Oops! It appears that you have disabled your Javascript. In order for you to see this page as it is meant to appear, we ask that you please re-enable your Javascript!
Gökçeada’nın İmarına “Diaspora” Polemiği Karıştı!

Gökçeada’nın İmarına “Diaspora” Polemiği Karıştı!

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın hazırladığı Balıkesir-Çanakkale 1/100 bin ölçekli Çevre Düzeni Planı, açıklandığı günden itibaren Gökçeada ve Bozcaada’da bulunan çevreciler tarafından tepkiyle karşılandı. Adalarda yeni imar planlarına karşı imza kampanyaları başlatılırken, Gökçeada’da hem Kent Konseyi Başkanlığı yapan hem de adada bir gazete çıkaran Bülent Aylı’nın geçtiğimiz hafta yaptığı “Gökçeada’nın gelişmesini istemeyen Yunan lobisidir, Rum Diasporadır ve bunların ülkemizdeki tetikçileridir” açıklamaları adada farklı bir tartışmanın başlamasına neden oldu. Bu açıklamalar sonrasında Bülent Aylı’ya cevap veren ve Gökçeada’nın Redhack’i olarak adlandırılan Ada Kargası; “Halkı kin ve düşmanlığa sevk etmenin adı elbette ki gazetecilik değildir! Gökçeada talan edilmesin deyince diaspora uşağı mı olunur ?” ifadeleriyle Aylı’ya tepki gösterdi.

“Gökçeada Milli Meseledir”
Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın hazırladığı Balıkesir-Çanakkale 1/100 bin ölçekli Çevre Düzeni Planı hakkında geçtiğimiz hafta bir açıklama yapan Gökçeada Kent Konseyi Başkanı ve gazeteci Bülent Aylı, açıklamada kullandığı ifadeler sonrasında adada farklı bir polemiğin oluşmasına sebep oldu. Gökçeada’nın gelişememe sorunu olduğunu ve bunun sorumlusunun Yunan lobisi, Rum Diasporası olduğunu belirten Aylı, yaptığı yazılı açıklamada şu ifadelere yer vermişti:

“Gökçeada’nın kalkınması milli bir meseledir.Cumhuriyet tarihi boyunca her dönemde devletimiz adanın gelişmesi için her türlü fedakarlığa ve çözüme gayret etmiştir.Tüm çabalara rağmen Gökçeada bir türlü istenilen ivmeye ulaşamamış ve gelişememiştir. Son yirmi yılını Kalkınmada Öncelikli Yöre olarak geçirmesine rağmen doğru dürüst bir yatırım çekememiştir.Bunun bir çok sebepleri vardır.Örneğin ada yüzölçümünün %75 ‘i hazine arazisidir. Adamızın % 80’i  SİT alanıdır. Adamızın % 7’si Askeri Yasak Bölgedir. Yani vatandaşın elinde kala kala çok az bir arazi vardır. Bu arazilerinin de uzun yıllardır değerlenmesini,Turizm ve Agro-turizm yatırımına açılmasını beklemektedir.Adamız Agro-Turizm adasıdır.Organik Tarım Adasıdır.Çok güzel kumsalları,doğal güzellikleri vardır.Ada turizme açıldığında sanki her yer bozulacak, tüm güzellikler yok olacakmış gibi lanse edilmektedir. Yanıbaşımızda onlarca yıldır Mykanos, Kos, Sisam vs. gibi küçücük Yunan adaları milyonlarca turist çekerken Gökçeada için bu gelişmeler talan olarak açıklanıyor. Gökçeada’nın gelişmesini istemeyen Yunan lobisidir, Rum Diasporadır ve bunların ülkemizdeki tetikçileridir. Yeni onaylanan imar planları zaten 1996 yılında onaylanan eski planların aynısı. 20 yıl sonra bile Gökçeada için yeni imar alanları oluşturulmamıştır.Adanın yine % 95’i imara kapalıdır.Neden bu durumdan bile rahatsızlık duyuyorlar anlamıyoruz. Malum lobi ve onun tetikçileri her fırsatta zaten adadaki Türk nüfusunu işgalci olarak görmekte, böyle algı yaratmakta ve bir şekilde bu Türk nüfusun adadan gitmesi için sistemli ve sürekli olarak zaten çalışmaktadır. Bilerek veya bilmeyerek bu oluşumlara destek verenler, çanak tutanlar içerisinde maalesef yazar Türk çizer takımı da mevcuttur. Onlar tatillerini Yunan adalarında yapar ama Osmanlı yadigarı Türk adası Gökçeada gelişmesin diye lobi faaliyeti yaparlar. Devletimize çağrı yapıyorum buradan. 20 yıldır verdiğimiz mücadeleye kulak verip çevreci ve Agro-Turizme olanak sağlayacak imar planı hazırlansın. Adadaki hazine arazileri gerçek yatırımcıya bürokrasi engeli olmadan verilsin. Adamıza gelen yerli ve yabancı turist sayısı milyonu aşsın. Adamız organik ürünleri ile, müthiş doğası ve sahilleri ile, cittaslov kimliği ile Kuzey Egenin yıldızı olsun. Gökçeada bir avuç entelin değil , Türkiye’nin cazibe merkezi olsun.”

Ada Kargası’ndan Aylı’ya Cevap
Bülent Aylı’nın yeni imar planı hakkında yaptığı açıklamalar sonrasında suskun kalmayan Ada Kargası ise Halkı kin ve düşmanlığa sevk etmenin adı elbette ki gazetecilik değildir ! Gökçeada talan edilmesin deyince diaspora uşağı mı olunur ?” diyerek tepkisini gösterdi. Ada Kargası konuyla ilgili yaptığı açıklamada Bülent Aylı’ya şu şekilde cevap verdi:

“Halkı kin ve düşmanlığa sevk etmenin adı elbette ki gazetecilik değildir !
Gökçeada talan edilmesin deyince diaspora uşağı mı olunur ? Adamızda gazetecilik iddiasındaki, emlakçı/emlak spekülatörü bir şahıs dönüp dönüp aynı şarkıyı çalıyor.  Gökçeada’nın talan edilmesine karşı çıkan, Gökçeada gelişsin ama bozulmasın, “betonada” olmasın, doğal ve mimari güzelliklerini yitirmesin diyen herkesi “diaspora” öcüsüne hizmet etmekle suçluyor.
Son haftalarda üst üste kışkırtıcı yazılar yazarak, bu adayı çok sevdiği için, bunca güçlüğünü gönüllü olarak kabullenerek adaya yerleşen, her biri kendi alanında önemli hizmetler vermiş, maddi manevi birikimlere sahip, varlıkları ile adayı zenginleştiren, adanın bir çok sorunu için çözüm üretmeye, katkı sunmaya hazır, ada dışında bulundukları her yerde adanın gönüllü elçisi durumunda olan insanları sanki “entelektüel” yani “aydın” olmak suçmuş gibi, “enteller” diyerek aşağılayan bu zat giderek tehlikeli bir hal almaktadır.
Açıklanan 1/100.000 lik plan ile birlikte öfkesini zapt edemez hale geldi. Çünkü, kentsel gelişim ve turistik tesis alanı haline gelmesi önceki belediye yönetimi ve bir takım hempaları ile birlikte var gücüyle çalıştığı alanlar plana girmedi. Oysa kendisi bu alanlarda araziler kapatmış, hatta bir takım araziyi bu vaatlerle satmıştı.
Ve bu şahıs, şimdi Gökçeada’nın barışçıl, saygılı ve saygıdeğer halkını, Gökçeadanın kendisi gibi insanların insafına terk edilmesine karşı çıkan kişilere karşı kışkırtmaya çalışmaktadır. Bu insanları “diaspora”ya hizmet ediyorlar diye karalamaya çalışmaktadır.
Ülke çıkarlarını değil de, başka bir ülkenin çıkarlarını savunuyorlar demeye getiren bu karalama son derece tehlikelidir. Ortaya bir tek somut kanıt koymadan insanları bu biçimde, neredeyse vatan hainliği ile itham etmek sadece terbiyesizce değildir, suçtur. Çünkü halkı kin ve düşmanlığa sevk etme eylemini oluşturmaktadır. Halkın bir kısmını başka bir kısmına düşmanlığa teşvik girişimidir bu.
Bir yandan ‘enteller’ dediği aydınlara ve onlar gibi düşünen adalılara sopa sallayan bu zevat, diğer yandan da, adalılara, ‘Birlikte adanın rantını yemek varken, ne demeye bu entel dantel laflara prim veriyorsunuz’ demeye getirmektedir. Kendi ifadesi ile, arazisinin değerlenmesini beklerken saçı ağaran adalıların ‘rantçılara’ karşı çıkmasını anlayamamaktadır. Çünkü herkesi kendisi gibi sanmaktadır.
Gökçeada betonada olursa mı araziler değerlenir ? Yoksa Gökçeada ikinci bir Bozcaada, Assos, Alaçatı, Sardunya adası, Mikonos adası olursa mı araziler ve ürünler değerlenir ?
Tüm adalılar biliyor ki, ‘Altın yumurtlayan tavuğu kesmek’ isteyen bu ve benzeri kişilerin tek derdi kendi kazançlarıdır. O yüzdendir ki, yerel seçimlerde bu kişinin başını çektiği zihniyet sıkı bir tokat yemiştir Gökçeada halkından.
Gökçeada halkı, söylediğimiz gibi, hoşgörülü, barışsever, saygılı ve saygıdeğer bir halktır. Asla bu tür kışkırtmalara kanmayacağı gibi, bu kışkırtmaların nedenini de görmektedir. Bu zihniyet adada teşhir olmuştur ve silinecektir.”

Filtreler:
Görüntülenme: 552
Google Analytics verileri olup, manipüle edilemez bir kaynak kullanılmıştır. Günde bir kere güncellenmektedir.

Yorumlar

Henüz yorum yok...

Sizin yorumunuz...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir