“Hastanelerimizden ‘Parti’ Elini Uzak Tutun!”

“Hastanelerimizden ‘Parti’ Elini Uzak Tutun!”
06 Aralık 2016

Geçtiğimiz hafta yaşanan olayla ilgili bugün bir basın açıklaması düzenleyen Çanakkale Tabipler Odası Yönetimi, “Partili-Hatırlı” kişilerin araya girmesi nedeniyle hem kendilerinin zor durumda kaldığını hem de diğer hastaların haklarının çiğnendiğini söylediler.

Çanakkale Devlet Hastanesi’nde geçen hafta yaşanan olayın Çanakkale’de bir ilk olmadığı belirtilen açıklamada; “Acil Poliklinikte yaşanan olayda Ayvacık İlçe Kadın Kolları Başkanı olan şahsa, doktor arkadaşımız Acil’de MR çektirilemeyeceğini çünkü orasının acil vakalar için işleyen bir birim olduğunu söylemiştir. O andan itibaren şahıs, doktor arkadaşımıza bağırmış, tehdit etmiş ve AKP’li hatırlı kişileri aramıştır. Doktor arkadaşımızı zor durumda bırakmış, o anda çalışamaz halde bırakmıştır. O gün şahsın tavrının yanlış olduğu hastane yöneticilerimiz tarafından anlaşılmasına rağmen şahsın MR’ı çektirilmiştir!” denildi.

“MR İçin Günlerce Bekleniyor”

“Tabipler Odası yönetimi yaptıkları açıklamalarda çıkan tartışmalara hastane yönetiminin de dahil olduğunu, Nöbetçi doktorun haklı olduğunun bilinmesine rağmen AK Parti Ayvacık Kadın Kolları Başkanı şahsın istediği Beyin MR’ının çekildiği belirtildi; “Üzülerek söylemek istiyoruz ki; bu başımıza nadir gelen bir olay değildir. Bir hastanın yatırılış kararından tutun, bir hastanın taburcu edilmesine kadar, almak durumunda olduğumuz kararlarda ‘Partili-Hatırlı’ kişiler araya girerek kararlarımız değiştirilmeye çalışılmaktadır. Serviste yatırdığımız hastaya yeri geldiğinde MR’ını biz hekim olarak 3 günde çektiremezken; ayaktan polikliniğe gelen bir hasta, idarecinin vurduğu bir kaşe ile aynı gün MR çektirebilmektedir. Poliklinik sırasında beklemek istemeyen ‘Partili-Hatırlı’ kişiler araya idarecilerimizi de sokarak ve onları da çoğu zaman zor durumda bırakarak herkesten önce muayene olmaya çalışmaktadırlar.”

“Partili-hatırlı kişiler her konuda araya giriyorlar!”

Tabipler Odası Yönetimi yapılan açıklamanın devamında sadece Çanakkale’de değil tüm Türkiye’nin sağlık alanında büyük sorunlar yaşandığını Sağlık Bakanlığının açıkladığı veriler üzerinden ortaya koydular; “Bizler bu ülkenin, bu cumhuriyetin eşit haklara sahip, her biri birbiriyle eşit değerde-öyle olması gereken vatandaşlarıyız. Bu ülkenin hastanelerinden eşit koşullarda yararlanmayı hepimiz hak ediyoruz. Devlet hastaneleri, bir partinin ya da zümrenin hastaneleri değildir, halkın hastaneleridir, hepimizin vergileriyle ayakta durmaktadır. Kimse, bu hastaneler içinde kendisine ayrıcalık talep edemez. Dolayısıyla hastanelerimizden ‘parti’ elinin uzak tutulması gerektiğini, hekimler olarak tıbbi kararlarımıza ‘partili-hatırlı’ kişiler yoluyla müdahale edilmemesi gerektiğini buradan hatırlatmak isteriz.2014 yılında 77 milyonluk Türkiye’de, 370 milyonun üzerinde hastane poliklinik’i, 100 milyonu geçen acil başvurusu olmuştur. Sadece Kamu Hastane Birlikleri içinde ele alırsak toplam başvurunun %30 u acile yapılmış. Sağlık Bakanlığı yetkililerinin ifadesiyle “gelişmiş ülkelerde bu oran yüzde 5-8’lerde”. Sağlıkta Dönüşüm Programı’nın vatandaş nezdinde memnuniyet yaratan ana noktasının hizmete erişimi kolaylaştırmak olduğu yaygın kabul gören tezdir, bunun sonucu olarak 2003-2019 arasında yıllık hekime başvuru sayısı üç kata çıktı. Konu ile ilgili literatürde, sağlık hizmetlerine erişimin kolaylaştığı ve dolayısıyla arttığı durumda, kişiler sağlık problemleri acilleşmeden sağlık kurumlarına ulaşabildiğinden dolayı acil servislere başvuru oranlarının düşmesi beklenmektedir. Oysa sağlık hizmetlerine erişim arttığında acil servislere başvuru oranlarının düşmesi beklentisi Türkiye’de gerçekleşmemiştir.”

“Delikanlı ve mert bir duruş değildir”

“Bunun anlamı nedir? Türkiye’de yaşayan insanlar çok sık hasta olduğunu kabul edersek bile, poliklinik sayısı bu denli artmasına, hekime ulaşım bu denli kolaylaşmasına rağmen, başvuruların üçte birinin acile yapılıyor olması Acil polikliniklerin çok yanlış kullanıldığının kanıtıdır. Sağlık Bakanlığı’nın şunu açıklaması gerekiyor: Bu kadar acil başvurusu, bu kadar poliklinik sayısı, bu kadar operasyon sayısı, bu kadar MR çekimi, bu ülkedeki insanların genlerinin ya da yaşam koşullarının kişileri hastalıklara daha yatkın hale getirdiğini mi göstermektedir? Bu ülkede neden bu kadar çok insan hasta olmaktadır, kendini hasta hissetmektedir, Acil’e bu kadar yaygın başvurmaktadır? Bizim sağlık sistemimiz insanların kendi bedenlerini az-çok tanımalarını, bazı rahatsızlıklarını almış oldukları sağlık eğitimleri yoluyla kendi kendilerine çözmelerini sağlamaktan aciz midir? Bizim sağlık sistemimizde halka yeterince koruyucu ve tedavi edici sağlık eğitimi verilmekte midir? Bizim sağlık sistemimizde, birinci basamak sağlık hizmeti, aile hekimlerine başvuru yeterince kullanılmakta mıdır, işlevsel midir? Yoksa bu tür bir sağlık sistemi, piyasalara daha az hitap edeceği için, karlı ve kullanışlı değil midir? Bu kadar çok insanın, bu kadar çok taleple başvurduğu hastanelerde insanların yaşadığı sorunlar karşısında, ilk muhatap olarak gördüğü sağlık çalışanlarına öfkesini yönlendirmesi ise en hafifinden `kolayına kaçmak ‘tır. Delikanlı ve mert bir duruş değildir.”

“Bu şartlarda iyi hizmet beklemeyin”

“Hastalarımıza seslenmek istiyoruz: Biz sağlık çalışanlarının hastalarımıza daha iyi hizmet verebilmesi, daha az hasta sayısı ve daha uzun muayene süreleri ile mümkündür. 80-90.sırada hasta olarak başvurduğunuz polikliniklerde hem tıbbi olarak doğru karar alınmasını beklemek, hem hastalığınız hakkında bilgi verilmesini beklemek, hem güler yüz ve sıcakkanlı davranış beklemek gerçeküstü bir beklentidir ama her birimiz sağlık çalışanları ve hastalar olarak daha iyi bir sağlık hizmeti için belli koşulların yaratılmasını talep etmek zorundayız Hastalar ve sağlık çalışanları olarak hep beraber, eşit sağlık hizmetini, piyasaya teslim edilmemiş bir sağlık hizmetini yani daha çok hasta, daha çok para anlayışım reddeden bir sağlık hizmetini, en az Küba’daki kadar koruyucu sağlık hizmetini önceleven bir sağlık hizmetini, halkın bedeni ve sağlığı hakkında eğitim alma hakkını talep etmeliyiz.”

Yorumlar...

    Henüz yorum yok...

Sizin Yorumunuz...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir