Çevreciler, Halkı Bilinçlendirmek Amacıyla Evciler Köyü’nde Buluştu

Çevreciler, Halkı Bilinçlendirmek Amacıyla Evciler Köyü’nde Buluştu
16 Ocak 2012

Çanakkale’nin Bayramiç ilçesi Muratlar Köyü’nde maden şirketlerinin 24 Ocak 2012 Salı günü yapacağı ÇED raporu toplantısı öncesi çevreciler, halkı bilinçlendirmek amacıyla toplantılarına hız verdi.

Evciler Köyü’nde iki ayrı kahvehanede yapılan panelde, madenciliğin çevre ve sağlık üzerine etkileri anlatıldı. Panele Ege Üniversitesi Halk Sağlığı Ana Bilim Dalı’ndan Prof. Dr. Ali Osman Karababa, Uzman Dr. Hür Aksoy ve Prof. Dr. Kenan Kaynaş konuşmacı olarak katıldı.

Kaynaş, 24 Ocak’ta Muratlar Köyü’nde yapılacak olan toplantının önemine değinerek, “Maden şirketleri Türk isimlerini kullanarak Türk şirketi gibi görünse de ABD ve Kanada uyruklu şirketlerdir. 24 Ocak Salı günü Muratlar Köyü’nde yöre köylerini de kapsayacak toplantı çok önemli. Eğer bu toplantıda maden şirketlerine ocak açmak ve altın çıkartmak için yöre halkı onay verirse daha sonra şikayet etme hakkınız yok. Evciler Köyü Çanakkale’nin en zengin köyüdür. Çünkü bu yörenin gerçek altını Bayramiç beyazı (nektarın), Evciler elması, kirazıdır. Eğer altın madeni şirketleri çıkarmaya başlarsa hem suyumuz tükenecek hem de kirlenecek. 10 yıl çalışma yapacak olan şirketler, 2.5 milyon ton kayayı parçalayarak siyanürlü sudan geçirecekler. Bu işlemler için 400 bin ton siyanür kullanacaklar. İçindeki altını alıp bize siyanürlü toprağı bırakıp gidecekler. Madencilerin yaptığı, gençlere iş bulma vaadi ile kandırmak. Eğer insanların hayatı ile oynanıyorsa, paranın değeri yoktur. Eğer suyumuz yok olursa o zaman Bayramiç beyazı da, Evciler elması da, kirazı da yok olur. Somali altın madeni yatakları ile dünyanın en zengin ülkesiydi. Şimdi ise ülkemizden ve diğer dünya ülkelerinden gelen yardımlarla yaşamaya çalışıyorlar. Somali on yıl önce madenciler tarafından kirletildi. Şimdi hiçbir şey yetişmiyor, toprakları ve suları kirletildi” dedi.

Uzman Dr. Hür Aksoy ise, suyun insan sağlığı için önemine değindi. Aksoy, “Su olmazsa hayat olmaz. Vücudun hiçbir boyutu işlev görmez. İnsan bedeninin yüzde 63-70’i sudan oluşmaktadır. Günde en az 2.5 litre su içmemiz gerekir. Önümüzdeki 20 yılda suya ihtiyaç yüzde 40 daha artacak. Su insan sağlığı için çok önemlidir ve özelleştirilemez. Bizim olan suyu bize satmaya çalışıyorlar” diye konuştu.

Prof. Dr. Ali Osman Karababa ise, suların temiz kalması gerektiğini belirterek, Türkiye’de altın madenciliğinin 1989 yılında başladığını ve altını elde etmenin en ucuz yönteminin siyanürle linç yöntemi olduğunu dile getirdi. Karababa, “Maden şirketleri bu bölgede en az 10 yıl çalışacaklar. Buradan 338 ton altın çıkaracaklar. Peki devlete ne verecekler? Yüzde 2. Altına ulaşmanın en ucuz yöntemi sodyum siyanür. Milyonlarca ton toprak ve kayaç siyanürlü sudan geçirilerek ayrıştırılacak. Buradan kalan milyonlarca ton posa ise plastik bir örtünün üzerine bırakılacak. Bu örtünün ömrü 20 yıl. Daha sonra bu geçirmezlik özelliğini kaybettiği için toprakta bulunan siyanür doğaya karışacak. ABD’de bir altın madeninin kirlettiği bölgeyi temizlemek için buradan elde edilen paranın 25 katı fazlası harcanarak yapılan çalışmada kirlilik temizlenememiştir. Su kaynaklarınıza sahip çıkın. Eğer su olmazsa sizler ürünlerinizi yetiştiremeseniz” dedi.

Toplantıya çok sayıda vatandaş katıldı.

İHA

Yorumlar...

    Henüz yorum yok...

Sizin Yorumunuz...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir