Valimiz, Rektörümüz değişti, birkaç zaman sonra milletvekili seçimleri de olası vekil değişikliğini yaşatacak. Bu durum İlimiz Çanakkale’nin siyasi karar süreçlerinin üst yapı değişikliğine yol açıyor…

İlde durum böyle iken, kentimiz Çanakkale’de fiziki üst yapı değişikleri kamusal alanın tekrar düzenlenmesine yol açıyor. Geçen yıl gerçekleşen İskele ile Belediye arasındaki Cumhuriyet Meydanı – Demircioğlu bulvarının üst yapısının malzeme ve işlevsel donanımlarla değiştirilmesi, kentli tarafından ciddi olarak takdire yol açtı. Birkaç ay önce açılan Saat kulesi meydanı içinde aynı yönde takdire şayan bir övgü kamuoyunda oluştu.

Belediye şu anda kent merkezini şantiyeye çevirmiş durumda. Bir taraftan Çarşı Caddesi ve civarında alt yapı değişikliği ve sonrasında üst yapı iyileştirmesi, yayalaştırma, otopark ve araç geçiş kısıtlaması gibi uygulamalar yapıyor. Diğer taraftan İskele ile Lodos arasındaki tüm kordon boyunun üst yapı çalışmalarını sürdürüyor.

Belirtmek lazım, bu tür uygulamalar boyut ve işlev açısından kentin rutin işlerinden değildir. Belki de birkaç 5-10 yılda yapılabilir içerik ve boyuttaki kent yatırımlarıdır. Bu kuşak ve şu anda kentte yaşayanlar kısa süreli işin eziyetini, çamur – toz – gürültü vb. çekecekler ama farklı, muhtemelen de daha iyi bir kent kamusal mekanında yaşam sürdürecekler.

Dolayısıyla çok önemsenmesi gereken bir durumla karşı karşıyayız. Bize düşen sorumluluk kentin bu görülen yüzünün bizi doğrudan etkileyeceğini, yaşamlarımıza müdahale edileceğini idrak etmeliyiz. Her daim bizim için yanlış olacakları – olanları dile getirmeliyiz. Belediye katılımcılığı ana ilke olarak benimsediğinden, böylesine görüş, öneri ve eleştirileri dikkate alacaktır. Bizim olan bu kamusal alan ve mekanları, bizim kararlarımızla ortak süreçlerle yaratmalıyız.

Bir başka durum işlev ve estetik yönüne müdahale eden tasarımlardır. Tasarımcıların temel takıntısı (bir mimar olarak söylemeliyim ki) ukala ve burnu büyüktürler. Yaptıklarının dünyanın en iyisi olduğunu düşünürler. Ama iş sarpa sarınca, yanlışlar belirince elden alabalık gibi kayarak kaçarlar. İşin yanlışını üstlenmez, başka kesimleri suçlarlar. Dolayısıyla, bu tür kent kamusal mekanlarındaki işlev ve estetik meselesi bizi doğrudan ilgilendirmektedir. Kendi işlevselliğimizi ve estetik anlayışımızı dile getirip tasarımcılara daha fazla veri vermeliyiz, onlardan titizlik beklemeliyiz.

Bu yazı bir çağrıdır. Kentin kamusal alan ve mekanlarının düzenlenmesi aşamasında oluşan kararlara müdahil olma çağrısıdır. Kendimizi ve kentimizi hiç de küçümseyemeyiz, en iyisine karar verecek sorunun ve mekanın içinde yaşayan ve yer alanlardır. Lütfen alıcı gözle bir daha yapılanlara bakınız…