Oops! It appears that you have disabled your Javascript. In order for you to see this page as it is meant to appear, we ask that you please re-enable your Javascript!
Savaş Tarihi Araştırmaları Uluslararası Kongresi Başladı

Savaş Tarihi Araştırmaları Uluslararası Kongresi Başladı

Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) öncülüğünde Çanakkale Valiliği, Çanakkale Belediyesi, Türk Tarih Kurumu ve Genelkurmay Başkanlığı Askeri Stratejik Etüt Daire Başkanlığı ile Trakya Üniversiteler Birliği üyesi olan Namık Kemal, Kırklareli, Trakya Üniversiteleri işbirliği ile düzenlenen ‘100. Yılında I. Dünya Savaşı ve Mirası’ konulu Savaş Tarihi Araştırmaları Uluslararası Kongresi açılış töreni Terzioğlu Kampüsü Troia Kültür Merkezinde gerçekleşti.

Açılış törenine Çanakkale Valisi Ahmet Çınar, Boğaz ve Garnizon Komutanı Tuğamiral Hasan Nihat Doğan, Belediye Başkanı Ülgür Gökhan, Rektör Prof. Dr. Sedat Laçiner, Çanakkale 2015 Koordinasyon Merkezi Genel Sekreteri Mahmut Akkuş, çok sayıda kurum kuruluş temsilcisi, akademisyenler ve öğrenciler katıldı.

Saygı duruşu ve İstiklal Marşı ile başlayan kongrede açılış konuşmalarını Kongre Düzenleme Kurulu adına Doç. Dr. Halil Çetin, ÇOMÜ Rektörü Prof. Dr. Sedat Laçiner ve Vali Ahmet Çınar gerçekleştirdi.

Birçok alanda geniş konu yelpazesiyle toplam 23 panelde sunulacak bildirilerin oluşturacağı kongre bildiri kitabının Çanakkale Savaşları’nın 100. Yılına armağan edileceğini dile getiren Doç. Dr. Halil Çetin sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bu bilimsel toplantıda 2 gün boyunca insanlık tarihinin en büyük savaşlarından biri olan 1. Dünya Savaşı ve mirasını konuşacak ve tartışacağız. Savaşların acı bir tecrübe olduğunu yaşayarak öğrenmek istemeyenler tarih biliminin bizlere çizdiği gerçekçi tabloları doğru okumak ve yorumlamak mecburiyetindedirler. İşte o zaman barış ve kardeşlik ümitlerimiz daha da yeşerecek ve beslenecektir. Bu anlamda kongremizin barışa katkı sağlaması en büyük dileğimizdir. Kongremiz Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi öncülüğü ve ev sahipliğiyle Çanakkale Valiliği’nin himayesi ve desteğiyle gerçekleşmiştir. Valimiz ve Rektörümüze huzurlarınızda saygı ve şükranlarımı arz ediyorum. Bununla birlikte kongremize yerel ve ulusal birçok kuruluşumuz da katkı sağlamıştır. Çanakkale Belediyesi, Genelkurmay Başkanlığı Askeri Tarih ve Stratejik Etüd Dairesi, Çanakkale Boğaz Komutanlığı, Trakya Üniversiteler Birliği üyesi olan Kırklareli, Tekirdağ ve Trakya Üniversiteleri, Başbakanlık Osmanlı Arşivi Dairesi ve Türk Tarih Kurumu bunların başında gelmektedir. Bilim Kurulu ve Düzenleme Kurulu üyelerimizle birlikte asistanlarımıza da huzurlarınızda teşekkür etmek isterim. Büyük zahmetler çekerek, dünyanın farklı ülkelerinden Çanakkale’mize gelen davetli konuşmacılarımız ile ülkemizin hemen her köşesinden kongremize iştirak eden katılımcılarımıza huzurlarınızda şükranlarımı sunuyorum. Kongremizin bilimsel programı yurtiçinden 67, yurtdışından yaklaşık 23 katılımcının iştirakiyle 2 gün sürecektir. Edebiyattan sanata, diplomasiden eğitime kadar geniş bir konu yelpazesi oluşturan bildiriler 23 panel şeklinde siz kıymetli dinleyicilerin istifadesine sunulmuştur. Kongrenin temel amaçlarından biri olan ve 18 Mart 2015’te yayınlanması planlanan kongre bildiri kitabı Çanakkale Savaşları’nın 100. Yılına armağan edilecektir. Kongremizin başarılı ve verimli bir şekilde sonuçlanması dileğiyle hepinizi saygıyla selamlıyorum.”

“Kurtuluş Savaşı’nı anlamak için 1. Dünya Savaşı’nı tüm boyutlarıyla ele almak gerek”
Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) Rektörü Prof. Dr. Sedat Laçiner ise konuşmasında şunları söyledi:

“Bu yıl, 1. Dünya Savaşı’nın başlangıcının 100. yılı. Bu tür yıldönümleri böylesine önemli, tarihi olayları incelemek, analiz etmek için iyi fırsatlar sunuyor. Bu fırsatların iyi değerlendirilmesi gerekiyor. Yurtdışında 1. Dünya Savaşı’na dönük olarak çok sayıda kongre, sempozyum ve konferansın yapıldığını ilgiyle izliyoruz. Ne var ki bu toplantılarda, kongrelerde Türkiye’nin Osmanlı Devleti’nin 1. Dünya Savaşı’na olan etkisinin derinlemesine analiz edilmediğini hatta savaşa katılanlardan birinin de Osmanlı Devleti olduğunun görmezden gelindiğini şaşırarak, üzülerek izliyoruz. Özellikle savaşın Batı cephesi çok ciddi tetkiklere, analizlere konu oluyor ama Osmanlı Devleti’nin katkısı konusunda büyük bir açık söz konusu. Buna karşılık benzeri bir ilgi eksikliğinin ve çalışma eksikliğinin Türkiye kısmında da olması bizleri daha da çok şaşırtıyor. Kurtuluş Savaşı odaklı bir tarih anlayışının uzun yıllar hâkim olduğunu görüyoruz. Elbette Kurtuluş Savaşı, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş temellerini sağlayan savaştır. Ancak Kurtuluş Savaşı’nı da anlamak için 1. Dünya Savaşı’nı tüm boyutlarıyla ele almak gerekiyor.

“Bugünü anlamak için geçmişi doğru analiz etmek gerekir”
Bizim 1. Dünya Savaşı’na dönük Türkiye’de yapılan çalışmaların önemli bir kısmını ise şiir, hikaye, öykü gibi daha çok edebi çalışmalar olması, ilmi görünen çalışmalarında önemli bir kısmının menkıbeleştirilmiş tarih şeklinde cereyan etmesi açıkçası bizleri tarihi anlamak adına üzüyor. Yani Türk ordusunun, Türk insanının fedakârlıkları, kahramanlıkları elbette bir başka disiplinin konusudur. Kamuoyu ile iletişim, ilişkiler, bir imaj oluşturma, siyaset bilimi gibi çeşitli disiplinlerin konusudur. Ancak tarihin konusu olan çalışmalarda daha objektif, daha nesnel bir duruşa ve gerçekçi, ayık tespitlere, analizlere ihtiyaç olduğu muhakkaktır. Çünkü bugünü anlamak için hatta bugünü doğru yaşayabilmek için; geçmişi doğru düzgün anlamak, doğru analiz etmek gerekir. Bunu küçük bir örnekle açmak istiyorum. Amerika Birleşik Devletlerinde bir arkadaşımız doktora yapmak istediğinde tezini tanınmış ünlü bir tarihçi ile gerçekleştirmek istiyor ve kendisini ziyaret ediyor ve kendisine diyor ki, ‘ben tarih alanında sizinle doktora yapmak istiyorum müsait olur musunuz, yardımcı olur musunuz’. O ünlü tarihçi şunu söylüyor, ‘hangi dönemi çalışacaksınız’, o Türk doktora adayının cevabı şu oluyor ’19. yy’, bunun üzerine tarihçi diyor ki “19. yy” tarihin konusu değildir, gazeteciliğin konusudur. Şimdi bizlere çok uzak bir geçmiş gibi görünüyor ama 19. yy hala içinde yaşadığımız zaman diliminin canlı, diri parçası. Atatürk dediğinizde de, Osmanlıcılık dediğinizde de, laiklik dediğinizde de, din ve devlet ilişkisi dediğinizde de, hatta ve hatta iktisat-üretim anlayışımız dediğimizde de, 19. yy’ın özellikle de son çeyreğini bu güne dâhil etmeden, birlikte değerlendirmeden bu günü anlayabilme, analiz edebilme ve sorunlarını çözebilme ihtimali bulunmuyor. Ancak bu periyoda baktığımız zaman tarihe ya çok çarpık noktalardan bakıyoruz, ideolojinin yanıltıcı aynalarıyla, mercekleriyle bakıyoruz veyahut ta hiç bakmıyoruz. Bu toplantının farklı bir örnek teşkil etmesini ümit ediyorum.

“Bu kongrenin düzenlemesi bizim için hem bir gurur hem de sevinç kaynağı”
Genellikle Türkiye’deki toplantılar, kongreler salonların dolup boşalması ama günün sonunda geriye çok az tortunun kalması şeklinde cereyan ediyor. Ümit ediyorum ki bu toplantıda daha az sayıda ama daha niteliği yüksek tartışmalar, daha az sayıda ama geleceğe dönük daha etkili çalışmalar gerçekleşir diye ümit ediyorum. Çanakkale Onsekiz Mart üniversitesi olarak Çanakkale savaşlarının yani 1. Dünya Savaşı’nın en önemli cephelerinden bir tanesinin, bizim için kesinlikle en önemli cephesinin cereyan ettiği yerde, bu kongrenin düzenlemesi elbette bizim için hem bir gurur hem de sevinç kaynağı. Bildirilerin ciddi bir kısmının da Çanakkale savaşlarıyla ilgili olduğunu görüyorum, bu da bizim için gerçekten sevindirici. Başarılı sonuçların çıkmasını ümit ediyorum.
Bu kongrenin gerçekleşmesinde bizlere katkı sağlayan kurumlara da teşekkürlerimizi ifade etmek isterim. Trakya Üniversiteler Birliği’nin, Trakya, Kırklareli, Namık Kemal Üniversitelerinin buraya vermiş olduğu katkı gerçekten bizleri çok sevindirdi. Üniversitelerin birlikte hareket edebilmesi daha iyi sonuçların alınmasını sağlayacak, ayrıca Genel Kurmay Başkanlığımızın, Başbakanlığın, Tarih Kurumunun, Valiliğimizin, Belediyemizin Garnizon Komutanlığımızın bizlere sağlamış olduğu destek bu kongrenin yapılmasına imkan vermiştir. Kendilerine minnetlerimizi teşekkürlerimizi ifade etmek istiyorum.

Tarih yaşanmış bir takım basit gerçeklerin yazılmış halidir
Biraz önce ifade ettiğim gibi 2014 yılı 1. Dünya Savaşı’nın 100. Yılı, ne yazık ki Türkiye’nin 2014 yılını çok verimli bir şekilde kullanabildiğini söyleyemeyiz, şu ana kadar yapılan toplantılar çok az sayıda, ben çok daha fazla ümitliydim, özellikle Balkan Savaşları içinde çok ümitliydim büyük hayal kırıklığı yaşadım, Libya meselesi içinde çok ümitliydim 2011 yılında orada da çok büyük hayal kırıklığı yaşadım, çok kısır geçti. Fikri tartışmalarımız da bilimsel araştırmalarda çok kısır geçti. 1. Dünya Savaşı ve Çanakkale konusunda ümit ediyorum ki bu yıl bir son değil bir başlangıç olur. Bu toplantıda o başlangıçlara hizmet eder. 2015’de 2016’da 2017’de ve 18’de savaşın sonuna kadar ve sonrasında da Kurtuluş Savaşı’nın ciddi analizleri ümit ederim başlar çünkü 1. Dünya Savaşı’nı doğru anlayamazsak bu günü doğru yaşayamayız. 1. Dünya Savaşı’nı doğru anlatamazsak da bizim için yapılan tarihe mahkûm oluruz, çünkü tarih yaşananlar değildir. Tarih yaşanmış bir takım basit gerçeklerin yazılmış halidir. Tarihi birileri yazar o yazılana tarih deriz, gerçeklik bir tanedir ama birçok tarih vardır, hatta bir yazar der ki geçmişi Tanrı dahi değiştiremez ama tarihçiler değiştirir. Dolayısıyla her yıl dünyada yeni bir tarih yazılıyor, tarih araştırmacıları canlı şahitleridir ki 1. Dünya Savaşı konusunda da son birkaç yıldır yeni bir tarih oluşturulmaya gayret ediliyor, aradan onca zaman geçmiş olmasına rağmen çok ciddi tartışmalar ve bilimsel farklı görüşler ortaya çıktı. Türkiye’nin bu yaklaşımları dahi çok yakından takip etmediğini görüyoruz. Sonrasında ne oluyor, o yaklaşımlar 3 yıl sonra, 5 yıl sonra meclislerde yasa taslaklarına dönüşüyor ve o yasa taslaklarında deniyor ki Türkler barbardır,şu millete de bunu yaptıklarını biz tespit ettik, yani aradan 100 yıl geçti gözümüzden kaçmış, şimdi bunu da tespit ettik bunu da yasa taslağı olarak getiriyoruz deniyor ve her severinde de Türkiye bu tür girişimlere sürpriz gözüyle bakıyor, şaşırarak bu meseleye yaklaşıyor, o nedenle eğer şaşırmak istemiyorsak kabuslara uyanmak istemiyorsak geçmişimizi, bu günümüzün hemen bir gün öncesini çok iyi bir şekilde analiz etmemiz gerekiyor, aksi takdirde dediğim gibi cehaletin bedeli felakettir, ümit ederim bu toplantı o cehaleti kırmada ciddi bir katkı sağlar”.

Çanakkale Savaşının 100. Yılın dönümüne fiilen girilmiş olduğunu belirten Vali Çınar, ‘Savaş Tarihi Araştırmaları Uluslararası Kongresi’nin’ 100 yıl etkinliklerinin ilk programı olduğunu ve bu kongrenin çok önemli olduğunu dile getirdi. Vali Çınar; Savaşların kötü olduğunu, savunulacak bir tarafı olmadığını vurgulayarak barışın önemine ve insanların barış içerinde yaşayabileceklerine değindiği sözlerini şöyle sürdürdü:

“Hem dünya savaşının çetin geçen cephesi, hem dünyanın kaderini etkileyen cephelerinden birisi hem de coğrafi konum itibari ile Asya ve Avrupa’nın buluşma noktası olan Çanakkale’de bu kongrenin gerçekleşiyor olması çok anlamlıdır. İki gün sürecek kongrenin başarılı geçmesini temenni ediyorum.”

Açılış konuşmalarının ardından University Oh Hull’dan Dr. Jenny Macload ve İstanbul Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Halil Bal açılış derslerini gerçekleştirdiler.

Kongrede 2 gün boyunca 23 panelde 87 bildiri sunumu gerçekleştirilecek. Kongreye Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi öğretim üyeleri de 18 bildiri ile katkı sunuyor.

[Eylem Tuna / comu.edu.tr]

Filtreler:

Yorumlar

Henüz yorum yok...

Sizin yorumunuz...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir