Oops! It appears that you have disabled your Javascript. In order for you to see this page as it is meant to appear, we ask that you please re-enable your Javascript!
Prof. Dr. Murat Güvenç, Göç Hareketlerinin Çanakkale’de Etkilerini Değerlendirdiği Bir Konferans Verdi Prof. Dr. Murat Güvenç, Göç Hareketlerinin Çanakkale’de Etkilerini Değerlendirdiği Bir Konferans Verdi

Prof. Dr. Murat Güvenç, Göç Hareketlerinin Çanakkale’de Etkilerini Değerlendirdiği Bir Konferans Verdi

02 Nisan 2012 Pazartesi günü, Çanakkale Tarih ve Kültür Vakfı (ÇATKAV) ile Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) Fen Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü’nün ortaklığıyla düzenlenen “Yakın Dönemden Günümüze Göç Hareketlerinin Çanakkale’de Etkileri” adlı konferans İstanbul Şehir Üniversitesi Şehir Araştırmaları Merkezi Müdürü Prof. Dr. Murat Güvenç’in katılımıyla ÇOMÜ Süleyman Demirel Konferans Salonu’nda gerçekleştirildi.

ÇATKAV Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Muzaffer Bayraktar’ın ve ÇOMÜ Fen – Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Başkanı ve Rektör Danışmanı Doç. Dr. Mehmet Fatih Yavuz’un açılış konuşmalarının ardından söz alan Prof. Dr. Murat Güvenç, Çanakkale’nin Kuzey ve Ege göç alanlarıyla ilişkili geçit ili niteliğinde bir il olduğunu vurguladığı konuşmasında Türkiye’de göç merkezi olarak dört odak (İstanbul, İzmir, Ankara, Adana) bölge olduğunu ve göç hareketlerinin günümüzde sadece iktisadi değil sosyal bir olgu olduğunu, toplumsal bir ağ düzeni üzerine kurulu olduğunu açıkladı. Çanakkale yereline indirgediği sonuçlarda Çanakkale’ye gelen ve Çanakkale’den çıkan göç verileri karşılaştırıldığında şehrin dengelenmiş, oturmuş bir göç oranına sahip olduğunu ve nüfus olarak yaşlı, eğitim düzeyi olarak yüksek bir grafik sergilediğini belirtti.

ÇATKAV (Çanakkale Tarih ve Kültür Vakfı) Yönetim Kurulu Üyesi Mimar İsmail Erten konferans sonrası şu açıklamalarda bulundu:

Sayım Prof. Dr. Murat Güvenç göç üzerine uzmandır. Yıllardır yaptığı ve biriktirdiği çalışmalarını ve sonuçlarını Çanakkale yereline indirgeyerek bizimle paylaştı. Bu paylaşımda öne çıkanlara baktığımızda bizim önyargılarımızı değiştiren sonuçlar gördük;

– Sanıldığı gibi göç doğudan batıya olmuyor. Kendi çeperini öncelikle kullanıyor. Türkiye’de 4 adet cazibe merkezi göç çeken öncü alan oluşturuyor. Bunlar, İstanbul, İzmir, Ankara ve Çukurova merkezli Adana. Çanakkale İstanbul ve İzmir merkezli göç hareketinin sınırında bulunuyor. Göç hareketinin (hem gidenler-hem gelenler açısından) %25’i İstanbul’a, %25’i ise İzmir Merkezli Ege kentlerine oluyor. Geri kalan %50’si ise diğer kentlere oluyor.

– Biz İstanbul’da göç dolayısıyla insan sayısının çok hızla arttığını sanıyoruz. Halbuki son yıllarda azalma gözleniyor. 500.000 kişilik net artışlar, 350.000’kişilik net artışa gerilemiş durumda. Beklenilen bu net göç artışının bir süre sonra dengeleneceği öngörülüyor. Fakat biz göçü sadece bu rakamlarla sınırlı sanıyoruz. Halbuki İstanbul’da göç bu oranın çok üzerinde, gelenler gidenlerden biraz fazla olduğundan bu rakamı görüyoruz. Aynı durum Çanakkale için de geçerlidir. Çanakkale nüfusunun %30’u civarında göç hareketine sahip. Çok hızlı bir değişim yaşıyor.

– Artık ülkenin %75’i kentlerde, %25’i kırsalda yaşıyor. 40 yılda bu oran tam tersine dönmüştür. Fakat artık göçün kırsaldan kente oranı çok azalmıştır. Esas göç hareketi, kentten kente veya küçük kentten büyük kentte olmaktadır.

– Göç ve insan hareketi, yani insanların bir yerden bir başka yere gitmesi, ikametlerini taşıması çağımızın en önemli ve dikkate değer olayıdır. Özellikle ülkemiz bu değişim oranını çok yüksek yaşayanlardandır. Bu çağımızda ulaşım, iletişim gibi gelişmelerin yaşanmasından kaynaklanıyor. Esas olan bu durumu önemli bir veri olarak kabul edip, tüm fiziki, sosyo-kültürel, ekonomik ve stratejik planlamaları bu duruma göre yapmaktır. Yerleşmelerimiz dünyanın her yerinden gelenlerin etkileşimine açıktır. Bu esnek yapılanmaları planlamalıyız.

– Göçün gerekçesi ekonomik olmaktan çıkmıştır. İnsanlar 60’larda, 70’lerde sanayi işçisi olmak için, kırsalda işsiz kaldığından göçü ekonomik zorunluluktan yapar. Ama son dönemlerde bu durum oldukça azalmıştır. Sosyo-kültürel ortamın çekiciliği, iyi yaşam tercihleri, eğitimin iyileştirilmesi, güvenlik vb. gibi gerekçeler daha öne çıkmaya başlamıştır.

– Ülkemizde artık doğurganlık, yani çocuk sahipliği oranı da azalmaktadır. 1960’larda doğuda 9 olan çocuk sahipliği 5’lere düşmüş, batıda 3.6 olan çocuk sahipliği ise 1.8’lere düşmüştür. Bir süre sonra (hükümet ne derse desin- başbakan 3 çocuk dese bile!) bu oran ülkenin genelinde 2’nin altına inecek ve nüfusumuz hızla yaşlanmaya başlayacak. Avrupa’nın şu anda yaşadığını çok kısa sürede biz de yaşamaya başlayacağız.

Ç! – Çanakkale İçinde // https://www.canakkaleicinde.com

Filtreler:
Görüntülenme: 178
Google Analytics verileri olup, manipüle edilemez bir kaynak kullanılmıştır. Günde bir kere güncellenmektedir.

Yorumlar

Henüz yorum yok...

Sizin yorumunuz...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir