Şu meşhur heykeltıraş Rodin?e sormuşlar.

?Bu muhteşem heykelleri nasıl yapıyorsunuz?

Rodin cevap vermiş.

?Çok kolay ?demiş.

?Ben sadece mermerin fazlalıklarını koparıp atıyorum. Geriye bu heykeller kalıyor.?

Heykelin büyük ustası Rodin, 1840 yılında Paris?te doğmuş.

Şu meşhur, ?Düşünen adam? ve ?Yürüyen Adam? heykellerini yapan sanatçı.

*

Nerden takıldı aklıma Rodin.

?Mermerin fazlalığını atıp, geri kalan kısmına heykel demesinden.?

Bilgilerimi kontrol ettim. Doğruymuş aklıma gelen..

Nerede düşündüm bütün bunları.

Kepez?de Atatürk Caddesinde yürüyorum. Çanakkale?ye doğru gidiyorum. Deniz tarafından.

Kolin Otel?in önüne geldim.

Otel bir göz attım.

Deniz kenarında, güzel bir otel.

Hiç içine girmedim otelin.

İçi nasıl bilmiyorum.

Dışıyla idare ediyoruz.

Herhalde benim gelirim yetmez burada kalmaya, yemeye içmeye. Belki de ben abartıyorum.

Hep kıyısından geçiyorum işte.

Otelin önünde son model araçlar. Tur otobüsleri.

Bakımlı bir bahçesi var.

Güzel işte ya.

Neyse oteli geçtim. Otobüs durağının arkasında virane bir ev. Ev perişan. Camları kırık. Kimsenin kalmadığı belli. Evin önünde çam ağaçları. Her yeri yabani otlar kaplmış.

Evin önünde yarım kalmış bir yontu (heykel).

Bir mermer blok getirilmiş evin önüne. Bir heykeltıraş tarafından yontulmuş. Yontma sırasında kopan parçalar, bir daire şeklinde heykelin etrafını çevrelemiş.Heykelden ayrılan mermer parçaları.

Heykel iki kişiden oluşuyor.

Bir erkek ve bir kadın.

İkisi sarmaş dolaş.

Kollarını birbirlerine dolamışlar.

Heykel yarım.

İki sevdalının yüzleri yok.

?Yüzsüz? iki sevgili.

?Yüzsüz yüzsüz? bakıyorlar birbirlerine.

Herkesin ortasında sarılmışlar birbirlerine.

Dönüyorum etrafında.

Her açıdan, farklı bir duruş. Farklı bir sarmalama.

Bitmemiş iki aşık.

Bir çam ağacının altında.

Bir terk edilmiş evin önünde.

Bir otelin yan tarafında.

Sarmaş dolaş.

Harika.

Melih Gökçek görmesin.

Ya tükürür ya da kaldırtır valla.

Bitmede de yarım kalmış olsa da benim çok hoşuma gitti.

Yüzleri de ortaya çıkacak bir gün iki sevdalının. Heykeltıraş, işi bırakıp gitmemişse.

Bekleyip göreceğiz.

*

Otobüs durağı önünde oturan yaşlı bir amcaya sordum.

?Kim yapıyor bu heykeli??

?Bilmiyorum? dedi, yaşı 70?i geçmiş adam. Ekledi.

?Ben her gün bakıyorum bu heykele. Çok güzel. Bir gün görürsem yapan kişiyi akşama başında beklerim? dedi. Heykeltıraşı çok görende yok.

Ne güzel. Bizim Çanakkale?nin 70 yaşındaki dedesi bile sanattan anlıyor.

Gülümsüyorum.

Seviniyorum.

*

Bir başkası karışıyor sohbete.

?18 Martta okuyan resim bölümü öğrencileri yapıyormuş bu heykeli.?

Olabilir.

Ancak, şu güne kadar çok emek verilmiş, çok düşünülmüş bu heykel.

Bir mermerin fazlalıkları yerlere dökülmüş, daha çok fazlalığı var.

Dikkat isteyen bir çalışma.

Hem dikkat, hem de sabır istediği kesin.

Küçücük bir hatayı kabul etmez mermer. Koptu mu gider. Heykelde biter. İnce iş.

Anatomi düzgün olacak. Hatlar belli olacak. Armoni olacak. Perspektif olacak. Boyut olacak.

Öyle fazlalıkları, atmak kolay değil.

?Rodin? atarım demiş te. Öyle atarken sallamamış.

*

Tesadüf etti bu heykeli yerel gazeteci ve televizyonculara sordum.

Birisi;

?Bir herif yapıyor? dedi.

Ben ?heykeltıraş? diyelim dedim.

Diğerleri, ?bilmiyoruz? dediler.

Yaşadığı kentin gözü kulağı olan (sözde) böyle gazeteciler de var. Hiçbir şeyden habersiz. Sevsinler sizi.

*

Çanakkale 18 Mart Üniversitesi?nde öğrenci sayısı 25 bini bulmuş. Akademik bir kent olmuş Çanakkale.

Sanatta, bilimde yol alıyor.

Tarihi misyonu ile birlikte önemli bir kent.

?Çanakkale Geçilmez? ruhu ile sürdürüyor hayatını.

*

Bilmediğim, tanımadığım heykeltıraş sevindiriyor beni.

İlgisiz yerel gazetecileri siliyorum belleğimden.

Bir daha bakıyorum heykele.

Bu heykeldeki aşk hiç bitmeyecek.

Gerçek hayatta da bazıları bir ders çıkarı kendine, bu heykele bakarak.

Mermerin sertliğinde yumuşar belki, katı yürekler.

Sanat her yerde güzeldir.

?Sanatsız bir toplum? düşünemiyorum.

Çanakkale’de sanat var.

“Görebilene.”