Neden Yenilenebilir Enerji Kooperatifleri?

Bütün dünyada enerji üretimi ya devletin ya da büyük tekellerin elindedir. Bu da ona göre politik olarak karar alınmasını ve yatırımların yapılmasını kolaylaştırmaktadır. Oysa ki iklim değişikliğine neden olan sera gazı salımlarının en büyük gerekçesi, fosil yakıtlara dayalı enerji üretimidir. Fosil yakıtlara dayalı enerji üretiminin önüne geçebilmek için de yenilenebilir kaynaklara yönelmemiz gerekmektedir. Bu enerji dönüşümü aşamasında, belki de en demokratik yöntem olarak yerel katılımı ve yerelin söz sahibi olmasını düşünmemiz gerekmektedir. Yerel söz sahipliği aşamasında ise en etkili yöntem kooperatifçilik modelidir.

Dünya’da özellikle enerji kooperatiflerinin ilk modellerine baktığımızda, enerji iletme maliyetlerinin yüksek olduğu yerleşimlerde yaşayan insanların kendi elektrik ve enerji taleplerini karşılamak için kurdukları kooperatif ve benzeri yerel girişimleri görüyoruz. Bu modeller, daha çok yerel kaynakları kullanarak (dere, biyo atık, rüzgar vb.) ihtiyaç duydukları elektriği veya enerjiyi üretmişlerdir. Ülkemizde de ulusal şebeke kurulmadan önce bazı belediyelerin kent ve kasabaların elektrik ihtiyacı için daha çok fosil yakıtlı jeneratörler kullanmışlardır. Özellikle 1970’li yıllarda yaşanan petrol krizleri, ülkeleri kendi kaynaklarını kullanmaya doğru iten bir gelişme yaşatmıştır. Bu yıllarda özellikle ülkelerinin nükleer ve diğer fosil yakıtlı enerji üretimine alternatif olarak yerel girişimler, kooperatifleşerek yenilenebilir kaynaklardan enerji üretimine başlamışlardır. Kıta Avrupa’sının bölgesel karar alma sistemi olan eyalet yönetimi de bu alanda gelişmelere destek verdi. Özellikle ilk ortaya çıkan modeller, diğer girişimlere de örnek oldu ve enerji kooperatifleri ile yerelde yaşayanların söz hakkı, aynı zamanda bir ekonomik hakka dönüştü. Bugün Avrupa ülkelerinde kurulmuş olan 3000 den fazla enerji kooperatifi, yerelde üretilen enerjiyi kendi bölgesinde yaşayan ortakları ile paylaşıyor. Onların elektrik ihtiyacını karşılıyor. Ülkemizde 20 tane yenilenebilir enerji kooperatifi olmasına rağmen halen hiç birinin üretime geçememiş olması, biraz da bu alanda deneyimlerin olmamasına bağlı olduğunu düşündüğümüz için, iki yıldır TROYA ÇEVRE DERNEĞİ ve YEŞİL DÜŞÜNCE DERNEĞİ ortaklığında düzenlediğimiz konferanslar ile bu alandaki bir eksikliği gidermeye çalışıyoruz. Elinizde tuttuğunuz bu kitap da ikinci yıl (2017) konferansının konuşmalarını, sunumlarını ve çalıştay notlarını içermektedir.

Neden kooperatif dediğimizde, aslında yukarıda bazı ip uçları verdik.
Kooperatifler; yerelde yaşayanların kurdukları girişimler olduğu için, yerelin kalkınmasına yardımcı olurlar.
Kooperatifler; yerelde yaşayan ortaklarını gelirini arttırdığı için gelir adaleti sağlarlar.
Kooperatifler; yerelin gelir artışı ile büyük göç hareketlerine de engel olur, kırsal kalkınma modeli için vazgeçilmez bir sosyolojik gerekçe sağlarlar.
Kooperatifler; uzak yerlerde üretilen elektriğin taşınması aşamasındaki kayıpları engellediği için verimlidirler.
Kooperatifler; bölgenin kaynaklarını öncelik aldıkları için enerjide dışa bağımlılığı engeller. Rüzgarın çok olduğu bölgede rüzgar enerjisi kullanımı gibi.
Kooperatifler; yerelde istihdam sağladıkları için bölgenin ekonomik gelir dağılımını da dengelerler.
Kooperatifler; yerelde yaşayan ortakların “beraber” yönettikleri kurumlar olduğu için demokratiktirler.
Kooperatifler; yerelde yaşayanların kaynakları ile geliştirildiği için, küçük sermayelerin bir araya gelmesi sonucu büyük yatırımların yaratılmasını sağlar. Yerelin ekonomik gücünü arttırır.
Yararlı olacağına emin olduğumuz bu çalışma, ülkemizde de bu girişimlerin gelişmesini arttıracağı gibi, demokratik gelişimimiz için de önemli bir atlama taşı olacaktır.

*Bu önsöz, Kasım 2017 tarihinde yazıldığı için de, konferans konuşmalarında kullanılan bilgilerin de bazılarını yenilemiştir.

Filtreler:

Yorumunuz