Oops! It appears that you have disabled your Javascript. In order for you to see this page as it is meant to appear, we ask that you please re-enable your Javascript!
Çanakkale’de Boğazın Işıkları

Çanakkale’de Boğazın Işıkları

Evettt blog. Yine ben ve yine tek kelime yazmadan geçirilmiş epey uzun bir süre. Aslında bazı derslerde, sırf okula giderken elim boş görünmesin diye yanıma aldığım tarihi geçmiş ajandalara filan not alıyorum şöyle yazı yazsam, böyle bilmem ne yapsam diye ama onlar orada kalıyor genelde.

Neyse, bu kez hem baharın gelişini kutlamak, hem de benim epeydir aklımda olan bir şeyi yapmak için Kilitbahir’de yaptığımız kamptan bahsedeceğim. Yani dedim ki, güneş hep karşıdan batıyor, iyi hoş da, biz güneşin doğuşunu hiç izleyemiyoruz. Bunun için de en erken feribotla bile geçsen sen tepeye çıkana kadar güneş doğar zaten. O yüzden 2 arkadaşa da durumu çıtlatınca hep beraber kampa gitmeye karar verdik.

Yazı olayını kısa kesiyorum. Fotoğraftakiler bizim bölümden Ozan ve Osman. Muhabbetlerini sevdiğim kafa adamlardır. Kamp fikrini ortaya atınca hemen kabul ettiler.

Osman ve Ozan manzaranın tadını çıkarırken.

Ben de hazır manzara dahilinde batmakta olan güneşin az da olsa kırıntıları varken, bir panaroma çekip bütün boğazı bağlayayım dedim:

Üzerine tıklarsanız baya bi büyüyecektir diye düşünüyorum.

Tabi atladığım olay şu, biz bu fotoğrafları çekmeden önce çadırı çantayı götürüp sistemi kurmuş olmalıydık. Öncekikle benim de ilk defa gittiğim rotalar izleyip güzel bir düzlük bulduk ağaçlar arasında:

Böyle bir yol vardı işte. Ben dikey fotoğraf çekmeyi hiç sevmem aslında ama bu yol için çektim. Hem kadraj değil ağaçlar yamuk.

3 kişi kampa geliyoruz, toplam 3 çadır. Bu kadar konformist olunmaz.

Kamp yerimiz merak edenler için tam olarak burası:

Google Maps ? ©2013 Google

Sonra hava kararmaya başladı filan. Ben bir yandan fotoğraf çekiyorum. Ozan ve Osman da kamp ateşi yakmak için çalı çırpı topluyorlar. O sırada alacakaranlık çökmeye başlıyor:

Ateşi yakıp karnımızı doyuruyoruz hem de ısınıyoruz. Yani en azından ben öyle yapıyorum:

Aç ayı oynamaz arkadaşlar.

Karnımızı doyurduktan sonra, iki üstteki fotoğrafı çektiğim yere doğru gidip manzaraya bakarak muhabbet ediyoruz. Öyle hayat filan. O sıra Çanakkale’nin üzerinde bulut varmış meğer. Arasından Ay sıyrılınca fark ettik. Manzara daha da güzel oldu:

Sonra laf lafı açtı, gece yarısı oldu filan. Herkes çadırına çekildi ve uyuduk. Ama bu kampın amacı temelde Çanakkale üzerinden güneşin doğuşunu çekmekti. Bu da demek oluyor ki benim çok erkenden kalkıp hazırlık yapmam ve fotoğraf çekmem gerekiyor. Bu fotoğraf güneşin doğuşuna az kala bir vakitte çekildi. Ama bundan önce de epey fotoğraf çekmiştim.

Alacakaranlıkta Çanakkale ve üzerine örtülen sis.

Ve evet… Aslında bütün olayım geceli gündüzlü bir sürü fotoğraf çekip onlardan “time-lapse” dediğimiz videolardan yapmaktı. Dünya’da çekilmiş kim bilir kaç binlerce kaliteli time-lapse videosu vardı zaten ama ben Çanakkale Boğazında geçen versiyonunu görememiştim. Zaten bu da ilk denemem olacaktı. Böylece hevesimi de almış olacaktım. Uzun lafın kısası, video burada. Bence eğer mümkünse HD olarak izleyin:

İşte öyle. 20 liralık dandik tripod ve de uzaktan kumanda olmadan (yani 3 saniyede bir benim deklanşöre basmamdan) kaynaklanan ufak tefek kadraj sapmaları olmuş ama ilk sefer diye affedin. :) Ben netbook kullanıcısı olduğumdan, fotoğrafların işlenmesi ve video haline getirilmesi aşamasında da Rıdvan ve Uğur’dan yardım aldım. Bence müzik de güzel, içinde olduğu bütün albüm ise şurada: Jamendo ? Fragile by Julien Lussiez

Tabi ben bu fotoğrafları çekerken Ozan ve Osman’ı uyandırmadım. Çünkü henüz ay tepedeyken o sabah ayazında niye kaldırayım adamları? Tek başıma çektim. Sonra da kamp alanına dönerken kır çiçeklerine vuran sabah ışığını fark ettim.

Bunlar da güneş ışığı ile henüz açıyorlar

Sonra ahali uyandı, kalkıp kahvaltımızı ettik ve çadırı çantayı topladık. Bu fotoğraf, kamp alanının biraz yukarsında bulunan bir ağaca ait. Böyle geniş yayvan ya? Işık da vurunca çekmek istedim yani:

Bu da böyle bir anımdır… Sizlerle paylaşmış oldum.

O değil de, yine vize haftası geldi. Öff ya… Hadi sağlıcakla.

‘ÇANAKKALE İÇİNDE’ Notu: Bu yazı Sinan Ceylan’ın izniyle, http://ucantabure.wordpress.com adresli blogundan alınmıştır.

Filtreler:

Yorumlar

Henüz yorum yok...

Sizin yorumunuz...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir