Oops! It appears that you have disabled your Javascript. In order for you to see this page as it is meant to appear, we ask that you please re-enable your Javascript!
Çanakkale Boğazı’nda Akıntıdan Elektrik Üretimi Projesi İlgi Bekliyor Çanakkale Boğazı’nda Akıntıdan Elektrik Üretimi Projesi İlgi Bekliyor

Çanakkale Boğazı’nda Akıntıdan Elektrik Üretimi Projesi İlgi Bekliyor

Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) Fizik bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Osman Demircan, Çanakkale Boğazı’nda akıntıdan elektrik enerjisi üretimi için yatırımcıların beklendiğini söyledi.

Konu ile ilgili açıklamalarda bulunan Prof. Dr. Osman Demircan, Çanakkale’nin enerji kaynakları açısından çok zengin olduğunun bilindiğini belirterek, “İlimizde her yerden enerji akıyor. Odun isterseniz odun, kömür isterseniz kömür, rüzgar isterseniz en güçlüsünden, akarsu isterseniz en büyüğünden. Koca boğaz önümüzden akıp gidiyor. Jeotermal derseniz deprem bölgesi olarak 3-5 kilometre altta her yerde sıcak buhar var. Yılda 220 günü güneşli geçen ilimiz, Ege bölgesi ve Akdeniz bölgesiyle yarışıyor. Hangisini isterseniz hepsi yeterli. Ancak ne acıdır ki, Çanakkale’de enerji konusunda olumsuzlukların en kötüleri yaşanıyor ve biz bu olumsuzluklara seyirci kalıyoruz. Üstelik ithal kaynaklarla üretilip bize uzaklardan getirilen doğalgaz ve elektrik enerjisine dünyanın en yüksek paralarını ödüyoruz” dedi.

Türkiye’de 2009 sonu itibariyle kurulu 44550 MW’lık elektrik enerjisi gücü ile elektrik üretiminin 194 milyar kWh olduğun da belirten Prof. Dr. Osman Demircan, “Bunun yüzde 49’u doğalgazla çalışan santrallerden, yüzde 28’i kömür ile çalışan santrallerden, yüzde 19’u da hidrolik santrallerden elde ediliyor. Rüzgar enerjisi toplam içinde yüzde 1 bile değil. Türkiye’de dünya ortalaması kadar (2500 kWh) düşük olan kişi başına yıllık kullanılan elektrik enerjisi AB için 5700 kWh, ABD için 14200 kWh’tır. Buna karşın yıllık elektrik enerjisi talep artışı dünya ortalaması yüzde 2 iken, Türkiye için bu yüzde 7.5 tur. Belirtmek gerekir ki, ülkemizde kaçak ve kayıplar ortalama yüzde 15, hatta bazı bölgelerde bu değer yüzde 20’leri geçmektedir. Diğer yandan ülkemizde enerji üretiminde dışa bağımlılık yüzde 80’lere ulaşmıştır. Bu rakam Avrupa Birliği için yüzde 49’dur. Gelecekte enerji ihtiyacının karşılanmasındaki planlamalarda kargaşa yaşandığı bilinmektedir. Son yıllarda bir yandan nükleer enerji santrali kurulması planlanırken diğer yandan kurulumu kolay ve ucuz olduğu için doğal gazla ve ithal kömürle dışa bağımlı olarak çalışacak çok sayıda elektrik santrali kurulmasına izin verilmektedir. Sorunlardan biri de enerji üretiminde çevreye daha az zararlı teknolojiler uygulayarak yerli kömür kullanma yerine doğal gaz veya ithal kömürün tercih edilmesidir. Gelişmiş ülkelerde yerli kömür ile çalışan elektrik santrallerinin enerji katkısı yüzde 50’lerde iken bu oran Türkiye’de yüzde 20’lere düşürülmüştür. Bu nedenle ülkemizde enerji maliyetleri OECD ülkeleri arasında en yüksek düzeydedir. Önümüzdeki yıllarda nükleer enerjiye ve yenilenebilir enerji kaynağı olarak jeotermal, güneş , rüzgar ve su akıntısı enerjilerine yatırım yaparak enerji üretiminde dışa bağımlılığı hızla azaltmak akıllıca bir planlama olacaktır” dedi.

“ÇANAKKALE BOĞAZI AKINTISINDAN ELEKTRİK ELDE EDİLMESİ YATIRIMCILARINI BEKLİYOR”

Prof. Dr. Osman Demircan, Çanakkale’nin önünden ülkenin en büyük akarsuyunun geçtiğini de belirterek, “Çanakkale Boğazı Ege Denizi’ni Marmara’ya bağlayan 65 kilometre boyunda dünyanın en büyük su yollarından biri. Bu da Çanakkale’nin çok büyük bir zenginliği. Çanakkale’ye balığı da, rüzgarı da bu boğaz getiriyor. Derin akıntıya verilen kentlerin kanalizasyon pisliğini de uzaklaştırıp götürüyor. Maksimum Derinlik Çanakkale-Nara arasında 109 metre olan Çanakkale Boğazı’nda ortalama derinlik ise 60 metre civarında bulunuyor. Boğazın en dar yeri Çanakkale-Kilitbahir arasındaki bin 200 metrelik yer olurken en geniş yer ise İntepe-Domuz deresi arasındaki 8 bin 275 metrelik yerdir. Boğazda üst akıntı Marmara’dan Ege’ye, yoğunluk bin 18 kg/m3, kalınlık Marmara girişi 10 m., Ege çıkışı 20 m. (20-30 m), yoğunluk bin 18 kg/m3, hız 1,5 m/s, debi 12 bin 600 m3/s olarak belirlenmiştir. Alt akıntı ise Ege’den Marmara’ya, yoğunluk bin 30 kg/m3, hız 0,5 m/s, debi 6 bin 500 m3/s olarak tespit edilmiştir” dedi.

Boğazın getirdiği zenginliklerin başında su akıntısı enerjisi geldiğini de belirten Prof Dr. Osman Demircan, “Bu su akıntısından elektrik enerjisi elde edilebileceği yeni bir bilgi değil. Akarsularla çarkların çevrildiği, su değirmenlerinin çalıştırıldığı binlerce yıldır biliniyor. Çanakkale Boğazı’ndaki akıntıdan da elektrik elde edilebileceği çok kişi tarafından konuşuluyor. Ben de en azından 20 yıldır dinliyorum bu konuyu. Ama bu konu sadece konuşuluyor. Konuşmanın dışında ne teknik açıdan doğru bir
formül yazabilen ne de deneysel çalışmaları göze alabilecek bir girişimciye rastlamadım. Fizikçi olarak bu konuyla ilgilendim, uluslararası ölçekte başka ülkelerde bu konuda neler yapıldığını öğrendim. Bu konuda fiziksel temellere oturmayan birçok proje hakkında raporlar yazdım ve başlangıç çalışmaları için bir AB ve bir DPT projesi yazdım. Projeler, mühendislik açısından yeterli bulunmadığı için parasal destek alamadı. Bu alanda çalışan uzmanlar boğazdaki akıntı hızını işletme için ekonomik bulmuyor. Ancak gelişen teknolojiyle 1-2 m/sn’lik akıntı hızlarında da etkin çalışabilecek elektrik jeneratörleri oluşturmak mümkün görünüyor. Boğazdan su akıntısıyla beraber yüzlerce MW’lık kinetik enerji akıyor. Su yoğunluğu hava yoğunluğuna göre aşağı yukarı bin kat daha fazla olduğu için akıntı hızı rüzgar hızına göre çok daha düşük olsa da küçük jeneratörlerle bile rüzgar enerjisine göre daha büyük elektrik enerjilerinin elde edilmesi mümkün görünüyor. Örneğin bir oda büyüklüğündeki jeneratörle 2 m/sn akıntı hızında 300-400 aileye yetecek elektrik enerjisi elde edilebilecektir. Boğazdaki su akıntılarının düzenli ve kararlı olması düzgün elektrik enerjisi elde edilmesinde büyük avantaj oluştururken sistemin tuzlu suda kurulup uzun süre çalıştırılması büyük zorluklar taşımaktadır. Bu nedenle dünyanın hiçbir yerinde henüz denizlerdeki akıntılardan elektrik enerjisi elde edilmesi ekonomik üretime geçememiştir. Bu durum rüzgar enerjisinde 1980’lerdeki durumuna benzemektedir. 1980’li yıllarda en fazla 55 kW olan rüzgar türbinlerinin kapasitesi günümüzde 5 MW düzeyini aşmış durumdadır. Bugün entegrasyon teknolojisindeki gelişmeler sayesinde 200 MW kapasiteli rüzgar enerjisi santrallar kurulabilmektedir. Denizlerdeki akıntılardan da ekonomik elektrik enerjileri elde edebilmek için daha onlarca yıl bu alana yatırım yapılması ve teknoloji geliştirilmesi gerekmektedir. Boğaz akıntısından elektrik elde edilmesi yatırımcılarını bekliyor” dedi.

İHA

Filtreler:
Görüntülenme: 889
Google Analytics verileri olup, manipüle edilemez bir kaynak kullanılmıştır. Günde bir kere güncellenmektedir.

Yorumlar

Henüz yorum yok...

Sizin yorumunuz...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir