Oops! It appears that you have disabled your Javascript. In order for you to see this page as it is meant to appear, we ask that you please re-enable your Javascript!
İnsan Hakkı Olarak Mimarlık İnsan Hakkı Olarak Mimarlık

İnsan Hakkı Olarak Mimarlık

Her Çarşamba akşamları Kent Müzesi tarafından düzenlenen sohbetlerinin bu haftaki (05.10.2011 tarihli) konukları, Dünya Mimarlık Haftası kapsamında Mimarlar Odası’ydı.

İNSAN HAKKI OLARAK MİMARLIK adlı etkinlik, Bendeniz Mimar İsmail Erten Kolaylaştırıcılığında, Mimarlar Odası Çanakkale Şubesi Başkanı Sevil Ural ve İnsan Hakları Derneği Çanakkale Şubesi Başkanı Kenan Döner’in konuşmacı katılımlarıyla 05 Ekim 2011 tarihinde Çanakkale Kent Müzesi’nde yapıldı. Bilindiği gibi her yılın ilk Ekim haftası mimarlık Haftası olarak kutlanmaktadır.

Yapılan genel merkez açıklamasında, bu yıla dair mesaj şöyledir; “Her yıl Ekim ayının ilk pazartesi günü kutlanmakta olan Dünya Mimarlık Günü, bu yıl 3 Ekim tarihinde “İnsan Hakları ve Mimarlık” temasıyla Uluslararası Mimarlar Birliği’ne (UIA) bağlı 117 ülkede, yaklaşık 1.300.000 mimar tarafından kutlanmaktadır. Mimarlar Odası ise, Dünya Mimarlık Günü’nü bütün birimleriyle birlikte ve 40 bine yakın üyesiyle, aynı günün olduğu haftada “Mimarlık Haftası Etkinlikleri” olarak kutlamakta ve etkinlikler Ekim ayı boyunca devam etmektedir. Bu bağlamda mimarlığın kent, ülke ve küresel boyutla örtüşen gündemini birlikte değerlendirmek ve sağlıklı çözüm önerilerini hayata geçirilmesini sağlamak amacıyla bir dayanışma ortamının yaratılmasını hedeflemekteyiz.”

Tarafımdan yapılan toplantı kolaylaştırıcılığı düzenli not almayı gerektirdi. Tüm toplantı boyunca ortaya çıkan sonuçları şöyle ifade edilebilirim.

– İnsan hakları olarak mimarlık temasında öncelikli olan barınma ve sağlıklı fiziki çevrelerde yaşama hakkıdır. Kentte farklılık ve dışlanmışlıkların yaşandığı Fevzipaşa Çay boyu mahallesi ile sanayinin arkasındaki Çay boyundaki Atatürk Mahallesi olarak bilinen bölgede ciddi barınma ve sağlıklı yaşam hakkı ihlallerinin yaşandığı görülmektedir.

– Bir başka konu afet riskine kaşı fiziki çevrenin oluşturduğu risklerin bir insan hakkı olarak ele alınmasıdır. Özellikle 1999 depremiyle oluşan güvenli yapı kuralları bu tür riskleri azaltmış olsa da, kentin büyük çoğunluğu hala eski yasal kurallara göre oluşmuş binalarla doludur. Bu tür yapıların özellikle deprem riski tehlikesi sürmektedir. Güvenli fiziki bina ve çevrelerde yaşama hakkı en önemli haklardan birisi olduğundan, bu tür risklerin insan hakkı olarak azaltılması kaçınılmaz bir zorunluluktur.

– Kentin bina, mekan ve fiziki çevrelerinde dingin, huzurlu ve rahat bir estetik görünüme sahip olması önemli bir insan hakkı olarak öne çıkmaktadır. Kent estetiği, yeni oluşan bina cephelerinde, sokak, cadde, meydan ve diğer kamusal alan yer-döşeme kaplamalarında ve kent mobilyası olan otobüs durağı, oturma bankı, sanatsal objeler, heykel ve anıtlar, çeşmeler, çöp konteynırı, elektrik direkleri, armatürleri vb. objelerde dikkatli titizlik gerektirmektedir. Bu konularda dinginlik yerine kargaşa, huzur yerine çatışma ve rahatsızlık veren diğer sorunlar kentin önemli bir hali olmaktadır.

– Tarihi ve kültürel çevrenin korunması ve uyumlu mimari çevreyle geliştirilmesi de önemli bir insanlık hakkıdır. Son dönemlerde kentte bu yönde önemli çalışmalar olsa da, gelişkin çabaların geliştirilmesi, kesintisiz ve sürdürülebilir eylemlerin devamı kaçınılmazdır. Kentteki farklı kültürlerin mimari yapı ve fiziki çevrelerde kendisini ifade etmesi, geleceğe taşıması en önemli insan hakkı olarak görülmektedir.

– Çanakkale kentinin “barış” kavramıyla kurduğu ilişkisi, mimari yapı ve fiziki ortamlara da sirayet etmelidir. En önemli insan hakları kavramı olan Barış’ın, bu çerçevede ele alınıp, tüm çatışmaları, kargaşayı engeller bir fiziki çerçevede tasarımlara dönüşmesi özendirilmelidir.

– Mimarlık, insan haklarının temeli olan özgürlük, demokrasi gibi kavramları geliştirici bir misyona dönüşmelidir.

– Mimarlık var olan sistemin ve düzenin kötü uygulayıcı bir aracı olmaktan kurtarılıp, insan haklarını geliştirici özneye dönüşmelidir.

– Mimarlar Odası “İnsan Hakkı Olarak Mimarlık” temasını “tüm yıl boyunca” yukarıdaki tüm kavramları ortaya çıkaran, bu kavramalara dair bilgi üreten, bu bilgiyi topluma yayan ve önemli bir mimarlık ve insan hakları “bilinci” oluşturan süreçler yaratmalıdır.

Böylesine kavramsal açılımları içeren bu çok önemli toplantının sonuçlarını herkesle paylaşmak istedim.

Filtreler:
Görüntülenme: 159
Google Analytics verileri olup, manipüle edilemez bir kaynak kullanılmıştır. Günde bir kere güncellenmektedir.

Yorumlar

Henüz yorum yok...

Sizin yorumunuz...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir