Oops! It appears that you have disabled your Javascript. In order for you to see this page as it is meant to appear, we ask that you please re-enable your Javascript!
Akıl, Lodos, Sel… Akıl, Lodos, Sel…

Akıl, Lodos, Sel…

Ne zaman aklım karışsa, tarihi mirasa bakarım. Dünya insanlarının binlerce yılda oluşturduğu mimari mirasımız akılla oluşmuştur. Evrensel değer olarak bugüne aktarılan hiçbir mimarlık değeri, akıldışı değildir. Mimari mirasımız aklı; işlev, estetik ve ekonomiklikle harmanlayıp ve kötü olanı ayıklayarak bugüne aktardı. Bakmayın şimdiki akılsızlıklarımıza…

Yıl 1996… Çanakkale Yapıları Kentsel Tasarım Rehberi çalışıyoruz. Kentin içindeki tarihi mekanların mimari eleman ve öğelerini inceliyoruz. Birçok akılla oluşmuş değer gördük. Üstelik yerel, yani Çanakkale kentine özgü… Çatılar dikkatimizi çekiyor. Kenarda kuytuda kalan bir kaç binayı saymazsak, çoğunlukla parapetli çatılar. Yani, saçak ve kirpi saçak gibi doğrudan kiremitlerin bitiş yaptığı saçaklar yok. Saçaklar önlerine örülen duvarlarla, yani parapetle sonlandırılmış. Uzatmayalım…, dedik ya hiç bir mimari miras akıldışı değildir diye… Velhasıl Çanakkale’nin hırçın rüzgarları saçaktaki kiremitleri yerinden söküp attığı için, en akıllı yöntemi parapetli çatı yaparak bulmuş, atalarımız. Böylece işlev tamamlanmış, ama mimarlık için önemli olan diğer iki özellik olan estetik ve ekonomikliği nasıl çözmüşler… Ben aynı adlı kitaptaki (Çanakkale Yapıları Kentsel Tasarım Rehberi) örneklerle bunu açıkladığımızı söyleyeyim.. Sizden de bu kitabı araştırmanızı bulmanızı isteyerek, yaşadığımız kentin mimari aklına tanık olmanıza ipucu vereyim.

Evet bugünlerde lodos zamanı… Çatılar uçuyor, kiremitler düşüyor, rüzgarın çıkarttığı uğultu ve gürültüden son katlarda oturulamaz haller yaşanıyor. Bu kentin yeni binalarının aklı yok demek ki… Bu akılsızlığa karar verici, kural koyucu ve tasarımlayıcılarda akılsızlıklarıyla eşlik ediyor. Sormuyorlar, bu kentin tarihi binalarında neden parapet yapılmış, neden çatı arası (cihan-ı humma) pek yapılmaz, çatılar neden girintili çıkıntılı, doluluklu boşluklu değildir diye sormazlar… Sorsalar kentin akıllı mimari mirası ve onu belgeleyip kitaplaştıran külliyat kendilerine cevap verecektir.

Demiştik ya; “Yapı ve kentler artık mutlu yaşamların anahtarı değil, para kazanmanın manivelası haline dönüşmüştür.”

Lodostan sonra yağmur gelir mutlaka… Poyraz ve sonrası yağmuruna da benzemez. Sel aldırır, önüne geleni siler süpürür. Çanakkale selleri meşhurdur. Sarıçay taşkınlarıyla oluşan kentteki sellere karşı, Osmanlıdan kalma setlerimiz ve set duvarlarımız mevcuttur. Sarıcay yatağının iki kenarı yükseltilmiş ve sel yatağı ile kent, set duvarı örülerek ayrılmıştır. Buna rağmen 1950’li ve 1960’lı yılların ortalarında yaşanan selleri hatırlayanlarımız hala mevcutludur. Sel mağdurları için yapılan “54 evler” afet binalarını da yıktık, artık bir bellek daha yok ne yazık ki…

Selin afet riskini unutmamızı sağlayan bir başka olay, Atikhisar Barajı’nın 1970’lerde yapılıp su tutmasıdır. Buna rağmen Devlet Su İşleri (DSİ), Sarıçay sel taşkın yatağının, ağaç bile dikilmeksizin, hiç bir engele, yapılaşmaya müsaade edilmemesi gerektiğinin takipçisi olmuştur. Ama dinleyen kim?…

Çanakkale’nin kapalı pazar yeri sel taşkın yatağındadır. Araba mezarlığını andıran otoparklar, kayıkhane ve çekek yerleri, köy minibüs durakları, büfeler, kalıcı ağaçlar, ve diğerleri… Demek ki biz selden yana da mimari mirasımızdan akıl almamışız…

Esas bomba akıldışılık yeni bir proje alanında yaşanıyor; kentsel dönüşüm olup “yenileme” adıyla ortaya sürülen, 5 kattan 13 kata rant arttıran, emsali (inşaat alanını) 3 misli büyüten, orta gelir grubu emekli memurların bu bölgeden sosyal, kültürel ve ekonomik gerekçelerle dışlanması sonrası asrileştirilecek, Sarıçay yatağına cepheli meşhur alandan bahsediyoruz. Şahsiyetlerin önemi tartışılmaz jürinin birinci seçtiği proje, Sarıçay yatağına çarşı girişi veriyor, bununla kalsa iyi, bir de bu bölgeye kafeterya ve lüks lokantalar öneriyor. Bu akıl tutulması kararları kim nasıl alıyor, kim nasıl tasarlıyor, kim nasıl seçiyor, kim nasıl onaylıyor, hayret doğrusu…

Bu defa ucuz atlattık, lodos ve sel bu kentin iklimidir. Birlikte yaşamasını öğrenelim, aklı-selimle…

Filtreler:
Görüntülenme: 400
Google Analytics verileri olup, manipüle edilemez bir kaynak kullanılmıştır. Günde bir kere güncellenmektedir.

Yorumlar

Henüz yorum yok...

Sizin yorumunuz...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir