Oops! It appears that you have disabled your Javascript. In order for you to see this page as it is meant to appear, we ask that you please re-enable your Javascript!
Gökçeada’nın Bademli Köyü Sakinlerinden Yardım Çığlıkları

Gökçeada’nın Bademli Köyü Sakinlerinden Yardım Çığlıkları

Gökçeada’daki Bademli Köyü’nde mühürlemeye rağmen devam eden çok katlı otel inşaatıyla ilgili Köy sakinleri Bianet’e (Bağımsız İletişim Ağı) mektup yazdı, “taşların her birinin hikayesinin olduğu yurt”larını anlattılar.

Türkiye’nin en büyük adası olan Gökçeada (İmroz), Anadolu’nun en batı ucunda, Çanakkale Boğazı’nın girişinde, tarihin ilk dönemlerinden bugüne değin jeostratejik konumu ile ilgi odağı oldu.

Gökçeada, azınlık mensubu sakinleri, sosyo kültürel renkliliği, AB sürecinde dış politika gündeminde zaman zaman yer alması, kendine özgü koruma altındaki taş mimarinin iyi örneklerine sahip köyleri, kendi kendine yetebilen su kaynakları, organik tarımı, bozulmamış eşsiz doğası ve güzellikleriyle Türkiye gündeminde özel bir yer işgal eder.

Son günlerde sık sık gündeme gelen “adada altın bulundu haberleri” ve kentsel sit alanı kapsamındaki “adanın balkonu” tarihi Bademli Köyü önünü kapayan, çevreyle hiçbir uyumu bulunmayan çok katlı beton otel inşaatı, adaya gönül verenlerin birlik olup mücadele etmelerine neden oldu.

Daha önceki yıllarda kendi elleriyle yaptıkları okul binalarını tüm çabalarına rağmen otel olmaktan kurtaramayan Bademli Köyü sakinleri, birlik olup, önlerine dikilen beton yığınına karşı hukuksal mücadeleye girdiler. Otel inşaatının yapıldığı alan, öncesinde sit bölgesi içinde yer alırken, bir şekilde zaman içerisinde sit dışında bırakıldığı söylenerek, beş katlı Masi Club Otel’i ek inşaatına Gökçeada Belediyesi tarafından Aralık 2010 tarihinde ruhsat verildi.

Köylülerin hukuksal mücadeleleri ve tüm resmi kurumlara yaptıkları müracaatlar neticesinde, Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü’nün hazırlattığı teknik rapor doğrultusunda Gökçeada Belediyesi, 10.11.2011 tarihinde kaymakamlığa yazdığı yazıda, otel inşaatını mühürlediğini, belediye encümenin de 23.11.2011 tarihinde para cezası, 30.11.2011 tarihinde de yıkım kararı verdiğini bildirdi.

Haklı mücadelelerinde verilmiş bu kararın neticesinde inşaatın duracağını ve yıkılacağını düşünen köylüler, mühürlemeden sonra hızla inşaatın bitirilmeye çalışıldığını ve belediye yetkililerinin bu konuda verdikleri kararı uygulamadıklarını gördüler ve savcılığa suç duyurusunda bulundular.

Bademli Köylüleri, hukuksal mücadele içine girdikleri, köyün önden görünümünü bozan ve manzaralarını kapayan bu çok katlı beton binayı aşağıdaki şekilde eleştirerek duygularını ifade ettiler:

Gökçeada Eski Bademli köyünün tam da balkonu olan yamacına bir otel dikilmekte. Göz göre göre, hiç bir komşuluk köylülük hakkını umursamayan, yanından bile geçmeyen, tam da günümüz makro toplumunun mikro yansıması şeklinde -tabii buradaki görüntü oldukça makro.

Zihniyet güzelim coğrafyamızın oldukça tanıdığı bir zihniyet.
Hedef kitlesi nedir bu ticarethanenin? Bu köyün, adanın ruhunu hisseden, doyamayan hatta aşık olup bir anda yer-yurt sahibi olan insanlar gibi olmayacaktır oraya gelecekler.

Orası sahip olmayı hak gördüğü bir manzara turizmi yapacaktır. Kendince hakkın yolunu bulmuş ve sit gibi bir engelden de muaf olmuştur “bu manzaranın tek hakimi benim” diyebilmek adına.
Sanki önemli olan bu muafiyeti sağlamış olmak gibi. Yalnızca 10 santim ötesi, taşların her birinin hikayesinin olduğu bir yurttur.

Bu hikayeyi yaratmak ve yaşatmak emek ister, kimi zaman sevinç, acı, birliktelik, paylaşım ve kesinlikle samimiyet ister. Bu köy böyle Gliki-Bademli olmuştur. Bundan sonra yaşayacaksa da öyle yaşayacaktır.
“Karşı” olmanın çoğu zaman karşı olunan tarafı besleyen bir güç yarattığını düşünürüz.

Hiçbir zaman karşı bayrağını önde sallayacak insanlar olmadık. Burada yaşanan bu sorun dünyanın sorunudur aslında ve dünya karşı olarak değil tohum atanların tohumlarıyla yeşerecektir yeniden. Ama o vakit henüz gelmiş midir bilmiyoruz.

Ülkemizde sular topraklar satılırken, hiçbir yaşayan canlının hakkı gözetilmeden yine yemek ve yemek uğruna barajlar yapılıyorken de oturup o zihniyetlere acımak değildir tabii çözüm.

Tek ses olmanın gücü kazanır, burada da kazanacaksa böyle kazanacaktır ama bu ada ve köyümüz için güzel şeyler üretmeye ve tohumlar atmaya kesinlikle başlayarak ve hiç bırakmayarak.

Bunların işlerliği gücü hiçbir şeyde olamaz ve o oteli bile çatlatır tam da temelinden. Böyle bir şeyin başa gelmesinin elbet iyi sebepleri vardır, bu mücadele hepimize fırsatlar verecektir. Biz buna inanıyoruz.

[Kaynak: Bianet]

Filtreler:

Yorumlar

Henüz yorum yok...

Sizin yorumunuz...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir