Ekoloji Birliği’ne Çanakkale’den destek!

Türkiye’nin dört bir yanında bulunan ekoloji örgütleri, “Ekoloji Birliği” adı altında birleştiler. Ekoloji Birliği içerisinde Çanakkale’den Bozcaada Forum ve Kazdağı Doğal ve Kültürel Varlıkları Koruma Derneği bulunuyor.

İlki 11-12 Kasım 2017’de Bergama’da gerçekleştirilen ekoloji örgütleri buluşmasının ikincisi Eskişehir Tepebaşı ilçesi Modernty Otel’de gerçekleştirildi. Tepebaşı Belediyesi’nin lojistik destek verdiği buluşmaya ülkenin çeşitli yerlerinde mücadele yürüten 40’ın üzerinde ekoloji örgütünden yaklaşık 100 kişi katıldı.

“Yaşamı savunmak, ortak hareketliliği güçlendirmek için Ekoloji Birliği’ne”

Burada kurulan Ekoloji Birliği hakkında açıklanan kuruluş deklarasyonunda; “Türkiye’nin dört bir yanında, doğanın can veren varlığını ve yaşam alanlarımızı korumak için mücadele verenler olarak, yaşamı savunma ve geleceği kurtarma çabamızı ortak hareketlilikle kuvvetlendirmek için Ekoloji Birliği’ni kurduğumuzu ilan ediyoruz. Bizler, ülkenin dört bir yanında yaşam alanlarımızı iktidarın ve şirketlerin talanına, yağma girişimlerine karşı koruma mücadelesi verenler olarak duyuruyoruz ki; artık dünden daha güçlüyüz! Çünkü bir araya geldik! İlkini 11-12 Kasım 2017’de Bergama’da, Türkiye’nin 40 farklı yöresinden gelen ekoloji örgütleri olarak, ikincisini 24-25 Mart’ta Eskişehir’de daha da çoğalarak yaptığımız buluşmalarda, sorunlarımızın kaynağının ortak olduğu tespitini yaptık. Buna karşı; kendi yerellerimizde sıkışıp kalmamak, yaşamı savunma direnişlerimizi omuz omuza büyütmek, ülke çapına yayılan bir dayanışma ve örgütlenme zemini oluşturmak için Ekoloji Birliği’ni kurmaya karar verdik. Ekoloji Birliği, ülkemizin içinden geçtiği bu karanlık dönemde direnişin güçleneceği, yeni yeni yerlerde filizleneceği ve yaşamı savunma irademizin daha da kuvvetleneceği zeminlerden biri olacaktır. Türkiye, tarihinin hiçbir döneminde bugünkü kadar büyük bir doğa tahribatıyla karşı karşıya kalmamıştır. Ülkenin toprağı, suyu, havası ve denizleri, daha büyük bir saldırıya maruz kalmamış, bitkisi çiçeği, hayvanı insanı, bugün tanık olduğumuz kadar büyük bir yaşam hakkı gaspıyla tehdit edilmemiştir. Ülkenin her bir metre karesine yönelen bu genel saldırıya karşı, yediden yetmişe halk hareketleri doğmuş, her bir yerelden doğa ve yaşam için direnişler ortaya çıkmış, her geçen gün çıkmaktadır. Ekoloji mücadelesi, içinden geçtiğimiz bu karanlıkta geleceğe dair umudun hala korunabildiği ve yaşam hakkı için kenetlendiğimiz en önemli mevzilerden biri, iktidar ve sermaye blokunun en çok köşeye sıkıştırılabildiği ve yaşam düşmanlığının en net teşhir edildiği bir mücadele başlığı haline gelmiştir. Haklı olduğumuzun ve hukuksuz talan örgütlenmesine karşı meşru müdafaa gücü olduğumuzun sonuna kadar bilincinde, gücümüzün farkındayız. Ekoloji Birliği ile bu gücü daha ortak, daha koordineli hale getirmeyi hedefliyoruz. Kurumların ve yasaların doğadan ve yaşamdan yana işlemediği bu dönemde sermaye iktidarına ve talancı şirketlere karşı geniş bir savunma hattını kurmak için çalışacağız. Ekoloji Birliği’nin temeli, yerellerdeki ekoloji mücadeleleri ve örgütlenmeleridir. Bütün yerel ekoloji mücadeleleri ve örgütlenmelerini doğal bileşenlerimiz olarak görüyor ve birlikte mücadele etmek için Ekoloji Birliği’ne davet ediyoruz. Ekoloji mücadelesini ve yaşam savunmasının siyasetini siyasi program ve tüzüklerden bağımsız olarak kendi bulunduğumuz alanlarda üretiyoruz. Yaşamı savunanların, birbirinin yarasını sarması, birbiriyle dayanışmasını hedefliyoruz. Ülkenin demokratikleşmesi, emeğin özgürleşmesi, barışın hakim kılınması için çabalayanlarla yan yana duracağız. Ekoloji Birliği sadece mevcut ekoloji örgütlerinin bir araya gelmesini değil, temel olarak gittikçe gelişen ekolojik ve yerel hareketlerin birlikte mücadele zeminini hedefler. Doğada sınırların olmadığını biliyoruz. Dünyanın her yanında aynı sorunlara karşı mücadele eden yaşam savunucuları ile buluşmanın, iş ve güç birliği yapmanın, dayanışmanın yollarını arayacağız. Çünkü onların mücadelesi, bizim mücadelemizdir. Ekoloji Birliği mücadelesinin maddi külfetini kendi özgüçlerimizle karşılamayı savunuyoruz. Mücadelenin parayla değil kolektif emekle, özveri ve dayanışmayla yürütülebileceğini düşünüyoruz. Hiçbir hukukun yaşam hakkından değerli olmadığını, hukuksuzluğu, öğretilmiş çaresizliği yenmenin yolunun, mücadeleden geçtiğini hukukun da yine bu mücadeleyle yerine geleceğini biliyoruz. Hukukun nasıl ayaklar altına alındığını, yıllarca süren emek ve masraflarla kazandığımız davaların bir kalemde ortadan kaldırıldığını defalarca gördük. Buna rağmen hukuktan, hukukun adilce uygulanması talebimizden vazgeçmeyeceğiz. Bizler, talanın değil, doğanın kanunlarıyla yaşamak için mücadele edenleriz. Bizler; ırmaklarına HES yapılarak sularına göz dikilenler, ovalarına, şehirlerinin ortasına termik santral kurulması planlananlar, ormanları yok edilmeye çalışılanlar, dağları madenlerce delik deşik edilenleriz. “Temiz enerji” diyerek yaşam alanlarımızı HES, RES, GES ve jeotermal santral şirketlerinin enerji talanına açanlara diyoruz ki; bilimin kesin cevapları ve doğanın yaşam verme gücüyle hareket eden biz yaşam savunucuları için, talan uğruna okuduklarınız boş masallardır, karnımız tok! Bizler, su kaynaklarımızın, havzalarımızın, ormanlarımızın, şirketlere ve sermayenin insafsızlığına devredilmesine izleyici kalmayacağız. Havamızı, dere, göl ve denizlerimizi kirletenlere, ve buna izin verenlere karşı mücadelemizi yükselteceğiz. Tarım ve mera alanlarımızın amaç dışı kullanımına, üzerinde sanayi tesisi kurarak betonlaştırmak isteyenlere geçit vermeyeceğiz. Bizler dağların, vadilerin, su havzalarının, ormanların tam ortasında siyanürle altın ayrıştıran yerli-yabancı şirketlerin karı için suyumuzu, toprağımızı, havamızı kirlettirmemekte kararlıyız. Çünkü ölülerin altın takmadığını biliyoruz!Bizler, kıyıları, milli parkları turizm adı altında yapılaşmaya açanlara, denizleri, gölleri balık çiftliklerinin kirliliğine terk edenlere, bakmaya bile kıyamadığımız koylardan körfezlerden otoyol geçirmeye çalışanlara diyoruz ki, karşınızda bizi bulacaksınız, yeniden ve yeniden. Dostlarımız, yoldaşlarımız ve ekosistemlerin vazgeçilmezi hayvanların yaşam haklarını, yuvalarını, GDO’lara mecbur bırakarak sağlıklı beslenme haklarını, talan projelerinizle ellerinden almanızı kabul etmiyoruz, etmeyeceğiz. Onların hakları ve özgürlükleri için mücadele edeceğiz. Suyu, havayı, toprağı, denizleri, kıyıları, ekinleri ve gıdaları kirleterek, tohumları sermayenin ürünü haline getirerek halk sağlığıyla oynayanlara diyoruz ki, artık karşınızda daha da güçlü duracağız. Sizin çocuklarınızın da sağlığını ve geleceğini bizler koruyacağız, siz bundan vazgeçeli çok oldu! Ülkemizi ve tüm canlıları etkisi yüzyıllarca sürecek radyoaktif bir felaketle yaşamak durumunda bırakacak olan nükleer enerji santrallerine bizi ikna etmeye çalışanlar bilsinler ki; Çernobil’den sonra bakanlarınızın içtiği çayı, Karadeniz halkının kanserle boğuştuğunu unutmadık! Kentlerimizin tek nefes alınacak yerleri olan parklara inşaat yapılmasına göz yummayacak, kentsel yeşil alanları, koruları ve bostanları, yıkım projelerinize karşı koruyacağız. Beton bloklarınıza rağmen mahallelerimizde meyve sebze üretip doğal yaşamı sürdürmeye, doğanın kente verdiği nefes alanlarında bir araya gelişlerimizi sürdürmeye kararlıyız! Katil mega projelerinizin sermayeye rant akıtmak amaçlı olduğunu, bu projelerden bizlere katledilmiş bir doğa, daha fazla borç yükü, daha çok vergi ve yoksulluk düştüğünü biliyoruz. Tehdit ettiğiniz eşsiz ormanları, longozları, yaşam kaynağı yer altı ve üstü sularını her türlü çılgınlığınıza karşı savunacağız. Doğadaki dengenin bozulmasının, iklim değişikliğinin, yok olup giden türlerin, kültürel değerlerin, milyonlarca canlının yaşamına yol açan savaşların, bir türlü gözü doymayan bu sistemden kaynaklandığının bilincindeyiz. Yaşamımızın özünde doğa ile birlikte var olmanın yattığını biliyoruz. Onu yıkım projelerinize karşı savunmaya kararlıyız. Bizler yaşanabilir bir ülke için temiz hava, temiz su, temiz toprak isteyen yurttaşlar olarak, yaşam ve doğadan yana bir dünya özlemimizden vazgeçmeyeceğiz! Ekoloji Birliği’nde buluşalım, yaşamı birlikte savunalım!” denildi.

Çanakkale’den 2 destek!

Toplam 55 ekoloji örgütünün yer aldığı birlikte, Çanakkale’den Bozcaada Forum ve Kazdağı Doğal ve Kültürel Varlıkları Koruma Derneği bulunuyor. Ekoloji Birliği’nde yer alan isimler şöyle; “Aliağa Çevre Platformu,Antalya Ekoloji.org, Antalya Sahillerini Savunma Meclisi,Aydın Çevre ve Kültür Platformu (AYÇEP),Ayvalık Tabiat Platformu,Bakırtepe Çevre Platformu,Bartın Platformu,Bergama Çevre Platformu,Bergama-Eşme-Sivrihisar-Havran-Küçükdere Elele Hareketi,Bozcaada Forum,Burhaniye Çevre Platformu (BURÇEP),Çeşme Sürdürülebilir Yaşam Platformu, Derelerin Kardeşliği (DEKAP),Didim Çevre Platformu,Dikili Çevre Platformu,Doğanın Çocukları,Doğayı ve Çevreyi Koruma Derneği (DOĞADER),Doğu Akdeniz Çevre Dernekleri (DAÇE), Donkişot Bisiklet Kolektifi,DOSAB Termik Santraline Hayır Platformu,Ege Çevre ve Kültür Platformu (EGEÇEP),Ekosistemi Koruma Ve Doğa Sevenler Derneği (EKODOSD), Erdek Körfezi Dayanışma Platformu,Eskişehir Ekoloji Birliği Girişimi,Foça Çevre ve Kültür Platformu (FOÇEP),Foça Forum, Güzelbahçe Çevre Derneği (Gülder),Halk İmdat,Hasankeyf Yaşatma Girişimi,İzmir Çevre Gönüllüleri (İZÇEP),Karaburun Kent Konseyi,Karadeniz İsyandadır Platformu, Kazdağı Doğal ve Kültürel Varlıkları Koruma Derneği,Kocaeli Ekolojik Yaşam Derneği, Kuşadası Çevre Platformu, Kuzey Ormanları Savunması (KOS), Mersin NKP, Merzifon Çevre Platformu (MERÇEP), Mezopotamya Ekoloji Hareketi, Muğla Çevre Platformu (MUÇEP),Munzur Koruma Kurulu (DEDEF),Murat Dağı Koruma Platformu,Ordu Çevre Derneği (ORÇEV),Samsun Çevre Platformu (SAMÇEP),Sinop NKP, Söke Çevre ve Kültür Platformu (SökeÇEP),TEMA Bergama,Tokat Yozgat Güçbirliği Platformu, Turgutlu Çevre Platformu (TURÇEP), Turgut Yardımlaşma Kültür Ve Tabiat Varlıklarını Koruma Derneği,Yaşam ve Dayanışma Yolcuları,Yeni Foça Forum,Yerel Tohum Derneği,Yeşil Artvin Derneği, Yeşil ve Sol Çalışma Grubu.

[Fotoğraf: kuzeyormanlari.org]

Filtreler:

Yorumunuz