Oops! It appears that you have disabled your Javascript. In order for you to see this page as it is meant to appear, we ask that you please re-enable your Javascript!
Bir Belçika Modeli

Bir Belçika Modeli

Ne yazık ki iki hafta üst üste yazı yazma imkanım olamadı. İklim değişikliği konusunda çalışan Troya Çevre Derneği’nin bir projesi için Almanya-Belçika ve Hollanda’yı kapsayan bir çalışma ziyaretine katıldım. Derneğin projesini sizlere daha sonra tanıtmayı düşünüyorum. Ama bugün sizlere oradaki edindiğim deneyimlerden bahsetmek istiyorum.

Projenin Belçikalı ortağı olan “Die Raupe”, ülkenin Almanca konuşan bölgesinde temiz enerji üzerine çalışan bir sivil toplum örgütü. Belçika 4 bölgeden oluşan bir yönetim biçimine sahip. Almanca konuşan bölge, Fransızca konuşan bölge, Flamanca (Hollanda dili) konuşan bölge ve başkent Brüksel’in çevresi olan bölge. Almanca konuşulan bölge en küçük bölge. Die Raupe örgütünün kendi kurduğu bir de kooperatif var. Temiz enerji üzerine çalışan örgüt, bölgede (bakın burada ülke demiyorum, çünkü örgüt Almanya ve Hollanda sınırları içinde de faaliyet gösteriyor) yenilenebilir enerji tesislerinin önemini ortaya çıkaran modeller üretiyorlar. Bu modelleri de kooperatifleri aracılığı ile hayata geçirmeye çalışıyorlar. Yerel üreticilere destek veriyorlar. Onların ürünlerini pazarlamalarına imkan sağlayacak küçük bir vagonu satış alanına çevirmişler. Böylelikle uzun mesafeler katedemeyen yerel ürünleri en taze şekilde bölge halkının kullanımına sunuyorlar.

Bu kooperatif aracılığı ile farklı bir enerji ortaklığı modeli geliştirmişler. Ilk aşamada dernek aracılığı ile bölge halkına yenilenebilir enerji kaynaklarının önemini anlatan çalışmalar yapıyorlar. Bu çalışmalar sonucu yerel halktan kooperatife ortak olmalarını sağlıyorlar. Kooperatif ortaklarının vermiş olduğu katılım payları ile de yenilenebilir enerji tesisleri kurup, bunların ürettiği enerjiyi ulusal ağa satarak elde ettikleri geliri yine kooperatif ortaklarına dağıtıyorlar. Basit görünen bu sistem aslında bir o kadar basit işlediği için başarılı olmuş. Kendilerine ait 14 tane rüzgar enerjisi türbinleri var. Rüzgardan üretilen elektrik enerjisini ulusal şebekeye satıyorlar. Bunlar Almanya, Belçika ve Hollanda sınırları içinde serpiştirilmiş durumda. Avrupa Birliği içinde sınırların kalkması ve yasaların eşitlenmesi, yatırımcıların her bölgeye rahatlıkla kaynak aktarmasına yardımcı oluyor.

Bölgede üretim yapan bir sebze meyve işleme fabrikası ile anlaşan kooperatif, işletmenin sebze/meyve atıklarını değerlendireceği bir biyogaz tesisi kurmuş. Fabrika da bu enerji tesisine ortak olmuş. Hatta bu biyogaz tesisinde üretilen elektriği kendi işletmesinde kullanarak ulusal şebekenin neredeyse yarı fiyatına elektrik alarak kullanabiliyor. Ayrıca biyogaz tesisinde sebze/meyve atıklarından elde edilen enerjinin sonucunda kalan posadan da gübre üretiliyor. Bu gübre de çevredeki tarımsal üreticilerine satılıyor. Çanakkale gibi bir tarım bölgesi için eşi bulunmaz bir örnek olduğunu düşünüyorum.

Şimdi kooperatifin yeni çalışma alanı güneş enerjisi imiş. Yılda neredeyse sadece 200 gün güneş gören Belçikalıları ikna etmişler. Bunun için bölgedeki evlerin çatılarını kiralamaya başlamışlar. Çatılara konulacak panellerden elektrik üreterek yine şebekeye satmaya başlamışlar. Çatı kirasını da yine elektrik olarak ödüyorlar ev sahiplerine.

Tüm bu imkanlar aslında hepimiz için önemli fırsatlar doğuruyor. Çanakkale önümüzdeki dönemde çok önemli bir enerji üretim merkezi olacak. Bundan hep beraber kazançlı dahi çıkabilir, gelecek nesillere de tertemiz bir dünya bırakmış olabiliriz.

Filtreler:

Yorumlar

Henüz yorum yok...

Sizin yorumunuz...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir