Oops! It appears that you have disabled your Javascript. In order for you to see this page as it is meant to appear, we ask that you please re-enable your Javascript!
reklam
reklam
Kale Grubu’nda 52. Kuruluş Yıldönümü Coşkusu

Kale Grubu’nda 52. Kuruluş Yıldönümü Coşkusu

Kale Grubu ile Kaleseramik Fabrikaları’nın 52. kuruluş yıldönümü ve Geleneksel Seramik Bayramı Çanakkale’nin Çan ilçesinde düzenlenen törenlerle kutlandı.

Çanakkale’nin Çan ilçesinde Fabrikalar Konferans Salonu’nda gerçekleştirilen kutlama programı saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başladı. Törende bir konuşma yapan Kale Grubu İcra Kurulu Başkanı Zeynep Bodur Okyay, Çanakkale’nin Çan ilçesinde başlayan sanayicilik hayatlarında 52 yılı geride bırakırken, 2009 itibarıyla ağırlıklı olarak seramik, hammade, savunma sanayi ve havacılık, yapı kimyasalları, izolasyon, boya, enerji, turizm ve lojistik sektörlerinde faaliyet gösteren, bayileri ve iş ortakları ile yaklaşık 10 bin kişilik bir büyük aile yapısına ulaştıklarını belirterek, “Bu kapsamda Ülkemizde pek çok “ilk”e imzamızı attık. Türk sanayisini en iyi şekilde yurt dışı platformlarda da temsil etmeye azami özen gösterdik. Zor zamanlarda ayakta kalmayı, aralıksız 52 yıldır sektörünün lider kurumu olmayı başardık. Kale Grubu ismi bugün güven ve saygı ile anılan bir noktadadır. Bu başarıda Liderimizin, yöneticilerimizin, tüm çalışanlarımızın, bayilerimizin ve tüm iş ortaklarımızın emeği, alınteri ve katkısı var. Katkısı olan herkese en içten şükranlarımı sunuyorum” dedi.

“DÜNYA EKONOMİSİNDE BOZULMA YAVAŞLAMAYA BAŞLADI”

Zeynep Bodur Okyay, Nisan ayı başında yapılan G-20 zirvesinde alınan önlemlerin ortaya çıkardığı güven ortamı ve mali önlemlerin etkisi sonucu nisan-mayıs-haziran aylarında dünya ekonomisinde bozulmanın yavaşladığını da belirterek, “Ancak yaşanan bu iyileşme haziran ayı içinde ivme kaybetmeye başlamış ve yavaşlamıştır. Yılın üçüncü ve dördüncü çeyreğinde iyileşmenin boyutu ile ilgili halen çok sayıda belirsizlik bulunmaktadır. İyileşmenin yeniden ivmelenmesi konusunda maliye ve para politikalarında hareket esnekliğinin kalmadığı görülmektedir. Dünya ekonomisinde iyileşmenin ve toparlanmanın uzun bir zaman alacağı ve çok sınırlı hissedilen bir iyileşme yaşanacağı senaryosu öngörülmektedir. Özetle, global büyüme beklentilerine baktığımızda 2009 yılında yüzde 2.9 daralması beklenen dünya ekonomisi içinde Türkiye için ise Dünya Bankası ve IMF verileri de son 2 aylık dönemde 3 kez güncellenerek yüzde 5.5 GSYİH daralması ve gelecek yıl için ise sınırlı büyüme öngörmektedir” dedi.

“TÜRKİYE EKONOMİSİNDE İKİNCİ ÇEYREKTE ÖZELLİKLE MART AYI BAŞINDAN BERİ BİR ARTIŞ EĞİLİMİ GÖRÜLMEKTEDİR”

Konuşmasında Türkiye ekonomisini de değinen Zeynep Bodur Okyay, “Küresel kriz Türkiye’yi de önemli ölçüde olumsuz etkilemiştir. 2009 yılının ilk çeyreğinde ekonomik aktiviteler önemli ölçüde daralmış ve ekonomi yüzde 13.8 oranında küçülmüştür. Türkiye Ekonomisi’nin gelişmekte olan ülkeler ile yasadığı ayrışma net bir şekilde görülmektedir. Nitekim, gelişmekte olan ülkeler 2009 1. çeyrekte yüzde 4,16 oranında daralırken, Türkiye yüzde 13,8’lik daralma kaydetmiştir. Gelişmekte olan ülkelerde sanayi üretimi Nisan ayında yüzde 7,25 artarken, Türkiye’de yüzde18,43 oranında gerilemiştir. Gelişmiş ülkelerin ihracatında toparlanma yaşanırken, Türkiye’nin ihracatında gerileme devam etmektedir. Ancak bunun alt kırılımlarındaki etkiyi de dikkate almak gerekiyor Örneğin yüzde 25,4’luk küçülme yasayan toptan ve perakende ticaretin hemen arkasından yüzde 18,9’luk daralma ile en fazla kan kaybeden ikinci sektör inşaat sektörü olmuştur. İnşaat sektörünün ekonomiye katkı payı 2007 yılında yakaladığı yüzde 6,7’den beri düşüş trendini korumuş 2009 yılının ilk çeyreğinde yüzde 5,7 düzeyine gerilemiştir. Büyümenin de buna paralel olarak kan kaybettiği de net bir şekilde görülmektedir. Türkiye ekonomisinde ikinci çeyrekte özellikle Mart ayı başından beri bir artış eğilimi görülmektedir.Bu toparlanmanın önemli bir nedeni hükümetimizin iç talebi canlandırmaya yönelik olarak aldığı önlemlerdir. İkinci çeyrekteki bu iyileşmelere rağmen ekonomik faaliyetlerin seviyesi 2008 yılının aynı dönemine göre oldukça düşük gerçekleşmektedir.

Bir başka deyişle ikinci çeyrekte de aslında ekonomi küçülmeye devam etmektedir. Bu tespitlerden yola çıkarsak yaşanan büyüme sınırlı da olsa bunun sürdürülebilmesi için ; Gelişmekte olan ülkeler arasındaki ticareti arttırmak, Türkiye için önemli bir çıkış yoludur. Gelişmekte olan ülkelerin iç pazarlarının hacimleri orta vadede büyümeye çok yatkındır. Küresel krizin anahtarı, G8 lerin tüketim gücünün yerine gelmesini beklemek değil, gelişmekte olan ülkeler arasındaki ticaret hacmini bir an önce arttırmaktır. Yaşanılan ekonomik kriz ile birlikte Türkiye ekonomisi için geniş kaynak olanağı sağlayan koşullar ortadan kalkmış ve ekonomik büyümeyi finanse eden dış kaynak girişi tersine dönmüştür. Bu yeni koşullar içinde kaynak ihtiyacını sağlayacak bir program önem kazanmaktadır” dedi.

“SERAMİK SEKTÖRÜNDE TEŞVİK SİSTEMİNİN ESAS OLMASI GEREKİR”

Konuşmasında seramik sektörüne de değinen Zeynep Bodur Okyay, “Biz sanayiciler için kritik olan diğer unsur uzun bir süreden beri konuşulan ve psikolojik olarak da beklenti oluşturan teşvik sisteminin açıklanmasıydı. Bu noktadan hareketle bizim içinde bulunduğumuz sektör itibari ile de hükümetin açıkladığı yeni teşvik paketinin kapsamı konusunda bazı belirsizlikler ve eksiklikler vardı. Seramik sektöründe Desteklenecek iller listesinde mevcut olmayan, Ancak önemli kapasiteleri olan Aydın, Denizli, Muğla bölgesi, Zonguldak, Karabük, Bartın bölgesi, Samsun, Tokat, Çorum, Amasya bölgesi ve Kayseri, Sivas, Yozgat illerimiz Federasyonumuzun talebi üzerine seramik üretiminde teşvik edilecek bölgeler arasına alınmıştır. Bu konuda hükümetimizin duyarlığına teşekkür ederiz. Sektör temsilcileri olarak da düşüncemiz özelde de seramik sektöründe kapasite artırıcı değil, yenilikçiliği katma değeri ve sektörde derinleşmeyi teşvik eden bir yapıyı destekleyen teşvik sisteminin esas olması yönündedir.Türkiye’nin ihracatta daha iddialı bir ülke olabilmesi için, lojistiğin tüm alanlarıyla desteklenmesi, teşvik kapsamına dahil edilen 12 kritik sektör arasında ulaştırmanın da yer alması bizim gibi ihracata dayalı ve lojistik hizmetlerinin maliyet yapısı içinde payı yüksek olan sektörler için çok önemlidir. Türkiye müteahhitlik hizmetlerinde dünyada üçüncü sırada, inşaat malzemeleri sanayisinde ise üretim üssü konumundadır. Türkiye’ye gelir kazandıran sektörlere bakılırsa, (2008 yılı verileriyle) otomotiv 24,7 milyar dolarlık ihracat geliri ile I. sektörken, inşaat sektörü 23 milyar dolar ihracat ile II. sıradadır. Yaratılan net katma değer açısından incelendiğinde, büyük ölçüde yerli girdi ile faaliyet gösteren inşaat sektörü, ülkemize ve istihdama katkısı en yüksek olan sektördür.Örneğin ikinci el konut satışlarını tetikleyeceğini düşündüğümüz satışlardaki tapu harcının kalıcı olarak binde 5’e hatta 1’e indirilmesi; Konut kredisi faizlerinin, ücretliler de dahil Gelir Vergisi matrahından indirilebilmesi; İnşaat firmalarının, yıllar sonra alabildikleri KDV iadelerinin, üç ayda bir yüzde 75 oranında iade edilmesi, ya da vergi-sigorta primi ödemelerine mahsup edilmesi önemli. Bu paketin bir adım olması ve Türk sanayinin canlanması doğrultusunda ve sektörün stratejik öneminin vurguladığı gibi AB ülkelerinde uygulandığı şekilde ek teşvik paketleri ile desteklenmesi sektörün en büyük dileğidir” şeklinde konuştu.

“DÜNYA SERAMİK SÖKTÖRÜ YENİ BİR DÖNEM İÇİNE GİRDİ”

Seramik sektörünün global pazar büyüklüğü 2008 rakamları ile 140 milyar dolar olduğunu da belirten Okyay, “Dünya seramik sektörü yeni bir dönem içinde bulunmaktadır. Başta seramik sağlık gereçleri sektörü olmak üzere, seramik sektöründe son yıllarda konsolidasyon yaşanmakta; yurtdışı yatırımlar artmakta ve dünyada global oyuncu olmak üzere hareket eden uluslararası üreticiler oluşmaktadır. Türkiye, sektörün lokomotifi olan seramik kaplama malzemelerinde 360 milyon m2 kurulu kapasitesi ile dünyanın 6. ve Avrupa’nın 3. büyük üreticisi konumundadır. Avrupa’nın ilk iki üreticisi olan İtalya ve İspanya’nın son 4 yılda üretim miktarları yıllık yüzde 2 düşerken, Türkiye’nin bu dönemde 2008’e kadar her yıl üretimini yüzde 8 arttırması anlamlıdır. Seramik sağlık gereçlerinde ise ülkemiz 22 milyon parça kurulu kapasitesiyle Avrupa’nın en büyük üreticisi durumundadır. Seramik sektörünün en büyük alt sektörü olan karoda, ülkemiz dünyanın 4. büyük ihracatçısıdır. Karodan sonraki en büyük alt sektör olan seramik sağlık gereçlerinde ise ülkemiz Avrupa’nın 1.; dünyanın 5. büyük ihracatçısı konumundadır. Maalesef Türk Seramik üreticilerinin bir çoğu krize, yatırımını yeni tamamlamış borç yüküne girmiş olarak yakalanmış ve bankalardan kredi kullanımında sıkıntıya düşmüştür. Sektör genelinde ihtacatta Avrupa’da yaşanan talep daralması ve global kriz nedeni ile % 35 düzeyinde düşüş gerçekleşmiş, Bunun yanında tüketiciden tahsilatını yapamayan bayilerin de finansmanını üstlenmek gibi ciddi bir yükün altına girmek zorunda kalmışlardır. Bir taraftan üstlenilen yük diğer taraftan düşen kar marjı nedeniyle ve de hükümetin desteğini de özellikle girdi maliyetlerinde henüz yanına alamamanın sıkıntısı ile tek kelimeyle ”sanayi kahramanlığı” göstermek durumunda kalmışlardır. Bu bizim üreticimizin haksız cefasıdır” dedi.

“DOĞALGAZ FİYATLARININ ARTMASI SERAMİK SEKTÖRÜNDE CİDDİ ZARARLARA SEBEP OLDU”

Doğalgaz fiyatlarının artmasının seramik sektöründe ciddi zararlara yol açtığını da belirten Zeynep Bodur Okyay, “2008 yılı içerisinde, Türkiye’de doğalgaz fiyatlarının yüzde 82 düzeyinde artması, sektörün maliyet yapısını derinden yaralamış; bunun ötesinde, bu zamların eldeki siparişlere yansıtılamaması nedeniyle ciddi zararlar ortaya çıkarmış, O dönem itibarı ile enerji maliyetlerinin sinai maliyetteki payı yüzde 50’lerin üzerine çıkmıştır. Ülkemizde sanayide kullanılan doğalgazın yüzde 20 sinin seramik sektörü tarafından tüketildiği dikkate alındığında, enerji maliyetlerinin sektör açısından ne kadar hayati bir öneme sahip olduğu açıktır. Artan enerji maliyetleri özellikle enerjide dışa bağımlı ülkelerin üreticilerini tehdit eder hale gelmiştir. Sınai maliyetler açısından incelendiğinde, doğalgaza yapılan indirimlerden sonra dahi, girdi maliyetlerinin yüzde 32’sini doğalgaz, yüzde 31’sini hammadde, yüzde 13’ünü işçilik, geri kalan yüzde 14’lük kısmını ise ambalaj, sabit kıymet amortismanı ve bakımlar oluşturmaktadır. 2008 yılında yüksek zam gören doğalgaz fiyatları, 2009 itibariyle dünyadaki enerji fiyatlarındaki düşüşe paralel olarak, düşmüştür. Bununla birlikte halen, bugünkü fiyatlarla Türkiye, İtalya’dan sonra Avrupa’da en pahalı doğalgazı kullanan ülke konumundadır. En yakın rakibimiz olan İspanyol üreticiler, Türk üreticilere göre doğalgazı %15 daha ucuza kullanmaktadırlar. Avrupa’ da mineral proses adı altında içinde seramik sektörünün de yer aldığı, enerjinin payı yüksek olan sektörler için çıkarılan bir AB Directive’i çerçevesinde, ülkeler nezdinde farklı uygulamalar olmakla birlikte, temelde enerji üzerinden vergi alınmadığı veya alınsa da yıl sonunda mahsup edildiği veya bu verginin bir “Arge ve İnnovasyon” fonunda toplanarak firmalara bu kapsamdaki çalışmaları için kullanılmak üzere hibe edildiği yönünde uygulamaların bulunduğu AB nezdinde federasyonumuzun da temsil edildiği üreticiler birliği kanalı ile bilgi edinmiş bulunmaktayız. Benzer uygulamaların yapılması yönünde hükümetimizden taleplerimiz bulunmaktadır. Doğalgazı temin etmekte olduğumuz BOTAŞ, ödeme güçlüğüne düşen bazı alıcılarını sebep göstermek suretiyle bütün sektörü zora sokacak uygulamalar getirmekte ve gaz kullanan bütün seramik üreticilerinden fiili fiyatlar ile üç aylık gaz alım bedeli kadar banka teminat mektubu istemektedir. İçerisinde bulunduğumuz olağanüstü piyasa şartlarında BOTAŞ’ın istemiş olduğu yüksek meblağlı teminat mektuplarının temini güç ve masraflıdır. BOTAŞ’ın talebimiz üzerine, alternatif bir yöntem olarak Vakıflar Bankası ile uygulamaya soktuğu Doğrudan Borçlandırma Sisteminde de yüksek oranlı komisyon uygulaması devam etmektedir. BOTAŞ’ın günümüzün şartlarına uygun olarak ve sektörde mevcut olan dar kar marjları içerisinde varlığını sürdürmeye devam eden üreticilerin kıt imkanlarına göre anlaşmaya gitmesini beklemekteyiz” dedi.

Enerji konusunda atılacak adımlarla, ihracatta enerji maliyetlerimizin yurtdışındaki rakiplerle eşdeğer seviyeye indirilmesi, ÖTV vergisinin kaldırılması, (sektörün direkt gaz ithalatına izin verilmesi) ve enerji piyasasının yaygın bir şekilde bir çok firmanın katılımı ile arzu edilen ortamı sağlıklı ve rekabetçi sağlayacak şekilde serbestleştirilmesini talep edildiğini de belirten Okyay, “Sektördeki firmaların lojistik maliyetlerini azaltmak için demir ve deniz yollarının yaygınlaştırılması ve verimlileştirilmesi gerekmektedir. Avrupa Birliği Çevre mevzuatı ise ,çevre konusunda seramik sektörüne, idari ve mali açıdan önemli yükümlülükler ve maliyetler getirmektedir. Bu uygulamaların seramik karo üretiminde Avrupa’daki maliyeti bugünkü CO2 fiyatı üzerinden minumum yüzde 6 oranında artırması beklenilmektedir. Bu mevzuatın enerji üreten şirketleri etkilemesi sonucunda oluşacak enerji fiyatlarındaki yükseliş bu hesabın dışında tutulmuştur. Bunun da eklenmesi halinde bu oranın yüzde 15’i bulması beklenilmektedir. Bu mevzuatlardan Türk Seramik sektörü aynı oranda etkilenecektir. Bu mevzuata uymayan gelişmekte olan ülkeler ile aramızda haksız rekabet doğacaktır. Müzakerelerde geçiş süresinin uzun tutulması sektörümüz adına çok önemlidir.Fabrikalar enerji verimliği konusunda kendilerini geliştirmezlerse şikayet ettikleri yüksek enerji maliyeti bu tür ek çevreyi kirletme vergisi gibi harcamalarla giderek katlanacaktır2 şeklinde konuştu.

“KALE GRUBU EMİN ADIMLARLA BÜYÜMEYE DEVAM EDİYOR”

Konuşmasında Kale Grubu hakkında da bilgi veren Zeynep Bodur Okyay, “Marka oluşturmak, tutundurmak ve yaşatmak çok zor. Biz bunu Kale Grubu olarak başardığımıza inanıyorum. 52 senedir, evlerin temelinden, çatısına kadar her yerinde varız. Seramik kaplama ile başladığımız inşaat malzemeleri sanayiciliğinde, her sene yeni ürünler ile evlerin bir parçasını daha kurmaya, korumaya, yalıtmaya, güzelleştirmeye çalıştık. Kale Grubu olarak hedefimiz, karlı büyümek. Pazarımızda liderliğimizi sürdürmek ve iş yaptığımız alanlarda operasyonel yetkinliği üst seviyelere taşımak istiyoruz. Dünya ve Türkiye’deki muhtemel gelişmelerin Kale Grubu olarak faaliyet gösterdiğimiz alanlara olan etkisini dikkate alarak Yapı, Teknik, Endüstriyel Ürün ve Hizmetler olmak üzere üç ana başlıkta gelecekle ilgili hedeflerimizi belirledik. Grup Şirketlerimiz arasında ticari sinerjilerden yararlanmak üzere işbirlikleri, koordinasyon ve iletişimi arttıracak adımları atıyoruz. Böylece masraflarda ve maliyetlerde elle tutulur verimlilik artışı sağlamaya gayret ediyoruz. Şirketlerimiz arasında başarı örneklerinin paylaşılmasını ve know-how transferinin yapılmasını mümkün kılacak sistem ve politikaları hayata geçiriyoruz. Yeni iş fırsatları yaratabilmek üzere alanında öncü diğer firmalar ile işbirlikleri olanakları üzerinde çalışıyoruz. Ulusal pazarımızda liderliğimizi korumak ve hedef uluslararası pazarlarda büyümek üzere, ürün ve servislerimizde, bütünsel ve yenilikçi çözümler sunarak, çağın getirdiği enerji, çevre ve zaman’daki kaynak kısıtları, büyümedeki zorluklar ile baş etmek için çalışıyoruz. Sektördeki liderliğimiz, 52 yıllık sanayicilik deneyimimizle elde ettiğimiz itibar ve güvenimiz geleceğe umutla bakmamızı sağlıyor. Kale Grubu, ”içinde bulunduğu coğrafyada Bölgesel bir Grup olmak” vizyonunu ”Bölgesel Bir Lider olmak ”şeklinde yenilemiştir.” 2001 yılında 427 Milyon Tl olan net ciromuz 2008 sonu itibariyle 980 Milyon TL çıkarak 7 yıllık bir süreçte grubumuz yüzde 129 büyüme sağlamıştır. Grup olarak konsolide gelirlerimizin bu yıl 1,04 milyar YTL olmasını bekliyoruz.

2008 yılı ikinci yarısından itibaren Türk Ekonomisini de derinden etkilemeye başlayan Global Krize karşı Kale Grubu tedbirli davranarak girmiş ve ikinci 5 yıllık stratejik hedefleri doğrultusunda büyüme planlarını revize etmiştir. 2008 yılında Kaleseramik firmamızın faaliyetleri ile ilgili tüm süreçleri yeniden tasarlanmış, 2008 ve 2009 yıllarıı değişim ve dönüşümün yapılacağı yıllar olarak kabul edilmiştir. Tüm sektörde olduğu gibi Kaleseramikte de zorlu geçen 2008 yılı sonrasında, alınan tedbirlerin iş sonuçlarına olumlu etkileri 2009 yılından itibaren görülmeye başlanmıştır. 2008 yılında olduğu gibi, Kaleseramik, 2009 yılında da Pazar payını arttırmaya devam etmektedir” dedi.

Ceramic World Review tarafından her yıl yayınlanan Dünyanın En Büyük Seramik Üreticileri listesinde, Kaleseramik bu yıl da üretim kapasitesine göre Avrupa’nın 2.; dünyanın 10.; üretim miktarında ise Avrupa’nın 6.; dünyanın ise 20. büyük karo seramik şirketi olduğunu da belirten Okyay, ” 2008 yılının kriz ortamı ele alındığında, Türkiye’nin en büyük 500 sanayi kuruluşu içerisinde yapı sektörü firmalarının önemli ölçüde kan kaybettiği görülürken, Kale Yapı Grubu Şirketleri’nin büyük ölçüde sıralamadaki mevcut konumlarını muhafaza ettikleri görülmüştür. Krize rağmen 2008 yılının başında başladığımız Bandırma’da yıllık 120.000 adet plaka işleme ve boyama kapasitesine, yıllık 30.000 takım mutfak üretim kapasitesine sahip, mutfak ve banyo mobilyası yatırımımızı tamamladık ve üretime başladık. Bilgi ve teknoloji alanında Kale Havacılık Tuzla fabrikamızın açılışını 2008 Kasım ayında gerçekleştirdik. Rusya’da (10 milyon dolarlık) 90.000 ton üretim kapasitesine sahip Kalekim yatırımımızı tamamlayarak üretime geçtik. 1999 yılından itibaren ortak olduğumuz Kalevit Roca Saniter Seramik Sanayi A.Ş’nin tüm hisselerini 2 Şubat 2009 tarihinde satın aldık. Bu kararla birlikte ihracat alanında Grup sinerjisini çok daha güçlü olarak sağlamak ve tasarımlarımızda, seramik, banyo mobilyaları ve vitrifiye ürünlerinde çok daha güçlü bir bütünsellik sunabilmeyi hedefledik. Müşterilerimiz ile aramızdaki köprü olan kanal ortaklarımızla bu dönemde daha güçlü bağlar tesis ettik; bayilerimiz, bayi çalışanlarımız, ustalar ve mimarlar ile iletişim ve işbirliği platformları kurduk. Sabancı Üniversitesi işbirliği ile bayi ağımıza, Türkiye’nin alanında en seçkin eğitimcileri tarafından pazarlama eğitimi vererek krizle başa çıkmaları için yöntemler sunduk. Müşteri memnuniyetini arttırmak ve bir bütün olarak hareket etmek adına önemli yatırımlar yaptık” dedi.

Kale Grubu ile Kaleseramik Fabrikaları’nın 52. kuruluş yıldönümü ve Geleneksel Seramik Bayramı törenine katılan Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek, Türkiye’deki müteşebbis sayısının artmasının önemine değinerek, “Her ilde bir İbrahim Bodur ve müteşebbis ortaya çıktığı zaman şampiyonluğa oynayan ilk 7 ülkeden birisi olmayı Allah bize kısmet edecektir. Biz bu kutlamalara bu heyecanla katılıyoruz. En çok ihtiyaç olan şeyde budur. Türkiye dünyada parlayan bir yıldızdır. Biz kendimize güveniyoruz milletimizde kendisine güveniyor” dedi.

Çan’da düzenlenen kutlama töreninde bir konuşma yapan Bakan Cemil Çiçek, Kale Grubunun 52. yıldönümünü kutlayarak, “Bodur ailesi az verip gezdirmedi, çok verip azdırmadı. Kendileri Türkiye’deki nadir iş adamlarımızdandır. Kendi kültür ve kendi insanımıza sorumluluk duygusu zannedersem en büyük sorumluluktur. Ülkemiz belli bir noktaya geliyor. Sadece sizin değil hepimizin bayramı kutlu olsun. Bu tesisleri bu eserleri milletimize kazandırdığı için sayın Bodur’a teşekkür ediyoruz. İnsana insanlarımız hizmet etmek zannediyorum en büyük çaba ve gayrettir. Küreselleşen bir dünyada her türlü durum ülkemizi müspet veya menfi anlamda etki altına alır. 85 yıllık Cumhuriyet tarihinde her dönem farklı zorluklar olmuştur. Her şeyin yolunda gittiği hiç bir dönem yoktur. Karşılaştığımız zorluktan dolayı paniğe kapılmamak gerekir. Huzur ve barış içerisinde bu güne kadar bunları aştık. 85 yıl önce bu ülkenin ne iğnesi, ne ipliği, ne mühendisi, ne de teknik elemanı vardı. Bugün 140 ülkeye 17 bin çeşit sanayi malı satan bir ülke haline gelebildiysek buda İbrahim Bodur gibi girişimcilerin sayesinde olmuştur. Kalebodur bir başarı hikayesidir. Osmanlı Devletini tanımlarken aşiretten devlete, devletten de imparatorluğa giden yolculuk olarak görürüz. 850 kişilik küçük bir yerleşim merkezinden keserden, maladan yola çıkarak bu gün bir seramik imparatorluğu haline geldiğiyse bunun üniversitelerimizde bir doktora konusu haline gelmesi lazımdır. İnsan isterse dürüst çalışırsa başaramayacağı hiçbir hedef yoktur. Büyük şehirleri çıkararak her Anadolu’da bir İbrahim Bodur olsa Türkiye bugün dünyanın ilk 10 a giren bi ülkesi olur. Milletimizin ve insanlarımızın gayreti ile Türkiye bugün birincilik ülkesidir. Bugün 17. sıradayız. İstikrar ve barış içerisinde devam ederse Türkiye ilk 10’a girer ve girmelidir. Milletimize yakışan da budur. Geçmişte büyüktük, bugünde büyük bir milletiz. Yarında büyük olma gibi bir sorumluluğumuz var. Her ilde bir İbrahim Bodur ve her ilde bir müteşebbis ortaya çıktığı zaman şampiyonluğa oynayan ilk 7 ülkeden birisi olmayı Allah bize kısmet edecektir. Biz bu kutlamalara bu heyecanla katılıyoruz. En çok ihtiyaç olan şeyde budur. Türkiye dünyada parlayan bir yıldızdır. Biz kendimize güveniyoruz milletimizde kendisine güveniyor. Buradaki taş ve toprak bir ürüne dönüştüyse, bundan daha iyilerini yapabiliriz. Her türlü teknik elemanlarımızla hertürlü başarılarını dünya çapında kanıtlamış insanlarımız var. Genç ve dinamik tecrübemiz var. Bütün bunları yan yana getirdiğimizde daha nice Kalebodurlar hizmet etmeye devam edecektir” dedi.

MİLLİ SAVUNMA BAKANI DA KONUŞMA YAPTI

Törende bir konuşma yapan Milli Savunma Bakanı Vecdi Gönül de batıda sanayileşmenin üreticilerin çalışmasıyla geliştiğini belirterek, “Sayın Bodur’u kendilerinin Türk modeli bir üretici olduğunu düşünüyorum. Savunma sanayinin gelişmesinde çoluğundan çocuğundan ayrı günlerce dağ başında mücadele eden askerlerimizin bir teminat kuruluşu var. O yer bugün bu hale geldiyse onda İbrahim beyin büyük katkısı vardır. İbrahim bey Oyak’a istikamet veren bir büyüğümüzdür. Roket sanayine girerek oraya para yatırdılar. Bugün kasırga adlı bir roket Kara Kuvvettlerimizin ihtiyacını karşılıyorsa Roketsan’ın bunda büyük bir rolü var. Dışarı bağlılığımızda da insansız hava araçlarında çok büyük bi başarı kazandı. Dünyanın en büyük savunma bölgesi olan F 35 uçaklarının parçalarını ihaleye girerek aldılar. Çok yakın bir tarihte de bir anlaşma imzaladılar. Dünyanın en ileri motorlarından birisi yapılacak. Kalebodura da savunma sanayine katkılarından dolayı şükranlarımı sunuyorum” dedi.

Konuşmaların ardından kuruluşundan bu yana fabrikada çalışanlara hediyeler verildi. Seramik Bayramı törenlerine Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek, Devlet Bakanı Faruk Nafiz Özak ile Milli Savunma Bakanı Vecdi Gönül, Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım, milletvekilleri, yerli ve yabancı davetliler katıldı.

İHA

Filtreler:
Görüntülenme: 484
Google Analytics verileri olup, manipüle edilemez bir kaynak kullanılmıştır. Günde bir kere güncellenmektedir.

Yorumlar

Henüz yorum yok...

Sizin yorumunuz...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir