“Milli Park Kapsamı Genişletilmelidir”

“Milli Park Kapsamı Genişletilmelidir”
15 Nisan 2014

Çanakkale Kent Konseyi Mahalle Meclisleri için düzenlenen “Temel Çevre ve Ekoloji Söyleşileri” İsmetpaşa Mahalle Meclisi Çalışma Ofisinde devam etti. Söyleşi de katılımcılara “Kaz Dağı ve Çanakkale Yörelerinin Coğrafi ve Ekolojik Biyocoğrafya Özellikleri” hakkında Prof. Dr. Murat Türkeş bilgiler verdi.

Kaz Dağı ve yöresinin, biyolojik çeşitliliğine, tarım, su kaynaklarına, insan, ekosistem sağlığına, ekonomik kalkınmasına ciddi olumsuz etkiler yapacak olan kimyasal (örn. siyanürlü) maden işletmeciliğine, taş ocaklarına ve her türlü termik enerji santrallerine kapatılması gerektiğini ifade eden Prof. Dr. Murat Türkeş; “Koruma çalışmaları, ivedilikle daha ciddi ve yörenin fiziki coğrafya, sosyoekonomik, ekolojik ve biyocoğrafi koşulları ve zenginlikleri göz önünde bulundurularak yapılmalıdır. Bütüncül bir koruma ve yönetim anlayışıyla, iklim özelliklerine bağlı olarak şekillenen zengin orman varlığı, jeolojik ve jeomorfolojik güzellikleri, fauna ve florası ile endemik türleri de dikkate alınarak, Kaz Dağı’nın Çanakkale il sınırları içinde yer alan korunması gereken bölümleri de Milli Park kapsamına alınmalıdır” dedi.

Prof. Dr. Türkeş şunları söyledi;

“Sarıçay Havzası ve Atikhisar Barajını korumak ve sürdürülebilirliğini sağlamak amacıyla, Dede Dağı ve Beyçayırı yöreleri ile Kirazlı Kayacı Dağı’na Su Kaynakları Koruma Havzası ve/ya da Doğa Koruma Alanı yapısı kazandırılmalıdır. Ezine-Bayramiç ovaları (Kara Menderes Çayı Ovası) ve su toplama havzası, Troya taşkın/delta ovası, Bayramiç Barajı ve vadisinin, vb.) korunması ve sürdürülebilirliğinin sağlanması amacıyla, Kaz Dağı’nın doğal jeomorfolojik bileşenleri durumundaki, başta Sakar Dağı gelmek üzere yöresiyle birlikte, Söğütalan Ağı Dağı’nın ve Kirazlı Dağı’nın sahip olduğu orman ekosistemi ve zengin biyolojik çeşitliliği de dikkate alınarak, Ulusal Park, Su Kaynakları Koruma Havzası ya da Doğa Koruma Alanı yapısına kavuşturulması gerekir. İklim değişikliğinden en fazla etkilenecek ağaç türlerinin başında, bir Kaz Dağı endemiği olan Kaz Dağı göknarı ve bir relik tür olan doğu kayını ile bu iki türün saf ya da karışık bulundukları topluluk ve ormanlar gelir. Kaz Dağı göknarına ek olarak, karaçam ve göknar ile kısmen karışık ya da saf meşcereler oluşturan doğu kayını topluluğuna ve ayrıca genetik açıdan türlerinin en iyi özelliklerini taşıyan karışık ya da saf kommuniteler ve populasyonlar oluşturan düzgün/uzun gövdeli kızılçam ve karaçam meşcerelerine de Doğa Anıtı ya da Doğa Koruma Alanı yapısı kazandırılmalıdır.”

Yorumlar...

    Henüz yorum yok...

Sizin Yorumunuz...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir