Sentez;

Seçim sonuçların sentezini yaparsak; %65 muhafazakar oy ile %35 cumhuriyetçi / solcu oylar son 50 yılda olduğu gibi bu dönemde de kendini gösterir. Son 10 yılın yukarıda ifade edilen bölgelemesi, yani kültürel ayrışmalar bariz ve derin bir şekilde kendisini ifade eder. Bu farklılıkların bölgelere göre ayrışmasının sonucu olarak, bir diğer bölgede olan farklılığın kendi bölgesine doğru kültürel göç hazırlığında olacağı beklenmelidir. Yani Ülkenin doğu / güneydoğu bölgesinde etnik kimliği kürt olanların yarattığı bir kültür coğrafyasına, diğer yerlerden bu yaşam biçimini sürdürenlerin geleceği, aynı durumun muhafazakar Osmanlıcı yaşam kültürleri ve ulusalcı Cumhuriyetçiler ile sol yaşam tercihli kültürlerinde kendi bölgelerine doğru göç edecekleri tespit edilmelidir.

Bu makro kültürel göç sentezinin, bir başka boyutunun mikro ölçekte, yani il düzeyinde, kent düzeyinde ve mahalle / sokak düzeyinde yaşanması da kaçınılmazdır. Kemikleşen kültürel farklılıklar, kendileri gibi yaşayanlarla bir araya gelerek kültürel gettolar yaratacaktır.

Önümüzdeki kısa ve orta vadede, kültürel etkileşimler bitecek, birbirine benzeyen kültürlerin öbeklendiği kültür gettoları her ölçekte (ulusal, bölgesel ölçekte, havza, il, yerleşim, kent, mahalle ölçeğinde) oluşacaktır. Siyasetin egemen anlayışı olan, birbirine benzeyenlerin diğerlerini yok sayarak iktidar elde etme ideolojisi, yaşam değerlerimizin en önemli ifadesi olan kültürlerimize de hakim olacaktır. Bir süredir derinleşen bu kültürün ifadesi olan, sosyal ilişkilerimizdeki birbirine benzeyenlere karşı duyulan yakınlığa dayalı seçicilik, kültürel ayrışmanın artmasıyla daha da derinleşecektir.

Yaşamlarımızın zenginliği; diğeri ve farklı olanla kurduğumuz ilişkinin düzeyi, niteliği ve içeriği oranında belirleniyor. Bizim gibi olmayan diğerleri ve bizden ayrışan yaşam anlayışına sahip farklılıklarla kurulacak “diyalog ve etkileşim”, bizleri kültürel olarak zenginleştirir.

Kırsal yaşam ve feodalite, birbirini aynısı toplulukların binlerce yıl kendi durağanlığında oluşturdukları kapalı, dar kültürlerle yaşarlar. Bu kapalı kültürler, gelişmek yerine kendi alışmışlıkların kolaycı güvencesiyle yerinde sayarlar. Kentsel yaşam ve modernite ise, farklı ve diğeri ile kurdukları ilişkiye bağlı etkileşimlerle dönüşürler. Kötü ve yanlışları ayıklayarak yaratılan bu dönüşümün kaçınılmaz sonucu, değişerek gelişmedir.

Kültür Temelli Seçim Okuması; Ayrışma Artıyor

Bu durum ülkemizde bu yörüngede gider iken, ilimiz Çanakkale’de bir farklılık var mıdır? Bence yoktur. Keza sonuçlar gösteriyor ki; Osmanlıcı muhafazakarlar ile ulusalcı cumhuriyetçiler ilçe ölçeğinde ayrışmıştır. Deniz kenarları, ulusalcı cumhuriyetçilerin ezici çoğunluğuyla kültürlerini ifade ederken, denizden uzaklaşıp Anadolu’nun içlerine doğru gidildikçe Osmanlıcı muhafazakarların ezici çoğunluğuyla kültürler kendilerini ifade etmişlerdir. Hatta bu okumayı merkez kent ölçeğinde de yapmak mümkündür. Mahalle ve sokaklara göre yaşam anlayışının ifadesi olan kültürler, seçim sonuçlarında kendilerini ifade etmektedir. Bu derin kültürel ayrışma her geçen sürede kendisini daha fazla ve kemikleşerek ifade etmektedir. İl ölçeğinde ilçe gettoları ve kent ölçeğinde mahalle / semt gettoları, Çanakkale’de kendisini ayrıştırarak derinleştirecektir.

Öneri;
Seçimlerin ortaya koyduğu ayrışmaya dayalı kültürel öbeklenme; toplumları, toplulukları ve bireyleri seçim yapmaya zorlamaktadır. Bizden ve öteki temelli yaşam gettoları fiziki coğrafyaları birbirinden ayırarak yaşama kültürüne yönlendiriyor. Zor ve kolay yaşamlar için yapacağımız tercihler, kendimizin ve toplumumuzun zenginleşmesi ve fakirleşmesinin de zeminini oluşturacaktır.

Birbirimize benzer kapalı gettolarda mı?,
yoksa,
Farklılıkların yarattığı özgürlükçü demokratik açık alanlarda mı?,
yaşayacağız.