Oops! It appears that you have disabled your Javascript. In order for you to see this page as it is meant to appear, we ask that you please re-enable your Javascript!
Türkiye’nin İlk Perfüzyon Simülasyon Laboratuvarı ÇOMÜ’de Açıldı

Türkiye’nin İlk Perfüzyon Simülasyon Laboratuvarı ÇOMÜ’de Açıldı

Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesinde (ÇOMÜ) kurulan Türkiye’nin İlk Perfüzyon Simülasyon Laboratuvarı törenle açıldı.

Açılış törenine Çanakkale Milletvekili Mehmet Daniş, ÇOMÜ Rektörü Prof. Dr. Sedat Laçiner, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Şükriye Aras Hisar, İl Sağlık Müdürü Dr. Namık Kemal Kubat, Deneysel Araştırmalar Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Metehan Uzun ile ünivesite yöneticileri, kurum, kuruluş, siyasi parti temsilcileri, akademik ve idari personel katıldı.

Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın ardından açılış konuşmalarına geçildi. Açılış konuşmaları sırasıyla Perfüzyonist Anabilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Mustafa Saçar, Kalp Damar Cerrahisi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Ali Ümit Yener, Deneysel Araştırmalar Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Metehan Uzun ve Rektör Prof. Dr. Sedat Laçiner tarafından yapıldı.

Doç. Dr. Mustafa Saçar konuşmasında, “Bugün Kalp Damar Cerrahisi Anabilim Dalı, Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu ve Sağlık Bilimleri Enstitüsü adına çok mutlu bir gün, çünkü bu üç alanda da hizmet veren simülasyon laboratuvarını Türkiye’de ilk defa hizmete açıyoruz” dedi. Laboratuvarın kuruluş süreci hakkında bilgi veren Saçar, bu süreçte emeği geçen herkese teşekkür etti.

Kalp Damar Cerrahisi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Ali Ümit Yener yaptığı sunumda perfüzyonistliğin dünü, bugünü ve yarını hakkında bilgi verdi.

Deneysel Araştırmalar Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Metehan Uzun ise konuşmasında merkezin kuruluş sürecinden bahsederek perfüzyonistlik programına neden öncelik verdiklerini ifade etti. Uzun, merkezin dünyada söz sahibi bir duruma gelmesi yönünde çalıştıklarını da söyledi.

ÇOMÜ Rektörü Prof. Dr. Sedat Laçiner yaptığı konuşmada Tıp’ın kendileri için ayrıcalıklı bir alan olduğunu ifade ederek hastaların bakış açısı ile meseleye baktıklarını söyledi. Laçiner sözlerine şöyle devam etti:

Tıp Fakültesi Hastanesi toplamda 74 bin metrekare olacak
“Kepez’deki Tıp Fakültesi hastanemiz şu haliyle kabına sığmayan bir yer. Kaldırmıyor. Zaten açılırken de kaldırmayacağı belliymiş. Genişleme imkanını orada bulamadı arkadaşlarımız ve hemen yanı başımızda 6 katlı bir bina çıkıyor. Onun yanına da şu anki binanın iki buçuk-üç misli büyüklüğünde toplamda 74 bin metrekarelik Tıp Fakültesi hastanesi olacak. Bu bölgedeki diğer sağlık birimlerini de eklediğimizde 80 bin metrekareyi bulacağız, belki de geçeceğiz. Dolayısıyla bu bölge sağlık birimiyle donatılmış olacak. Hemen arkada yer alan rezerv alanda da hem otopak hem de diğer birim ihtiyaçları karşılanmış olacak.

Türkiye’nin en önemli sorunlarından bir tanesi Tıp eğitimi
Fakat sadece bina yaparak bu işleri yapmak gerçekten mümkün değil. Türkiye’nin en önemli sorunlarından bir tanesi herhalde Tıp eğitimi. Çok sayıda Tıp Fakültesi açıldı ama onların eğitim kalitesi bir anda tabii ki istenilen düzeye ulaşamıyor. Tıpta eğitim daha çok hasta bakmayla olmuyor. Mümkün olduğunca hekimlerimizi, öğretim üyelerimizi daha çok hasta bakmaya muhtaç olmaktan çıkarmak ama daha çok araştırmaya yapmaya yöneltmek gerekiyor. Uluslararası makaleleri biz gün gün takip ediyoruz, geçtiğimiz yıl çok mütevazi bir düzeydeydi ama bu yıl dünyanın en saygın, en iyi dergilerinde üniversitemiz çıkışlı, Tıp Fakültemiz çıkışlı makalelerin sayısında ciddi bir artış görülüyor. Herhalde biz bu yılı, bütün üniversite olarak 400’e yakın bir uluslararası makaleyle geçmiş olacağız. Bizim bölgemizde bir başka üniversitenin makale sayısı 150’nin altında. Diğerlerinin daha da mütevazi bir seviyede. Tabii 40 bin öğrenciye eğitim verip, aynı zamanda da araştırma yaptıkları, makale yayınladıkları için ben arkadaşlarımıza çok teşekkür ediyorum. Gerçekten fedakarca çalışıyorlar. Yeterince de takdir edilmiyorlar, o fırsatı bile bulamıyoruz doğrusu. O anlamda çok teşekkür ediyorum.

Çanakkale bir sağlık eğitimi kenti olmaya çok müsait
Çanakkale bir sağlık eğitimi kenti olmaya çok müsait bir yer. İklimi de müsait, konumu da müsait. Bu anlamda yatırımları bu alana yapmakta büyük bir fayda var diye düşünüyorum. Şu an içinde bulunduğumuz birim bizim binaların en küçüklerinden biri ama en büyük işlere imza atan birim. O anlamda burada yapılan araştırmalar hem makale olarak ülkemizin, Çanakkale’nin yüzünü ağartıyor; hem de buradaki deneyler sonucunda hastalarımıza çok daha iyi bir tedavi verme imkanı bulunuyor. Bugün açılışını yaptıkları yerin heyecanının yaşayan arkadaşları ben anlıyorum ama dışardan meseleyi anlamayanlar sanki Sakarya muharebesini kazanmışlar gibi mutlular diye düşünüyor olabilirler ama gerçekten bir savaşı kazanmak kadar önemli bu tür adımlar.

Tıp eğitiminde üç alanda iyileştirme yapmamız lazım
Tıp eğitiminde üç alanda iyileştirme yapmamız lazım, hatta bazılarında sıfır noktasında olduğu için üniversitelerimizi yeniden kurmak gerekiyor belki.

Birincisi kadavra imkanlarını geliştirmemiz lazım. Bizim iki tane vardı. Sayıyı artırmak için gerekli görüşmeleri yaptık ama kadavrayı nereye koyacağımızı bulamadığımız için binalarımızın bitmesini bekliyoruz. Daha sonrasında bu iki olan kadavra sayısı belki 20’ye kadar çıkabilir. İşte o zaman birinci sınıfların eğitiminde çok ciddi bir fark oluşturmuş oluruz. Türkiye standardında iki rakamının da iyi bir rakam olduğunu söylemek gerekiyor.

İkinci olarak ise simülasyonlarla bu işi yapmamız gerek. İşte bugün atılan adım bir anlamda o. Doktor hasta ile karşılaşmadan önce ne kadar donanımlı olur ise karşılaştığında daha az hata yapar ve daha başarılı olur. Bu alanda çok yatırım yapılması lazım. Hem arkadaşların fedakarca çalışmaları hem de yatırımlarla bu alanda simülasyon meselesini çözmemiz lazım.

Üçüncü alan ise çok iyi ameliyatlara çok iyi eğitmenlerle girmek. Bir sınıfta 40-50-100 insanla ameliyata girmek mümkün değil. Dünya bunu uzaktan ameliyata girerek çözmüş durumda. O anlamda Avrupa’da olsun Amerika’da olsun diğer hastanelerdeki ameliyatlara bizim mutlaka uzaktan katılmamız gerekiyor. Buradaki ameliyathaneler içinde yapılan faaliyetleri dışarda da bir sınıf ortamında hazırlamamız gerekiyor. Arkadaşlarımızın ameliyathane dışında da bu imkanlara kavuşması gerekiyor.

Bu tür merkezler deneme yanılma usulünü büyük oranda ortadan kaldıracak
Elbette asıl eğitim hasta ile karşılaştığınız zaman ama birçok kişi için geç kalınmış oluyor. Türkiye’deki ne yazık ki anlı şanlı üniversiteleri de biliyorum. Maalesef bizde bazı mitler var. Çok başarılı olduğumuzu sanıyoruz. Tıp eğitiminde görebildiğim kadarı ile ve sonradan yaptığım araştırmalar sonucunda inanın ÇOMÜ ile gözünüzde çok büyüttüğünüz yerler arasındaki fark uçurum şeklinde değil. Türkiye’nin iyi doktorları olma durumu pratikle kazanılan bir unvan. Bu tabii Türkiye’nin aşması gereken bir sorun. O anlamda bu tür merkezler deneme yanılma usulünü büyük oranda ortadan kaldıracak. Hasta ile karşılaştığında hekimlerimiz çok daha donanımlı olacaklar, çok daha az hata yapmış olacaklar. Daha da önemlisi yeni yöntemler geliştirmek için de tabii ki bu laboratuvarlar çok önemli katkılar sağlayacak. Ben arkadaşlarımıza çok teşekkür ediyorum. Hemen yanı başımızda 74 bin metrekarelik bir hastane yükseliyor. Ama emin olunuz bir laboratuvarın açılışı, bir makalenin yayınlanışı veya arkadaşlarımızın bir kalifikasyonu burada kazanıyor olması 74 bin metrekarelik 10 tane 20 tane hastaneden bile daha çok bizleri heyecanlandırıyor. Çünkü o sadece ve sadece bir kap. Kabın içi dışından tabii ki çok çok daha önemli”.

Açılış konuşmalarının ardından Perfüzyon Simülasyon Laboratuvarının açılışı yapıldı ve eğitim uygulaması örnek sunumu gerçekleştirildi.

[Serhat Çoban / comu.edu.tr]

Filtreler:

Yorumlar

Henüz yorum yok...

Sizin yorumunuz...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir