Oops! It appears that you have disabled your Javascript. In order for you to see this page as it is meant to appear, we ask that you please re-enable your Javascript!
Özgür Nehirler için ‘Büyük Atlama’ Etkinliği Çanakkale’de de Gerçekleşti

Özgür Nehirler için ‘Büyük Atlama’ Etkinliği Çanakkale’de de Gerçekleşti

Nehirlerin özgür akması için 8 Temmuz Pazar günü tüm Avrupa ile aynı anda Türkiye’nin otuza yakın noktasında yüzlerce insan nehirlere, onların beslediği göllere ve denizlere atladı.

Çanakkale’de Güzelyalı’da ve Kazdağları’nda da gerçekleşen “Büyük Atlama” Avrupa’da her yıl düzenleniyor. Türkiye’de ise Hasankeyf’ten Çanakkale’ye, Samsun’dan İzmir’e birçok noktada gerçekleştirildi.

Büyük Atlama’nın amacı bir yandan nehirlerin yaşaması için mücadele verirken bir yandan da nehirlerin bizim için ne kadar değerli ve vazgeçilmez olduğunu bizzat suyu kucaklayarak hatırlamak.

Tüm Dünyada olduğu gibi Türkiye’de de nehirlerin üzerindeki tehditlerin başında barajlar geliyor. Anadolu’nun hemen hemen tüm dereleri, nehirleri enerji üretimi gerekçesiyle şirketlere devredildi. Yüzlerce yıldır vadisinde doğa dostu geleneksel bir yaşam sürdüren yerel halkın geleceği ile birlikte Türkiye’nin biyolojik çeşitliliğinin yüzde 80’i de suyun borulara ve tünellere hapsedilmesi nedeniyle yok olma tehlikesiyle karşı karşıya.

Büyük atlamanın Türkiye’de ilk defa gerçekleştiği ve Türkiye’deki son büyük doğal nehir olan Dicle Nehri üzerinde kurulması planlanan Ilısu Barajı yapıldığı takdirde Yukarı Dicle Vadisi ve 10 bin yıllık tarihi Hasankeyf kenti geri dönüşü olmayacak bir şekilde yok olacak ve onbinlerce insan yurtlarını terk etmek zorunda kalacak. Üstelik Hasankeyf ve Dicle Vadisi UNESCO Dünya Mirası kriterlerinin onda 9’unu sağlayan dünya üzerindeki tek yer.

Nehirlerin yaşam kaynağımız olduğunu belirten Doğa Derneği Genel Müdürü Engin Yılmaz, “Planlanan 2000 baraj ve HES projesi gerçekleştiği takdirde Türkiye’de özgür akan tek bir nehir bile kalmayacak, göllerimiz kuruyacak, denizlerimizde yaşam olmayacak. Oysa bizler suyla olan bağlarımızı yeniden hatırlamak, suyla bütünleşmek ve yaşam kaynağımızı korumak istiyoruz. Hasankeyf örneğinde olduğu gibi bir avuç kazanç uğruna nehirlerimizin “yenilenebilir enerji” adı altında “yeşil ekonomi”nin bir parçası olarak baraj ve HES’ler ile yok edilmesine sessiz kalmayanlar Anadolu’nun dört bir yanında suyu şükranla kucaklayarak nehirlerin ortak yaşamımız için ne kadar değerli ve vazgeçilmez olduğunu hatırlattılar.” dedi.

Filtreler:

Yorumlar

Henüz yorum yok...

Sizin yorumunuz...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir