Oops! It appears that you have disabled your Javascript. In order for you to see this page as it is meant to appear, we ask that you please re-enable your Javascript!
Doç. Dr. Aydın Büyüksaraç: “İlimizdeki Binaların Depreme Dayanıklı Olup Olmadığını Tek Tek Belirleyebiliriz”

Doç. Dr. Aydın Büyüksaraç: “İlimizdeki Binaların Depreme Dayanıklı Olup Olmadığını Tek Tek Belirleyebiliriz”

Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) Mühendislik Mimarlık Fakültesi Jeofizik Mühendisliği Bölümü Başkanı Doç. Dr. Aydın Büyüksaraç, Çanakkale’nin 1. derecede deprem bölgesi içinde yer aldığını belirterek, “Su faturasına ayda 5 lira ekleme yapılarak ildeki binaların depreme dayanıklı olup olmadığı belirlenebilir” dedi.

İHA muhabirine açıklamalarda bulunan Doç. Dr. Aydın Büyüksaraç, Çanakkale’nin merkezinde bir deprem ihtimali olmamasına rağmen 200 kilometrelik alanda olabilecek bir depremin şehri önemli ölçüde etkileyeceğini belirterek, “Kuzeyimizdeki Mürefte Fayı, 1912 yılında büyük bir deprem üretti. Önümüzdeki yıl bu depremin 100. yılı olacak. Bu bölgede bir deprem beklentisi var. Doğuda ise Yenice-Gönen Fayı bulunuyor. Burada da 1950’lerde büyük bir deprem meydana geldi. Her an aynı büyüklüklerde bir deprem olma ihtimali yüksek. Güneyimizdeki Edremit bölgesinde yıllar önce Ege Denizi içinde büyük depremlerin olduğunu biliyoruz. Çanakkale’yi bir çemberin merkezi olarak ele alırsak 200 kilometre civarında olabilecek bir deprem ilimizi önemli ölçüde etkileyecek” dedi.

“DEPREMİN EN BÜYÜK ETKİSİ ZEMİNDE OLACAK”
Çanakkale merkezde bir deprem olmayacak diye düşünerek deprem tehlikesinden uzak olunduğunun söylenmesinin doğru olmadığını da belirten Doç. Dr. Aydın Büyüksaraç, “Burada önemli olan depremin odağı değil, binaların yapıldığı zemin ve yapım koşullarıdır. Çanakkale merkezindeki zemin koşullarını ele aldığımızda etrafımızda olabilecek bir depremin ne denli ektili olacağını daha kolay anlayabiliriz. Çanakkale, adından da anlaşılacağı gibi çanak şeklindeki bir yapı üzerinde kurulu. Bu yapı denize doğru inen bir alan üzerinde oluşuyor. Bu çanak yapısı gevşek yapı ile dolgulanmış. Dağlık kesimlerdeki yapılarda ise sağlam zeminler var. Nüfusun büyük çoğunluğunun kıyı kesiminde olduğunu düşündüğümüzde tehlikenin ne boyutta olduğu açtıkça görülüyor. Çanakkale yakınlarında olacak bir depremin en büyük etkisi zeminde olacak. Özellikle gevşek zemini olan binalarda depremin etkisi 3-4 katına kadar çıkabilir. Örneğin Erçiş’te bu böyle oldu. Zemini iyi olmayan binalarda yıkım çok oldu. Eğer yapılarınızı buna göre imal etmezseniz deprem Çanakkale merkezde olmasa dahi en az 200 kilometre etrafında olabilecek bir sarsıntıda depremi oradaki gibi bire bir yaşarsınız” dedi.

“ÖNLEM ALIRSANIZ EN AZ ZARARI GÖRÜRSÜNÜZ”
Doç. Dr. Aydın Büyüksaraç, Çanakkale’de yaşayan halkın oturdukları binanın nasıl bir zemin üzerinde yapıldığını bilmesi gerektiğini de belirterek, “Depremin nerede olacağını veya fay hattının nerede olduğunu artık bırakmamız lazım. Büyük depremler belirli zaman aralıkları ile tekrarlanıyor. Başbakanımızın çürük binaların yıkılacağı konusundaki açıklamasına biz de katılıyoruz. Siz nasıl bir zeminde yaşarsanız yaşayın, kendi önleminizi aldığınız takdirde o depremden en az zararı görürsünüz. O zaman biz mevcut yapı stoğunu gözden geçirip ona göre karar almalıyız. Üniversite olarak bizler bu konuda Çanakkale halkına hizmet vermeye hazırız. Bunu yapabilecek gerekli donanıma sahibiz. Geçen yıl Prof. Dr. Ahmet Ercan’ın da katkıları ile jeofizik bölümünde 2 tane laboratuvar oluşturduk. Çanakkale’de öncelikli olarak 2000 yılından önceki binaların depreme dayanıklı olup olmadığının tespiti yapılmalı. Çanakkale il merkezinde yaklaşık 18 bin konut var. Bunların en eskilerini ve en kötü zeminlerde olanlarını belediyenin bilgilerinden belirleyebiliriz. Dünya genelindeki depremlere baktığımızda binde 4 ile binde 5 oranında binaların yıkıldığını görüyoruz. İl merkezimizde de bakacak olursak 18 bin binayı ortalama 20 bin bina dersek bu da 80 ile120 binayı kapsıyor. Yani öyle bir deprem olması halinde ilimizde normal şartlarda 80 ile120 binanın yıkılması gerekiyor. Normal şartlarda bizim işimiz çok zor değil. Biz, ‘Bütün binaları yıkın’ demiyoruz. Deprem aynı zamanda bir çevre sorununu da beraberinde getiriyor. 500 binayı yıktınız diyelim. Bunun artıklarını nereye atacaksınız?” dedi.

“BİNALARIN DEPREME DAYANIKLI OLUP OLMADIĞINI BELİRLEYEBİLİRİZ”
Doç. Dr. Aydın Büyüksaraç, Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi’nde yapıların depreme dayanıklı olup olmadıklarının ve zeminin uygun olup olmadığının belirlenmesi amacıyla teknolojinin son donanımlarının ellerinde bulunduğunu da belirterek, “İnsanlar tek başına apartmanlarda yaşamıyor. 10 daireli, 5 daireli binalar var. Apartmandaki birkaç kişi bu incelemenin yapılmasını isterken birkaç kişi istemeyebiliyor. Tabii bu durumda da gerekli denetim yapılmasında sorunlar çıkabiliyor. Burada önemli olan, zeminden başlayarak denetime başlanması ve sonra da bina katlarında gerekli işlemin devam etmesi. Apartmanı bir gemi gibi düşünmek lazım. Eğer o gemi batarsa içindeki herkes birlikte batar ve ölür. Bu sebeple incelemeler önce zeminden başlamalı ve zemin koşulları bina için uygun mu, temelde yer altı suyu etkisi var mı, bunlara bakılır. Eğer temelde su varsa demirlerde paslanma olabileceği için bina kırılgan hale gelebilir. Bu da bir deprem anında binanın daha kolay yıkılmasına sebep olabilir. Zeminin ardından da binaların katlarında, kolonlarında gerekli inceleme yapılır. Sonunda da, ‘Bina depreme dayanıklıdır, dayanıksızdır’ ya da ‘Güçlendirme yapılmalıdır’ şeklinde 3 durum ortaya çıkar. Buna göre gereken yapılır. Bu yapıların da belediye ve valilik nezdinde incelenmesi gerekir. Çünkü sivil binalardan belediye, diğerlerinden valilik sorumlu. Burada ortak hareketin söz konusu olması lazım. Bir ilin vali ve belediyeleri toplu olarak ildeki binaların durumunu ele alması gerekir. Vatandaşlar ei oradaki gibi bire bir yaşarsşu an evlerinde rahatlıkla oturuyor. Bunlara gerekli ruhsatlar belediyeler tarafından verildi. Ancak halen güvende olmadığını düşünen vatandaşlar, “Acaba yıkılır mı?” düşüncesini taşıyorsa bu durumda bu binaların denetimlerinin müfettiş mantığı ile bağımsız kuruluşlarca yapılması gerekir” ifadelerini kullandı.

“5 LİRALIK İLAVE FATURAYLA BİNALAR TEST EDİLEBİLİR”
Doç. Dr. Aydın Büyüksaraç, üniversite olarak verdikleri hizmetten herkesin faydalanabilmesi için bir çalışma içinde olduklarını da belirterek, “Bir evin zemini dahil kontrolü adeta check-up gibi oluyor. Yapılacak incelemelerde binalardan bir karot alınmıyor. Böylece binaların görünümünde de bir bozukluk olmuyor. Ancak çok ihtiyaç olduğu zaman buna başvurulabiliyor. Çanakkale’deki bu hizmetimizden Türkiye’nin diğer illerinden faydalanmak isteyen çok sayıda kişi ve kurum varken, Çanakkale’den buna ilgi gösterilmemesi gerçekten çok ilginç. Aslında bu donanım Çanakkale için bir avantaj. Pratik anlamda da çok ekonomik. Çanakkale Belediyesi’nin 15 bine yakın su abonesi var. Ayda 5TL’lik bir ücreti su faturasına ilave ederek bu hizmetten bütün Çanakkaleliler faydalanabilir. Vatandaş da yıllık 60 TL gibi bir ücret ödemiş oluyor. Ancak bu konuda belediye ile bir kopukluğumuz var. Belediyeden randevu talep etmemize rağmen maalesef bir türlü bize dönüş olmadı. Bir ilgisizlik var. Belediyeden bu konuda hassasiyet bekliyoruz. Ben bir belediye başkanı olsam şahsen deprem konusu aklıma geldikçe uykularım kaçar. Benim sorumluğumda olan bir kentte huzursuz olurum. Bizler üniversite olarak yapacağımız incelemelerle belediyenin de sorumluluğunu yarıya indirmek istiyoruz ve bu konuda destek bekliyoruz” dedi.

İHA

Filtreler:

Yorumlar

Salih Yılmaztürk (20/11/2011 01:25)

Bu hocamız hangi tecrübe ve ekip ile bu işlerin altından kalkmayı düşünüyor. Daha önce böyle bir çalışma yapmış mı? Yoksa o da mı durumdan fırsat çıkarıyor. Bu işler cok ciddi işlerdir. Bu kadar inşaat mühendisi 4 sene herhalde cin Ali kitabı okumadı.

Sizin yorumunuz...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir