Oops! It appears that you have disabled your Javascript. In order for you to see this page as it is meant to appear, we ask that you please re-enable your Javascript!
reklam
reklam
Kepez Güreşlerinin Sonrası Kepez Güreşlerinin Sonrası

Kepez Güreşlerinin Sonrası

İki yıldan beri Kepezliyim.

Gerçi haziran ayı sonunda, Kepez’e gelişimin 3. yılı olacak. Bir yıl güreşler yapılmadı, o yıl yokmuş gibi geldi bana.

Herkesin bir spor zevki vardır. Çocukluğumda, gecenin ayazında bile köyümün meydanında güreşlere baktım ben, hem de sabahlara kadar.

Çocukluğumun alışkanlığı hâlâ bendi terk^etmedi, başından sonuna kadar izlerim güreşleri.

Güreş izlemek sabır işidir. Doksan dakikalık futbol maçına benzemez.

Pehlivanlık özveri ve fedakârlık isteyen bir spordur.

Çilelidir, pehlivanlar.

İnançlıdırlar. Hz. Hamza pehlivanların piri olunca, birde Türklerin “ata sporu” olarak  “Kırkpınar” adında bir destanın içinden doğunca, önemi daha da artıyor.

*

Kepez Güreşleri; bu yıl daha hareketli, daha düzenli ve daha da canlı bir yapıdaydı. Seyircilerin durumunu gözlediğimde, sadece erkekler değil, kadınlarında güreşe olan ilgileri çok büyüktü.

Minik güreşçilerin güreşleri sırasında, bir dedenin hararetli çıkışları, bizi kızdırmak yerine sadece güldürdü. Torununun güreşini, heyecanla izleyen dedenin yerinde, bende olsam aynısını yapardım.

Birisinin, güreş havasında harmandalı oynaması, ilginç bir olaydı. Meydanda Demirci İsmail’in minik oğlu Egemen, sahanın maskotuydu. Kepezli İlkokulu öğrencileri de vardı meydanda, güreşçi olarak.

*

Güreşlerin dua ile açılması ve duayı yapan hocamızın konuya hâkimiyeti ve konuşması çok anlamlıydı.

Kepez Belediyesi, Halk Oyunları ekibinin gösterileri, güreşten önceki etkinliklerdi. Yetişkinlerin yanında, Kepez Atatürk ilkokulu öğrencilerinin de oynaması dikkat çekiciydi.

Birde birçok yerde, mehteran olmadığı halde, Kepez’in mehteran takımı da var. “Çanakkale Mehter Takımı” Kepez’de sürdürüyor çalışmalarını. Güreş varsa, mehteranda olacak elbette. Güreş Meydanına mehteran eşliğinde gidildi. Yolları şenlendiren bir mehteran takımızı da var bizim.

Kepez’de aynı zamanda, tam bir “Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı” yaptık.

*

Bu yıl güreşlere, Ahmet Taşçı’da gelmişti. Geçen yılın başpehlivanı Gökhan Aarıcı yine gelmişti. Recep Kara, vardı. Sahada birçok başpehlivanı gördük. Otuza yakın başpehlivan gelmişti Kepez’e. Sahanın yer yerinde, güreş tutanlar vardı. Güreş meydanı hep doluydu. Toplamda 200’e yakın pehlivan gelmişti. Adapazarı, Karamürsel, Edirne, Manisa, Balıkesir, Edremit, İstanbul, Ankara İzmir? Saydığım bu yerlerden pehlivanlar vardı Kepez Er Meydanı’nda.

Kepezli bir güreşçi olan “Hüseyin Sever,” geçen yıl birinci olmuştu, bu yıl yine güzel güreşler yaptı. İleride herkes, Hüseyin Sever adını, duyacak gibi geliyor bana.

Yenice’den birkaç pehlivan varken, Çan ilçemizden gelen belediye destekli pehlivanlar, Kepez güreş Sahasında birincilikler alırken, rakiplerine duman attırdılar. Hele kara bir pehlivan vardı, çok güzel güreşler yaptı. Yine birinci olan, Çanlı bir pehlivanın, sevincine ortak olan dedesi, görülmeye değerdi. Çanlı güreşçilerin ekip olarak dayanışmaları ve seyirci destekleri de çok mükemmeldi. Anladım ki, Kepez güreşlerin yapıldığı meydan, öyle önemsiz bir güreş meydanı değil.

Bu yıl baş cazgır Şükrü Kayabaş‘ın yanında Pele Mehmet‘te vardı. Birçok yardımcı cazgırında görev alması, usta çırak ilişkisini gösterdi bizlere.  Güreşlerde kura çekilmesi, güreşlerin takibi,  pehlivanları çayıra salma gibi? Konularda hiçbir sorunun olmaması gözden kaçmadı.

*

En ilginci, (her zaman her güreş meydanında olan hareketler) her gelen misafirin cazgırlar tarafından tanıtılmasıydı. Güreşlerin ağasıyla gelen misafirin ellerini havada tutarak, davul zurnayla tur atmaları gelenek olmuş. Gelen misafirin, elini cebine atana kadar, zurna ile davulun iştahlı iştahlı çalmaları…

Para davulcunun cebine girince, zurnanın “gıyyyyykkk” ederek susması. Para! Senin gözün kör olsun emi!

Haa! Unutmadan, davul zurna, Cumhuriyet Mahallesi muhtarını, yerine kadar getirdi de, Boğazkent Mahallesi muhtarını getirmedi. Muhtarlardan birisine torpil yaptılar(!) Yaptılar da muhtar Selahattin Amca’nın yirmilik gittiiiii! Davulcu kaptı parayı, ardına bile bakmadan geçti gitti.

Trakya bölgesinde ve İstanbul’un ilçelerindeki güreşlerde, ağalık yapanların çoğu gelmişti Kepez’e.

Tek Rumeli Televizyonu, hazırladığı “Güreşe Dair” programıyla her yıl Kepez’imizi bütün ülkemize tanıtıyor. Bu çok güzel tanıtım. Güreşler olmasa böyle bir tanıtımın yapılması kolay değil. Bu programı internette bulup her zaman izlemek mümkün.

*

Kepez güreşlerinin ağalığını birkaç yıldan beri, Yunanlı bir iş adamı yapmaktaydı. Meydan boş kalınca ağalık gitmişti koşuya. 2002 yılında yapılan ağalık ihalesinde, Kepezli işadamı  “Yahsem Korkmaz” ağalığı almıştı.

Bu yıl Kepez Güreşleri’nin ağası, “Yahsem Korkmaz’.”

Korkmaz, yanına oğlunu da almış. Oğlu da “Küçük Ağa” olmuş. Ata sporunu tanıtmak ve genç kuşaklara sevdirmek açısından, bu durumu çok anlamlı buldum.  Arabasının plaka yerinde de güreş ağası olarak adı yazmaktaydı.

Bu yıl gördüm ki, karşımızda bir “Züğürt Ağa” yoktu. Üzerlerinde  “Yahsem Korkmaz” yazılı tişörtlerle, hizmet veren elemanlar vardı, her yerde. Çay, kahve makineleri herkese açıktı. İçecekte sınır yoktu. Protokol bölümünde herkese meyve ikramı, istemedikleri kadar boldu.

Pilav ayran ikramı, herkese yetecek kadardı. Dondurma dağıtıldı. İki tane almayanlar darıldı. Aynı zamanda anında çöplerin toplanması, dikkat çekiciydi. Güreş alanında bile bir belediye çalışanı bir peçete bile bırakmadı.

Daha ilginci ve dikkat çekici olan şuydu. Bir misafirin gömleğinin düğmesi kopmuş. Bir toplu iğne istedi. “Hay hay! Ev sahibi misafirin kölesiymiş.” Gittim, bir bayandan toplu iğne istedim. Başörtüsünden çıkarıp verdi. Gömleğin önünü kapattık. Birkaç dakika sonra Kepez belediyesi çalışanlarından “Özkan Kazan”  geldi. Ona söyledik. “Ben terziyim” dedi. Kayboluverdi, iğne iplikle geldi, dikti gitti. İşte bu! Hızır gibi yetişti. Gelen misafir bir güreşin ağasıymış. Ne kadar sevindi bilemezsiniz.

*

Güreşlere bu yıl Yenice’den 81 yaşında babamla, 83 yaşında dayım geldiler. Dayım dedi ki;

“Çok verimli bir güreşti.  Ben bu güne kadar böyle ikram yapılan bir güreş görmedim.”

Güreş ağasının, gelen konuklara, günün anısı olarak bir hediye vermesi de anlamlıydı. Bu hediyeleri alanlar, Kepez’i hiç unutmayacaklar. Herhalde hediye almayan, bir belediye başkanıyla ben kalmışımdır.

Kısacası, bu yılki güreş ağası, ağalığın hakkını verdi.

“Ağanın eline su dökülmez” ya da “Ağanın eli tutulmaz” derler ya. Neden dökülmezmiş ya da tutulmazmış, ben biliyorum. O ayrı bir konu.

Bu ağanın elini tutup, gözlerinin içine bakıp tebrik etmek lazım. Ancak, Kepezli birisinin ağalık yapması da, böyle oluyor demek ki. Bu yıl ihale bile yapılmadı. Ağalığı doğru yapan birisiyle yarış olur mu hiç? Olmaz elbette. Eksik yapılan bir şey yoksa ağalığı kimse alamaz “Yahsem Korkmaz’ın” elinden.

“Helal olsun!” derim ancak. Ardından da alkışlarım

Kepez Güreşleri’nin 45. yılı da bitti. Hem de çok güzel bitti.

Bu yıl, marka olmuş (cazgır öyle diyo) bir pehlivan olan Recep Kara’nın sırtını yere getirmeden yenen “Ekrem Yavuz” başpehlivan oldu. Bizde bir söz vardır. “Kaktıra kaktıra yere dizletmeden yendi pelevanı. Erecep yenilmeden yenildi.”

 Gökhan Arıcı rakibine yenildi, kendisi de anlayamadı, nasıl bir oyuna geldiğini.

Kepez belediye Başkanı sayın Dr. Ömer Faruk Mutan:

“Önümüzdeki yıllarda, güreşlerin daha iyi ve güzel olması için, çalışmalarımız devam edecek.” Dediğini biliyorum.

Yeniceli bir pehlivanın, “aç kaldık” demesine güldüm ben sadece. Sonrada pehlivana, “pilav dağıtılırken ya sen toktun, ya da uyuyordun”  dedim de, aklıma gelen esas kelimeyi söylemedim.

45.yıldan beri yapılan güreşlerde; pehlivanların soyunması, güreşten sonra yıkanmaları ile ilgili alt yapı eksiklikleri ve diğer sorunlar, memleketin her yerinde aynı. Sayın Başkan; Siz çözerseniz, kırk yıldan beri çözülmeyenleri, takdir alırsınız.

 

“Allah bilir ya seneye kim öle kim kala.

Hayatta kalırsak Kepez’de veririz mola.

19 Mayıs 2014’ü iple çekeriz, hepimiz gelecek diye.

Gelip Kepez’e güreş seyretmeniz, bize en büyük hediye.”

 

İyi uyduruyorum, benden de cazgır olur ha!

Kepez güreşlerinde emeği geçenlere teşekkür ederiz.

Filtreler:
Görüntülenme: 134
Google Analytics verileri olup, manipüle edilemez bir kaynak kullanılmıştır. Günde bir kere güncellenmektedir.

Yorumlar

Henüz yorum yok...

Sizin yorumunuz...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir