Oops! It appears that you have disabled your Javascript. In order for you to see this page as it is meant to appear, we ask that you please re-enable your Javascript!
“Siz Şehirlerde Yaşamaktan Korkmuyor musunuz?”

“Siz Şehirlerde Yaşamaktan Korkmuyor musunuz?”

Demet Saman ve eşi Emre Otur,  2015 yılında Yenice’de Kazdağları’nın Hıdırlar Köyü tarafına bir Saman Çiftliği kuruyor. Çiftliğin hikayesi ve bol üretimli bir yaşam biçimi, şehirlerde yaşadığımız zamanı bize sorgulatacak cinsten.

Gelin, Tek başına da olurun hazırladığı bu keyifli yazıya hep birlikte bir göz atalım.

 

Saman Çiftliği’ni Keşfedelim…

saman-ciftligi-16

Kısaca kendinizden ve özgeçmişinizden bahseder misiniz? Saman Çiftliği nedir?

Kendinden bahsetmek ne zormuş. Ben Demet Saman, 32 yaşındayım. Aslen Çanakkaleliyim, ama babamın işi nedeniyle farklı şehirlerde yaşadık. 2002’de üniversite eğitimi için yeniden Çanakkale ‘ye taşındım. GSF seramik mezunuyum. Bir süre İstanbul’da özel bir seramik atölyesinde çalıştıktan sonra birlikte çalıştığım, üniversite arkadaşım Emre Otur ile evlenerek ikimizin de sevdiği sakin bir şehir olan Çanakkale’de seramik atölyesi açtık. Bundan beş yıl sonra 2015 yılının Ocak ayında atölyemizi Kazdağları Hıdırlar Köyü’ne taşıdık. Şimdi burada toprağı işlemeyi, çiftlik hayatını deneyimliyoruz. Kendi gıdamızı üretiyoruz. Seramik ve ahşap atölyemizde satış amaçlı ürünler ve ihtiyacımız olan malzemeleri yapıyoruz. Ördek, köpek ve tavuklarımızla tam bir köy hayatı yaşıyoruz.

Sizi çiftlik hayatına iten şeyler neler oldu?

Kırsalda yaşamak hep hayal edip, nedense hep sonraya ertelediğimiz bir düşünceydi. Bir gün atölyede yine bu hayallerden bahsediyorduk ‘Neden şimdi değil?’ sorusu geldi aklımıza. Neyi bekliyorduk? Mantıklı bir cevap bulamadık ve o gün taşınmaya karar verdik.

İlk hangi adımla başladınız?

Çanakkale’deki atölyemizi toplayıp evimizden birkaç parça giysi ve özel eşyamızı alıp çıktık. Her şey çok ani oldu.

Kendinize ait bir arsa ya da eviniz var mıydı ilk adımı atarken? 

Hıdırlar Köyü’nde hiç yaşamadım ama zaten buralı olmak, burada hali hazırda bir ev ve arazimizin olması geçiş sürecini kolaylaştırdı. Taşındığımız ev yedi dönüm ceviz bahçesi içinde elektriksiz 50 metrekare bir evdi. Bu arada doğa ile uyumlu ve ekonomik yapı malzemeleri araştırmaya başladık. Geleneksel çamur, sıva yöntemi ile bir seramik atölyesi yaptık. Sonra 20 dönüm çilek bahçesine, daha önce şantiye ofisi olarak kullanılmış, yaşadığımız evden daha konforlu ve elektriği olan bir prefabrik ev yaptık.

saman-ciftligi-28

Etrafınızda ki insanlar size inandılar mı? 

Ani kararımızla ilgili aile ve arkadaş çevremiz şaşkınlık yaşamakla beraber bu geçiş sürecinde desteklerini hiç eksik etmediler.

Şehir hayatından uzak bir yaşamla ilgili karşılaşabileceğiniz zorlukları öngörüp belirlediniz mi?

Çanakkale’de yaşarken zaten şehir ile pek ilgimiz yoktu. Bütün vaktimizi atölyede geçiriyorduk. Atölyede üretim yapıyor, kurs veriyor, arkadaşlarımız ile orada görüşüyorduk. Kırsala yerleştiğimizde doğa ve toprakla içiçe, hayal ettiğimiz hayatı yaşayacak olmanın yanında Çanakkale, İstanbul ve İzmir’deki arkadaşlarımız ile ulaşım zorluğundan dolayı daha seyrek görüşeceğimiz düşüncesi bizi kaygılandırıyordu ama aksine buraya gelince daha sık görüşme ve kaliteli zaman geçirme imkanımız oldu.

saman-ciftligi-43

Bu süreçte sizi en çok zorlayan konu veya konular ne oldu?

Yaşadığımız yer yaklaşık 80, 90 hanelik küçük bir köy. Çanakkale merkeze en uzak köylerden birisi. Taşınma ve yerleşme aşamasında tamir, tadilat, inşaat işleri için usta bulabilmek, bulduğun ustaya derdini anlatabilmek oldukça zordu. Neredeyse 2 yıl oldu ama bu sıkıntılı süreç hala devam ediyor. Bu sebeple bir çok işi kendimiz yapmak zorunda kaldık. Su tesisatı, parke, fayans döşemeden tutunda duvar örme, sıva, çatı aktarma, ahşap işine kadar her türlü inşaat işini ve malzemeyi öğrendik.
Daha önce hiç toprakla uğraşmamıştık, kitaplardan öğrendiğimiz bahçecilik bilgileri, iş pratiğe gelince eksik kalıyor, tecrübeli birilerinin yol göstericiliğine ihtiyaç duyuyoruz. Toprağı işlemek konusunda daha öğreneceğimiz çok şey var. Aslında bütün bunları pek zorluk olarak gördüğümüz söylenemez. Bütün çabaların -başarılı ya da başarısız- sonucunda edindiğimiz tecrübeden mutlu oluyoruz.

saman-ciftligi-3

Dağın başında yaşamaktan korkmuyor musunuz? 

Dağ başı şu anda güvenli olduğunu düşündüğüm tek yer. Siz şehirlerde yaşamaktan korkmuyor musunuz?

Başlarken hayalini kurduğunuz sahne ile şu an geldiğiniz nokta birbirine benziyor mu? İnsanlar Saman Çiftliği ‘ne geldiğinde ne bulacaklar?

Biraz çiftçi, biraz marangoz, biraz seramikçi olduk. Öğrendik, ürettik, paylaştık. Saman Çiftliği böyle şekillendi. Bir yıldan fazla zaman oldu yerleşeli. Buraya geldikten sonra aslında bizim gibi düşünen, kırsalda yaşayan ya da yaşama planları olan birçok kişi ile tanıştık. Biz de çiftliğimizin kapılarını kırsala yerleşme planı olup, bu hayatı deneyimlemek isteyen ya da doğanın içinde biraz kafa dinlemek isteyenlere açtık. Çiftlikte konaklama için ev, oda, çadır, ortak mutfak, duş, seramik atölyesi, mevsimine göre ekilmiş bahçe, hayvanlar, etrafı dolaşmak için bisikletler mevcut.

saman-ciftligi-12

Çiftlik hayatı için her şey hayal ettiğim doğrultuda fakat tahmin edemeyeceğim şekilde hızlı gelişti. Bu yaz çok fazla planlama ve yatırım yapmadan eldeki imkanlarla Saman Çiftliği’nin konuk potansiyelini gördük. Konaklamalar sayesinde çok güzel insanlar tanıdık. Dolu dolu güzel bir yaz geçirdik. Bu arada da eksiklerimizi de görmüş olduk. Talepleri karşılamak için daha çok konaklama alanına ihtiyaç vardı ve bütün tarım, turizm ve sanatsal üretimin tek bir arazi üzerinde olması gerekiyordu. Bu kışı bu düzenleme geçireceğiz.

Saman Çiftliği ‘ne gelmek, konaklamak isteyenlere neler sunuyorsunuz? Bildiğimiz kadarı ile çiftlik içerinde bir de seramik atölyeniz var, bu konu ile ilgili çalışmalarınız ve projeleriniz nedir?

Aslında biz burada ‘yaşıyoruz’ ve hayatımızı paylaşıyoruz. Burayı çiftlik hayatını deneyimlemek isteyenler, gezginler, kampçılar, şehirlerin kalabalığından uzaklaşıp doğa ile bütünleşmek isteyenler tercih ettiği için genelde ekmek, şarap, salça, reçel, turşu, tarhana yapmak, bahçe sulamak, ekim dikim, hayvanlara bakmak, seramik üretimi gibi günlük işlerimize de yardımcı oluyorlar. Seramiğe ilgi tahminimden fazla oldu. Bu sebeple inşaat, tadilat işleri yavaşlayınca küçük gruplara kısa süreli konaklamalı seramik kursları vermeyi düşünüyorum.

Kamp ve ev konaklama alanları yakın ama farklı arazilerde. Kamp alanında bungalov ve çadırlar için ortak mutfak ve duş imkanı var. Elektrik yok, sıcak suyu güneş enerjisi ile sağlıyoruz. Buzdolabı kullanımı, telefon şarjı vs için elektrik olan diğer araziyi kullanıyorduk. Fakat bu iki ayrı alan işi bizi biraz yordu. Bu kış planımız kamp konaklamalarını da elektrik olan alanda toplamak. 2017 ilkbaharda yeni konaklama ve dinlenme alanları tamamlanmış olacak, kahvaltı ve yemek hizmeti verebileceğiz.

Şimdi gezginlerin gelip konaklayacağı bir nokta oldunuz, peki öncesinde siz de gezgin olarak bir süreç geçirdiniz mi?

Ben de fırsat buldukça geziyorum tabii .En çok etkilendiğim ve hayatımı gözden geçirip, böyle bir yol çizmemi sağlayan yer ise Hindistan oldu. Hayalim çiftlik işlerinin sakinlediği yılın belli aylarını Hindistan’da geçirebilmek.

Bulunduğunuz bölgede çocuklarla ilgili yardım projeleri içinde yer aldınız, bunun ileri aşamalarında sosyal sorumluluk olarak farklı projeleriniz var mı?

Yaşadığımız bölgedeki çocuklar ile iletişim halinde olmayı seviyoruz. İmkanımız oldukça çevremizin de desteği ile onları mutlu etmeye devam edeceğiz. Bu durum çocukların ihtiyaçlarını gördükçe, kendi küçük çevremizde , ‘biz ne yapabiliriz?’ sorusuyla gelişti, herhangi bir sosyal paylaşım platformunda yardım talebinde bulunmadık. Durumdan haberdar olan kişilerin olumlu dönüşleri ile her sene eğitim dönemi başlarken çocukların okul ve giyim ihtiyaçlarını karşılayabileceğimiz, devamlılığı olan bir projeye dönüşeceğini düşünüyorum.

Doğa içinde bir hayat sürmenin insan psikolojisini ve insan ilişkilerini nasıl etkilediğini düşünüyorsunuz?
Doğada yaşamak insanı zinde tutuyor, sakinleştiriyor ve sadeleştiriyor. Mesela ısınmak için odun kırman gerekiyor, gıda için toprağı işlemen. Sistem çok basit ve düz.

Doğaya ve doğala döndükten sonra kendinizde keşfettiğiniz farklı yönleriniz oldu mu?

Mutlu olmanın aslında çok basit olduğunu öğrendik. Sabah gün doğmadan güzel bir kahve ile uyanıp, güneşle beraber sisin kalkmasını izlemek, kendi yetiştirdiğin domates biberle kahvaltı hazırlamak, ormandan kestane, mantar toplamak, derede yüzmek, ateş başında kendi yaptığın şarabı içmek, güzel bir müzik dinlemek gibi…

Tekrar şehire dönmek aklınızdan geçiyor mu?

Zamanın ne getireceği belli olmaz ama dilerim böyle bir zorunluluğumuz olmaz.

Hayatına sizin gibi devam etme hayalinde olan insanlara tavsiyeleriniz nelerdir?

Zaman zaman kendinize ‘Nasıl yaşamak istiyorum ve neyi bekliyorum?’ sorusunu sorun ve kendinize karşı dürüst olun. Ertelemek için kendinize, benim de yaptığım gibi bahaneler yaratıyor ve hayatı kaçırıyor olabilirsiniz. Ertelemeyin…

saman-ciftligi-42

Son olarak size ulaşmak isteyenler ne yapmalı? 

Facebook : facebook.com/groups/976191092421043/
Instagram : instagram.com/samanciftligi/
Tel : 05052909764
E-mail: [email protected]

—————————–
Saman Çiftliği’ne bu keyifli sohbet ve cesaretleri için teşekkür ediyoruz. Gidin, tanışın, sohbet edin, doğanın keyfini çıkarın. Eliniz, ayağınız toprağa değsin…

Saman Çiftliği – Bir doğaya dönüş hikayesi

Filtreler:

Yorumlar

Henüz yorum yok...

Sizin yorumunuz...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir