Çanakkale Ticaret ve Sanayi Odası’nın Şubat ayı olağan Meclis toplantısı, ÇTSO Kongre Fuar Merkezi İÇDAŞ Salonu’nda yapıldı. Meclis Başkanı Osman Okyay’ın yönettiği Meclis toplantısına ÇTSO Yönetim Kurulu Başkanı Bülend Engin veYönetim Kurulu Üyeleri katıldılar.

Şubat ayı Meclis toplantısının açılış konuşmasını yapan ÇTSO Meclis Başkanı Osman Okyay, “Çanakkale Zaferi’nin 100’üncü yıldönümü geldi çattı. İnşallah dünya 18 Mart’tan başlayarak uzunca bir süre Çanakkale’yi konuşacak. Bu önemli yılın kentimize hayırlar getirmesini diliyorum” diye konuştu.

Yönetim Kurulu Başkanı Bülend Engin de konuşmasında, ÇTSO olarak Türkiye’de bir ilki gerçekleştirdiklerini ve ÇTSO ARGE’yi kazandırdıklarını belirterek, “İkincisi için geçen ay aldığımız karar üzerine proje çalışmalarımızı başlattık. Tüm üyelerimizi ve diğer yatırımcıları bir kez daha ÇTSO ARGE’ye davet ediyor, ileri teknoloji katma değeri yüksek yatırımlara ev sahipliği yaparak Ülke kalkınmasına ARGE ile de Çanakkale’den en fazla katkıyı sunan kurum olmanın onurunu hep birlikte paylaşmayı diliyorum” dedi.

“KOCAELİLİ DOSTLARIMIZA ÇANAKKALE’DE YATIRIM YAPMALARINI TAVSİYE ETTİK”

ÇTSO’nunŞubat ayı Meclis toplantısı Meclis Başkanı Osman Okyay’ın açılış konuşması ile başladı. Konuşmasına “Çanakkale Zaferi’nin 100’üncü yılı için geri sayım başlarken oldukça yoğun bir gündemle bir aradayız” diyerek başlayan Osman Okyay, şu değerlendirmelerde bulundu:

“Bu sabah Kocaeli Sanayi Odası’ndan değerli bir heyet odamızı ziyaret etti. 2 bin 200 fabrikasıyla Türkiye’nin en yoğun sanayi kentlerinden biri olan Kocaelili dostlarımıza Çanakkale’de yatırım yapmalarını tavsiye ettik. Bugünkü Meclisimizde iki değerli konuğumuz daha olacak. Önce Çanakkale Madenciler Derneği’nden “Maden Potansiyeli ve Madenciliğin Çanakkale Ekonomisine Katkısı” konulu bir sunum izleyeceğiz. Ardından, Çanakkale’nin önemli markalarından biri olan Doğtaş’ın Yönetim Kurulu Üyesi Sayın Davut Doğan’ın konuşmasını dinleyeceğiz. Madenler konusu malumunuz, Çanakkale özelinde çok tartışılan bir konu. Enerjide dışa bağımlılığı yüzde 70’i aşan ülkemizde bir yanda yüksek yerlileşme ihtiyacı, diğer yanda özellikle kömür madenciliği konusunda çok ciddi bir reaksiyon büyüyor. Maden sadece kömür ve altından ibaret değil şüphesiz. Kabul edelim ki; maden kaynaklarımızı verimli kullanmak, ülkemiz için bir ihtiyaç. Ama bunu yaparken çevreye ve insana yüzde 100 saygılı bir yöntemi içselleştirmemiz şart. Bugün ÇAMAD’dan bu konuda önemli şeyler öğreneceğimizi düşünüyorum.
İçeride ve dışarıda, kökeni genel olarak siyasete dayalı önemli gelişmeler yaşadığımız bir ayı geride bırakıyoruz. Avrupa Birliği ile Yunanistan arasındaki borç silme kavgası, Euro’nun üzerinde bir baskı unsuru olarak durmaya devam ediyor. İsviçre Frangı’nın Euro karşısında değerlenmesi ve sıkıntıdaki Rusya’da Ruble’nin değer kaybı, pek çok ülkede zincirleme kur etkisi yarattı. Ülkemizde ise döviz kurlarında ciddi oynamalara şahit olduk. Dolar kuru, yılsonu için öngörülen 2.50 bandını daha Şubat ayında gördü. Dün Merkez Bankası’nın aldığı faiz kararının, bu konuda tartışmaları devam ettireceği ortada. Öte yandan, biliyorsunuz ki ekonomimiz geçen yılın ilk üç çeyreğinde yüzde 2.8 büyüme gösterdi.
Göstergeler, 2014 yılının son çeyreğinde de bariz bir iyileşme yaşamadığımızı işaret ediyor. Bu yılın ilk iki ayı itibariyle açıklanan veriler tüketimde sınırlı bir iyileşmenin başladığına işaret ederken, Avrupa ekonomilerindeki zayıflık ve jeopolitik risklerin ihracatımız üzerindeki baskısı sürüyor. Bu şartlarda eğer dövizde yukarı yönlü hareket devam etmezse, 2015 yılı büyümesinin iç talepten gelmesini beklemek makul olur.”

Osman Okyay, ülke olarak çok zor bir dönemden geçtiğimiz vurgulayarak sözlerini şöyle sürdürdü:

“Çok zor bir dönemden geçiyoruz. Türkiye, etrafını çevreleyen ekonomik ve siyasal kaos halkası yüzünden potansiyelinin oldukça altında büyümeye zorlanıyor. Bu tür olağanüstü dönemlerde alınacak doğru siyasi inisiyatiflerin, orta ve uzun vadede çok önemli getirileri olacağı çok açık. Dünya ekonomisi patinaj yaparken zor olanı tercih edip reformları hızlandırabilirsek, her şey normale döndüğünde çok ciddi yol almaya başlamış oluruz. Bu nedenle hükümetin üç ayrı paket halinde açıkladığı yapısal dönüşüm adımlarını büyük bir kararlılıkla atması çok önemli. Çanakkale Zaferi’nin 100’üncü yıldönümü geldi çattı. İnşallah dünya 18 Mart’tan başlayarak uzunca bir süre Çanakkale’yi konuşacak. Bu önemli yılın kentimize hayırlar getirmesini diliyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum.”

“2015’DE İŞ DÜNYASI OLARAK EKONOMİYE, YATIRIMA, ÜRETİME EV SAHİPLİĞİ KONUSUNDA İDDİALI OLMALIYIZ”

Osman Okyay’ın ardından kürsüye gelen ÇTSO Başkanı Bülend Engin de, Kocaeli Sanayi Odası üyelerinin Çanakkale’ye yatırımlar kazandırmak için de misafir etmeyi istediklerini vurguladığı konuşmasında, şöyle dedi:

“2015 ziyaretleri kapsamında bugün ilk misafirlerimizi ağırladık. Kocaeli Sanayi Odası davetimizi bir yıl öncesinden gündemine aldı ve icabet ederek bizleri onurlandırdı. Çanakkale’de Yüzüncü Zafer Yılımızın onur ve sorumluluğunu taşıyarak karşıladığımız 2015 yılında iş dünyası olarak bizler de ekonomiye, yatırıma, üretime ev sahipliği konusunda iddialı olmalıyız. Oda ve borsaları davet ederken öncelikli amacımız da bu olmuştur. Türkiye imalat sanayiinin yüzde 13’ünü gerçekleştiren Kocaeli’nin Sanayi Odası üyelerinin İlimize yatırımcı gözü ile de bakmış olmalarını ve inşallah bu ziyaretlerin sonucunda kendilerini Çanakkale zaferinin 100. Yılında ekonomik zaferle taçlandıracak yatırımlar kazandırmak için de misafir etmeyi temenni ediyoruz.
Geçen Meclis toplantımızın ardından biliyorsunuz ekonomik gündeme Keynes tartışması oturdu. Sizlere bu konuyu açma sebebim ‘Keynes’te kalalım, ya da öğrendiklerimizi yok sayalım’ diye değildir. Ekonomik ufkumuzu kendimizle ve kentimizle sınırlamayalım. Çünkü ekonomi ölçek ve sınır tanımaz. Yüzyıldan bu yana Adam Smith gibi, John Keynes gibi ünlü Kapitalist ekonomi iktisatçılarının ekonomiye elbise biçmeye çabaladılar. Toz pembe hayallerle, kibirli ve ego merkezli yaklaşımlarla ekonomiye elbise biçemezsiniz. Tek başına hiçbir ekonomi dinamiği, bütün ekonomi dinamiklerini istediği gibi şekillendiremez. Hele ki gelişen hukuk, insan hakları ve çevresel değerlere hassas yaklaşımlar eski ekonomi anlayışlarının yeniden şekillenmesini sağlıyor. Ekonomi sadece para ve üretmek ikilisinin ötesinde bir anlam taşıyor. Değer katmak, bulunduğu bölgeye, insanlara, çevreye değer katmak eskisinden daha önemli…
Ekonomi birçok dinamiğin birlikte şekillendirip geliştirdiği bir süreçtir. Tıpkı hayat gibi. Hepimiz farklı şanslarda ve şartlarda doğup, yetişiyoruz. Kimimiz üretiyoruz, kimimiz ticaret yapıyoruz yani hepimiz sahadayız. Sermayeyi tabana yayarak yani hep birlikte kalkınarak gelişmek, büyümek istiyorsak üretmekten başka çaremiz yoktur. Tekelleşmiş sermaye kapitalizmi vahşi hale getirir. Sermayeyi ve üretimi genele, tabana yayabilirsek insanlığın güzel erdemlerini, paylaşıma dayalı sevgi ortamını yaşayabiliriz. Üretimi yaparken ülke gerçeklerini, Çanakkale gerçeklerini ve geleceğini asla göz ardı edemeyiz. Yolumuz; gelecek kuşaklara bırakacağımız ve bizi saygıyla anacakları bir çevreden asla vazgeçmeden ilerlemek olmalıdır.”

Çanakkale’ye davet edilen Odaların Çanakkale heyecanını derinden yaşadıklarını söyleyen ÇTSO Başkanı Bülend Engin, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Bugün Kocaeli’ni misafir ettik, bundan sonra 7-8 Mart tarihlerinde Dinar TSO’yu ağırlayacağız. Arkasından diğer odalarımızı. Hepsi kuşkusuz başka illere oradaki oda ve borsalara da ziyarette bulunuyorlar ama inanın hepsi Çanakkale’ye bambaşka duygularla farklı heyecan ile geldiklerini ifade ediyorlar. Hepsi Çanakkale’li, çoğu bizlerden daha Çanakkale’li. Çünkü Çanakkale hepimizin, Çanakkale tüm ulusun, tüm halkın, Çanakkale vatan kalbinin attığı yer. Dünyanın diğer ucuna gidip iş yapan aş veren Anadolu müteşebbisinin de her karış toprağımızda hakkı var. Çanakkale’mizin gelişmesini, Ülkemizin kalkınmasını istiyorsak; her kentimiz gibi Çanakkale’nin de gerçek sahibinin Türkiye olduğunu kabul edeceğiz.
Ülkemizin; 2023 yılında, GSYH’sının en az yüzde 3’ünü, üçte ikisi işletmelerden gelecek şekilde Ar-Ge faaliyetlerine ayıran, dünyanın en iyi 10 ekonomisinden biri haline gelmesinin gerektiği öngörülüyor. Araştırma, geliştirme ve inovasyonun; Türk ekonomisi için ne denli önemli olduğu, sürdürülebilir kalkınmanın, dışa bağımlılığın azalması için olmazsa olmazı olduğu ortada. Uluslararası şirketler ARGE yatırımları ve faaliyetleri için Türkiye’yi merkez olarak konumlandırırken biz seyirci kalamazdık kalmadık da. ÇTSO olarak Türkiye’de bir ilki gerçekleştirdik ve ÇTSO ARGE’yi kazandırdık. 2.si için geçen ay aldığımız karar üzerine proje çalışmalarımızı başlattık. Tüm üyelerimizi ve diğer yatırımcıları bir kez daha ÇTSO ARGE’ye davet ediyor, ileri teknoloji katma değeri yüksek yatırımlara ev sahipliği yaparak Ülke kalkınmasına ARGE ile de Çanakkale’den en fazla katkıyı sunan kurum olmanın onurunu hep birlikte paylaşmayı diliyorum. Çanakkale Ticaret ve Sanayi Odası olarak üye ve Çanakkale odaklı hizmet anlayışımız ile çalışmalarımıza hep birlikte devam edeceğimize inancım tamdır.”

“ÇANAKKALE’NİN MADEN POTANSİYELİ 21 MİLYAR DOLAR”

Konuşmaların ardından Çanakkale Madenciler Derneği (ÇAMAD) Başkanı Nurettin Sert, Çanakkale Bölgesinde madencilik potansiyeli hakkında bir konuşma yaptı. ÇAMAD Başkanı Sert, bölgede 21 milyar dolarlık maden potansiyeli olduğunu, bunun uygun koşullarda iki kat artarak 60 milyar dolar gibi bir rakama ulaşmasının mümkün olduğunu ifade ederek, “Söz konusu 21 milyar doların 12.8 milyar doları metalik madenler, 7.6 milyar doları da kömürden oluşuyor. Pasta büyük olduğu için kavga bundan dolayı çıkıyor” dedi.
ÇOMÜ Mühendislik Fakültesi Jeoloji Bölümü öğretim üyesi Prof.Dr. Erdinç Yiğitbaş da “Madenciliğin Çanakkale Ekonomisine Katkısı” konulu bir sunum yaptı. Sadece Biga yarımadasında 300 ton altın bulunduğunu, bölgede bakır, çinko, kurşun gibi 204 adet maden bulunduğunu ifade eden Prof. Dr. Erdinç Yiğitbaş, antik dönemlerden bu yana Biga yarımadasında madencilik yapıldığını ifade etti. Madenciliğin çevreye ve doğaya duyarlı bir şekilde yapılması gerektiğini ifade eden Prof. Dr. Erdinç Yiğitbaş, altın madenciliğinde siyanür kullanımı konusunda da, “Her madde zehirlidir, zehir ile zehirli olmayanı ayıran dozdur” dedi.

“ENERJİMİZİ ÇANAKKALE’NİN GELİŞİMİ İÇİN HARCAMAYA HAZIRIZ”

Daha sonra kürsüye Şubat ayı Meclis toplantısının diğer konuğu Doğtaş Mobilya Yönetim Kurulu Üyesi Şadan Doğan geldi. Doğalar Grubu şirketlerini tanıtan, aile şirketlerinin gelişimi ve ortaklıklardan söz eden Şadan Doğan, “Biga’daki mobilya fabrikamız Türkiye’nin ikinci büyüğü. Mobilya’dan sonra en büyük yatırımı enerji sektöründe yapmaktayız. İnşaat sektörüne de girdik. İstanbul’da ‘Troya Plaza’nın inşaatını yerli bir ortakla sürdürüyoruz. Gıda sektörüne de bölgemizin et ürünlerini değerlendirmek için ‘Kufta’ markasıyla girdik. Halen 7 zincir dükkanımız var, yıl sonunda 20 dükkana ulaşmayı hedefliyoruz” dedi.

Sözlerini, “Sözlerini bu topraklarda doğduk, bu topraklarda çalışıyoruz. Enerjimizi Çanakkale’nin gelişimi için harcamaya hazır olduğumuzu belirtmek istiyorum” diyerek sürdüren Şadan Doğan, Çanakkale için her türlü ortaklığa hazır olduklarını ifade etti.

Meclis toplantısı, Hesap İnceleme Komisyonu’nun raporlarının okunması ve onaylanması, azami fiyat tarifelerinin onaya sunulması ve ardından gündemdışı diğer konuların görüşülmesiyle sona erdi.