Troyalılar Türk Müydü?
Bir Mitosun Dünü, Bugünü, Yarını.

Bu soruyu soran da, yanıt arayan da ben değilim. İletişim akademisyeni ve Gazeteci Prof. Dr. Haluk Şahin’dir. 2004 yılında yaptığı bu çalışmaları ve yazıları bir araya getirmiş, ön ve arka bölümlere yaptığı ilavelerle bir kitap yayınlamış. Gerçekten okunmasını tavsiye ediyorum. (Troya Yayıncılık – 2004) Bu coğrafyada olup bu tür tartışmaları bilmemek ayıp sayılır keza…

Haluk Şahin hoca meseleyi birkaç noktadan açığa kavuşturuyor. Birer cümleyle değinmekte yarar gördüm. Öncelikle bu meselenin yani “Troyalıların Türklüğü” meselesinin çok eski bir geçmişi olduğu, daha düne kadar Avrupa uygarlıklarının bunu ifade ettiklerini referans belge ve bilgilerle ortaya koyuyor. Dolayısıyla, hem meselenin kendine ait bir sav olmadığını, hem de tarihsel sürekliliği olan bir tartışma olduğunu söylüyor. Hatta tarihsel süreçteki kırılmaları, geri ve ileri gidişleri, son dönem dahil tüm dönemsel aşamalarını anlaşılır bir şekilde ifade ediyor. Hıristiyanların Katolik ve Ortodoks ayrımındaki çelişkiler, Bizans ve Roma arasındaki rekabet, Fatih’in ve Mustafa Kemal’in Troia’ya yaklaşımları, vb…

Kendisinin ifadesiyle, bu tartışmayı genetik bir soy durumu ve ırkçı bir anlayışla yapmadığını, kültürel bağlamda ve yurttaşlık çerçevesinde ele aldığını söylüyor. Troia’lılar belki Türk değildi, ama günümüz Türklerinde mutlaka Troia kanı vardır, demektedir, hatta “Günümüz Türkleri Troia’lıdır” ifadesini kullanıyor. Bunun üzerinden geliştirdiği tezlerin ifadesini bulduğumuz bu kitapta, ilginç bir olay da yakın dönemdeki Troia’daki gelişmeler, M. Osman Korfmann’ın anlayışı ve buldukları tezleri de okumak mümkündür.

Haluk Şahin, tüm bu tartışmaları yaparken gelen tepkileri de görmüş ve kitabında kategorik olarak sıralamış. Karşı duruşlar ve tepkiler şu kesimlerden gelmiş. Türk ve Yunan milliyetçilerinden.

Yunan milliyetçilerinin bakış açısının Helen Uygarlığının yok varsayıldığı üzerineymiş. Son dönem özellikle Troia’nın bir Hitit ve Anadolu kenti olduğu iddialarıyla bu yunan milliyetçilerinin gittikçe tepkilerinin arttığı ifade ediliyor.

Kendisini Orta Asya ırklarına dayayan kavimler üzerinden konumlandıran Türk milliyetçileri, Anadolu’daki Türk tarihini 1071 Malazgirt ile sınırladıklarından dolayı önemli bir tepki oluşturdukları ifade ediliyor.

Bir başka tepkinin İslami kesimden geldiği dile getiriliyor. Bu kesimlerde tarihlerini İslamiyet’in doğuşu olan MS 500’lere dayandırdıklarından, bu topraklarda yaşanmış M.Ö 3200’ler den bugüne süren Troia meselesini ve çok tanrılı din kültürlerinin biz olmayacağını söyledikleri ifade ediliyor.

Sol entelektüel kesiminin meseleyi sığ bir hale getirdikleri, yazar çizer kesiminin ise AB giriş aşamasında bu tartışmayı doğru bulmadıkları yönünde tepkiler oluştuğu dile getiriliyor.

Velhasıl çok kritik ve bize ait olan bir meseleyi tarihsel ve güncel boyutlarıyla çok yönlü bir inceleme kitabına dönüştürmüş Haluk hoca. Teşekkürler. Çanakkalelilere de okumak düşer…