“Türkçe Eğitimini Sadece Çanakkale Sınırları İçinde Değil; Yurt Dışında da Yapıyoruz”

“Türkçe Eğitimini Sadece Çanakkale Sınırları İçinde Değil; Yurt Dışında da Yapıyoruz”
08 Ekim 2013

Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ)’nden Aslı Topsoy, Türkçe Öğretimi Araştırma ve Uygulama Merkezi (TÖMER) kurucu müdürü Prof. Dr. Aziz Kılınç ile bir sohbet gerçekleştirdi:

Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ), uluslararası arenada daha da güçlü hale gelmek adına yurt içinden gelen öğrencilerine başta İngilizce olmak üzere yabancı dil öğrenme imkanlarını genişletirken, yabancı öğrencilerine de Türkçe öğretmek konusunda Türkiye’nin en iddialı kurumları arasında sayılıyor. 2010 yılında kurulan ÇOMÜ Türkçe Öğretimi Araştırma ve Uygulama Merkezi (TÖMER), sadece ÇOMÜ’ye gelen yabancı öğrencilere değil, Türkçe öğrenmek isteyen herkese kapılarını açıyor. 2010 yılında kurulan ve ÇOMÜ’nün, Çanakkale’nin ve Türkiye’nin sınırlarını aşan işler yapan TÖMER’i daha yakından tanımak için kurucu müdür Prof. Dr. Aziz Kılınç’la görüştük.

Hocam, Türkçe öğretmek için böyle bir merkez niçin gerekliydi? Türkiye’deki diğer üniversitelerde böyle bir merkez var mı? Yurtdışından gelenler orada hazırlık okuyup Türkçe öğreniyorlar, diğer üniversitelerin yabancılara Türkçe öğretimiyle kıyaslayıp bakarsak nerede duruyor TÖMER?
Türkçe Öğretimi Araştırma Merkezi, ilk olarak Ankara Üniversitesi’nde kurulmuştu. Fakat bir tek Ankara Üniversitesi’nin kaldırabileceği bir şey değildi. Ondan sonra Gazi Üniversitesi gibi üniversiteler de TÖMER kurdular. Biz de bunun bir ihtiyaç olduğunu hissediyorduk. Çünkü üniversite evrensel bir yerdir. Dünyaya açık, dünyayla hep iletişim halinde olmamız gerekli. Türkiye’den öğrencilerin yabancı dil öğrenmesi bunun bir ayağı. Kendi dilimizin diğer ülkelerden öğrencilere öğretilmesi, başka ülkelerde Türkçe konuşuluyor olması da önemli. Bu sebeple Çanakkale’nin Türkçe öğretim merkezi olması için, sadece yurtdışından bize gelen öğrenciler açısından değil; çevre üniversitelerden gelen öğrencilere de cevap verebilecek şekilde yapılanmamızı sürdürdük.

“TÖMER TAM BİR TÜRKÇE ÖĞRETİM MERKEZİ OLSUN İSTEDİK”
Sadece yabancı öğrencilere mi Türkçe öğretiyorsunuz? Öğrenci olmayan fakat Türkiye’de yaşayıp Türkçe öğrenmek isteyen yabancılar TÖMER’den faydalanabiliyor mu?
Sadece öğrenciler değil, dışarıdan gelen taleplere de cevap verebilmek üzere yapılandık. Örneğin Çin’den, Rusya’dan gruplar geliyor ve Çanakkale’de çalışıyor. “Biz Türkçe öğrenmek istiyoruz” dediler ve TÖMER’in kapılarını onlara açtık. Onlara uygun bir kur oluşturduk. Sadece öğrenciye yönelik değil, ama TÖMER tam bir Türkçe öğretim merkezi olsun istedik. TÖMER’in iyi bir web sayfası var. Endonezya’daki bir kişi ÇOMÜ’nün ismini duyup araştırdığında direk ÇOMÜ web sitesi üzerinden TÖMER’in linkine ulaşabiliyor ve web sayfamızdan başvuruda bulunabiliyor. Bu anlamda tüm iletişim kanallarımız da açık.

TÖMER’de her yıl ortalama kaç öğrenci Türkçe öğreniyor?
Biz kapasitemizi 500’e kadar öğrenciye Türkçe öğretebilecek şekilde hazır bulunduruyoruz. Geçen yıl 200’e yakın öğrencimiz vardı. Hedefimiz bunu binli rakamlara çıkarmak. Altyapımızı da bu şekilde geliştiriyoruz.

“TÜRKÇE EĞİTİMİNİ SADECE ÇANAKKALE SINIRLARI İÇİNDE DEĞİL; YURT DIŞINDA DA YAPIYORUZ”
TÖMER’in akademik kadrosu hakkında bilgi verebilir misiniz?
Üniversite olarak Türkçe öğretimi konusunda nerede nitelikli bir personel bulduysak onu üniversitemize kazandırmaya çalıştık. Şu anda merkezimizde çalışan personelimiz de hem yurt içi hem de yurt dışında alanlarında deneyim kazanmış kişiler. TÖMER kadrosu, Rektörlük Türk Dili Bölüm Başkanlığı’ndan görevlendiriliyor. Şu an 16 tane öğretim elemanı görevlendirilmiş durumda. 2 öğretim elemanımızı 3 yıldır Türkçe öğretmek üzere Yunanistan’da bulunan Aristo Üniversitesi’ne görevlendiriyoruz. Bu çok bilinen bir şey değildir ama biz Türkçe eğitimini sadece Çanakkale sınırları içinde değil; yurt dışında da yapıyoruz. Yurt dışından gelenlere de öğretiyoruz.

Türkçe’yi yabancı dil olarak öğrenmenin zor olduğu söylenir hep, bu doğru mudur?
Biz Türkçe eğitimini iki başlık altında alıyoruz; birincisi anadil olarak Türkçe eğitimi. Burada lisans eğitimi alan öğrencilerimiz mezun olunca Türkçe öğretmeni olarak görev yapıyorlar. Eğitim Bilimleri Enstitüsünde Türkçe Eğitimi altında ?Yabancı Dil Olarak Türkçe Eğitimi Yüksek Lisans Programı’ açtık. Buradaki arkadaşlarımız hiç Türkçe bilmeyen birisine Türkçe öğretmek alanında uzmanlaşıyor. Bu çok az üniversitede var. 3-4 yıl önce bu programı açtığımızda bu kadar talep olacağını tahmin etmemiştik. Enstitüsünün en fazla başvurulan programlardan biri oldu. ÇOMÜ’de yabancı dil olarak Türkçe eğitimi yüksek lisans programının yoğun ilgi görmesi, başka üniversiteleri de faaliyete geçirdi. Onlar da bu alana eğilmeye başladılar.

“Türkiye’deki üç-beş Türkçe eğitimi doktora programından biri ÇOMÜ’de yer alıyor. Küçük bir şehir olmamıza rağmen, bu alanda en iyilerdeniz. TÖMER’de yabancı dil olarak Türkçe öğretiyor, Eğitim Bilimleri Enstitüsü’nde yüksek lisans ve doktora programlarında da yabancı dil olarak Türkçe eğitimine yönelik akademik çalışmalar yaptırıyoruz. Dolayısıyla Türkçe Eğitimi Bölümü TÖMER’i, TÖMER ÇOMÜ’yü besliyor. Rektörlük Türk Dili Bölümü, TÖMER ve Türkçe Eğitimi Bölümü olarak birlikte hareket ediyoruz. Belki de bu zincire ileriki zamanlarda Fen Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü de eklenecektir.”

TÖMER’de hiç Türkçe bilmeden gelen öğrencileriniz de oluyordur. Bir yılın sonunda nasıl bir seviyeye geliyorlar?
Dil eğitiminde kurlar vardır. A1-A2-B1-B2-C1-C2 olarak. Yabancı bir öğrencinin Türkçe anlatılan bir dersi sınıfta takip edebilmesi için en az C1 olması lazım. Bir yılın sonunda öğrencilerimiz, en az C1 seviyesine gelmiş oluyorlar. Dönem sonunda bir sınav yapıyoruz. Soruları da daha objektif bir değerlendirme yapabilmek adına kendimiz hazırlamıyoruz. Geçen yıl bu sınavda hem ülke hem de bölge genelinde bizim öğrencilerimiz en iyi sıralarda yer aldı. Çünkü eğitmenlerimizin hiçbirinde mesai kavramı yoktur. Öğrencilerle gece gündüz demeden ilgilenirler; hastaneye gitmesi gerekiyorsa oraya da götürürler, başka sıkıntıları varsa onları da çözmeye çalışırlar.

“BİR DİLİ ÖĞRENMENİN EN ÖNEMLİ GÖSTERGESİ O DİLDE ESPRİ YAPABİLMEKTİR”
Ders dışında da aktiviteler yapıyorsunuz sanırım…
Çanakkale çevresine sık sık kültürel geziler düzenleriz. Dil öğrenmek sadece sınıf ortamında olmaz. Gelibolu’ya, Şehitliğe, Bursa, İzmir gibi yerlere geziler düzenliyoruz ve böylelikle Türkçe eğitimi öğrencilerin hayatı haline geliyor. Bir dili öğrenmenin en önemli göstergesi o dilde espri yapabilmektir. Ve bizim öğrencilerimiz hocaları ile ya da kendi aralarında da çok rahat espriler yapar hale geliyorlar. Sosyal aktiviteler de onları Türkçe konuşma ortamı anlamında besliyor ve bir yılın sonunda gayet rahat konuşabilir hale geliyorlar.

ÇOMÜ’ye yurt dışından gelen öğrenciler hangi ülkelerden geliyor?
Kosova’dan, Endonezya’dan, Hindistan’dan ve dünyanın başka birçok yerinden öğrenci geliyor. Örneğin geçen dönem, Hindistan’dan 3 tane öğrencimiz vardı. TÖMER’de Türkçe konuşulan ülkelerin işaretlenmiş olduğu bir haritamız vardır. Hindistan’dan gelen öğrencimiz bir gün, “Bu harita eksik Hocam, burada Hindistan işaretli değil. Biz burada Türkçe öğreniyoruz, ihtisas yapıyoruz, ülkemize döndüğümüzde Türkçe öğreteceğiz ” dedi. Bu belki Çanakkale ölçeğinde bilinmiyor. Ayrıca bize sadece Hindistan’dan öğrenci gelmiyor. Bunu kırkın üzerindeki ülke için düşünürseniz, TÖMER’in nasıl bir yerde durduğu daha iyi anlaşılıyor.

Bu kadar çok çeşitli yerlerden gelen öğrenciler niye Türkiye’de eğitim almak istiyorlar?
Bunu Çanakkale Belediye Başkanı Ülgür Gökhan da sormuştu. TÖMER’deki arkadaşlarımızla birlikte kendisini ziyaret etmiştik. Kısa bir ziyaret diye gitmiştik fakat üç saate yakın öğrencilerle ilgilendi, tek tek tanıştı. Başkanın “Fildişi Sahili’nden gelmişsin, hiçbir kültürel bağ yok, dini bağın yok, nereden buldun Türkiye’yi?” sorusuna, öğrencimiz Türkçe cevap verdi, babasından duyduğunu söyledi. Babası da oradaki Türk eğitim kurumlarından duymuş. Örneğin gelen öğrencilerin seviyelerini tespit edebilmek için bir Türkçe sınavı yapıyoruz. Türkmenistan, Özbekistan, Azerbaycan gibi ülkelerden gelen öğrenciler, daha önce hiç Türkiye’ye gelmemiş olmalarına rağmen bu sınavı geçiyor. Türkçe’yi nasıl öğrendiklerini sorduğumuzda “Biz uydularımızı Türk kanallarına göre ayarladık, Türk okullarında okuyanlarımız var, Türkçe yayınları takip ediyoruz” diyorlar. Böyle kendiliğinden gelişen bir süreç ve oluşan bir talep var. Özellikle gençlerde, uluslararası arenada Türkiye’nin siyasi ve ekonomik gücü arttıkça Türkçe öğrenme ve Türkiye’de okuma arzusu artıyor. Sadece Türk topluluklarında da değil. Ben Yunanistan’a gittiğimde de Selanik’te Türkçe öğrenmek isteyen birçok kişiyle karşılaştım. Çünkü Türk dizileri orada da izleniyor. Az önce de söylediğim gibi ÇOMÜ’den iki öğretim elemanımız şu an Selanik Aristo Üniversitesi’nde Türkçe öğretmek üzere görevlendirilmiş durumda.

Türkçe’nin yaygınlaştırılması, daha çok ülkeye ulaşmak yönünde bir devlet politikası var mı Hocam?
Maalesef yok. Anlatmakta da çok güçlük çekiyoruz. Biz yüksek lisans programı açtık, yan dal açmak için çalışmalarımızı sürdürüyoruz, lisans programı açalım dediğimizde “Ne gerek var lisans programına” gibi tepkilerle de karşılaşıyoruz. Ortada somut bir ihtiyaç var. Son zamanlarda artan talep karşısında Yunus Emre Enstitüsü çeşitli çalışmalar yapmak zorunda kaldı çünkü konuyu kucaklarında buldular. Kuruculuğunu Prof. Dr. Ali Fuat Bilkan’ın yaptığı bu kültürel organizasyon, Hayati Develi ile devam ediyor ve aynı zamanda Başbakanlık Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı ile de işbirliği yapıyorlar. Özellikle kültür coğrafyamız sayılan Asya, Afrika ülkeleri, Balkanlar, bazı Avrupa ülkelerinden öğrencileri Türkiye’ye getiriyorlar. Bu tip organizasyonlarda Yunus Emre Enstitüsü’nün öğrenci gönderdiği 10 üniversiteden biri de ÇOMÜ’dür.

Sıkça tartışılan bir konu da, “Türkçe bilim dili olur mu?” konusu. Bu konuda neler söylemek istersiniz?
Türkçe’nin bilim dili olması için uluslararası alanda var olması gerekir öncelikle. Dil olimpiyatlarında değişik ülkelerden öğrenciler gelip Türkçe konuşarak anlaşıyorlar. Bunun yaygınlaşması gerekiyor. İngilizce’nin bilim dili olarak Türkçe’den bir üstünlüğü var demek yanlış olur. Fakat İngilizce daha yaygın kullanıldığı için herkes İngilizce öğrenmek mecburiyetinde kalıyor. Türkçe farklı ülkelerde yabancı dil olarak okutulmaya başlanırsa -ki başladı, Bosna Hersek’te Türkçe yabancı dil olarak okutulmakta- daha da yaygınlaşırsa elbette bilim dili olur. Ben Balkanları ve başka ülkeleri de kapsayacağını düşünüyorum zamanla.

Türkçe şu anda kaç ülkede konuşuluyor?
Bu yıl Türkçe Olimpiyatları Çanakkale’de düzenlendi biliyorsunuz. Buraya 140 ülkeden yüzlerce öğrenci geldi ve Türkçe için yarıştılar. Okullarını bir yıl uzatmak pahasına gelip burada olimpiyatlarda yarışan öğrencilerle karşılaştık. Bilim dili dediniz ya, aslında bilim böyle bir şey. Mısır’da henüz ülke içinde yaşanan karışıklıklar başlamamışken Kahire’ye gittim. Orada hem Yunus Emre Enstitüsü’nün hem de özel eğitim kurumlarının Türkçe öğreten kursları var. Önceden orası Osmanlı toprağı idi. Birisi çıkıp geliyor, “Benim dedem Türk’müş” diye. Dolayısıyla o ülkelerdeki Türkçe’ye olan ilgiyi ve yönelişi görünce, Türkçe’nin ne kadar geniş alanda konuşulduğunu anlıyorsunuz. Balkanlar’da da her önemli şehir merkezinde Türkçe eğitimi veren bir Türk okulu var.

TÖMER YENİ BİNASINDA!
Hedefleriniz nelerdir TÖMER’e dair?
TÖMER, amaçlarımızı gerçekleştirebilmemiz için kullandığımız etkin bir birim. Esas hedefimiz, Türkçe’yi hem anadil olarak hem de yabancı dil olarak öğreten kişiler, akademisyenlerin ÇOMÜ’de yetişmesi. Türkçe eğitimi doktora programına 3 yılda 30’dan fazla öğrenci aldık. Bu yükü kaldırmak zor oluyor ama buna biraz katlanmamız gerektiğini düşünüyorum. Yetiştirdiğimiz bu insan gücünün bir kısmı yurtdışına gidecek. Bir kısmı yurtdışından gelenlere Türkçe öğretecek. Dolayısıyla TÖMER sadece bir unsur. Yemek Türkçe eğitimi bölümünde kaynıyor, TÖMER’de yeniyor gibi düşünmemiz lazım. Mutfak kısmı, akademik çalışmaların yapıldığı yer Türkçe eğitimi bölümü. Bu çalışmalar TÖMER’de uygulamaya dönüyor. Lisansüstü programlarımız da tamamen bunlara yönelik. Ayrıca bundan sonra yeni binamızda çalışmalarımıza devam edeceğiz. Yeni yerimize taşındık. Burada öğretim elemanlarımızın odaları ve her türlü imkana sahip sınıflarımız var. Daha önce diğer fakülte binalarında boş derslikler arardık derslerimizi yapabilmek için. Artık bu sıkıntılarımız da kalmadı. Tabii Rektörümüzün gönlünde müstakil bir TÖMER binası var. Her ülkeden çocuklar Türkçe öğrensin, böyle bir merkez olsun istiyor. Bu da gerçekleşecektir diye umuyorum.

Bize vakit ayırdığınız için çok teşekkür ederiz…
Ben teşekkür ederim.

[comu.edu.tr]

Yorumlar...

    Henüz yorum yok...

Sizin Yorumunuz...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir