmuyor.</p>
<p>Ters yüz ediliveriyor bir insanın hayatı, beklenmedik bir dikkatsizlikle.</p>
<p>İnsan dikkatli olsa da, çürük olabiliyor tutunduğu şey.</p>
<p>Yılbaşı için çiçek satan karı koca evlerine dönerken, bir çöp kamyonunun çarpmasıyla ayrılırken hayattan, bir kız çocuğu geceyi bölmedi mi çığlıklarla?</p>
<p>*</p>
<p>Ben çok acılar gördüm.</p>
<p>Çok ölümler gördüm.</p>
<p>Yaşlı birisine, hiç üzülmedim öldüğünde.</p>
<p>Eceliyle öldü dedim.</p>
<p>Babam bile ölüme hazır olduğunu söyler bana.</p>
<p><strong>&#8220;Seksen yaşıma girdim. Artık hayatın KDV&#8217;sini de tükettim&#8221;</strong> diye söyler. Beklenir bazen ölüm.</p>
<p>İnançlı insanların davranışı böyledir.</p>
<p>Ya zamansız ölümler?</p>
<p>Zamansız ölümler, genç  ölümler hep üzer insanları.</p>
<p>*</p>
<p>Kepez&#8217;de yılbaşı eğlencesi sırasında ölen DJ Sercan&#8217;ın ölümü, beni etkileyen en dramatik ölümlerden birisidir.</p>
<p>O akşam erken gittim, Nuriye AK Caddesi&#8217;ne. Funda Arar, Ferdi Tayfur&#8217;un <strong>&#8220;Benim İçin Üzülme&#8221; </strong>şarkısını okumaktaydı.</p>
<p>Sahne ile ilgilenen şişmanca bir çocukla tanıştım. Tam 45 dakika konuştum kendisiyle. Gitarcı arkadaşlar da geldi. Ayaküstü müzikle ilgili bir sohbet yaptık. Sercan bir ara yeniden yanıma gelip, yaptığımız sohbeti destekleyen bir bilgi daha aktardı bana, &#8220;Bulutsuzluk Özlemi&#8221; solisti Nejat Yavaşoğulları&#8217;nın örnek alınması gereken bir sanatçı olduğundan bahsetti.</p>
<p>İlk grubun sahneye çıkma saati gelince, Sercan sahnede çalan müziği kesmeye gitti. Gurup sahne aldı. Şarkılar başladı. Saat 22.30&#8242;da grup sahneden indi.</p>
<p>Fasıl grubu sahnede hazırlık yaparken, sahnenin yan tarafında brandanın altında birisinin yattığını, bir müzisyen fark etmiş.</p>
<p>Sercan, sahneden düşüp başını yerdeki sert bir yere çarpmış. Bir saatten fazla yerde kalmış. Beyin kanaması geçirmiş. Orada bulunan doktorlar müdahale ettiler. Ne yazık ki, Sercan kurtarılamadı.</p>
<p>Sercan öldü.</p>
<p>Eğlence bitti.</p>
<p>Kim isterdi böyle bir olayı?</p>
<p>Kim isterdi Sercan&#8217;ın ölmesini?</p>
<p>Yeni tanıştığım bir genç adam, birkaç saat içinde ayrıldı gitti bu Dünya&#8217;dan.</p>
<p>Ben o genç insanı yeni tanımıştım.</p>
<p>Sevecen tavırlarıyla, yüzü gözümün içinde kalmıştı.</p>
<p>Sercan&#8217;ın öldüğü yerden ayrılıp eve gittiğimde, Sercan hep benimleydi.</p>
<p>Gece uyandım Sercan. Dışarı çıktım Sercan.</p>
<p>Ayakkabı giymeyi unutup, ev içi terliklerle yola çıkmışım.</p>
<p>Birkaç saat içinde genç bir insan kaybolup gitti.</p>
<p>Ben neyine güveneyim bu Dünya&#8217;nın?</p>
<p>*</p>
<p>Zor geldi bize bu ölüm.</p>
<p>Üzüldük.</p>
<p>Şarkı <strong>&#8220;Benim İçin Üzülme&#8221;</strong> dese de&#8230;</p>
<p>Üzülmemek kimin elinde?</p>
<p>Keşke olmasaydı, desek de faydası yok.</p>
<p>O gece grubun söylediği bir şarkı vardı ki, sanki ölüme meydan okuyordu.</p>
<p><strong>&#8220;Kendime geldim geleli dostlar<br />
Olamam kimseye düşman<br />
Hiç şüphem yok kefenim sağlam<br />
Coşarım ben bu akşam&#8221; </strong>(Duman grubunun şarkısı)</p>
<p>Bu şarkı çalarken Sercan, gitmişti bu Dünyadan.</p>
<p>*</p>
<p>Kaderin çizdiği çizgiyi kimse silemez.</p>
<p>Sercan&#8217;ın hayatı da bu silinmez çizginin akıbetidir.</p>
<p>Kaderden kimse kaçamaz.</p>
<p>Yollarda araçlar çarpışıp insanlar öldüğünde, sağ kalanlar korkmadan başka bir araçla yollarına devam ediyorlar.</p>
<p>Trafik kazası olur diye korkup, taksiye dolmuşa binmeyen bir insan gördünüz mü?.</p>
<p>Hayat, ölümle yan yana yoluna devam ediyor.</p>
<p>Sercan gitti.</p>
<p>Her şeye rağmen hayat devam ediyor.</p>
<p>Sercan, seni hiç unutmayacağım.</p>
<p>Yüzün donuk bir film gibi kaldı benliğimde.</p>
<p>Senden çok ders çıkaracağım.</p>
<p>Allah&#8217;tan rahmet diliyorum, Sercan&#8217;a.</p>
<p>&copy;2012 Bir <a href="http://www.canakkaleicinde.com">Çanakkale İçinde</a> icerigi.</p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.canakkaleicinde.com/yasam-ile-olum-arasinda.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Çanakkale Gibiyim Artık</title>
		<link>http://www.canakkaleicinde.com/canakkale-gibiyim-artik.html</link>
		<comments>http://www.canakkaleicinde.com/canakkale-gibiyim-artik.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 18 Dec 2011 18:31:21 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Şuayip Odabaşı</dc:creator>
				<category><![CDATA[Köşe Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[Merkez]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.canakkaleicinde.com/?p=24933</guid>
		<description><![CDATA[Aşağıdaki anlatımı, (şiir gibi bir şey) bir öğrencim bana göndermiş.
&#8220;Kim yazmış?&#8221; bilmiyorum.
Herkesin ortak duyguları olduğuna göre, herkes yazmış.
Darmadağınık bir yaşantının, parsellenmiş duyguları, Çanakkale&#8217;nin her yerine dağılmış.
Ne olursa olsun.
Bir insanın büyüdüğü yerlerle ilgili yaşadıkları, hayatın her döneminde önemli ve unutulması mümkün olmayan duygularıdır.
Ben gülmeyi Şakir&#8217;in Yeri&#8217;nde unutmadım ama orada çekindiğim bir fotoğrafın yerini hep arıyorum.
Çanakkale&#8217;nin ışıltısı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Aşağıdaki anlatımı, (şiir gibi bir şey) bir öğrencim bana göndermiş.</p>
<p><strong>&#8220;Kim yazmış?&#8221;</strong> bilmiyorum.</p>
<p>Herkesin ortak duyguları olduğuna göre, herkes yazmış.</p>
<p>Darmadağınık bir yaşantının, parsellenmiş duyguları, Çanakkale&#8217;nin her yerine dağılmış.</p>
<p>Ne olursa olsun.</p>
<p>Bir insanın büyüdüğü yerlerle ilgili yaşadıkları, hayatın her döneminde önemli ve unutulması mümkün olmayan duygularıdır.</p>
<p>Ben gülmeyi Şakir&#8217;in Yeri&#8217;nde unutmadım ama orada çekindiğim bir fotoğrafın yerini hep arıyorum.</p>
<p>Çanakkale&#8217;nin ışıltısı içinde yaşanılan her şey&#8230;</p>
<p>Ama her şey&#8230;</p>
<p>O kentin, orada doğmuş insanlarını dimdik ayakta bu tutan gerçek değil midir?</p>
<p>Çanakkale&#8217;de doğmamış birisini bile büyüten ve kendisine bağlayan bu mekanlardır belki de.</p>
<p>Belki de kendisini dimdik ayakta tutabilenler, Saat Kulesi&#8217;nin eğilmeyen dimdik duruşunda bulmuşlardır kendilerini.</p>
<p>İnsanın doğduğu yer.</p>
<p>Çocukluğunun geçtiği yer&#8230;</p>
<p>Gençliğinin şekillendiği, delilendiği yer, yerler&#8230;</p>
<p>Okula gittiği köyler, kasabalar, kentler&#8230;</p>
<p>Okullar, okuduğu sınıflar&#8230;</p>
<p>Geçici olarak kirada kaldıkları evler bile&#8230;</p>
<p>Caddeler, sokaklar, çeşmeler&#8230;</p>
<p>Ağaçlar&#8230;</p>
<p>Üzerinde çocukluğunu yaşadığı erik ağaçları&#8230;</p>
<p>Her şey ama her şey&#8230;</p>
<p>Çeker insanı kendine doğru, bir mıknatıs gibi.</p>
<p>Geçmişte yaşanılanlar, hatıralar sarmalar insanı.</p>
<p>Hasrete dönüşür bazen.</p>
<p>Sıkıldığınız (yaşamak zorunda kaldığınız) yerden kaçıp geldiğinizde, geçmişinizin şekillendiği yerlere.</p>
<p>Ne sıkıntınız kalır. Ne de derdiniz.</p>
<p>İçiniz bir hoş olur.</p>
<p>Negatif enerjiniz boşalır gider.</p>
<p>Değişse de o kentler, mutlaka sizi tanıyan bir sokak taşı olacaktır.</p>
<p>Şakir&#8217;in Yeri değişse de, sandalyeler masalar değişse de, orası Şakir&#8217;in Yeri&#8217;dir. Daha doğrusu sizin yerinizdir.</p>
<p>Kordon, boydan boya kordondur. Size göre hayatın yol aldığı, en önemli kulvarıdır <strong>&#8220;Kordon&#8221;</strong></p>
<p>Hastane Bayrı, uzaktan bakınca aynıdır. Size göre geçmişin aynasıdır.</p>
<p>Vedalara alışık iskelenin en ucunda, içtiğiniz şarabın sarhoşluğu aklınıza gelir, Kilit Bahir&#8217;e bakarken.</p>
<p><strong>&#8220;Sinemanın Şoray&#8217;ı, Bozcaada&#8217;nın Talay&#8217;ı&#8221;</strong> derdik eskiden. Bizler eskidikte, Şoray&#8217;da duruyor yerinde, Talay&#8217;da.</p>
<p>İskele, aynen duruyor yerinde. Üstü değişse de, gemiler vedalaşanlar değişse de, iskelenin altı aynı.</p>
<p>İskele&#8217;den bakarsınız karşıya.</p>
<p><strong>&#8220;Dur Yolcu!&#8221;</strong> diye başlar şiir. Bir devrin battığı yere dikkat çeker.</p>
<p>Kalbinize benzetirsiniz, Kilit Bahir&#8217;i.</p>
<p>Kilidi, çoktan kırılmıştır kalbinizin.</p>
<p>Gözlerinizi deli bir mayın gibi dolaştırırsınız boğazda.</p>
<p>Saat Kulesi gibi dikilirsiniz iskelede.</p>
<p>Bakınırsınız.</p>
<p>Bakarsınız.</p>
<p>Huzur bulursunuz.</p>
<p>Gururlanırsınız.</p>
<p>Doğum tarihiniz birden, 1915 olur.</p>
<p>*</p>
<p>Adımlarınız siz alırda, çoktan beri görmediğiniz mekânlara yönlendirir.</p>
<p>Unutulan bir mekânın içine bulursunuz kendinizi.</p>
<p>Bilinçsiz adımlarınızın sizi götürdüğü en doğru yerdir Yalı Han&#8217;ı.</p>
<p>Tedirgince bakarsınız kapıdan.</p>
<p>Bin kez değişmiştir, içerideki yüzler.</p>
<p>Çok kez değişmiştir, kırılan sandalyeler.</p>
<p>Masalar, aşındırdığı dirseklerin sahiplerini, not etmiştir bir yerlere.</p>
<p>Kaç elin dokunduğu belli olmayan duvarların soluk renkleri, herkesten selam söyler size.</p>
<p>Hanın eski en eski taşları, aşınmışlıklarıyla yorgun, sizi tanırlarda konuşamazlar.</p>
<p>Siz bakarsınız, onlar bakar.</p>
<p>İçindeki yeni insanlar sizi tanımasa da, han sizi tanır.</p>
<p>Siz hissedersiniz her şeyi, susarsınız.</p>
<p>Sadece susar, bakınırsınız.</p>
<p>Kedilerde vardır orada., kumrularda.</p>
<p>Serçeler her zaman yaman hırsızdır, masa altlarında.</p>
<p>Sarmaşık çok büyümüştür, şahittir bütün yaşanılanlara. Her yaprak döktüğünde, yeni aşklara yaprak açmıştır sessizce.</p>
<p>Han odalarının aşınmış kapı eşiklerinde, geçmişin izleri hâlâ durmaktadır.</p>
<p>Han yorgundur.</p>
<p>Yorgundur da.</p>
<p>Yaşamaktan vazgeçmez.</p>
<p>Mutludur.</p>
<p>Bilgedir.</p>
<p>Duvarları kadar kitap yaprağıdır.</p>
<p>Kendisine gönül veren insanları basar bağrına, şahit olursa sevinçlere kederlere&#8230;</p>
<p>Daha sıkı tutunur hayata.</p>
<p><strong>&#8220;Saat Kulesi&#8221;</strong> gibi dimdik ayaktadır, <strong>&#8220;Yalı Han&#8217;ı.&#8221;.</strong></p>
<p>Kollarını açar bütün kavuşmalara</p>
<p>Ve de alışıktır duygulu vedalara.</p>
<p>Çabucak ta kol kanat gerer, acemi aşıklara.</p>
<p>*</p>
<p>İşte kimin yazdığını bilmediğim sözler.</p>
<p><strong>&#8220;ÇANAKKALE&#8221;</strong> gibiyim artık;</p>
<p>Gülmeyi <strong>ŞAKİR</strong>&#8216;de bıraktım,</p>
<p>Coşkuyu <strong>LODOS</strong>&#8216;ta.<br />
Aşkı değil ama tüm anılarımı <strong>YENİ KORDON</strong>&#8216; da.<br />
&#8220;<strong>OLİMPİYAT&#8221;</strong> kadar yorgun,</p>
<p><strong>&#8220;HAYAL KAHVESİ&#8221;</strong> kadar yıkık.<br />
&#8220;<strong>FEVZİ PAŞA&#8221;</strong> kadar belalı,</p>
<p><strong>&#8220;İSKELE&#8221; </strong>kadar vedalara alışık,</p>
<p><strong>&#8220;KORDON&#8221;</strong> kadar kalabalık,</p>
<p><strong>&#8220;OTOGAR&#8221;</strong> kadar cefakâr.<br />
&#8220;<strong>ÇANAKKALE&#8221;</strong> gibiyim yani</p>
<p>Uzaktan ışıl ışıl.</p>
<p>Ama aslında yorgun</p>
<p>Ve her şeye rağmen<br />
<strong>&#8220;SAAT KULESİ&#8221;</strong> gibi dimdik ayakta!</p>
<p>*</p>
<p>Ben şunu çok iyi biliyorum.</p>
<p><strong>&#8220;Her Çanakkaleli, Kazdağları kadar gururlu ve büyük, Saat Kulesi gibi de dimdik ayaktadır.&#8221;</strong></p>
<p><strong>&#8220;M.Kemal</strong>&#8216;in mavi bakışı,</p>
<p><strong>Yahya Çavuş</strong>&#8216;un gençliği,</p>
<p><strong>Seyit Onbaşı</strong>&#8216;nın kuvveti&#8230;</p>
<p>Mehmetçiğin inancı&#8230;&#8221; var bizde.</p>
<p>&copy;2012 Bir <a href="http://www.canakkaleicinde.com">Çanakkale İçinde</a> icerigi.</p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.canakkaleicinde.com/canakkale-gibiyim-artik.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Cuma Pazarı</title>
		<link>http://www.canakkaleicinde.com/cuma-pazari.html</link>
		<comments>http://www.canakkaleicinde.com/cuma-pazari.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 11 Dec 2011 13:05:50 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Şuayip Odabaşı</dc:creator>
				<category><![CDATA[Köşe Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[cuma pazarı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.canakkaleicinde.com/?p=24759</guid>
		<description><![CDATA[Pazarları hep sevmişimdir.
Haftanın yedinci günü olan &#8220;Pazar&#8221; değil.
Alış veriş yapılan &#8220;Pazar.&#8221;
Pazaryerinde gezmek hoşuma gider.

Bütün satıcılar sıralanırlar, satarlar mallarını.
Kimisi cırtlak cırtlak bağırır. Zanneder ki çok bağırırsam çok müşteri gelecek. Çok satacağım.
Yemezler.
Eskidenmiş o ayaklar.
Bağırmakla iş olsaydı, eşekler pazarcı olurdu.
Şimdi bağırmakta bir marifet yok. Basarlar cezayı.
Kimseyi rahatsız etmeden satacaksın malını.
Nasibini doğru bulacaksın.
Ben bağırıyor muyum pazar yerinde?
&#8220;Gelim gelin, paralarım [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Pazarları hep sevmişimdir.</p>
<p>Haftanın yedinci günü olan <strong>&#8220;Pazar&#8221;</strong> değil.</p>
<p>Alış veriş yapılan <strong>&#8220;Pazar.&#8221;</strong></p>
<p>Pazaryerinde gezmek hoşuma gider.<br />
<span id="more-24759"></span><br />
Bütün satıcılar sıralanırlar, satarlar mallarını.</p>
<p>Kimisi cırtlak cırtlak bağırır. Zanneder ki çok bağırırsam çok müşteri gelecek. Çok satacağım.</p>
<p>Yemezler.</p>
<p>Eskidenmiş o ayaklar.</p>
<p>Bağırmakla iş olsaydı, eşekler pazarcı olurdu.</p>
<p>Şimdi bağırmakta bir marifet yok. Basarlar cezayı.</p>
<p>Kimseyi rahatsız etmeden satacaksın malını.</p>
<p>Nasibini doğru bulacaksın.</p>
<p>Ben bağırıyor muyum pazar yerinde?</p>
<p><strong>&#8220;Gelim gelin, paralarım gıcır gıcır. Getirin iyi sebzeyi meyveyi. Alın paramı&#8221; </strong>diye bağırıyor muyum?</p>
<p>Böyle bir şey yapsam, bana kesin <strong>&#8220;deli&#8221;</strong> derler.</p>
<p>Asla, bağıranı sevmem.</p>
<p>Gıdaklayan tavuklar hariç.</p>
<p>Yanından geçerken, bana, ona buna bağıran bir satıcıdan alışveriş yapmam.</p>
<p>Malın en iyisini satsa da şansı yoktur, benim yanımda.</p>
<p>Tezgâhındaki meyve ve sebzeleri öne iyileri arkaya kötüleri koyan satıcıları iyi bilirim. Tanırım, böyle uyanık geçinenleri.</p>
<p>Kırmızı şemsiye altından domates almam.</p>
<p>Artık işler eskisi gibi değil.</p>
<p>Tüketiciler, haklarını biliyorlar.</p>
<p>Hiç kimse güvenmediği malı almıyor.</p>
<p>Bir tezgâhtarda, bir müşteriyi, bir defa kandırırsınız.</p>
<p>Bu işin ikisi yok.</p>
<p>İkincide müşteri gelmez.</p>
<p>Kimileri tezgâhtan seçme hakkı verirken, kimisi tezgâha el sürdürmez.</p>
<p>Ben seçmem.</p>
<p>Beğenirsem alırım.</p>
<p>Satıcı beni katakulliye getirip kötü mal vermişse, bir daha tezgâhına uğramam.</p>
<p>Pazarları severim, her satıcıyı sevmek zorunda değilim.</p>
<p>*</p>
<p>Sizce, Çanakkale&#8217;de en hareketli pazar yeri neresi?</p>
<p>Bana göre, <strong>&#8220;Cuma Pazarı.&#8221;</strong></p>
<p>Pazar yerinin bir düzeni var.</p>
<p>Aynı tür satıcılar hep bir arada.</p>
<p>Müşterilerin seçme hakkı var.</p>
<p>İnsanların ihtiyaçlarını karşılayacak her tür malı ve satıcıyı bulmak mümkün.</p>
<p>Zabıta ve emniyet güçleri tarafından gerekli güvenlik tedbirleri alınmış.</p>
<p>Çevreci bir yaklaşımla konuşacak olursam, pazar yerindeki çınar ağaçları bile bir başka güzel.</p>
<p>*</p>
<p>Pazar yerinde hiç alışveriş yapmasa bile, ara sıra gezmeli insan.</p>
<p>Üretilen ürünleri görmeli.</p>
<p>İnsanların evlerine ekmek götürmek için, neler yaptıklarını gözlemeli.</p>
<p>Gözleyin bak, hiç kimse şu kadar para kazandım demez.</p>
<p>Bugünde ekmek paramızı kazandık der.</p>
<p>Bereket okur satıcılar.</p>
<p><strong>&#8220;Allah bereket versin&#8221;</strong> derler.</p>
<p><strong>&#8220;İyi günlerde kullanın&#8221; </strong>derler.</p>
<p><strong>&#8220;Afiyet olsun&#8221; </strong>derler.</p>
<p>Her yapılan iş, eve bir lokma ekmek götürmek içindir.</p>
<p>Bazı köylüler, kendi ürettiklerini satarlar.</p>
<p>Kimisi ormandan topladığını satar.</p>
<p>Kimisi alır satar. Ticaret yapar.</p>
<p>Alınteriyle gelir her şey sofraya.</p>
<p>İşte pazarlar, <strong>&#8220;alınterinin&#8221;</strong> satıldığı yerlerdir.</p>
<p>Nasırlı ellerin, şefkatini sergiledikleri yerlerdir.</p>
<p>Bunun yanında para harcayanlarda, en ucuz kaliteli malların peşinde koşarlar.</p>
<p>Satıcılarla alıcılar arasında, tatlı bir alışveriş ilişkisi sürer gider.</p>
<p>*</p>
<p>Ben bu <strong>&#8220;Cuma Pazarı&#8217;nı&#8221;</strong> sevdim.</p>
<p>Bir gün, pazarın girişinde yarım ekmek alacağım.</p>
<p>Peynirlerin satıldığı yerden başlayacağım, peynirlerin tadına bakmaya.</p>
<p>Çaktırmadan bir ekmek, bir peynir.</p>
<p>Bir yerden tek domates, birde salatalık. Hele birde, acı biber denk getirirsek&#8230;</p>
<p>Pazarın alt tarafına varınca, işlem tamam olur.</p>
<p>Akşam yemek yemeye, gerek kalmaz.</p>
<p>Kemal Sunal&#8217;ın bir filminde yaptığı gibi.</p>
<p>Pazar esnafı bana kızar mı, yoksa güler mi?</p>
<p>Denemek lazım.</p>
<p>*</p>
<p>Bizim ülkemizde bütün batı il ve ilçelerinde pazar yapılır, belirli günlerde.</p>
<p>Bazıları için, pazara gitmeden olmaz.</p>
<p>Genç kızlar, pazarda piyasa yaparlar. Delikanlılar da fiyaka yaparlar.</p>
<p>Bizim türkülerimizde vardır, pazarla ilgili.</p>
<p><strong>&#8220;Alim gitme pazara</strong></p>
<p><strong>Uğratırlar nazara.</strong></p>
<p><strong>Alim öldü diyenler </strong></p>
<p><strong>Kendide girsin mezara&#8221;</strong> gibi.</p>
<p><strong>&#8220;Pazarda bal var gelinim-Erzurum çarşı Pazar-Drama&#8217;nın içinde yaparlar pazar-&#8221; </strong>türküleri gibi.</p>
<p>Aklıma gelen türküler bunlar.</p>
<p>*</p>
<p><strong>&#8220;Cuma Pazarı&#8217;nı&#8221;</strong> değerli kılan başka bir şeyse.</p>
<p>Otoparkı&#8217;nın olması.</p>
<p>Yap alışverişini, yükle aracına, yallah eve.</p>
<p>Pazaryeri, en sıcak günlerde bile serin bir yapıya sahip.</p>
<p>Pazarda, her keseye uygun, yiyecek ve giyecek var, demiştim..</p>
<p>Çeşit çeşit&#8230;</p>
<p>Kaliteli kalitesiz&#8230;</p>
<p>En önemlisi, ucuzluk var.</p>
<p>Her çeşit satıcısı&#8230;</p>
<p>Pilavcısı, simitçisi&#8230;</p>
<p>Lahmacuncusu&#8230;</p>
<p>Çantacısı&#8230;</p>
<p>&#8230;</p>
<p><strong>&#8220;Yok yok&#8221; </strong>bu pazarda.</p>
<p>Sen paradan haber ver.</p>
<p><strong>&#8220;Cuma Pazarı&#8221; </strong>Çanakkale&#8217;nin yükünü çeken tek yer bence.</p>
<p>Çanakkaleliler de pazarın hakkını veriyorlar.</p>
<p>Ben haftaya <strong>&#8220;yarım ekmekle, pazarın alt başına kadar bir yürüyüş eyleyeyim&#8221;</strong> diyorum.</p>
<p>Bakalım ne olacak?</p>
<p>&copy;2012 Bir <a href="http://www.canakkaleicinde.com">Çanakkale İçinde</a> icerigi.</p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.canakkaleicinde.com/cuma-pazari.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Cuma Günleri Otobüse Binmemeli</title>
		<link>http://www.canakkaleicinde.com/cuma-gunleri-otobuse-binmemeli.html</link>
		<comments>http://www.canakkaleicinde.com/cuma-gunleri-otobuse-binmemeli.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 01 Dec 2011 08:33:41 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Şuayip Odabaşı</dc:creator>
				<category><![CDATA[Köşe Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[kepez]]></category>
		<category><![CDATA[Merkez]]></category>
		<category><![CDATA[şehiriçi ulaşım]]></category>
		<category><![CDATA[ulaşım]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.canakkaleicinde.com/?p=24507</guid>
		<description><![CDATA[Otobüs durakta durdu.
 Şoför, koltuktan kalkar gibi yapıp geriye doğru seslendi.
&#8220;İlerleyelim beyler!&#8221;
Otobüsün içinde bir kıpırdanma olmadı. Nasıl olsun ki, otobüs boğazına kadar dolu.
Ön kapıdan insanlar hâlâ içeri girmeye çalışıyor.
Şoför ayağa kalktı.
&#8220;İlerleyelim baylar bayanlar&#8221; diye birkaç kez tekrar etti. Sesini yükseltmekten çekinse de, sesinden kızgınlığı da anlaşılmaz gibi değildi.
Bir kadın;
&#8220;Nereye ilerleyelim. Pencereden dışarı mı çıkalım?&#8221; diye [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Otobüs durakta durdu.<br />
 Şoför, koltuktan kalkar gibi yapıp geriye doğru seslendi.<br />
&#8220;İlerleyelim beyler!&#8221;<br />
Otobüsün içinde bir kıpırdanma olmadı. Nasıl olsun ki, otobüs boğazına kadar dolu.<br />
Ön kapıdan insanlar hâlâ içeri girmeye çalışıyor.<br />
Şoför ayağa kalktı.<br />
&#8220;İlerleyelim baylar bayanlar&#8221; diye birkaç kez tekrar etti. Sesini yükseltmekten çekinse de, sesinden kızgınlığı da anlaşılmaz gibi değildi.<br />
Bir kadın;<br />
&#8220;Nereye ilerleyelim. Pencereden dışarı mı çıkalım?&#8221; diye sitemli bir şekilde söylendi.<br />
Otobüsün inme binme kapıları açık olduğundan, bir kadın arka kapıdan bindi. Şoför, &#8220;arkadan binmeyin&#8221; diye söylendi. Sesi yitti gitti, kalabalığın arasında.<br />
Yinede emniyeti bırakmadı, şoför.<br />
&#8220;Kapıları kapatıyorum. Kapıların ağzında olanlar dikkatli olun&#8221; diye de söylendi.<br />
Kapandı kapıları, otobüsün.<br />
Oturan otuz yolcu var, daha fazlası ayakta kalmış.<br />
Abarttım mı?<br />
Yok ya abartmadım.  Otobüslerin önündeki bir levhada, oturacak ve ayakta gidecek yolcu sayısı verilmiş. Okuyan anlar.<br />
&#8220;24 oturarak, 26 ayakta gibi.&#8221;<br />
Olsun.<br />
 Otobüsün alması gereken yolcudan iki kat yolcu var, ister inanın ister inanmayın.<br />
Vatandaş biniyor.<br />
Sonra da; &#8220;yaşlılara hürmet, yer gösterin hamilere, kadınlara, özürlülere…&#8221; durumları ve muhabbeti var.<br />
Ben söyleyeyim, yaşlılar, özürlüler, hamileler binmesin otobüse. Her zaman, abuzittin olabilirler.<br />
Şoföre sitem etti bir yolcu.<br />
&#8220;Kırkbeş dakikadır bekliyorum. Bir otobüs geçmedi, duraktan.&#8221;<br />
Şoför atıldı.<br />
&#8220;Olmaz hanımefendi. Üç dakikada bir otobüs geçiyor Kepez&#8217;e.&#8221;<br />
 Birisi atıldı.<br />
&#8220;Kaptan! Sıkma, atma kardeşim. Ben 25 dakikadır bekliyorum. Gelen yok. Giden yok işte&#8221;<br />
Bir teyze atıldı.<br />
&#8220;Gidin bakın TOKİ konutlarının olduğu durakta, otobüsler sıralanmış. Şoförler kahvede keyif çatıyorlar.&#8221;<br />
Hayda!<br />
Bir başkası daha lafa karıştı.<br />
&#8220;Kepezspor&#8217;un ordaki kahvede de şoförler var.&#8221;<br />
Kaptan cevap verdi, zoraki.<br />
!!!??<br />
&#8220;On dakikada bir otobüs geçiyor.&#8221;<br />
&#8220;Ya kardeşim üç dakkayı on dakkaya çıkardın. Seninde bir şeyden haberin yok. Bir durakta, cuma günü otobüs bekle de gör&#8221; diye söylendi.<br />
Kaptan sesini kesti.<br />
&#8220;Şoförlerin belirtilen yerlerde, keyif çattığı doğru mu acaba?&#8221;<br />
Vallahi ben söylemedim. Otobüsün içinde yolcular söylediler. Ben sadece duyduklarımı yazıyorum.<br />
Bir kadın birilerine seslendi.<br />
&#8220;Tutun biriniz şu çocuğu, gücüm kalmadı&#8221;<br />
Kim tutacak, vatandaşın sıkış depiş durmasından kolunu kaldıracak boşluk mu var?<br />
Kadın çocuğu elinden bıraksa, çocuk yere düşmez, birilerinin üstünde kalır. Otobüste boşluk yok ki zaten.<br />
Kime yer vereceksin, yer göstereceksin. Hareket yok, otobüsün içinde.<br />
Hayret! Duraklarda inen kimse de yok.<br />
Eğer Çanakkale&#8217;ye oturarak gitmek istiyorum derseniz, ara duraklarda bekliyorsanız hiç şansınız yok.<br />
Akşama kadar değil, kaç gün beklerseniz bekleyin oturacak yer bulamazsınız.<br />
En iyisi beklemeyin.<br />
Yavaş yavaş yürüyün. Hedefe ulaşırsınız.<br />
Yürümek istemiyorsanız, o zaman ayakta gitmeye razı olacaksınız.<br />
Benden söylemesi.</p>
<p>*<br />
Cuma Pazarının olduğu günde, Köprübaşı&#8217;ndaki otobüs duraklarında bir insan kalabalığı oluyor ki sormayın. Ellerinde poşetler, paketler… Tam bir işkence.<br />
Bir gün birisi otobüse bebek arabası sokmaya çalıştı, olmadı. Bebeği ile kadın yolun ortasında baktı kaldı. Otobüsler böyle durumları kaldırmıyor. Çok eşyanız varsa, en iyisi taksi tutmak.<br />
Başka çıkar yol yok.<br />
Otobüstekiler bağırıyor.<br />
&#8220;Söyleyin belediyeye, ek seferler koysunlar. Böyle olmaz ki… Belediye uyuyor mu? Belediye bu durumları görmez mi ayol!&#8221;<br />
&#8220;Anne sen bari konuşma. Sana mı kadı otobüs sorununu çözmek&#8221; diyen genç bir kadın.<br />
Kızına;<br />
&#8220;Karışma sen benim işime&#8221; diye kızına çıkışan teyze.<br />
Marko Paşa olmuş otobüs şoförü.<br />
Yanımızdan iki otobüs geçti, Otobüslerde ikişer yolcu, Kepez&#8217;e doğru gidiyorlar.<br />
İlk baştan şoför patladı;<br />
 &#8220;Benim arabanın durumuna bak. Bir de beni geçen otobüslere. Allah Allah.&#8221;<br />
Eee zamanında otobüs gelmezse bir otobüs sardalye kutusu gibi olur. Ötekilerde boş konserve tenekesi, tangur tungur bizi geçip giderler.&#8221;<br />
Bir yolcu,<br />
&#8220;Allahım suçumuz ne bizim, böyle yolculuk yapıyoruz?&#8221;<br />
&#8220;Az ye de kendine özel otomobil al kardeşim.&#8221;<br />
&#8220;Ben sayısalda tutturursam alacağım&#8221;<br />
&#8220;Bekle tutturursun.&#8221;<br />
Oteli geçtik, Hayret, hâlâ inen yok.<br />
Cuma Pazarı önündeki durakta binmedim otobüse. Daha geriye gidip bindim. Otobüste yer buldum. İskelede binseydim, daha iyi yer bulurdum.<br />
Doğru.<br />
Şimdi ben Cuma Pazarı&#8217;nda alışveriş yapıp, İskele&#8217;den otobüse binersem, Kepez&#8217;e bir koltukta oturarak gidebilirim.<br />
Nasıl?<br />
Bendeki sivri zekâ nasıl?<br />
Pazarda alışveriş yapıp, İskele&#8217;de binin otobüse. Ohhhh! Rahat rahat gidin Kepez&#8217;e.<br />
*<br />
Otobüs Kepez&#8217;e varmadan, koridordaki yolcular birkaç durakta indiler. Ayakta yolcu kalmadı. Yeltepe Durağı&#8217;nı geçtikten sonra bende indim otobüsten.<br />
Terlemişim otobüsün içinde, havasızlıktan. Naylon çadırın içinde, havasızlıktan ölen Pomağın keçileri gibi bir gün telef olacağız.<br />
Paltomun yakalarını kaldırdım. Kaşkolomu boğazıma sardım, yürüdüm.<br />
Şoför hâlâ beynimin içinde sesleniyor.<br />
&#8220;Otobüsün arkası boş, ilerleyelim beyler, ilerleyelim arkadaşlarrrr.&#8221;<br />
*<br />
Ne çabuk usandım, otobüse binmekten.<br />
Cuma günleri, Cuma Pazarı.<br />
Otobüslerde yolcu sayısı diğer günlere göre dört kat.<br />
Diğer günlerde de yolcu yoğunluğu az değil.<br />
&#8220;Cuma günleri otobüse binmemeli&#8221; diyorum da.<br />
Mecbur olmasam, diğer günlerde de binmem.<br />
Otobüse binmek zorundayım.<br />
Peki;<br />
Cefa çekmek zorunda mıyım?</p>
<p>&copy;2012 Bir <a href="http://www.canakkaleicinde.com">Çanakkale İçinde</a> icerigi.</p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.canakkaleicinde.com/cuma-gunleri-otobuse-binmemeli.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Arada Bir Otobüse Binmeli</title>
		<link>http://www.canakkaleicinde.com/arada-bir-otobuse-binmeli.html</link>
		<comments>http://www.canakkaleicinde.com/arada-bir-otobuse-binmeli.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 09 Oct 2011 12:20:27 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Şuayip Odabaşı</dc:creator>
				<category><![CDATA[Köşe Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[Merkez]]></category>
		<category><![CDATA[otobüs]]></category>
		<category><![CDATA[şehiriçi ulaşım]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.canakkaleicinde.com/?p=23590</guid>
		<description><![CDATA[Arabamı sattım.
Yürüyorum.
Birçok yere yürüyerek gidiyorum.
Zamanla yarışıyorsam, toplu taşıma araçlarına bindiğim gibi hedefe doğru yol alıyorum.
On dakikada gittiğim bir yer, şimdi otuz dakika oldu.
Olsun, yapacak bir şey yok.
Ayaklarıma kuvvet.
Özel bir otomobilde rahat rahat giderken, insanın hiç umurunda olmuyor toplu taşıma araçlarındaki balık istifi yolculuklar.
Ayakta yolculuklar&#8230;
Mevsim zorlukları&#8230;
Hiç düşünmezdim.
Bakardım yoldan geçen otobüslere, koltuklar dolu, ara koridorlar dolu.
Umursamazdım hiç.
Artık [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Arabamı sattım.</p>
<p>Yürüyorum.</p>
<p>Birçok yere yürüyerek gidiyorum.</p>
<p>Zamanla yarışıyorsam, toplu taşıma araçlarına bindiğim gibi hedefe doğru yol alıyorum.</p>
<p>On dakikada gittiğim bir yer, şimdi otuz dakika oldu.</p>
<p>Olsun, yapacak bir şey yok.</p>
<p>Ayaklarıma kuvvet.</p>
<p>Özel bir otomobilde rahat rahat giderken, insanın hiç umurunda olmuyor toplu taşıma araçlarındaki balık istifi yolculuklar.</p>
<p>Ayakta yolculuklar&#8230;</p>
<p>Mevsim zorlukları&#8230;</p>
<p>Hiç düşünmezdim.</p>
<p>Bakardım yoldan geçen otobüslere, koltuklar dolu, ara koridorlar dolu.</p>
<p>Umursamazdım hiç.</p>
<p>Artık kepez ile Çanakkale arasında gelip gidiyorum artık. Bende sardalye istifi insanların içindeyim.</p>
<p>Şimdi öğrendim.</p>
<p><strong>&#8220;Önden binilecek, arkadan inilecek.&#8221;</strong></p>
<p>Ön koltuklar yaşlılara özürlülere gazilere ve şehitlere aittir.</p>
<p>Yok ya şehitler yok.</p>
<p>Binmeden <strong>&#8220;kent kartını&#8221;</strong> hazırla.</p>
<p>Kartı istenilen yere yapıştır. <strong>&#8220;Biiip&#8221; </strong>geç.</p>
<p>Bazılarında,<strong>&#8220;Bakiyeniz yetersizdir&#8221;</strong> uyarısı.</p>
<p>Kaptanın eline düştünüz işte.</p>
<p>Otobüse kartının bakiyesi olmadan binen bayanın ya da bayın ricası.</p>
<p><strong>&#8220;Bakiyesi olan var mı acaba?&#8221;</strong></p>
<p>Uzanan bir el, bip bip.</p>
<p>Verilen nakit para.</p>
<p>Teşekkürler filan.</p>
<p>Öğrendim ki, otobüslere binen <strong>&#8220;bakiyesizler&#8221;</strong> çokmuş. Bu bakiyesizler, rol yaparlarmış. Kaptanı kandırabilirlerse <strong>&#8220;bedavaya&#8221;</strong> getirirlermiş işi.</p>
<p>Bir gün kaptan bağırdı.</p>
<p><strong>&#8220;Şerefsizlik&#8221; </strong>edenler oluyor.</p>
<p><strong>&#8220;Bir liraya tenezül edenler var.&#8221;</strong></p>
<p>Her gün Çanakkale&#8217;ye gidip gelen Kızılderili büyük şefin karısına benzeyen, saçları kınalı roman kadında şoförü destekledi.</p>
<p><strong>&#8220;Bir liraya tenezül eden hem şerefsiz hem de namussuzdur, evet abi!&#8221;</strong></p>
<p>*</p>
<p>Ben cebimde <strong>&#8220;bakiyeli&#8221;</strong> kart taşıyorum.</p>
<p>Çanakkale Belediyesi&#8217;nin bir elemanı, eski Fen Lisesi&#8217;nin karşısında bakiyesi bitmeyen kart yüklemesi yapıyor. Ben kartımı, <strong>&#8220;bitmeyen kart&#8221; </strong>haline getirdim. Bundan sonra, otobüse bindiğimde <strong>&#8220;bakiye&#8221;</strong> ile ilgili sorunum olmayacak.</p>
<p>Kent kartınızı, banka kredi kartınızla ilişkilendiriyorsunuz. Kent kartınızda para bittikçe, hesabınızdan para transferi oluyor, <strong>&#8220;bakiye&#8221;</strong> kendine geliyor. <strong>&#8220;Bakiye&#8221;</strong> sizi yarı yolda bırakmıyor. Bakiyeniz bitecek diye düşünmüyorsunuz. Bu işlemi yaptıktan sonra, marketlerde <strong>&#8220;bakiye&#8221;</strong> aramıyorsunuz artık.</p>
<p>Bence güzel bir olay.</p>
<p>Herkese tavsiye ederim.</p>
<p>*</p>
<p>Bir sabah Çanakkale&#8217;ye gittim.</p>
<p>Bindim otobüse. <strong>&#8220;bip&#8221; </strong>tamam. İndim iskelede.</p>
<p>Dönüşte, bindim otobüse, dayadım kartımı. Bir bayan dedi ki.<strong>&#8220;Bakiyeniz&#8221; </strong>yetersiz. Ayağımı otobüsten geri attım. İniyordum, kaptan seslendi.</p>
<p><strong>&#8220;Beyefendi, binin otobüse, işinizden kalmayın.&#8221;</strong></p>
<p>Otobüs şoförü, insan sarrafı olmalı.</p>
<p>Bana değer verdi. Birkaç yıl önce, Kepez&#8217;de bir polis, durup dururken bana kimlik sormuştu.</p>
<p>Gidip aynaya bakmıştım, &#8220;neye benziyorum&#8221; diye.</p>
<p>Aklıma üçkağıtçı bakiyeciler geldi utandım.</p>
<p>Mesele, 1 lira 25 kuruşluk bir mesele.</p>
<p>Mesele parada değil.</p>
<p>Böyle bir durumda, insan eşekten düşmüş gibi oluyor.</p>
<p>Ben bindim otobüse, oturdum bir koltuğa.</p>
<p>İlk gördüğüm yerde de <strong>&#8220;bakiyesi&#8221;</strong> bitmeyen kartı oluşturdum.</p>
<p><strong>&#8220;Anlayışlı kaptan, size teşekkür ederim.&#8221;</strong></p>
<p>*</p>
<p>Orhan Veli bir şiirinde; <strong>&#8220;Girdim insanların içine, insanları gördüm&#8221; </strong>demişti.</p>
<p>Nasıl bir şey insanları görmek?</p>
<p>Bir otomobilde tek başına yolculuk yapanlar insanları görebilir mi?</p>
<p>Görmüyorlar.</p>
<p>Bende yıllarca, insanları görmeden geldim gittim.</p>
<p>İnsanların dışında değildim elbette.</p>
<p>Özel otomobil kullanırken insanların dışındaydım, diye düşünüyorum.</p>
<p>Şimdi her ortamda insanların içindeyim.</p>
<p>İyice karıştım insanlara.</p>
<p><strong>&#8220;Üstüm başım insan oldu.&#8221;</strong></p>
<p>Bol bol belediye otobüslerine biniyorum.</p>
<p>Yaşım ellibeşi geçti, koltuk verilecek yaştayım.</p>
<p>Otobüse benden yaşça büyük insanların bindiğini gördüğümde, yer veriyorum.</p>
<p>Bazı teyzeler <strong>&#8220;Allah Razı olsun&#8221;</strong> demekteler.</p>
<p>Bazı gençlerin böyle durumlarda, uykuya daldıklarını görüyorum.</p>
<p>Anneleri, yaşlıları, özürlüleri kollamak gerekli.</p>
<p>Yer göstermek gerekli</p>
<p>Yer göstermek gerekli, hastalara düşkünlere.</p>
<p>*</p>
<p>Bir gün otobüste iki kasketli yan yana oturmuşlar.</p>
<p>Ayvacıklı yaşlı dayı yanındakine;</p>
<p><strong>&#8220;Ule goca otobüste başında şapka olan sade ikimiz var. Biz seninle ikinci sınıf vatandaş oluyoruz haberin var mı?&#8221;</strong> diye söylendi.</p>
<p>Cevap verdi karakuru, traş olurken çenesini kesmiş olan amca;</p>
<p><strong>&#8220;İkinci sınıf nekine? Ben alışmışım giyerim şapkayı ni varmış.&#8221; </strong></p>
<p>Bende dedim ki;</p>
<p><strong>&#8220;İkinizde birer foter şapka giyin. Amerikan kovboyu olursunuz. Kimse sise bir şey diyemez&#8221;</strong></p>
<p>Ayvacıklı Dayım atıldı.</p>
<p><strong>&#8220;Bire de at bulduk mu tamam len. Amerikalı olunca, kimse bize laf atamaz. Çekeriz dabancaalrı.&#8221;</strong></p>
<p>Gülüşmeler.</p>
<p>Bu iki kasketli aslında; <strong>&#8220;Milletin Efendisi&#8221;</strong> oluyorlar. Oluyorlar da şimdi <strong>&#8220;Yüzüklerin Efendisi&#8221; </strong>daha çok tanınıyor.</p>
<p>&#8230;</p>
<p>*</p>
<p><strong>&#8220;Arkaya ilerleyelim beyler!&#8221; </strong>ikazı kaptanın.</p>
<p>Otobüsün ortasında dikilen antenleri kapalı insanlar, kendi keyiflerinde.</p>
<p>Otobüsün önünde bir kaynaşma.</p>
<p>Arka koltuklar boş.</p>
<p>İlerlemiyor, anteni kırıklar.</p>
<p>Kızıyor bir yolcu, iteliyor saygısızları.</p>
<p>Açılıyor koridor.</p>
<p>Rahatlıyor otobüs.</p>
<p>Rahatlıyor insanlar.</p>
<p>*</p>
<p>Aslında rahatlamıyor otobüs.</p>
<p>Sabah işe giderken, akşam işten dönerken inliyor otobüsler.</p>
<p>Otobüsün içinde, kısa mesafeli olsa da inliyor yolcular.</p>
<p>Bazı zamanlar, bir sıkışıklık ki sormayın.</p>
<p>Otobüsler, sardalye konservesi gibi.</p>
<p><strong>&#8220;Önden biniş arkadan iniş&#8221; </strong>kuralı geçersiz oluyor.</p>
<p>Karışıyor işler.</p>
<p>Bir otobüste birçok insan.</p>
<p>Bir otomobilde bir insan.</p>
<p>Geçiyor kırk kişiyle bir otobüs.</p>
<p>Geçiyor bir kişiyle bir otomobil.</p>
<p>*</p>
<p><strong>&#8220;Girdim insanların içine insanları gördüm&#8221; </strong></p>
<p>Orhan Veli bugün yaşasaydı şiirine ekleme yapardı.</p>
<p><strong>&#8220;Girdim otobüslerin içine insanları gördüm.&#8221;</strong></p>
<p>Hiç binmeyenler; ara sıra otobüslere binmeli.</p>
<p>Görmeli insanları.</p>
<p>Girmeli insanların içine.</p>
<p>&copy;2012 Bir <a href="http://www.canakkaleicinde.com">Çanakkale İçinde</a> icerigi.</p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.canakkaleicinde.com/arada-bir-otobuse-binmeli.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>5</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sokak Satıcıları</title>
		<link>http://www.canakkaleicinde.com/sokak-saticilari.html</link>
		<comments>http://www.canakkaleicinde.com/sokak-saticilari.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 02 Aug 2011 13:19:16 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Şuayip Odabaşı</dc:creator>
				<category><![CDATA[Köşe Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[kepez]]></category>
		<category><![CDATA[Merkez]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.canakkaleicinde.com/?p=22443</guid>
		<description><![CDATA[Bizim mahallenin dört mevsim değişmez çığırtkanı yaşlı simitçimizdir.
Adam gün ağarmadan üç tekerlekli arabasıyla mahallemizin cadde ve sokaklarında.
Birde ses var adamda, o biçim.

Favoretti&#8217;de yok, İbram Tatlıses&#8217;te yok böyle bir ses.
Bir bağırıyor bir bağırıyor.
&#8220;Simiiiitttt!&#8221; Dediğinde simit almaya geleni dövecekmiş gibi bir anlam çıkıyor.
Duruyor duruyor.
&#8220;Taze Simmmmit!&#8221; diye bir daha bağırıyor. Pencerenin camları zıngırdıyor.
Ben alıştım bu adama.
Hırsızlık yapmıyor ya. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bizim mahallenin dört mevsim değişmez çığırtkanı yaşlı simitçimizdir.</p>
<p>Adam gün ağarmadan üç tekerlekli arabasıyla mahallemizin cadde ve sokaklarında.</p>
<p>Birde ses var adamda, o biçim.<br />
<span id="more-22443"></span><br />
Favoretti&#8217;de yok, İbram Tatlıses&#8217;te yok böyle bir ses.</p>
<p>Bir bağırıyor bir bağırıyor.</p>
<p><strong>&#8220;Simiiiitttt!&#8221;</strong> Dediğinde simit almaya geleni dövecekmiş gibi bir anlam çıkıyor.</p>
<p>Duruyor duruyor.</p>
<p><strong>&#8220;Taze Simmmmit!&#8221;</strong> diye bir daha bağırıyor. Pencerenin camları zıngırdıyor.</p>
<p>Ben alıştım bu adama.</p>
<p>Hırsızlık yapmıyor ya. Simit satıyor.</p>
<p>Azıcık kusuru olsun.</p>
<p>Akşam simitleri bitirince, simitlerin bittiği yerde, iki bira içip evine gidermiş bizim simitçi.</p>
<p>Bir gün sesini duymasam, eksiklik hissediyorum.</p>
<p><strong>&#8220;Taze Simmit! Sıcak Simmittt!&#8221;</strong></p>
<p>Bu sesten, bazı insanlar hiçbir şey anlamasa da, hayatın bir gerçeği bu ses.</p>
<p>*</p>
<p>Bir ses daha var.</p>
<p>Yok birkaç ses var.</p>
<p>Hurdacılar.</p>
<p>Çoğunlukla hafta sonlarında çıkıyorlar meydana.</p>
<p>Her bir hurdacının, ayrı bir bağırış şekli var.</p>
<p>Hurdacııııı!</p>
<p>Hudaaacı!</p>
<p>Hurdacı geldi!</p>
<p>Hurdalar alıyooooom!</p>
<p>Şunu alıyom, bunu alıyom.</p>
<p>Hurda bir araba.</p>
<p>Hurda arabanın üstünde, çeşitli hurdalar.</p>
<p>Hurdaların arasında, kara yağız delikanlılar.</p>
<p>Beni tanıyanların, gülüşü ve sıcak selamı.</p>
<p>Günlük kazanç.</p>
<p>Günlük yaşamak.</p>
<p>Günlük hayat.</p>
<p><strong>&#8220;Hurdacııııııı!&#8221;</strong></p>
<p>Her şeyi olup ta hurda gibi yaşayanlar&#8230;</p>
<p>Bu Dünya&#8217;da boş yaşayanlara örnek olsun bu insanlar.</p>
<p>*</p>
<p>Yazın ortasındayız.</p>
<p>Artık mahalle aralarında yeni şarkı söyleyenler var.</p>
<p>Traktörünün üstüne karpuzları yükleyen köylü dayım çekingen bir davranışla bağırıyor.</p>
<p><strong>&#8220;Karpuzcuuuuuu. Karpuzcu geldiiiii1 Yerli karpuzzzzzz!&#8221;</strong></p>
<p>Adana bitti.</p>
<p>Ödemiş bitti.</p>
<p>Ezine karpuzu bitti.</p>
<p>Şimdi sıra, Kepez çevresindeki köylerde.</p>
<p>Kalabaklı&#8217;dan, Aşağı Okçular Köyü&#8217;nden geliyor karpuz.</p>
<p>48 kuruşa inmedi karpuz. 50 kuruş.</p>
<p>Karpuzlarda bir büyümüş ki sormayın. 10 kilodan aşağı karpuz yok.</p>
<p>Karpuzlara kabak aşısı yapmışlar, diyor kahvedeki birisi.</p>
<p>Karpuzu satan köylü, <strong>&#8220;ben kabak aşısından anlamam. Alıyom paraylan tohumu ekiyom. Suluyom oluyo. Topluyom satıyom.&#8221;</strong></p>
<p>50 kuruşa karpuz bana pahalı. Köylü dayıma göre ucuz.</p>
<p>Bana sorarsanız, üretmek kolay değil.</p>
<p>Karpuz satan köylünün, hiç boş zamanı yokmuş.</p>
<p>150 koyunu varmış. Gündüz tarlada, gece koyunların başındaymış.</p>
<p>Karpuzun yanında, şimdiden kışlık sebzeleri de ekmiş.</p>
<p>Bana uyku yok diyor, köylü dayım.</p>
<p>Uyumuyor.</p>
<p>Kazanıyor mu?</p>
<p>Kazanıyor.</p>
<p>Kaç köylü kazanıyor?</p>
<p>Orası belli değil.</p>
<p>Köylülerin alın teriyle beslenmiyor muyuz?</p>
<p>*</p>
<p>Oturuyorum bir kahvenin önünde.</p>
<p>Bir adam bağırıyor.</p>
<p><strong>&#8220;Dalakçıııııı!&#8221;</strong></p>
<p>Bu ne ya?</p>
<p>İlk defa <strong>&#8220;dalakçı&#8221;</strong> diye bağıran birisini duydum.</p>
<p>Demek ki yaşadığım yerde dalaksızlar var.</p>
<p>Adam geldi elinde bir tepsi. Tepsinin üstü örtülü. Kahveciye sordum.</p>
<p><strong>&#8220;Bu dalak işi nedir?&#8221;</strong></p>
<p>Kahveci;</p>
<p><strong>&#8220;Dalak bira içenlerin yediği bir mezedir. Biranın pezevengi olur bu dalak&#8221;</strong></p>
<p>Hayda! yeni bir şey daha öğrendim.</p>
<p>Dalak satan yanıma geldi.</p>
<p>Dedim ki;</p>
<p><strong>&#8220;Senin yaptığın işi yazayım. Reklâmın olur, daha çok satarsın&#8221;</strong></p>
<p>Dalakçı dalaksız;</p>
<p><strong>&#8220;Benim reklâma ihtiyacım yok&#8221;</strong> deyip kestirip attı.</p>
<p>Meğerse dalakları satamazsa, oturup birkaç birayla götürüyormuş her şeyi. Sonrada eve giderken yola sığmıyormuş, dalakçı</p>
<p>Adam, beline dayadığı tepsiyle kayboldu gitti yukarı, Kepez Meydanı&#8217;na doğru.</p>
<p><strong>&#8220;Dalakçıııııı!&#8221;</strong></p>
<p>İçin len! Dalakçıyı da unutmayın!</p>
<p>*</p>
<p>Birde elindeki <strong>tezgâhta</strong> çakı çakmak satanlar var.</p>
<p>Çeşitli elektronik eşyalar.</p>
<p>Aypotlar, saatler, lambalar, dürbünler&#8230;</p>
<p>Adamın sırtında bir çanta. Yok yok çantasında.</p>
<p>Çeşitli şekillerde bağırıyor.</p>
<p><strong>&#8220;Lazım mı? Bi bak abi? Kaç lira veriyorsun abi?&#8221;</strong></p>
<p>Derken, soruveriyorsun bir eşyanın fiyatını.</p>
<p><strong>&#8220;Abey 15 lira. Sana 10 liraya olur.&#8221;</strong></p>
<p><strong>&#8220;Bende 5 lira va&#8230;&#8221;</strong> demeden atıveriyor üzerine.</p>
<p>Elinde kalıyor.</p>
<p><strong>&#8220;Sen nerelisin hemşerim?&#8221;</strong></p>
<p>&#8220;Batmanlıyım abi.&#8221;</p>
<p>Ben cevaplıyorum.</p>
<p><strong>&#8220;Serçava&#8221;</strong></p>
<p>Şaşırıyor Batmanlı.</p>
<p><strong>&#8220;Bir saat aldım. İki gün sonra bozuldu anasını satim.&#8221;</strong></p>
<p>Feda olsun hemşerime.</p>
<p>Kolay mı gurbette ekmek peşinde koşmak?</p>
<p>*</p>
<p>Bulunduğum kahveye bir satıcı girdi. Özür diledi. Beş dakikamızı aldı. 2 kutu diş macunu, bir diş beyazlatıcı, iki adette diş fırçasını, 5 liradan sattı.</p>
<p>Şaşırdım.</p>
<p>Malzemeleri inceledim.</p>
<p>Hile hurda yok.</p>
<p>Satıcı çalmışsa bilemem.</p>
<p>Her biri, markette 3 liran aşağı satılmıyor.</p>
<p>Beş parça, beş lira.</p>
<p><strong>&#8220;Bu seyyar işler acayip işler.&#8221;</strong></p>
<p>Sokakta satılmayan hiçbir şey yok.</p>
<p>Sokaktaki satıcıların edebiyatı da bir hoş.</p>
<p><strong>&#8220;Gel vatandaş gel.</strong></p>
<p><strong>Batan geminin malları bunlarrrrrr!&#8221;</strong></p>
<p>Bizim mahalleye seyyar satıcılar gelmediğinde yolarını gözlüyorum.</p>
<p>Seyyar satıcıların sesini duyunca, <strong>&#8220;mahallede bir hayat olduğunu&#8221;</strong> anlıyorum.</p>
<p><strong>&#8220;Biz mallede başka türlü ses çıkmıyo yahu!&#8221;</strong></p>
<p>&copy;2012 Bir <a href="http://www.canakkaleicinde.com">Çanakkale İçinde</a> icerigi.</p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.canakkaleicinde.com/sokak-saticilari.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kepez&#8217;de Kayısı Şenliği</title>
		<link>http://www.canakkaleicinde.com/kepezde-kayisi-senligi.html</link>
		<comments>http://www.canakkaleicinde.com/kepezde-kayisi-senligi.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 11 Jul 2011 07:22:23 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Şuayip Odabaşı</dc:creator>
				<category><![CDATA[Köşe Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[kayısı festivali]]></category>
		<category><![CDATA[kepez]]></category>
		<category><![CDATA[Merkez]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.canakkaleicinde.com/?p=22128</guid>
		<description><![CDATA[Kepez.
Çanakkale Boğazı&#8217;nı en güzel gören belde.
Kepez&#8217;de uzun yıllardan beri yapıla gelen bir şölen daha sona erdi.
Tam adıyla; &#8220;Kayısı Şenliği ve Sünnet Şöleni&#8221;
Sadece &#8220;kayısı&#8221; şenliği yok. Birde sünnet şöleni var.
Sünnet Şöleni önemsenecek bir olay.
17.Kayısı ve Sünnet şöleni saat 12.00&#8242;de başladı.
Bu şenlik kapsamında sünnet olmak için belediyeye müracaat edenlerin çocukları sünnet ettiriliyor,  hediyeler veriliyor.
Bu yılki şenliğin [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Kepez.</p>
<p>Çanakkale Boğazı&#8217;nı en güzel gören belde.</p>
<p>Kepez&#8217;de uzun yıllardan beri yapıla gelen bir şölen daha sona erdi.</p>
<p>Tam adıyla; &#8220;Kayısı Şenliği ve Sünnet Şöleni&#8221;</p>
<p>Sadece &#8220;kayısı&#8221; şenliği yok. Birde sünnet şöleni var.</p>
<p>Sünnet Şöleni önemsenecek bir olay.</p>
<p>17.Kayısı ve Sünnet şöleni saat 12.00&#8242;de başladı.</p>
<p>Bu şenlik kapsamında sünnet olmak için belediyeye müracaat edenlerin çocukları sünnet ettiriliyor,  hediyeler veriliyor.</p>
<p>Bu yılki şenliğin daha büyük bir anlamı ve önemi vardı.</p>
<p>Bir yıl önce temeli atılan, <strong>&#8220;Nejdet Terzioğlu Camii&#8221;</strong> halkın yardımları ile tamamlanıp ibadete açılmıştı.</p>
<p>BELEDİYE Başkanı Sayın Dr. Ö. Faruk Mutan, <strong>&#8220;gelecek yıl teravi namazını bu camide kılarsınız&#8221;</strong> demiş. Kimse inanmamış.</p>
<p>Sünnet çocukları için bu camide mevlit okundu. Hem de caminin açılışı yapılmış oldu.</p>
<p>Mevlit okunurken gelen misafirlere yörede yetişen kayısılardan ikram edildi. Pilav ayran ikramıyla mevlit bitti.</p>
<p>Sünnet çocuklarına hediyeler verildi.</p>
<p>Günümüzde bazı ailelerin büyük masraflar yaparak, sünnet cemiyetleri düzenlediklerini gördüğümüzde yapılan yanlışları anlamış oluyoruz.</p>
<p>Toplu yapılan sünnetlerin aileleri rahatlattığı ve gereksiz masraflardan kurtardığı bir gerçek.</p>
<p>Keepz Belediyesi ilk önce burada doğru bir iş yapıyor.</p>
<p>Başkanın dediği gibi; &#8220;akşam ki eğlencede sünnet çocuklarına yapılan bir eğlence.&#8221;</p>
<p>Olsun biz büyükler içinde değişik bir etkinlik.</p>
<p><strong>&#8220;Çocuklar sünnet oldu, bizlerde eğleniverelim, n&#8217;olcekmiş?&#8221;</strong></p>
<p><strong>*</strong></p>
<p>Cami avlusunda değişik insanlarla tanıştım.</p>
<p>Nereli olduğumu sordular.</p>
<p><strong>&#8220;Yenice Sofular Köyü&#8217;denim&#8221;</strong> dedim bir yaşlı amcaya.</p>
<p>Yaşlı amca kulak kabarttı.</p>
<p>Dedi ki;</p>
<p><strong>&#8220;Halbiram Dedeoğlu&#8217;nu tanır mın?&#8221;</strong></p>
<p>Dedim, <strong>&#8220;Dayım&#8221;</strong> olur. Sohbetin rengi değişti.</p>
<p>Meğerse <strong>&#8220;hacı&#8221;</strong> arkadaşıymış.</p>
<p>*</p>
<p>Kayısılar geliyor, herkesin önüne cami avlusunda.</p>
<p>Birkaç kayısı bizde aldık. Kayısıların küçük olmasını bahane edip, yanımdaki amcaya laf attım.</p>
<p><strong>&#8220;Kayısı ile ilgili yazı yazacağım, Söyle güzel bir kayısı bulup yiyemedik.&#8221;</strong></p>
<p>Amca atıldı.</p>
<p><strong>&#8220;Sen merak etme, benim arabada bir çuval kayısı var. Ben sana vereyim. Sen kayısıları ye. Beğenirsen yaz, beğenmezsen yazma.&#8221;</strong></p>
<p>Nasılda denk geldi, hemen manzarayı koyduk.</p>
<p>Gökçalı Köyü&#8217;ndenmiş, laf attığım amca. Lafın altında kalacak birisi değil. Adı Sabri Gören. Eski şoförlerden. Ehliyeti Ankara&#8217;dan almış. 1954 yılından beri şoförlük yaparmış. Tam üç lakabı var. <strong>&#8220;Şoför Sabri/Yeni Zengin/Hacı Sabri.&#8221;</strong></p>
<p><strong>&#8220;Hangisini yazarsan yaz&#8221; </strong>dedi bana. Ben hepsini yazayım, hatırı kalmasın. 79 yaşındaki Sabri Amca; sevecen, cana yakın bir insan. Cebinden bir fotoğraf çıkarıp gösterdi bana. Sanki <strong>&#8220;Kurtdereli Mehmet Pehlivan.&#8221;</strong> Koç gibi burma bıyıkları varmış eskiden. Şimdi hiçbir şey kalmamış, dağlara kar yağmış.</p>
<p>Ellerinden öperim, Sabri Amca.</p>
<p>Kayısıları verdi bana.</p>
<p>Gerçekten, çok güzelmiş kayısılar.</p>
<p>Yakın zamanda, böyle güzel kayısı yememiştim.</p>
<p>Değerlendirme Kurulu&#8217;nun haberi yok bu kayısılardan. Bir benim haberim var.</p>
<p>*</p>
<p><strong>&#8220;Kayısı&#8221;</strong> denilince aklımıza Malatya gelir.</p>
<p>Malatya ünlenmiş bu meyve üzerine.</p>
<p>Kepez Belediyesi&#8217;nin logosu üstünde de <strong>&#8220;kayısı&#8221; </strong>var. Kepez&#8217;de ekonomik potansiyeli olan bir meyve.</p>
<p>Kepez&#8217;de üretilen kayısıları da kimse küçümsemesin.</p>
<p>Halep nerdeyse nerede, arşın Kepez&#8217;de.</p>
<p>Çeşitli türlerden kayısılar var.</p>
<p>Kepez&#8217;de bu şenlik kapsamında kayısıların nasıl ödüllendirildiğini öğrenince, işin çok ciddi bir şekilde yapıldığına inandım.</p>
<p>Üreticilerden gelen kayısılar tek tek inceleniyor.</p>
<p>Bu yıl 12 kişi ödül için aday olmuş.</p>
<p>Gelen kayısıların; Meyve iriliği, dış görünüşü, renk, şeker oranı, ambalaj ve tat duyusal ölçüsü inceleniyor. Bu sonuçlara göre derecelendirme yapılıyor.</p>
<p>Bu yılki değerlendirme kurulunda; ÇOMÜ Ziraat Fakültesinden Prof. Dr. Kenan KAYNAŞ, Doc. Dr. Murat Şeker, Tarım İl müdürlüğünden Hüseyin ÖZEN ve Engin UÇAR ile Ziraat odasından Eftal CEYLAN görev yapmışlar.</p>
<p>Değerlendirme sonucunda;</p>
<p>Mehmet ACAR birinci olmuş.</p>
<p>Ödülleri de fena değil. 1 çift Traktör lastiği,1 teneke motor yağı, İlaç ve yaprak gübresi. 250 lirada para)</p>
<p>Ejder AKÇAY ikinci olmuş.</p>
<p>Ödülleri; 1 teneke motor yağı, İlaç ve yaprak gübresi. 200 lirada para.</p>
<p>İrfan AYTAP üçüncü olmuş.</p>
<p>Ödülleri;1 teneke motor yağı, İlaç ve yaprak gübresi. 150 lirada para.</p>
<p>Ramazan KARACA dördüncü olmuş.</p>
<p>Ödülleri;1 teneke motor yağı, İlaç ve yaprak gübresi.</p>
<p>Candemir KARAMAN beşinci olmuş.</p>
<p>Ödülleri;1 teneke motor yağı, İlaç ve yaprak gübresi.</p>
<p>Ödüller hiçte fena değil.</p>
<p>Seneye bende mi katılsam acaba?</p>
<p>*</p>
<p>2 Temmuz gecesi yapılan konser çok güzeldi.</p>
<p>Edip Akbayram&#8217;ı yıllar önce Diyarbakır&#8217;da izlemiştim.</p>
<p>Bu konserde müthiş bir duygu seli içindeydi. Bu duygu seline hepimiz kapıldık. Bu duygu seli bizi daha da canlandırdı.</p>
<p>Belediye Başkanı Mutan&#8217;ın dediği gibi, <strong>&#8221; üç kuşağın sanatçısı Edip Akbayram&#8221;</strong> anılarımızdan silinmeyecek bir gece yaşattı bizlere.</p>
<p>Bedava bir konser hem de Edip Akbayram. Daha ne isterim ki, <strong>&#8220;Peynir Helvası&#8221; </strong>getirseniz yemem valla.</p>
<p><strong>&#8220;2 Temmuz&#8221; </strong>bir kara günün adıdır aynı zamanda. <strong>&#8220;Madımak Oteli&#8217;nde&#8221;</strong> yakılan aydınların yakıldığı gündür. Edip Akbayram, bu günüde unutmadı. Bizde unutmadık.</p>
<p>Kim unutabilir ki?</p>
<p>Çoğunlukla böyle etkinliklerde protokole ikramlarda bulunurlar. Kepez&#8217;deki konserde bütün seyircilere kayısı ikram edildi.</p>
<p>Bu güzel bir şeydi.</p>
<p>Sayın Belediye Başkanı ile beraber iki sandalyeye üç kişi oturduk.</p>
<p>Kimse rahatsız olmadı yerinden.</p>
<p>Çocukların ilgisi büyüktü, Edip Akbayram&#8217;a karşı.</p>
<p>Birçok insan ön tarafa gelip çimlerin üstüne oturdular, izlediler sanatçıyı eşlik ettiler şarkılara türkülere.</p>
<p>Çocukları sevindirmek güzel.</p>
<p>Bir yörenin ürünün sergilemek güzel.</p>
<p>Kepezli olmak güzel.</p>
<p>Çanakkaleli olmak daha da güzel.</p>
<p><strong>&#8220;Aşk olsun&#8221;</strong> sana Çanakkale</p>
<p><strong>&#8220;Aşk olsun&#8221; </strong>sana Kepez.</p>
<p>Kepezliler size aşk olsun.</p>
<p>&copy;2012 Bir <a href="http://www.canakkaleicinde.com">Çanakkale İçinde</a> icerigi.</p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.canakkaleicinde.com/kepezde-kayisi-senligi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

