Aykan Özener, Aktüel Arkeoloji ile Yollarda…

Aykan Özener,  Aktüel Arkeoloji ile Yollarda…
Şebnem Göksel
16/12/2020
16 Aralık 2020

Arkeolog/Fotoğrafçı Aykan Özener ve eşi Ece Özener, pandemi döneminde karavanıyla birlikte antik kentlerin yolunu tuttu. Aslında gelecek kuşaklara bir rehber niteliğinde harita çıkarmayı başaran Özener, ” 2. Etabını da tamamlamış olmaktan çok mutluyuz dostlar, arkadaşlar. Tanıdıklarımız, tanımadıklarımız, yollarda tanıştıklarımız, gösterdiğiniz ilgiden, manevi destekten dolayı sonsuz teşekkürler. En büyük teşekkürü de ilk etaptan beri bıkmadan, usanmadan paylaşımlarımı takip eden, yorumlarıyla, beğenileriyle hep yanımızda olduklarını hissettirenlere. Bu yolculukta en büyük motivasyon kaynağım sizlerdiniz. Anadolunun antik kentlerini, şu sıralarda ne durumda olduklarını, kazılar sonucunda yaşadıkları değişimleri kayıt altına almak amaçlı ve pandemi döneminde arkeoloji dünyamızın durumunu kayıt altına almak amaçlı olan bu projede bize çok değerli bir destek de İzel Levi’den geldi. Ona da buradan sonsuz teşekkürlerimizi sunarım. 2.Etabın en değerli durağı Patara oldu sanırım.#patarayılı2020 nedeniyle gerçekleştirdiğimiz paylaşımlar çok özel kayıtlar oldu.   O yüzden haritada Patara’yı özel olarak işaretledik. O bölümler için de çok değerli hocalarımız Havva İşkan ve Fahri Işık’a sonsuz teşekkürler. Şimdi sıra 3.etapta.” dedi.

Antik kentleri fotoğraflamak için aktüel arkeoloji dergisiyle birlikte yollara düşen Aykan Özener ile küçük bir söyleşi gerçekleştirdik.  Yolculuğun ilk iki etabını bitiren Özener, Ege ve Akdeniz bölgelerinde bulunan antik kentleri, tek tek yerinde inceliyor, fotoğraflıyor, video kayıtları alıyor ardından gelecek kuşaklar için arşivliyor. Şimdiden güzel bir rota ortaya çıkaran Özener, üçüncü rota sonrasında daha kapsamlı çalışmaların olacağını dile getirdi. Keyifli okumalar dileriz…

-Bu yolculuğa pandemi döneminde başlama fikri aklınıza nasıl geldi? Hiç korkmadınız mı?

Pandemiden dolayı evlerde kalıyorduk. İzmir’de yaşayan oğlum da pandeminin başlangıcında yanımıza geldi. Birkaç zaman sonra sıkıldığını söyledi, onun İzmir’de evi bulunuyor. “Beni İzmir’e bırakın sizin içinde hava değişimi olur” dedi. Biz de teyzemizden kalan Didim Akbük’te bir ev var, bahçeli vb. kimseler de kalmıyor şu sıralarda deyip,  bu pandemi döneminde temiz hava alalım niyetiyle oraya gidelim dedik. Ben Aktüel Arkeoloji Dergisi’nin aynı zamanda fotoğraf editörüyüm. Tam bu sırada onlardan telefon geldi. Bu pandemi döneminde kendine dikkat ederek karavanla bir yolculuk yapabilir misin diye sordular? İşte “Aykan Özener’le Aktüel Arkeoloji” projesi böyle ortaya çıktı. Pandemi nedeniyle yol güzergâhını bana bıraktılar. İlk önce Didim bölgesini, Denizli ve Aydın bölgesini dolaşacağım dedim. Dergi de bana sponsor ayarladı bu sırada. Bu işi zaten kendim yapıyordum, ama bu işten artı bir gelir kazanmadım. Sadece yol sponsoru buldular. Pandemiden önce aslında, Denizli ve Aydın bölgesine bir yolculuk yapmıştım. O yolculuğu tekrar yapmamdaki sebep bildiğim bir alan olduğu içindi. İlk olarak Laodikeia’da bulunduk. 5 gece orda kaldık. Kenti fotoğrafladım, vidolar çektim. İlk canlı yayınlarımı, röportajlarımı, oradan yaptım. Prof.Dr. Celal Şimşek hocamızla çok verimli sohbetler gerçekleştirdik. Ardından Tripolis’e geçtim. Orada da kazı başkanı Prof.Dr. Bahadır Duman ile canlı yayınlar, röportajlar gerçekleştirdim. Fotoğraflar çektim. Ardından Hierapolis’e geçtim. İşte bu noktada biraz korktum. Çünkü çok fazla turist bulunuyordu. Ve maske, mesafe kurallarına pek uyulmuyordu. Pamukkale termal havuzunda yüzmek için uzun kuyruklar oluşturuyorlardı. Bir gece bile kalmadan adeta oradan kaçtım. Ardından Aphrodisias’a yolculuk yaptım. Orada da vaktim sınırlıydı. Bir gece kaldım. Aydın ve Denizli bölgesinde gezerken bu antik kentlerin ortak özelliğinin hepsinin büyük menderes kıyısında kurulmuş olması olduğunu fark ettim. Varlık ve zamanla alüvyonlar altında kalarak yok olma sebeplerinin hep bu olduğuna şahitlik ettim. Bu çok ilgimi çekti. Büyük Menderes ve nehirler ticaretin olduğu yerlerdi. Denizli ve Aydın’da gezerken Büyük Menderes etkisini gördüğüm için yolculuğumu artık bunun üzerine kurguladım. Ve Büyük Menderes etrafında oluşan antik kentler üzerine yolculuğumu planladım.

-Eşinizle birlikte seyahat sırasında ne gibi önlemler aldınız?

Karavanda olduğumuz için hep çok dikkat ettik. Arkeolojik alanlar, ören yerleri zaten normalde de kalabalık değil. İnsanlarla mesafeyi çok koruduk. Gittiğimiz yerlerde hep rica ettik, yolculuğumuz boyunca inanın misafir odalarında ağırlamak istediler. Yemeklerine davet ettiler. Biz kibarca red ettik . Sağ olsun onlarda anlayışla karşıladılar. Böyle böyle 6 ay gezdik. Biz çok dikkat ettik diyebilirim. Her ikimizde bir an bile maskesiz dolaşmadık. Hijyen kurallarına çok uyduk. Karavanımızın olması bu konuda en büyük yardımcımız oldu. Kendi yalıtılmış, güvenlikli alanımızı kurduk.

-Aileniz ve sevdikleriniz bu geziye nasıl baktı? Coronavirüs salgını döneminde herkes evlerine kapanırken siz antik bir yolculuğa çıktınız? Ne gibi tepkiler aldınız?

Eşim Ece’yle hep birlikteydik, benim en önemli yardımcım oldu. Korunmamı ona çok borçluyum. Benim eksikliklerimi, dalgınlık anlarımı görüp hep uyardı. Çok iyi bir copilotluk yaptı. Haritalara bakmayı bilmesi sayesinde, yol bulma olaylarında çok yardımı oldu. Benim çalışma sırasında dalgın olabileceğimi düşünerekten birlikte gelmek istedi. İyi de oldu. Yol arkadaşlığı yapmış oldu. Akrabalar, eş dost çok imrenerek takip ettiğini söylediler, ama hep uyarıda da bulundular.

-Arkeolojik yolculuğunuzu nasıl takip edebiliriz? Şu ana kadar nereleri incelediniz?

Yolculuk daha çok sosyal medya üzerinden yayınlandı. Şimdilik sosyal medya aracılığıyla bizi takip edebilirler.  Youtube,instagram ve facebook üzerinde gittiğimiz yerleri paylaşıyorum. Ama en başından beri hashtag ile paylaşıyorum. #aktuelarkeolojiyollarda hashtag ile tüm rotayı görebilirler. Şimdilik sadece bunu söyleyebilirim. Ancak üçüncü etabı da bitirdikten sonra bunların editlemesi yapılacak ve hepsi ortak bir yere taşınacak.

Yolculukta şu ana kadar iki etabı tamamladım. Büyük Menderes nehri kıyısında bulunan toplam 16 kentte çalışmalar gerçekleştirdim. Özellikle Patara yılını kaçırmamak için ardından Akdeniz’e gittik. Birinci etaptaki acemiliğimiz ikinci etapta daha sakin ve daha akılcı gerçekleşti. Akdeniz yolculuğumuza Antalya’dan başlayalım ve en son Patara’ya gider dönüşe geçeriz demiştik.Öyle de yaptık.  Akdeniz turunda 12 kent gezmişim. İki yeri topladığımız zaman 28 kenti sonuna kadar gezmiş ve arşivlemiş olduk. 6 ayda 28 kent gezdik.

-Yolculuğunuz sırasında ilginç anılar yaşadınız mı? En sevdiğiniz antik kent hangisi oldu?

Yolculuğun kendisi zaten olaylar silsilesiydi. Ama hani öyle akılda kalıcı çok önemli şeyler yaşadığımı söyleyemem. Yolda olmak kendi başına bir olaydı. Eşimle birlikte ortak noktalarımız ne derseniz eğer? ikinci etaptaki Termessos diyebiliriz. 9 km dağın üstüne tırmanıyor ve zirvede bir antik kent görüyorsunuz. O kentin çok mistik bir havası var. Kentin etrafı mezarlıklılarla kaplı.  Büyük İskender’in işgal edemediği tek kent Termessos. Neden ele geçiremediğini de gittiğinizde anlıyorsunuz. Gitmeyenler varsa, orası milli park,  gidip görmelerini isterim. Bazen sis basıyor. Bu sene gittiğimde farklı bir gözle gördüm. İkincisi ise Arykanda. Arykanda’da Finike belediyesinde bulunuyor. Yine dağa tırmanıyorsunuz. Ece’yle ikimiz dağ kentlerini sanırım çok seviyoruz. Liman kentlerini de çok sevdiğimizi söyleyeyim. Likya için ayrı bir parantez açayım. Likya’nın inanılmaz bir görkemi var. Ece’yle en son şöyle dedik; “Anadolu da gezdiğimiz her yer kendine has özelliği olan farklı özellikleriyle öne çıkıyor.”

Termessos

 

-Aslında bir nevi antik kentleri arşivliyorsunuz. Arkeoloji fotoğrafçılığı bu kadar önemli mi?

-Arkeolojide fotoğraflama çok önemli. Arkeoloji fotoğrafçılığının farklı ve önemli olduğunu kavramam üniversite yıllarında başladı. Kazı alanlarında hocalar ister istemez yetenekli öğrencilerini götürürler. Benim yeteneğim fotoğraftı o zaman. Hocam beni de götürmüştü. Aslında o zaman fotoğraf yeteneğim olduğunu, ama arkeolojik fotoğrafçılığımın zayıf olduğunu düşündüm. Kazı alanında yetersizdim. Kendimi geliştirmeye başladım. Ardından Amerikan Kültür Derneği’ne, İngiliz Kültür Derneği’ne başvurup arkeoloji yayınlarını sormuştum. Yıllar sonrasında Çanakkale’de 2006 yılında sevdiğim iki işi hem fotoğrafçılığı hem de arkeolojiyi kapsayan bir yüksek lisans tezi yazdım. Kısmetse şimdi onu kitaplaştırmaya çalışıyorum. Arkeoloji fotoğrafçılığı kazılarda en önemli belge aracıdır. Bugün yeni gelişen birçok teknikte var. Drone uçurmak, 3d programlar var. Bunları kullanabilen gençler hep bir adım önde olacaktır.

-Ayrıca geleceğe yönelik bir miras bırakıyorsunuz? Size hiç bir kurumdan destek geldi mi? Çünkü bu rota ileride çok önemli bir rehber olacaktır.

6 aydır o kadar yol kat ettim, ama sadece iki ilin kültür müdürlüğü beni aradı.  Aydın ve Denizli.  Bana ulaşıp kentlerini gezip belgeledikleri için teşekkür ederiz dediler. Hiç bir devlet kurumundan ya da özel bir müze kurumdan, ülkemiz adına bir gezi yapıyorsunuz, size yardımcı olmalıyız, işbirliği yapmalıyız diye bir öneri olmadı. Burada ben kendimi de suçluyorum. Yeni kuşak gibi proje kuşağı olamadık biz. Eski kuşak proje işi yapan bir kuşak değildi. 2000’lerden itibaren proje üzerine kurdular hayatlarını. Gençler proje yapıp inanılmaz işler yapıyor. Bunu bende belki yapabilirdim. Ama ben dünya görüşüm gereği, hem böyle birilerine bağlı kalıp onların vereciği parayla talimatla iş yapmayı pek beceremiyorum. Bu tabiî ki bana çok şey kaybettiriyor. Keşke birileri bana destek olup, hocam sizin yanınızdayız, yetenekleriniz doğrultusunda ne yapabiliriz deseler. Bende yeteneklerimle birlikte bu işi yaparım. Emekli oldum mesela. Hocam ne yapıyorsunuz en rahat dönemdeyiz dediler.  Ben bir karavan alıp Anadolu medeniyetlerini belgelemek için seyahate çıkacağım dedim. Bizim kuşağın parayla işi yok, gönül işiyle gelecek nesle miras bırakmaya çalışıyoruz. Arşiv yaratmaya çalışıyoruz. Şu an Anamed güvendiğim bir yer. Bu arşivi ileride oraya belki teslim edebilirim.  Ama daha iletişimde bulunmadım. Arşivimi bitirip birilerine teslim etmeyi çok istiyorum. Bu işler bir gün mutlaka değerini bulacak. Ya da olmadı oğluma emanet ederim.

-Bu yolculuk size neler kattı?

– Bu yolculuk değil sadece birçok yolculuk insana bir şeyler katar. Şimdi bu soru sorulunca insan bir düşünüyor. İllaki bir şeyler kattığını düşünüyorum. Farkında olmadığım birçok şekilde etkilenmiş olabilirim. Bir kere daha çok sakinleştiğimi söyleyebilirim. İlk baştaki panik halinde gezmeyi bıraktığımı söyleyebilirim. Yıllar sonra gezgin olarak gezmek çok farklıymış. Hani her şey gençken yapılır denir ya.  Bir de bu yönü vardır. Uzun yıllar resmi kurumlarda çalıştığımdan belli disipline sahip bir insandım.  Böyle başı boş bir seyahatle içsel bir huzurla dolduğumu fark ediyorum. Anadolu bambaşka bir yer. Her levhaya girdiğinizde bambaşka dünyalarla karşılaşıyoruz. Ben Ege çocuğuyum. Diğer yerlerde de bulundum ama Akdeniz’de görmediğim birçok kültürü gördüm diyebilirim. Her yolculuk kendi içsel yolculuğumuz oldu diyebilirim. Ben arkeologum ama bir arkeolog başka kazıları görmedikçe kendi dünyasını kısırlaştırır diye düşünüyorum. Mesela Troya’da olan biri oradan başka yere gitmezse kısır kalır. Bu yolculuk farklı bağlantılar kurmamı sağladı. Arkeologların kazı sahibi olanların, zaman zaman seyahatler yapması ve diğerleriyle iletişimde olması gerekli diye düşünüyorum. Yapan var mı derseniz çok az.

-Antik kentleri yerinde inceliyorsunuz? Sizce yeterince antik kentlere sahip çıkabiliyor muyuz?

Türkiye, arkeoloji bilimi alanında dünya ölçeğinde çok saygın hocalardan oluşuyor. Arkeoloji biliminde önde gelen ülkelerden biriyiz diyebilirim. Ve arkeolojik ören yerlerinin çok iyi korunduğunu gözlemledim. Ama her bölge kazı başındaki kişiye göre değişiyor. Bazı kentler güvenlikli, bazen bakıyorum tamamen sorumsuzluk örneği olan yerler var. İsim vermem etik olmaz. Kazının başındaki insanlara çok şey düşüyor. Kültür Bakanlığının sık sık bu kazıları takip etmesi gerekiyor. Ayrıca insanlarımızın yeni yeni bu yerleri gezdiğini gördüm. Yerlisiyle. yabancısıyla özellikle Akdeniz’de. Yabancı çok turist vardı. Doğu bloğu ülkelerinden, orta doğu ve Asya’dan gelenler çoğunluktaydı. Ören yerinde nasıl gezilir konusunda, yabancılar ve yerli turistlerin çok bilgili olduğunu düşünmüyorum. O yerlerin gelen ziyaretçiler tarafından dikkatsizce kullanıldığını gördüm. Duvarlara taşlara çıkanları gözlemledim. Bu olay için bir önlem alınması gerekiyor. Sadece levhalarla değil. Yaptırım ve kontroller gerekiyor. Sadece selfie çekebilmek için antik yerleri yok edebilecek insanlar gördüm.

 

-Son olarak eklemek istediğiniz bir şey var mı Aykan Bey? Ayrıca yolculuğunuzun devamını nasıl takip edebiliriz?

Son olarak bu yolculuk nereye kadar gidecek bilmiyorum. Ama Mart ayına kadar sürecek diyebilirim. 3 etap planları yapıyoruz. 15- 20 gün daha sürebilir. Pandemi aldı başını gidiyor. Bilemiyorum o yüzden. Eğer dikkatli olabileceğime inanırsam ve bulaş riski en az olan yerleri bulabilirsem yolculuğa devam ederim. İzleyiciler benim 1 ve 2 etaplarımı #aktuelarkeolojiyollarda hashtagi ile takip edebilirler. Diğer geçmiş yolculukları böylelikle görebilecekler. Aynı zamanda Aktüel Arkeoloji dergisi sosyal medya hesaplarını takip ederlerse bütün bunlara ulaşabileceklerdir. Bana bu fırsatı verdiğiniz için çok teşekkür ederim.  Sağlıcakla kalın…

Yorumlar...
  • Özcan Tekin
    17/12/2020 09:57

    Sayın Aykan hocam tüm gezinin tümü izledim çok güzel eğitim programı oldu kazı başkanları çok güzel bilgiler sundular hepsine ayrı ayrı teşekkür ederim . Ayrıca size ve eşinize. Binlerce teşekkür ederiz. Emeğinize yüreğinize sağlık gelecekğe belgesel kaynak oldunuz

Sizin Yorumunuz...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir