Oops! It appears that you have disabled your Javascript. In order for you to see this page as it is meant to appear, we ask that you please re-enable your Javascript!
Karadağ ayakta? Kadınlar kararlı, geçit vermemekte altına!

Karadağ ayakta? Kadınlar kararlı, geçit vermemekte altına!

Çanakkale’nin Çan ilçesine bağlı Karadağ Köyü, günlerdir rahat uyku uyuyamıyor.
Gece gündüz nöbette, örgütlü ve kararlı köy halkı; savunmakta havasını,
su kaynaklarını, ağacını, hayvanlarını, yaşam hakkını altın madenciliğine karşı…

18 Mart Termik Santrali’ne yaklaşık 10 kilometre mesafede yer alan 700 nüfuslu köy,
şimdi de Esan Eczacıbaşı firması tarafından kurulacağı iddia edilen altın madeninin tehdidi altında.
Maden sahasına sondaj makinaları girdiğinden beri Karadağ ayakta;
direniyor, izin vermiyor köyünde altın aranmasına…
Kadınlar, bu mücadelenin en ön sahında, kazanacaklarına dair büyük bir inaçla…

İki büyük eylem yaptı şimdiye kadar Karadağ…
İlki, su havzalarının da yer aldığı yaklaşık 46 bin metrekarelik alanda 600’den fazla sondaj yapılacağının
iddia edildiği saha yakınlarında…

Eylem ilginç, fikirler orjinaldi;

köylüler, Karadağ’ı temsilen bir tabutun başında dualar edip, sala getirdi.
‘Ölüler altın takar mı?’, Bugün Karadağ’da, Kocayayla, Dondurma, Doğancılar sırada…’
gibi sloganlarla maden şirketi protesto edildi.

Cenazenin ardından düğün havası esti, davul zurna geldi.
Eyleme kadın eli değdi;
Kadınlar ve çocuklar maniler, köye yazdıkları şiirler, türkülerle kararlılık ve birliktelik mesajı verdi.

Çevre köylerden de direnişe destek geldi.
Madende çalışmamaya, firmayla işbirliği yapanlarla alışverişi ve ilişkileri kesmeye karar verildi.

Oldukça ses getiren eylemden birkaç gün sonra, Çan ilçe merkezine yürüdü Karadağ.
Basın açıklaması yaptı Cumhuriyet Meydanı’nda.
Kadınlar pazar yerini ve sokakları dolaştı; pankartları ve
“Bizim gidecek başka yerimiz, başka dağımız yok. Köyümüzde altın aranmasına izin vermiyoruz.” mesajıyla.

Yıllardır termik santrallere ve altın madenciliğine karşı Kazdağları ve ilçe köylerinde büyük mücadele veren,
açtığı davaların hepsini kazanan Çanakkale Çevre Platformu Karadağ’a gitti.
Avukat, jeoloji mühendisi ve İl Genel Meclisi ve platform üyelerinden oluçan heyet; altına karşı başlattıkları mücadelede onları bekleyen hukuki süreci, sondaj çalışmalarının çevreye ve su kaynaklarına zararlı etkilerini anlattı.
Elde edilen başarılar, karşılaşılan zorluklar, deneyimler paylaşıldı.
Alkışlar yükseldikçe, direniş güç kazandı.

Mesire alanını dolduran yaklaşık 500 kişinin coşkusu ve kararlığı görülmeliydi.
Hele kadınların gözündeki ışık, inanç, azim ve inat müthişti.

Toplantıya koşar adımlarla katılan kadınların beyaz başörtüsü seçmeleriniz de vardı bir sebebi;
bu hem köylerinin adeti, hem de birliklerinin, kararlı direnişlerinin simgesi…
Konuşmalar sık sık alkışlar ve “Karadağ bizimdir, bizim kalacak.” “Altıncı şirket şaşırma, sabrımızı taşırma.”
“Çanakkale nasıl geçilmediyse, Karadağ da geçilmez.” sloganlarıyla kesildi.

Çanakkale Çevre Platformu Dönem Sözcüsü Dr. Nihat Gülhan, ses getiren kararlı mücadelelerinden ve kararlılıklarından dolayı köyün kadınlarını ve onları destekleyen erkekleri kutladı.
Buluşmada ayı zamanda Çanakkale’deki çevre mücadelesi içinde bir ilk de yaşandı.
Çanakkale İl Genel Meclisi’nin 3 parti temsilcisi de oradaydı.
Bu duruma dikkat çeken Dr. Nihat Gülhan; “Çevre mücadelesi bir taraf davası değil, bir yaşam mücadelesidir” dedi.

Karadağ Muhtarı Ramazan Dizman resmi kurumlara gerekli müracaatların yapıldığını söyledi, son durum hakkında bilgi verdi: “Çanakkale İl Özel İdaresi Su ve Kanal Hizmetleri Müdürlüğünün konu ile ilgili vereceği karar bekleniyor. Karar geldikten sonra gereken adımları hep birlikte atacağız. Bu birlik ve beraberliğimizin her zaman devam etmesini diliyorum. Biz istemediğimiz müddetçe, kimse bizim dağımızı delemez.”

Çanakkale İl Genel Meclisi CHP Grup Başkan Vekili ve Çanakkale Çevre Platformu Üyesi Hicri Nalbant, uzun zamandan beri ilk kez kadınların çoğunlukta olduğu yoğun bir katılımla karşılaşmalarından duyduğu heyecanı dile getirdi, Karadağ’a, kazanılan mücadeleleri anlatarak güç verdi: “1,5 gram altın için onlarca ağacımızı kesecekler, 2 ton atık bırakacak, 3 ton suyumuzu kirletip gidecekler. Onlara verecek bir gram suyumuz yoktur. Sizin bu ilginiz böyle olduğu sürece, hiç kimse burada sondaj çalışması yapamayacak. Hangi firmanın olduğu hiç farketmez, hepsinin yöntemi aynı; ilk yaptıkları iş, köylüyü iş vaadiyle bölmek… Kurşunlu ve Kızılelma köylerini isteseler de bölemediler ve pasif direnişle oradaki mücadeleler kazanıldı. Bu madenin tenoru düşük diyerek bölgeyi terk ettiler. Madenin tenoru düşük değil, köylülerin çeliği sert… Karadağlılarınki daha da sert…  Bölünmeyecek, dimdik ayakta duracağız. Mücadeleyi çevre köylerle birlikte hep beraber verecek, firmayı boykot edeceğiz. Biz bu bölgede vahşi madencilik yapılmasını istemiyoruz ve göreceksiniz, kararlılığımız karşısında burayı terk edecekler. Bu uzun soluklu mücadelede yapılması gereken her şeyi birlikte yapacağız.”

AKP’li İl Genel Meclisi üyesi Ömer Şahin, kadınlarn bu mücadeleyi sahiplenmesini önemsediklerini ifade ederek; “Yanınızda olduğumuzu bilmenizi istiyorum. Madenlerden fayda sağlanması için içme sularımızın, tarımsal alanlarımızın, havamızın yok olmasına asla müsaade etmemeliyiz, aradaki dengeyi çok iyi kurmalıyız. Bu haklı mücadelenizin İl Genel Meclisi ve İl Özel İdaresi’nde takipçisi olacağız.”

İl Genel Meclisi MHP Grup Başkan Vekili Cahit Özer ise; “Bu şirket akıllılık yaptı, maden için Çanakkale’den müracaat etmedi. Çanakkale’den müracaat etse, kurum görüşleri sorulacaktı ve İl Özel İdaresi Su Kaynaklarını Koruma Kurulu, sondaj yerleri köyün su havzası içinde olduğu için olumsuz görüş bildirecekti ve bu çalışma başlamayacaktı. Ankara’dan müracaat edip ruhsat aldılar, su havzasına makinelerini yerleştirdiler. Bu mücadele sürecek, geldikleri gibi gidecekler.” diye konuştu.

Karadağ direnişinin öncü isimlerinden Mustafa Önder, köy halkının, özellikle çocukların ve yaşlıların uykularının kaçtığını ifade ederek, Çanakkale’deki sivil kuruluşlardan psikolojik destek istedi. Bunu üzerine bir köylünün, “Eczacıbaşı bize ilaç göndersin” demesi üzerine kahkahalar ve alkışlar yükseldi.
Mustafa Önder; “Bu meseleyi barış içinde çözecek, mücadelemizi kendi kültürümüzle, manilerimizle, türkülerimizle vereceğiz. Onlara hem karşı çıkacağız, hem de direnirken eğleneceğiz. Bu sürede ev işlerini, yemekleri erkekler yapsın, kadınlar bu mücadeleyi kazanacak.” dedi.

Altın madeni arama çalışmaları başlamadan önce dava açılması ve böylece sondaj çalışmalarının önlenmesi ya da durdurulabilmesi için çalışmaların yapıldığı, köy halkının da bu davaya katılmaya hazır olduğu öğrenildi.
Karadağlı kadınların ve çocukların gözlerindeki umut ışığı; altın madenine, termik santrallere, HES’e, sermayeye karşı doğayı, insan gibi yaşam hakkını savunan çevre mücadelesinin naif, neşeli, becerikli, saf, güçlü, özgür, coşkulu, kararlı, inatçı yansıması… Dünyayı ayakta tutan iyilik zincirinin yepyeni, çok güzel halkası…

‘ÇANAKKALE İÇİNDE’ Notu: Bu İÇERİK Güneş Dermenci’nin izniyle, gunesinenerjisi.wordpress.com/ adresli blogundan alınmıştır.

Filtreler:

Yorumlar

Henüz yorum yok...

Sizin yorumunuz...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir