Oops! It appears that you have disabled your Javascript. In order for you to see this page as it is meant to appear, we ask that you please re-enable your Javascript!
Rodop Dağları Eteklerinde (Gezi Notları 2)

Rodop Dağları Eteklerinde (Gezi Notları 2)

Gümülcine’ye yaklaştıkça Türk Köylerinin sayıca arttığını görüyoruz. Önceki yazımızda belirttiğim gibi cami ve minarelerin sayısı çoğalıyor. Yakınından geçtiğimiz köyleri gördüğümüzde hepsinde bir tertip ve düzen dikkatimizi çekiyor. Kırmızı kiremitli evler çok muntazam. Bir iki katlı ve bahçeli oluşlarının ötesinde bina yapılarındaki hoş görünümler insanı etkiliyor. Çatı düzenlemeleri bile çok zarif.

Köyler, Tarlalar, Bağlar…
Köylerde yaşayan insanlar çoğunlukla çiftçilik ve hayvancılık yapıyor. Ancak hiçbir köyün içinde hayvan barınağı yok. Hayvan barınakları köylerin birkaç kilometre dışında. Bu nedenle köylerde sinek-böcek gibi haşereler bulunmuyor. Köy içleri temiz, yolları düzenli. Evlerin bahçelerinde traktörlerin yanında neredeyse tamamında otomobiller görülüyor. Bu durum ekonomik olarak iyi olduklarının işareti sayılabilir.

Tarlalar çok özenle işleniyor. Her çiftçinin tarım aletleri bu işler için uygun. Sulu tarım için Türkiye’de pek görmediğimiz traktör arkasına takılarak her tarlanın başına götürülebilen tekerlekli makaraya sarılmış istenilen uzunlukta esnek sulama boruları (rulo boru) ile kolayca bu işleri görebiliyorlar.

Bağlar ziraat açısından çok bilimsel olarak tesis edilmiş. Bir çoğunun üzeri bizim balıkçıların ağlarına benzeyen bir file örtü ile kaplanmış. Bu sistem bağları hem kuş, sinek, böcek gibi canlılardan hem de güneşin ve  havanın  olumsuz etkilerinden koruyor. Uzaktan görünüşleri gayet hoş ve düzenli. Bu iş için çok emek harcandığı belli oluyor.

Gümülcine
Gümülcine ilinin 40 bin dolayında nüfusu var. Şehir bir Osmanlı şehri olma özelliğini halen koruyor. Sokaklarında Aliler, Ahmetler Türkçe konuştuğu gibi, Hristo, Haralambo da Türkçe konuşuyor. Hangisini Türk ,hangisinin Rum olduğunu bilemiyorsunuz.

Çarşıyı gezerken Osmanlı mimarisinin özelliklerini taşıyan dükkan ve evler görülüyor. Osmanlıdan kalma eserler arasında Eski Cami, Evrenos Bey İmareti Türk Mimarisinin ilk örnekleri olarak görülmeye değer eserler. Çarşının ortasında Yeni cami şehrin adeta simgesi durumunda. Edirne salnamelerindeki kayıtlara göre 16.yüzyılda yaptırılmış. Kesin olmamakla birlikte yaptıranın Defterdar Ahmet Efendi(Paşa) olduğu söyleniyor.

Yeni Caminin hemen yakınındaki saat kulesi de şehrin önemli anıt eserlerindendir. II.Abdülhamit döneminde yaptırılmış.Gerçekten görkemli bir kule.

Gümülcine’de Çukur Kahveyi bilmeyen yok. Burası hem yerli halkın hem de Türkiye’den gelenlerin uğrak yeri. Gümülcine Gençler Birliğinin de merkezi durumunda.

Yunanistan’ın başka yerlerinde bizdeki gibi demlik çayı olmamasına rağmen burada demleme çay var. Belki de Türk ziyaretçilerin taleplerini karşılama amacıyla bulunduruluyor.

Türkler dışında çay içene rastlamadık. Kahveleri gerçekten çok güzel, belli ki bu işi özenerek yapıyorlar. Bizim Türk kahvesi Yunanistan’da Yunan kahvesi olmuş. Rum esnaf böyle isimlendiriyor. Gümülcine’de eşim Fergül, arkadaşım Nurettin Doğan ve eşi Fadime hanımla  kahve almaya girdiğimiz dükkanın Rum sahibi istediğimiz 250 gramlık bir paket, 125 gramlık iki paket kahveyi vermemekte epey ısrar etti. Hatta bizi azarlayarak bu kadar az gramajlı kahve satmadığını söyledi. Çok sinirliydi. Sanıyorum siesta vakti gecikmişti.Sonuçta yine de isteğimizi yerine getirdi.

Öğle yemeğimizi Yeni Cami yakınlarındaki bir lokantada yiyoruz. Bu Lokantada çalışanların tamamı Türk. Herkes Türkçe koşuyor. Kendimizi Türkiye’de gibi hissediyoruz. Belki de sahibi Türk vatandaşı olan bir kişi, yemekleri de bizim mutfak kültürümüze uygun. Bazı kişiler ısrarla sebze yemeği istemelerine karşı sebze yemeği çok az.Etli yemekler ve kebap türleri daha fazla.

Okullar, öğrenciler…

Yunanistan’ da 7.000 civarında  Türk öğrenci bulunmakta olduğu bildiriliyor. Azınlık okullarında öğrenim süresi 6  yıl Rum okullarında zorunlu öğretim 9 yıl. Yunan hükümeti 1973 yılından itibaren azınlık okullarında Türkiye’de öğrenim görmüş Türk asıllı öğretmenlerin atanmalarına son vermiş.

Batı Trakya’da azınlık öğrencilerinin devem edecekleri iki ortaokul ve lise vardır. Türk ve Rum nüfusun eşit durumda olduğu bu bölgede Gümülcine’de 25, İskeçe’de 37 Devlet Ortaokul- Lisesi bulunuyor. Azınlık okullarındaki eğitimin süresi ve seviyesi düşük olduğundan buradan mezun olan öğrencilerin önemli bir kısmı üniversite eğitimlerini tamamlayamıyor ve haliyle diğerlerinden geri kalıyor.
İskeçe

İskeçe’ye Balkanların fethi sırasında Osmanlı yönetimi tarafından yerel nüfusu güçlendirmek amacıyla Anadolu’dan özellikle Konya yöresinin halkı buraya getirilip yerleştirilmiş. Günümüzde İskeçe modern bir kent görünümüne sahip, yerli ve yabancı ziyaretçilerin görmek istedikleri şehirlerden biri.

Bir  Pazar günü İskeçe’ye uğradık. Geniş bir kent meydanı var. Bu meydanda görkemli,Osmanlı yapısı  saat kulesi dikkatleri çekiyor. Tepesinde dalgalanan Yunan bayrağı ve aziz ikonu artık buralarda “bizim sözümüz geçer” der gibi. Şehirde canlı bir yaşam var. Kafeler ve eğlence yerlerinde oturmak için yer bulmak zor. Trafik yoğunluğu az. Bizim ülkemizde olduğu gibi herkes otomobiline binip evinden çıkmıyor. Şehrin kuzeyinde bulunan Türk Mahallesinde orijinal mimari korunmuş, minareler görünüyor, Osmanlı’nın izleri halen mevcut.

İskeçe’de bir öğle yemeği için uygun bir lokanta aradığımızda birçok lokantanın kapalı olduğunu gördük. Bu durum belki günlerin pazar oluşundan, belki de siesta saatine denk gelmiş olmasından kaynaklanıyordu.

Şehirden ayrılırken bir daha arkamıza bakıyoruz. Kuzeyindeki Rodop dağları bütün haşmetiyle görünüyor. Kuzeyden gelecek soğuk rüzgarlara kol kanat germiş. Rodop dağları Gümülcine, İskeçe gibi soydaşlarımızın çoğunlukla yaşadığı bu bölgeyi adeta koruma altına almış. Bir sonraki gezi notlarımızda durağımız Kavala.

Filtreler:

Yorumlar

Henüz yorum yok...

Sizin yorumunuz...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir