Oops! It appears that you have disabled your Javascript. In order for you to see this page as it is meant to appear, we ask that you please re-enable your Javascript!
Başkan Gökhan, Güncel Konularla İlgili Değerlendirmelerde Bulundu

Başkan Gökhan, Güncel Konularla İlgili Değerlendirmelerde Bulundu

Belediye Başkanı Ülgür Gökhan, belediye meclis salonunda düzenlediği basın toplantısında, güncel konularla ilgili değerlendirmelerde bulundu. Başkan Gökhan Troia Balık Restorantın tahliyesi ve Ak Parti Merkez İlçe Başkanı Adnan Öncü’nün basın yoluyla yönelttiği soruları yanıtladı.

Belediye Meclis Salonunda gerçekleştirilen toplantıda konuşan Başkan Gökhan Troia Balık Restorant diye bilinen ve özellikle yaz aylarında düğünlerin yapıldığı belediyeye ait mekanın Memili inşaat şirketine daha önceki müstecir tarafından devredilmek suretiyle belediyenin de oluruyla işletmeye 2004 yılında geçtiğini belirterek; “Bu işyeri çalışma sürecinde kiralarını öderken, bir müddet sonra kiralarını ödeyemez hale düştü. Bunun üzerine Çanakkale Belediyesi’nin Hukuk Birimi tahliye davası açtı. Bu tahliye davası lehimize sonuçlandı. Kendisiyle yapılan görüşmede, bunu devretmek istediğini söyledi. Biz de olabilir dedik. Ama önce borçların ödenmesi gerektiğini söyledik. O da ilgili borçlarını ödedi ve bir müddet devretmek üzere Gelibolulu bir firma ya da şahıslara işletmek üzere verdi. Ama daha sonra aralarında bir anlaşma tamamlanmayınca, Memili bu mekanı işletmeye devam etti. 2004 yılından 2007 yılına kadar mekanın su tahakkukunun olmadığı anlaşıldı. Yani 2004 yılında işyeri devri gerçekleşmiş, fakat 2007 yılına kadar bir su tahsilatına rastlanmamış. Bu nedenle bir hesap yapılmak suretiyle, akıllı olan sayacının da bozuk olduğu tespit edilmiş. Sayaç sökülerek İzmir’e gönderilmiş. Kendisinin iddia ettiği gibi firmada değil, tam tersine İzmir Sanayi ve Ticaret Müdürlüğü’nün raporu sonucunda bu işletmeye ait 3 adet sayacın işlemediği tespiti yapılmış. Bakanlığın ölçü ayarlar memuru baş kontrolü tarafından da rapor düzenlenerek belediyeye gönderilmiştir. Dolayısıyla yetkisiz değil, tam tersine bu işlerle yetkili bakanlık ölçü ayar memuru tarafından bu belediyeye bildirilmiştir. Kendisinin bir başka ifadesinde ise ‘Ben burada kuyu suyu kullanıyorum, içme suyu kullanmıyorum’ gibi ifadelerinin üzerine, mekandaki kuyu suyundan numune alınmış. Bu suyun, içme suyu özelliklerini taşımadığı ortaya çıktı. Yani oradaki lokantada bu suyu kullanma olasılığının olmadığı ortaya çıkmış. Daha sonra yapılan tespitlerde, burada aylık ortalama tüketim tespitinden hareket edilerek 2004 yılı ile 2007 yılının ilgili ayına kadar 120 metreküp aylık sarfiyat tüketimi tespiti yapılmış ve bir tahakkuk çıkarılmış. Bu arada abonenin ara sıra almış olduğu su da düşülerek toplam 8 bin 567 metreküp abonenin su borcu olduğu tespit edilmiş ve tahakkuk ettirilmiştir. Bu tahakkuk, kendi ifadesiyle suçladığı Başkan Yardımcısı sayın Handan Özyayla tarafından yapılmamıştır. Sayın Özyayla, sadece yazı tebligatına imza atmıştır. Bu o zamanki su işlerindeki arkadaşlar tarafından tespit edilmiş ve raporlar tutulmuş. Bunlar İzmir’e kontrole gönderilmiştir. Su konusunda iddia ettiği gibi harcamadığı halde bir su tahakkuku söz konusu değildir” dedi.

“Orası tek binaydı”
Gökhan yerin ilk teslim edildiğinde tek bir bina olduğuna dikkat çekerek; “Kendisi orayı aldığında tek bir binaydı. Daha sonra binanın önüne bir ilave yaptı. Kira artışı yaptık. Daha sonra yan tarafı kullanıyordu ve kapalı hale getirdi. Şu anda hala kapalı şekilde duruyor. Bunun üzerine bir kira tespit komisyonu kuruldu. Bu komisyon, mekanın 4 bin 500 lira olan kirasının 7 bin 500 lira olması gerektiği konusunda bir tespitte bulundu. Belediye encümeni de bunun rayici de dikkate alarak bu mekanın kirasını 10 bin lira olarak tespit etti. Bu konuda kendisine tebligat yapıldı. Buna herhangi bir itirazda bulunmadı. Bununla ilgili yargıya herhangi bir başvurusu olmadı. Bir yıl sonra da yıllık %10 artış ile de en son 11 bin lira kirası tahakkuk etti. Bu tarihten sonra da kira borçlarını ve su borçlarını da ödemediği için yeniden icra takibi yapıldı. Daha önceki tahliye kararı ve ikinci bir tahliye kararı ile geçtiğimiz gün bu işyeri boşaltıldı. İşyerindeki mallar da borcundan dolayı haciz edildi. Bu mekan söz konusu tarihlerde işletmeye açılırken, burası Kültür ve Turizm Bakanlığı’ndan ruhsatlıydı. Yani belediye değil, turizm işletme ruhsatıyla işletiliyordu. 2012 yılının Haziran başında Kültür ve Turizm Bakanlığı’ndan bu mekanın işletme belgesinin iptal olduğu şeklinde yazı geldi. Bu yazı üzerine kendisine işletme ruhsatı alması gerektiğini söyledik. ama artık taliye süreci başladı ve bu süreç devam ederken 10 Ağustos tarihinde mekandaki çalışanlar Çanakkale Belediyesi’ne dilekçe verdiler. 20 Ağustos’tan 27 Ekim tarihine kadar düğün bağlantımız var dediler. Tahliye olursa düğünü olan insanlar mağdur olur dediler. Bunun üzerine benim olurumla 9 Ağustos tarihinde 28 Ekim’e kadar bu işletmenin açık kalmasını ve tahliyesinin yapılmamasına müsaade ettik. 30’a yakın vatandaş düğünlerini yapabildi. Daha sonra düğün ile bir bağlantısı olmadığı için bizde geçen gün tahliyeyi gerçekleştirdik ve içerideki mallarına alacaklarımıza karşı haciz işlemini uyguladık. Çanakkale Belediyesi’nin haklarını korumak bizim görevimizdir” diye konuştu.

“Şahsın 34 bin 533 lira taksitlendirilmiş borcu var”
Başkan Gökhan işletme sahibinin 34 bin 533 lira taksitlendirilmiş borcu bulunduğunun da altını çizerek; “Taksitli borçlarını da ödemiyor. Toplan 34 bin 533 borç ve 150 küsur lirada kira ve diğer borçlarla beraber, şu anda 187 bin 500 lira borç Çanakkale Belediyesi’nin kayıtlarında gözükmektedir. Yıllık tahakkuk veriyoruz. Bu nedenle bunun 22 bin lirasını düşersek, aşağı yukarı 160 bin lira borç nedeniyle icra ile alacağımızı takip ediyoruz. Bu güne kadar çok yardımcı olmaya çalıştık. Her zaman kendisini koruduk. Borçlarını ödemesi noktasında hep ikaz ettik. Kullandığı suyun parasını ödememiş olduğunu tespit etmemize rağmen ısrarla bunu dile getirdi. Acaba tahliyeden kurtulabilir miyim ve korkutabilir miyim gibi polise anlamsız ifadelerde bulunduğunu biliyoruz. Vatandaşın herhalde biraz canı sıkkın. İşleri iyi değil. Burayı elinden kaptırmamak için acaba burayı devredebilir miyim düşüncesiyle bu yollara başvurduğunu anlamış bulunuyoruz. Bu mekan Çanakkale’nin önemli mekanlarından bir tanesi. Yeni kordon yapılıyor ve kordonun devamı olmak noktasında oraları yeni cazibe alanı haline geliyor. Çanakkale halkı takdir eder ki, böyle bir mekanda 11 bin liralık bir kira herhalde pek vicdanlara da uygun gelmiyor diye de düşünüyorum. Kısa zamanda yeni ihaleye çıkacağız. O zaman kaç lira kira ile bir müstecir bulunacağını hep beraber göreceğiz. Cevap veremeyeceğimiz hiçbir konumuz yoktur. Haklıysak haklıyızdır, haksızsak Haksızızdır. Biz hiç bir şeyin üstünü örtmeyiz. Hiçbir şeyi de gizli kapaklı yapmayız” şeklinde konuştu.

“Öncü’nün sorularına yüz kere cevap verdim”
Basın toplantısında Ak Parti Merkez İlçe Başkanı Adnan Öncü’nün de yaptığı açıklamada sorduğu sorulara yanıt veren Gökhan; ” Öncü’nün sorduğu soruların cevabı vermiştik. O zaman bir takım yatırımlar yapmıştık. Golf Çay Bahçesi’ne ve Özgürlük Parkı’na bazı yatırımlar yaptık. Sosyal Tesislerimiz yılın çok önemli bölümünde sosyal ve kültürel amaçlı işlere hizmet veriyor. Ama aynı zamanda oranın belli bir masrafı oluyor. Bu bağlamda genel giderlerin tamamını birimlere böldüğünüzde de zarar eden birimler olduğu ortaya çıkıyor. Bu yıl Eylül ayına kadar yani 9 aylık sürece baktığımızda ki durum, şu anda 650 bin 955 lira net kar elde etmiş bulunuyor şirket. Yıl sonuna kadar bu umarım biraz daha artar. Geçen yılda benzin istasyonu kar etmiştir. Golf çay bahçesi de yatırımdan dolayı geçen sene zarar etmişti. Ama bu sene ilk 9 aylık periyotta 160 bin TL kar elde ettiğini görüyoruz. Akaryakıt istasyonun 217 bin liralık bir karı olduğunu görüyoruz. Asfalt işinden yine 1 milyon 221 bin lira kar elde ettiğini görüyoruz. Sosyal Tesislerin 101 bin lira zarar ettiğini görüyoruz. Sosyal tesisler kar amacından ziyade sosyal ve kültürel amaçlı kullanılan bir mekan. Dolayısıyla giderleri elbette belediyece finanse edilmek durumunda. Ama kar ile zarar eden bölümleri bir araya getirdiğimizde mühim olan bunların kafa kafaya gelmesidir. Geçen yıl ki zarardan kurtulduk ve bu yıl kar ediyor. %99.9’u belediyeye ait olan bir şirketin sadece belediyeye ve halka olan hizmetlerinden dolayı olan zararlarını dikkate almamız gerekmez. Ama buna rağmen yine de bu yıl kar ediyor. Geçen yıl da kar etmesi gereken bütün birimler kar etmiştir. Sayın Öncü, geçen sene bunları dinlememiş herhalde. Çünkü bunları anlattık ve söyledik. İlgili bütün birimler, soysal tesisler ve yemek işi hariç kar etmektedir” dedi.

“Benim istasyonum güvenilir bir istasyon”
Öncü’nün Halk Otobüslerinin Belediye Başkanı Ülgür Gökhan’ın istasyonunun tercih ediyor sorusuna da açıklıkla yanıt veren Gökhan; “Artık buna cevap vere vere dilimde tüy bitti. Ama bir kez daha söyleyeyim. Benim firmam şu anda akaryakıt işi yapıyor. Bu firma benim üzerime. Bu firmadan sadece ve sadece başında bulunduğum belediye ile ticaret ilişkim olamaz. Onun dışındaki her türlü kurumla ticari ilişkilerim olur. Nitekim, şu anda benim istasyonumdan devlet daireleri akaryakıt almaktadır. Ve teklif almak suretiyle bunlar akaryakıt alır. Her istasyondan bu alınır ve en iyi teklifi verenden akaryakıt alınır. Şunu açıkça söyleyebilirim. Benim istasyonum güvenilir bir istasyondur. Yani işlerini iyi yapan, akaryakıtını düzgün veren ve müşterisine ilgi gösteren bir istasyondur. Onun için tercih de edilir. Halk otobüslerinin çok büyük bir çoğunluğu benim eski müşterilerimdir. Onlar kooperatif olduktan sonra da benden teklif almak suretiyle bir ıskonto istediler. O ıskontoyu onlara vermek suretiyle tercihlerini benden almak suretiyle kullandılar. Çünkü ihale kanuna tabii değildir kooperatif. Kooperatif yönetimleri tercihlerini uygun buldukları yerden yaparlar. Nitekim, burada bunun polisiyle, savcısıyla hatta basının bir bölümüyle bunu örgütlü bir biçime sokmak için herkes elinden gelen bütün çabayı gösterdi. Bir örgüt kurulmuş gibi bunu mahkemelere taşıdılar. Sonuçta, dosya İstanbul’daki özel yetkili mahkeme savcılığına gitti. Savcılık, burada örgüt mörgüt yok kendi işinize bakın gibi geri gönderdi. Burada mahkemeye açtılar davayı. Buranın ağır ceza mahkemesi, örgüt var diye yine özel yetkili ağır ceza mahkemesine gönderdi. Oranın ağır ceza mahkemesi, burada örgüt mörgüt yok dedi ve Yargıtay’a gönderdi. Yargıtay kararını verdi. Burada örgüt yok dedi ve dosya Çanakkale Ağır Ceza Mahkemesi’ne geldi. Şimdi burada yargılanacağız. Kimseyi tehdit ederek ya da kimseye şantaj yaparak ve kimseye baskı yaparak hiçbir aşamada ben akaryakıt vermedim. Vermem söz konusu değildir. Bunu çok istediler. Çok insan bunun böyle olmuş olmasını çok dilediler ama bunun böyle olmadığı açık ve net bir biçimde şu anda yargının bir bölümü tarafından da ortaya konmuş durumdadır. Bundan da büyük bir mutluluk duyuyorum. Çünkü iddiam bu. Ben yasa dışı hiçbir iş yapmamışımdır. Kayyum heyetine geçtikten sonra bir yıl bir ay boyunca aynı şartlarda benden akaryakıt almaya devam edildi. Harcanması gerektiğinden fazla akaryakıt verildiği söylendi. Ticaret Bakanlığı müfettişleri tarafından bunlar ortaya sürüldü. Vergi incelemesi geçirildi. Hem ilgili kooperatif hem de benim hesaplarımda hiçbir tutarsızlık olmadığı görüldü. Aynı litrelerin mevcut şu andaki alınan litrelerle aynı olduğu görüldü. Yani harcanmamışlığı halde fatura edilmiş herhangi bir tek litre mala rastlanmadı. Bunu habire kurcalayıp duruyor. Bende her seferinde ispat ediyorum. Nitekim bunu yargı da en azından örgüt kısmını ortaya koymuş oldu. Şimdi diğer kısımlarını da burada ispat edeceğiz. Çanakkale Belediyesi’ne bu konuyla ilgili mülke müfettişleri geldi. Hiçbir şey olmadığını ifade ettiler. Giden savcı, müfettişlerin raporuna itiraz etti. Bir şey bulun suç bulun diye. Yani suç bulmak için devam ediyorlar. Ama hiçbir şey bulamazlar. Çünkü, her şey belgeli. Kayyumlar, yine geçenlerde bir ihale yaptılar. Yine ihaleye girdim. İhale benden daha yüksek veren arkadaş da kaldı. Bende kalsaydı, ben vermeye devam edecektim. Ben verebildiğim ıskonto oranını vermişimdir. Ben kimseyi zarara uğratmadım. Benim yapabileceğim ne var ise ben onu yaparım. Burası bir ticari kuruluştur, bir hayır kurumu değildir. Dolayısıyla o günkü şartlar ne ise onunla ilgili ıskontolar yapılmıştır. Kayyumdan sonra da bu bir yıl bir ay boyunca devam etmiştir. Demek ki, ödeme zorluğu çeken kooperatife asında ben destek oldum. Bunu hiç kimse hesaba katmıyor. Kayyum da borçlarını ödeyemedi. Hep bekledim. Akaryakıt zamlanmasına rağmen hiçbir zaman akaryakıt zam farkını bu kooperatiften talep etmedim. Hatta benim çalışanımın, ilgili kooperatiften para alabilmek için ettiği telefonları da savcılık soruşturmanın içerisine soktu. Ne alakası varsa. Adam, para istiyor. Sanki, rüşvet istiyor gibi algıladı. Adam da yargılanacak şimdi. Benim firmamın sorumlusu borcu isterken, polis adamı aldı içeriye ve sen bundan nasıl para istersin, ne parası istiyorsun, rüşvet mi istiyorsun diye mahkemelere verdi. Şimdi böyle bir tezgahın içerisindeyiz. Ama Türkiye’de hukukun devam ettiğine inanıyorum. Nitekim bunun bir aşamasını geçtik. İkinci aşamasında açık ve net belgelerle, somut kayıtlarla, maliye kaydıyla, diğer şirketin mukavelesi ile ne kadar iddia varsa hepsini belgeleriyle ortaya koyacağız. Benim yıllarca müşterilerim olan bu insanların benden mal almalarına kıskanmaları gerek yoktu. Artık sayın Öncü, minibüsler konusuyla ilgili süreçte maalesef üzücü bir durumla karşı karşıya. Beni örgüt işine sokamadı. Bir örgütün başı bile olamamışız. Napalım bize de bu kadermiş. Şimdi gelsin, ağır ceza mahkemesi açık. Katılsın, orada dinlesin ve izlesin. Hakim soracak biz cevap vereceğiz. Belge sunacağız. Orada her şey şeffaf. Hepsini orada teker teker ispatıyla ortaya koyacağız” dedi.

“Su operasyonunda gereken yapıldı”
Başkan Gökhan su operasyonu ile ilgili de açıklamada yer alan konulara cevap vererek; ” Oradaki sıkıntılı durumları tespit ediyorduk. Nitekim, orada çalışan bir işçiyi oradan uzaklaştırdık. Sistemimizi değiştirdik. Bu gün polis ve savcılık, bizim değiştirdiğimiz sistem üzerinden bu tespitleri yaptı. Yoksa eski sistem devam etseydi, bunları bulma olanakları yoktu. Nitekim, biz de o sistem üzerinden olayları kontrol ediyoruz. Ve şu ortaya çıktı. Biliyorsunuz ilk etapta 7 trilyon yolsuzluk falan var dendi. 7 trilyon falan yolsuzluk yok. Sayıştay deneticisinin var saydığı kamu zararı 1.2 milyon civarında. Bunun 500 bin TL’si takdim ve tehir hatası. Yani bir sıfır fazla. Aslında normalde 700 bin küsur civarında. Şimdi onları da buluyoruz. 200 bin TL civarında bir haksız işlem olduğunu ortaya çıkarıyoruz. Bunu savcılık ile paylaştık. Raporları gönderdik. Soruşturma devam ediyor. Sonuçta net bir rakama geleceğiz. Kim bundan menfaat sağlamışsa, onlara bunları tekrar borç olarak yazıp onları tahsil edeceğiz. Orada çalışan insanlardan bir bölümünün bir takım yolsuzluk yapmış olması ya da buna tenezzül etmiş olmasında elbetteki yargı gerekli işlemi yapacaktır. Ama işin özünde bir daha bu tür olayların olmaması adına gerekli bütün tedbirleri almaya devam ediyoruz. Operasyondan önce de bunu yapıyorduk. Üzücü bir durum. Hoş bir durum değil ama buna belediye başkanı da göz yummuş gibi algılamak bence haksızlık. Eksikliğimizi tespit ettik ve gerekli tedbiri alarak en iyi yere götürmek için çaba gösteriyoruz. CHP’li belediyeler çamurdan gözükmüyor diyor Öncü. Öncü’nün attığı çamurlardan gözükmüyor. Belediyede bir şey yok. O çamur atıyor ondan gözükmüyor. Attığı çamurlardan kendisi gözükmüyor. Halbuki Çanakkale, pırıl pırıl parlamaya devam ediyor. Çok ciddi atılımlar ve yatırımlar yapıyor. Kim ne derse desin, kim ne kadar küçümsemeye çalışırsa çalışsın, Çanakkale gelenler tarafından çok beğeniliyor. Kentte yaşayanların önemli bir bölümü çalışmaları beğeniyor. Yapılan yatırımlardan övgü ile bahsediyor. Ama muhalefetin biraz daha üslubu düzeltebilirse şık olur. Bu üslupla bir yere varılmayacağını bu kentte kendisi de herhalde biliyordur.Sayın Öncü’ye teklif ediyorum. Öğlen saatlerinde Öncü, çay içindeki otoparka ve Cennet Otoparkı’na gitsin. Bakalım yer var mı yok mu bir tespit etsin. Halbuki saydığım yerler, çarşıya 300-500 metre mesafede. Acaba arabasıyla yer bulamayacak mı onu merak ediyorum. Vatandaş, otoparka girme alışkanlığını edinmeli. Otoparklar yeterli anlamında söylemiyorum. Otoparklarla ilgili sorunu çözüme kavuşturmak için çabalıyoruz. Keşke vatandaşlarımız toplu taşımaları kullanabilseler. Bisikleti de kullanabilsek diye düşünüyorum” dedi.

[Medya Hedef]

Filtreler:
Görüntülenme: 95
Google Analytics verileri olup, manipüle edilemez bir kaynak kullanılmıştır. Günde bir kere güncellenmektedir.

Yorumlar

Henüz yorum yok...

Sizin yorumunuz...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir