Oops! It appears that you have disabled your Javascript. In order for you to see this page as it is meant to appear, we ask that you please re-enable your Javascript!
“Bizim Rengimiz, Dilimiz, Irkımız, Dinimiz Yoktur”

“Bizim Rengimiz, Dilimiz, Irkımız, Dinimiz Yoktur”

Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ)’nden İbrahim Cebe, Çanakkale Kızılay Şubesinde il eğitmenliği görevinde bulunan Mesut Demirtaş ile bir röportaj gerçekleştirdi:

Savaş alanında yaralanan ya da hastalanan askerlere hiçbir ayrım gözetmeksizin yardım etmek arzusu ile doğan Kızılay bu yıl 146. hizmet yılını kutluyor. Ülkemizin en köklü ve güçlü yardım kuruluşu olan Kızılay’ın kuruluş haftası sebebiyle Çanakkale Kızılay Şubesi’nden Mesut Demirtaş ile görüştük.

Mesut Bey bize kendinizi tanıtır mısınız?
Çanakkale Kızılay Şubesinde görevliyim. Kızılay şubesinde il eğitmenliği yapıyorum. Ahmet Mete Işıkara’nın öğrencisiydim. Afet eğitimi ve toplum liderliğini teşkilatlandırma, afet zararını azaltma programı kapsamında Mete Işıkara hocamız vefat etmeden önce eğitime gittik, belgemizi alarak il eğitmenliğine başladım. Kızılay’a başlama serüvenim böyle gelişti. Şuan ise yönetimde veznedar olarak çalışıyorum. Yönetim kurulu üyesiyim diğer bir tabirle başkan yardımcısı da denilebilir. Yönetimde toplam beş kişi bulunuyor ve bu kadroyla hizmet vermeye çalışıyoruz.

Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi bünyesinde birçok topluluk, kulüp ve gönüllü dernek barındırıyor. Öğrencilerin çalışmasıyla kurulan Genç Kızılay Topluluğu’yla ilgili düşünceleriniz nelerdir?
Öğrenci çalışmalarını takip ediyorum. Ancak üniversite bazındaki koordinasyon işlerini Kızılay Şubesi yönetiminde de yer alan ÇOMÜ Tarih Bölümü öğretim üyesi Doç. Dr. Muhammet Erat sağlıyor. Bununla birlikte topluluğun kurucu başkanı Çağla Özyar ile birlikte de ortak hareket ederek bazı etkinlikler yapıyoruz.

ÇOMÜ’LÜLERİN TOPLULUK KURMASI MUTLULUK VERİCİ

Peki, ÇOMÜ’den size Kızılay’la ilgili bir topluluk kurma fikri geldiğinde nasıl değerlendirdiniz?
Büyük mutlulukla karşıladık. Çünkü bizim beklediğimiz hatta geç kalmış olarak gördüğümüz bir çalışmaydı bu. Ancak Genç Kızılaycılar hızlı bir şekilde çalışarak bu açığı kapattılar. Gençlerin bu tip faaliyetleri bizi mutlu ediyor. Çünkü Kızılaycılık gönüllü yürütülen bir iştir. Gençlerin enerjisine, fikrine ihtiyacımız var. Sadece kuruma bağlı olarak kaldığımız da çoğu ihtiyaçlara cevap veremez hale geliriz. Gençlerin bizlere desteğe arttıkça Kızılay’ında dinamizmi artacaktır.

GÖNÜL İŞLERİ SAKLI KALMALI!
Genelde Kızılay dendiğinde ilk akla gelen kan bağışı oluyor ancak şunu biliyoruz ki Kızılay kan yardımı dışında ulusal veya uluslararası alanda önemli faaliyetlerde bulunuyor. Bu faaliyetlerden de bahsedebilir misiniz?
Kızılay deyince akla bayrak, ters hilal ve çadır geliyor. Biz şuan çadırları dikiyoruz. Bu çalışmalar AFAD (Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı) bünyesinde yürütülüyor. Şuan Kızılay olarak sadece gıda, yiyecek, sıcak yemek teminini sağlıyoruz. Biz bunları yaparken sağ elin verdiğini sol el duymasın düsturuyla hareket ederek sağlıyoruz. Periyodik olarak verdiğimiz kırtasiye yardımları, öğrenci bursları var. İmkanlarımız el verdiğince yardım etmeye çalışıyoruz. Bunları alan kişinin gururunu incitmemek için hiçbir zaman ifşa etmiyoruz. Çünkü her zaman söylediğimiz gibi bu bir gönüllük işi ve saklı kalmalı.

ÇOMÜ GENÇ KIZILAY TOPLULUĞU GÖREV BAŞINDA!
Bu yıl Çanakkale Zaferi’nin 100.Yılı. Şehirde ve ülke genelinde birçok etkinlik düzenleniyor. Ülkenin en güçlü ve köklü yardım kuruluşu olan Kızılay’ın bu anlamda bir faaliyeti var mı?
100. yıl ile ilgili çalışmalara başladık. Geçtiğimiz yıl 15.000 kişiye buğday çorbası dağıtıp, tören alanında görevli olarak bulunduk. Bu yıl ise 100.000 kişinin Çanakkale’ye gelmesi bekleniyor. Böylece yüz bin kişilik yemek ihtiyacının giderilmesini de kısmetse biz üstleneceğiz. Bize ayrılan yerlerde çadırlarımızı kuruyoruz. Burada en önemli görev ÇOMÜ Genç Kızılay Topluluğuna düşüyor. Çünkü buraya gelen herkes bizlerden hizmet bekliyor. Çadırlarımızı kurup orada kalarak çorba dağıtımı, yol gösterimine kadar birçok işi üstleneceğiz.

Gençlere çok iş düşüyor dediniz, Kızılay’ın üniversitedeki ayağı olan topluluğumuz yakın günlerde Küçükkuyu beldesindeki çocuk yuvası ve huzurevine iki ayrı ziyaret gerçekleştirdi, bu tip aktiviteleri nasıl değerlendiriyorsunuz?
Bu ziyaretleri gençlerimizin yapması özellikle Genç Kızılay Topluluğunun yapması bizim için çok gurur verici. Bize bu durum sevinç verirken Kızılay’ın tanıtımına da çok olumlu yönde dönüşleri oluyor. Çünkü onların bu denli ön planda olup, gençler arasında Kızılaycılık bilincinin yayılmasını sağladıkları için Çanakkale’de kan bağışı sayısında ciddi bir artış yakaladık.

ÇANAKKALE DESTEĞİ ÇOK BÜYÜK
Çanakkale halkının kan bağışı konusundaki yardımlarını yeterli buluyor musunuz?
Evet, bu konu da gerçekten destekleri çok güzel, ancak biz Bursa ile koordineli olarak çalışıyoruz. Burada da bize verilen hedefin üstünde bir durum söz konusu… Normal şartlarda Çanakkale’de ihtiyacımızın üzerinde kan topladığımız oluyor. Bursa’yla koordineli hareket ettiğimiz için organ nakli ve hematoloji gibi bölümlerin olması ihtiyacı arttırıyor.

Bugün, geçmişi değerlendirdiğinizde bağış ve kan tedarik etmekte olumlu anlamda değişimler meydana geldi mi?
Kesinlikle, pozitif anlamda bir değişim söz konusu. Eskiden sıkıntı çeken olmuştur. Çünkü ben eğitici olduğum için gittiğim her yerde bana bunu söylüyorlardı “Kızılay bana kan vermedi” diyorlardı. Ama günümüze geldiğimiz zaman böyle bir şey söz konusu değil hatta günümüzde bütün devlet hastaneleriyle anlaşmamız var. Eğer bir hastanede yatan yakınınız varsa doktorunuz da kan istek formunu doldurup kurumumuza gönderdiyse sizin haberiniz dahi olmadan hastanıza kan takılır. Çanakkale merkez, ilçeler ve üniversite hastanemiz ile anlaşmamız var. Bir tek özel hastanelerle anlaşmamız bulunmamakta. Ancak onlarda istediğinde ücret karşılığında kan gönderiliyor. Eğer özel hastanede yatan bizim kan donörümüzse ona ücretsiz olarak kan veriyoruz. Hatta onun dışında birinci dereceden yakının da böyle bir ihtiyacı varsa ücret alınmıyor.

BİZİM RENGİMİZ, DİLİMİZ, IRKIMIZ, DİNİMİZ YOKTUR!
Kızılay Haftası’nı hep birlikte yaşadık, Çanakkalelilere ve ÇOMÜ’lülere bu anlamda vermek istediğiniz bir mesaj var mı?
Özellikle bu günlerde kaza dediğimiz bazı acı olaylar gerçekleşti. Mesela göçük altında kalan işçilerimizden, mevsimlik iş için göç eden kişilerin yaşadığı trafik kazaları gibi birçok örnek verebiliriz. Bu tip hadiseler meydana geldiğinde Kızılay ekiplerimiz kan temini dışında da yardım sağlamaktadır. Cenevre sözleşmesine göre bizim rengimiz, dilimiz, ırkımız, dinimiz yoktur. Tamamen tarafsız bir şekilde hareket ederiz. Çünkü biz millet ayırt etmeksizin Dünyanın her yerine yardıma gidebilmekteyiz. Cenevre Sözleşmesinde belirtildiği gibi biz tarafsızlığa riayet ediyoruz. Araçlarımıza hiçbir zaman silahlı insan alamıyoruz. Bu söylediklerime jandarma ve polisi de dahil edebiliriz. Bize eskortluk edebilir ancak aracımız bir çadır dahi taşıyorsa, silahlı hiçbir kuvveti alamayız. Biz bu bağımsızlık ilkesine riayet ederek çalışıyoruz Kızılay geçmişe göre daha etkin bir konumda çalışıyor. Dünyaya baktığımızda Kızılay yapılanmasına benzer Kızılhaç var, onlarla da koordineli bir şekilde hareket ediyoruz. Kurumumuz artık dinamik ve parmakla gösterilir bir konumdadır. Özellikle üniversite gençlerinin bize destek vermesi dinamizmi arttırırken, bizim gibi Kızılay’a emek vermiş kişilere de manevi olarak destek olmaktadır. Tabi her şeyden önce Allah bize bu afetlerin, kayıpların tekrarını yaşatmasın… Bu yüzden herkese şunu söylemek istiyorum, Kızılay’a destek vermeye devam edin. Çünkü kapımız gönüllü olan tüm insanlara açık… Geldiklerinde burada kendilerine yer bulabilirler, ihtiyaç sahibi insanların çok olmasından kaynaklı olarak çalışmak isteyene de alanımız vardır. Bize bağış yapan kişileri kesinlikle unutmuyoruz. Özellikle bize taşınmaz eşya olarak bağış veren bağışçılarımızı beş yılda bir geziye götürürüz. Ziyaret ettiğimiz yerlerdeki yaşlıların ellerinin öpülmesi, çocukların kapılarının açılması, hatırlanması, sevindirilmesi emin olun onları çok mutlu ediyor.

HEM İŞ HEM GÖNÜLLÜLÜK

Bizim kendi işlerimiz de var, mesela ben devlet memuruyum ama özveriyle hareket ediyor ve müsait olduğumuz her anı burada değerlendiriyoruz. Kızılay’da eğitmenlik, yöneticilik ve gönüllüğü bir arada yapıyorum. Açıkçası Kızılay’ın alt işlerinden üst düzey işlerine kadar hepsini yapabilirim. Dediğim gibi tamamen gönüllülük işi bu yüzden sadece böyle özel haftalarda değil her zaman destek verilmeli ve hatırlanmalıdır. Bizden desteklerini esirgemeyen tüm Çanakkale halkına ve başta ÇOMÜ Genç Kızılay Topluluğu olmak üzere tüm ÇOMÜ’lülere teşekkür ediyorum.

[İbrahim Cebe / comu.edu.tr]

Filtreler:
Görüntülenme: 41
Google Analytics verileri olup, manipüle edilemez bir kaynak kullanılmıştır. Günde bir kere güncellenmektedir.

Yorumlar

Henüz yorum yok...

Sizin yorumunuz...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir