Oops! It appears that you have disabled your Javascript. In order for you to see this page as it is meant to appear, we ask that you please re-enable your Javascript!
Neyi Öldürdüğünü Bilmemek

Neyi Öldürdüğünü Bilmemek

Bir avcı, genellikle tüfekle avlanır.
Tüfeğin namlu ucundadır gözü, hangi canlıya ateş edeceğini bilir.
Avcı, atacağı hedefi seçme şansına sahiptir.
Avcı bilinçli ve kültürlüyse, tam bir doğa dostudur.

Bir canlıyı yakalamak için, çeşitli şekillerde ?kapan kurmak? yanıltıcıdır.
Çocukluğumdan bilirim. Kuş yakalamak için kapan kurardık. Karatavuk (Karabakkal) avlamak isterdik. Hep kapanların içinde, Gömenhasan (Kızılgerdan Kuşu) olurdu. Küçücük bir kuş. Beklentimizle, elimize geçen hep farklı olurdu.
Son günlerde Yenice?de ve köylerinde insanı şaşırtan ?zehirleme olayları? meydana geliyor.
Bütün bu işlerin merkezinde, yine ?insan? var.
Hem de, ?karacahil? denilebilecek acımasız insanlar var.
Doğru iş yapıyorum, diye her şeyi öldürüyorlar.
Kullandıkları yöntem, zehirli tarım ilaçları.
?Zehir? kullanmak, hedefsiz bir saldırıdır. Neyi yok edeceği belli değildir.
Örneğin;?zehirli ekmekle? köpek öldürmeye çalışan birisi, mahalledeki bütün çocukları öldürebilir.
Gördüğümüzde, yılanları öldürüyoruz ya. Birde gelip arkadaşlarımıza anlatıyoruz ya.
?Bugün kol gibi bir yılan öldürdüm. Kaçmaya çalıştı, ben bırakır mıyım? Bir kürekte işini hallettim.?
Eee! Yılanlar bitti. Fareler çıktı meydana. Tarlalarda cirit atıyor fareler. Dikim zamanı fideleri kesiyorlar. Hasat zamanı da, biberleri delecekler. Alın size üretim kaybı. Koca bir zarar. Nerede, farelerin düşmanı yılanlar?
Avlunun üstünde, ölü yatıyorlar.
Öldürdünüz. Öldürdük ya yılanları.
Dengeyi bozdunuz. Bozduk. Biz insanlar bozduk.
Yılanlar öldü.
Fareler çoğaldı.
İnsanoğlu bu. Boş durur mu?
Fareleri yok etmesi lazım.
?Doğal Hayatı ve Dengeleri? alt üst eden insanlar, hemen kafalarını çalıştırıyorlar.
Biber tarlasında, her fare deliğinin önüne zehirli yemler bırakıyorlar.
Yeteri kadar fare ölüyor.
Yerin altında, üreme devam ediyor.
Birde bakıyorsunuz. Bir hata daha yapmışız. Öldürülen fareleri toplayıp gömmemişiz.
Fareyi yiyen de, zehirli yemi yiyen de ölmüş.
Çay kenarlarında, leylek ölüleri. Başka kuş ölüleri. Bir kaç katliam daha.
Yılanlardan sonra, bir fare düşmanını daha yok ettik.
Doğanın dengesini daha da bozduk.

Şuayip Odabaşı’nın Objektifinden…

Yenice?nin içinde bunalan insanlar, kendilerini tarla ve bahçelerinde yaptıkları küçük kulübelere atıyorlar. Kulübelerinin önüne birkaç karık sebze ekiyorlar. Bir ikide koyun keçi. Birde sevimli bir köpek. Küçük işler yaparak, sakin sakin yaşayıp, huzur buluyor insanlar.
Kimisi de işi biraz büyütüp, tarlasının içinde her çeşit hayvan besleyip, hoş vakit geçirirken parada kazanıyor.
Panayır Yeri?nin üst tarafında, Atalay?ın Çeşmesi?ne giden yolun sağında ve solunda bu şekilde birçok yer ve kulübe var.
Ben bu şekilde yapılmış bir çiftliğe gittim.
Çam ağaçları içinde, artık malzemelerle yapılmış barınaklarda yaşıyor hayvanlar. Birde ahşaptan yapılmış cerge (çoban evi) var.
Beton yok. Her şey doğaya uygun.
Tavuklar, ördekler, hindiler, kazlar.
Koyunlar, kuzular.
Cungulu (civcivli) tavuklar. Hindiler, kabadayı. Arkalarında palazları olan ördekler, kazlar?
Hepsi koro halinde şarkı söylüyorlar.
Sahiplerinin seslerini duyunca, tam bir cümbüş başlıyor.
Hepsi toplanıyor.
Üç büyük köpek.
Üçü de birer tel boyunca gelip gidiyor. Zincirlerle bağlı.
Dişi bir köpeğin altı yavrusu var. 3?ü erkek.
Biz, köpek almak için gittik bu çiftliğe.
Köpek yavrusunu aldık. Diğer yavruları da başkaları almış.

Şuayip Odabaşı’nın Objektifinden…

Bu üç köpek, bu küçük çiftliğin bekçileri.
Tavuklar istediği yere kuluçkaya (gruk) yatıp günü gelince, bir sürü yavru ile çıkıp gelirmiş. Tilki yaklaşamazmış.
Doğal bir hayatın içinde, huzur buluyor insan.
Her şey çok güzel.
Bir daha gidelim bu çiftliğe.
Bir horoz kesip yiyelim.
Görün siz lezzeti.
Suyunu bir dikişte içersiniz.
Bir yumurta pişireyim size, görün.
Doğal
Organik.
Katkısız?
Bir de uyku oluyor çamların altında. Tüy gibi kalkıyor insan.

Şuayip Odabaşı’nın Objektifinden…

Köpekleri sorarken?
Çiftliğin baş ağası, birden bire, ?köpeklerin hepiciği öldü?, demesin mi?
-Ne oldu?
-Zehirlendiler.
-Kim zehirledi?
-Belli değil. Bilmiyoruz.
-Nasıl?
-Köpekleri ara sıra salarız. İhtiyaçlarını giderirler. Stresleri gider. Köpekleri saldık. Yarım saat sonra gelen köpekler gelmedi. Sadece büyük köpek geldi. O?da geldiğiyle birlikte, kıvrana kıvrana öldü.
-Vay be!
-Hem de nasıl vay! Diğerlerini de hemen elli metre ötede bulduk. Gitti güzelim köpeklerim.
-Nasıl oluyor bu iş?
-Birileri kepek içine zehir koyuyor. Küçük küçük yuvarlayıp çeşitli yerlere bırakıyor.
-Amacı ne ki bu adamın?
-Bilmiyoruz ki. Tilki mi öldürecek? Başıboş köpekleri mi öldürecek?
-Yanlış bir hareket bu. Zehirli yiyeceği kontrolsüz bir yere bırakıyorsun. Çok yararlı canlılarda ölebiliyor.
-Evet! Hedef belli değil. Her canlı ölebiliyor. Vallahi sanki evimden cenaze çıktı. Gece uyku uyumadım. Bu bölgede, sahibi belli en az 10 köpek öldü, bizimkilerle birlikte.

-Yazık! Çok yazık. Barbarca ve acımasızca yapılan bir hareket bu.
?
Ne yazık ki, kötü bir davranış bu.
Yıllar önce, Sofular Köyü?nden bir arkadaş öldü.
Edremit/Altınoluk başında. Kazdağları?nda. Dağda gezerken, birçok arı kovanının olduğu yere gelmişler. Bir ağacın ucunda bir petek bal asılıymış. Bizim köylü, balı görünce dayanamamış. Petekten bir parça koparıp yemeğe başlamış. Yutmadan, orada kıvrana kıvrana ölmüş.
Arı sahibi, kovanlarına gelen ayılar için asmış balı ağacın dalına. Hem de en etkili zehri koyarak.
Hiç olmazsa peteğin üstüne, ?zehirlidir? yazsaydın.
Her halde, Kazdağları?ndaki ayıların okumasından korktu arı sahibi.
Ah! Bir uyarı yazısı olsaydı. Belki de bizim köylü, ?görmedik? gibi bala saldırmazdı. Ölmezdi.
Çok dikkatli olmalıyız. Çok hassas düşünmeliyiz. İşin içinde, ?zehir? varsa. ?Öldürmek? varsa.

Şuayip Odabaşı’nın Objektifinden…

Ne olursa olsun. Her önüne gelen eline aldığı bir zehri, tehlikeli maddeyi her yerde kullanmamalı.
Tarım ilaçları kontrollü verilmeli üreticilere.
Amacı dışında, zehirli ilaçların kullanımı önlenmeli.
Mutlaka, bu işlerin bir kontrolü olmalı.
Kontrolsüz zehir kullananlar, tespit edildiğinde cezalandırılmalı.

Kimsenin, ?Doğanın Dengesini? bozmaya hakkı yok.
Bir tilkiyi bir leyleği öldürmeyi, kimse kendine görev bilmesin.
Benim tasmalı köpeğimi, kimsenin zehirlemeye hakkı yok.
Başıboş dolanan köpeği de zehirleyemezsiniz.

Bir hikâye vardır. Anlatayım size.
?Eden kendine eder? diye.
Huysuz bir nine, hergün ?Eden kendine eder? diye, söylene söylene gezen bir ihtiyara zehirli bir ekmek vermiş. Sözde ihtiyarı öldürecek. Dede, ekmeği alıp torbasına koymuş. Ninenin yüzüne bakıp yine, ?Eden kendine eder? demiş. Çekmiş gitmiş.
Dede bir öğle vakti, köyün dışındaki bir çeşmenin gölgesinde uyuklarken, kan ter içinde bir genç gelmiş. Çeşmeden su içmiş. İhtiyara çok acıktığını söyleyip, köyün uzakta olup olmadığını sormuş. İhtiyarın aklına, torbasındaki ekmek gelmiş. Ekmeği çıkarıp, genç adama vermiş. Genç adam ekmeği yemiş, çeşmeden suyu çekmiş. İhtiyara teşekkür edip, düşmüş yola.
İkindinden sonra köye dönen ihtiyar, köyde ninenin evi önündeki, bağırışları ağlama seslerini duyup yaklaşmış. Görmüş ki, ekmek verdiği genç adam ölmüş. Ninenin verdiği ekmekten zehirlenip ölmüş hem de.
Zehirli ekmeği yiyip ölen, ninenin torunuymuş.
Bizim dedenin hiç bilmediği biri.
Dede; ?Eden kendine eder.? Diyerek uzaklaşmış oradan. Hem de ağlaya ağlaya?

?Bir canlıyı öldüren?, hatalar yapmayalım.
Yaşatmak, görevimiz olsun.
Yaşatın, hep yaşatan olun.
Dili olmayan, konuşamayan canlılara kıymayın.
Hayvanların dertlerini anlatacak sözleri, konuşacak dilleri yok.
Yok, ama sevgilerini belirtecek hareketleri var.
Bakın bir köpeğin kuyruğuna, kulaklarına.
Hoplamasına zıplamasına.

Yenice?de zehirlenip öldürülen köpekler, leylekler?
Tavuğumu çalıyor diye avlanan tilkiler, atmacalar, kerkenezler, baykuşlar?
Yenice?de acımasızca, bir kapana kısılıp, bir ayağını kaybeden köpekler?
Özürlü köpekler.

Bizler, ?özürlü davranışlarımızı? düzeltmek zorundayız. Kendimize, çeki düzen vermeliyiz.
Bir ?Hayat Yarışı? içinde, bir tilki, bir atmaca bizim tavuğumu kapıyorsa, bizde insan olarak onların avını kapmışızdır. Aç bırakmışızdır, doğadaki canlıları.

Tilkiden, ?daha hırsız ve acımasız olduğumuz için? aç kalmıştır tilki.
Tavuklara saldırması ondandır.
Denge bozulunca böyle oluyor işte.
Tilkinin aklı, yaşamak için yemeğe / yemeye odaklanırken, insanın gelişmiş beyni ?öldürmeye? çalışıyor.
Dengeler eşit olsa neyse?
Bir de işin içine,?zehir? girince.
?Zehir? oluyor insan.
Yaşamak, ?zehir? oluyor.
Talan oluyor Dünya.
Herkes, insanlığına dönsün.
Dünya?yı talan etmeyin, etmeyelim
Ettirmeyelim.

Filtreler:

Yorumlar

Henüz yorum yok...

Sizin yorumunuz...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir