Her tarafta bir yaygara, inşaat sektörü krize girmiş ve durum çok vahimmiş. Tam bu aşamada, yani 2019 yılı 2. evresine evrilirken, sosyal medya paylaşımım çok ilgi çekmedi:

“Öncesi mi normal, bugün mü anormal, yoksa öncesi mi anormal bugün mü normal… Arz mı talebi yükseltti, Talep mi arz-ı oluşturdu. Yazık ortada bir yığın zavallı mağdur var… Rantiyeler pusuda bekliyor, Rantiye salyalarında beslenenler ise feryat figan ortalıkta ağlaşıyor… Aslında kriz bir sosyal kültürel ekonomik ve siyasi bağlamda değerlendirilmeli, boşuna inşaat sektörünü krizsel vaka olarak görmemek gerek…”

Bir önceki yıla oranla ruhsat veriliş-alınış verilerinde, bazı verilere göre %97 daralma bulunuyor, bazı verilere göre %10 gerçekleşme olmuş. Rakamlar oldukça ciddi yok oluşun somut göstergesi.

Öbür yandan gerçek etkilenmelere dönersek, mimarlık mühendislik ofislerinin yarısı kapanmış, müteahhitlerden çoğu iflas veya yok oluşlarını ilan etmiş, emlakçılar işsiz, ruhsat veren kurumların imar müdürlüklerinde can sıkıntısından patlama durumuna gelinmiş. Belediyeler, başta kültür projeleri olmak üzere kaynak kullanımlarını kısmış, popülist söylemli politika devrini başlatmış.

Tüm bunlar yaşanırken, neden ciddi bir sorgulama süreci yaşanmaz ki…

Yani ranta dayalı, özellikle arsa spekülasyonu üzerinde oluşan yapı rantına dayalı bir sistemin devamını istemek hiçbir gerçeklik taşımıyor. Dolayısıyla, sanılar kriz mi gerçek, yoksa gelinen durum mu gerçek…

Bir kentin nüfusunun yarısından daha fazlasının barınacağı konut ruhsatı 1 yıl içinde verilebilir mi? Varsayalım verildi, ortaya çıkan durumu normal görenlerin aptallıklarına ne demek lazım. Bu aptalların, her şeyi güllük gülistanlık gibi görüp, buna göre yaşam konforunu düzenlemesi de bir başka aptallığın tekrarı olsa gerek…

Zaman geçtikçe, durum biraz daha netleşiyor, şişirilmiş inşaat sektörünün, balonu patlayınca sektörün içindeki kesimlerin zamanla normale yaklaştıkları görülüyor. Bu normalleşmenin çok ciddi yıkımları, çöküşleri getirdiğini gözlemliyoruz. Ama bundan ders alındı mı?

Kent arsaları ve yapıları üzerinden yaratılan ve rant üzerinden kurulan büyük bir sistem var. Bu küresel rant sistemi o kadar iştahlı ki, ağzından salyalar akıtıyor. Bizim gibi kentlerdeki rantiyeler, bu salyalardan beslenenler durumundayız sadece… Büyük rantlar başka yerlerde toplanıp, bölüşülüyor.

Şimdi normalleşme zamanıdır…