Oops! It appears that you have disabled your Javascript. In order for you to see this page as it is meant to appear, we ask that you please re-enable your Javascript!
reklam
reklam
İki Yakalı Şehir İki Yakalı Şehir

İki Yakalı Şehir

İki yakalı şehir.

Bir kitabın adı.

Neresidir, iki yakalı şehir?

İstanbul mu?

Çanakkale mi?

Neresidir iki yakalı şehir?

Hangi şehirlerin iki yakası vardır?

“Bir yanı Karşıyaka, bir yanı Çarşı. İki yaka karşı karşı. Tabi bu karşılık,”kargaşa anlamında değil. Muhaliflik anlamında hiç değil. İki aşığın seyre dalması gibi birbirini.

Hem sonra ikisi de aynı suya döküyor içini, sırdaşları Kocabaş”

Kitabın önsözünde böyle yazmış yazar. (Bazı yazarlar, kendi kitaplarının önsözünü de yazar.)

Kitabın bir yerinde de şöyle bir satır var.

“Ali KÜÇÜK ile sohbet halindeyiz. Ali Bey’in telefonu çalıyor ve konuşmanın satır arasında Çanakkale Seramik Fabrikaları’nda şu kadar ‘beyaz yakalı’ bu kadar ‘mavi yakalı’ personel var, diyor muhatabına.”

Yazar; bu “beyaz yaka, mavi yaka” işinin bir tasnif olmadığını, fabrika içinde hiyerarşik bir yapılanmanın oluşturduğu görev dağılımı olduğunu da belitmiş.

Yazarın kafasında şimşekler çakıyor, bu telefon konuşması sonunda. Kitabın adına farklı bir anlam daha yükleniyor.

 Bu şehri sizler tahmin ettiniz. Bu şehir bir Dünya seramik devi olan,“Çanakkale Seramik Fabrikaları’nın” kurulduğu yer.

“Çan”

Kitabın adı da, “İki yakalı şehir, Çan” oluyor yani.

Kitabın yazarı; “Fazıl Sayın”

Çanlı genç bir öğretmen. Kendini tanıttığı bir yer, bir sayfa yok kitabında. Kitap ikinci baskıyı da tüketmiş.

*

“İki yakalı şehir, Çan” kitabı belgeler dayalı bir kitap. Yazar kendi iç dünyasında damıttığı yaşanmışlıkları, derlediği anıları öyküleştirmiş. Çocukluk günlerindeki gözlemlerini bu günlere aktarmış. Herkes kendisini bir öykünün içinde bulabilir. Kimileri alabildiğine çocukluğuna dönüp, iki yakadan gelip Kocabaş Çayı kenarında özlem giderebilirler.

Büyük İskender istediği kadar küçümsesin (Granikos Çayı) Kocabaş Çayı’nı. Çanakkale’yi utandırmamak için geçmiş İskender, Kocabaş Çayı’nı. İster geçsin, ister geçmesin.

Çan’da yaşayanlar, hem içtiler hem de geçtiler bu çaydan.

 

*

Bu kitabın 19. sayfasında bir harita var. 1530 tarihli yöre haritası. Biga livası haritası. (Mülki idarede kaza-vilayet arasında bir derece, sancak) “Biga Sancağı” demek daha doğru oluyor.

Bu haritada tek tek yerleşim yeri isimlerine baktım. Doğduğum yer olan Yenice’nin köylerini aradım. Şimdilerde Yenice’de seksen kadar köy var. Birkaç köy, göç verdiğinden yok olup gittiler.

1530 yılındaki haritada, Yenice diye bir yer yok. Şimdi olan köylerin isimlerini size yazayım. Çınarcuk (Çınarcık), Çavuş(Yukarı Çavuş), Örencük(Örencik), Ma’den(Maden), Yarış, Umurca(Umurlar), Gümüşköy (Gümüşler Köyü), Kara-köy (Karaköy), Çamluca(Çamoba Köyü), Turasan(Torhasan Köyü), İn-Ova(Yukarı İnova Köyü) Ar(ı)-Ovacığı(Araovacık Köyü), Koru-köy(Koruköy)

Toplam olarak onüç yerleşim yeri. Göç ederek yaşamlarını sürdüren Yörüklerin çoğunlukta olduğu yöredeki köylerin varlığı bu kadar.

Bu köylerin olduğu yöreye o zamanlarda, “Yenice yöresi” demekte doğru değil, o dönemde.

Bu hartaya göre, Yenice’nin en eski köyleri bu saydığım köyler oluyor. 1530 yılından önce kurulmuş köyler bu haritada belli.

XIX. yüzyılda, Bursa valisi olan “Ahmet Vefik Paşa” göçerleri iskâna zorlamış, hatta adı bu nedenle “Çadır Yırtan Paşa” olmuştur. Çan ve Yenice yöresinde de köyler oluşmaya başlamış.  (1862-1864)

Demek ki bu adını saydığım köylerin kuruluş tarihleri, 600 seneye yaklaşmış. Diğer köylerin kuruluşu Osmanlı’nın son dönemleri olduğundan, birçok köyü iyi bir şekilde araştırsan 200 ile 300 yıllık köyler olduğu görülür. Yenice’de, Balkanlar’dan göç edip gelen insanlarımızın oluşturduğu köylerin oluşum tarihleri daha da yeni.

Ancak Çan ve Yenice Yöresi’nin önceki medeniyetlere ait tarihini göz ardı etmemek lazım.

Değerli meslektaşım Fazıl Sayın’ın kitabındaki harita bana neleri hatırlattı.

*

“Fazıl Sayın” doğduğu ve şu anda yaşadığı Çan ilçemizi de içine alan çok güzel şiirler yazıyor. Ellerini ve yüreğini Çanakkale’ye de uzatıyor. (Tembellik edip Gogol Amca’dan şiirlerini bulayım, kopyala yapıştır yapayım dedim, olmadı. “Fazıl Sayın” yazıyorum. Karşına “Fazıl Say’ın” konserleri çıkıyor. Bu internette gerçekten, solucan kadar akıl yokmuş.)

En sevdiğim şiirinin son bölümünü yazayım. En iyisi siz “İki yakalı şehir, Çan” kitabını bulup okuyun.

 

Elimde Büyüdü bu Şehir

Gözümde Daha Dünkü Çocuk

 

Ne yapmalı etmeli

Ece AYHAN gibi balıklara yedirmeliyim şiiri

Teoman ALPAY gibi

Nasıl geçti habersiz diye, hayıflanmak

Daha fazla lezzet almak hayattan

Arif Sami TOKER’i bulmak sonra

Sonra insanımı bilmek

Milyon kere sevmek hemşerimi

Şehrimi, Çanakkale’mi.

*

Not: [email protected] sayfasından yazara ulaşabilirsiniz.

Filtreler:
Görüntülenme: Veri Alınamadı
Google Analytics verileri olup, manipüle edilemez bir kaynak kullanılmıştır. Günde bir kere güncellenmektedir.

Yorumlar

Henüz yorum yok...

Sizin yorumunuz...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir