Siyasetçi, bürokrat, köşe yazarı Hasan Celal Güzel’e Türk tarihi ile ilgili araştırmalara katkılar sağlamasından dolayı “Tarih” alanında fahri doktora unvanı Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Troia Kültür Merkezi’nde düzenlenen bir törenle takdim edildi. Tören öncesi Hasan Celal Güzel ÇOMÜ Rektörü Prof. Dr. Sedat Laçiner’i Rektörlük makamında ziyaret etti.

Törene ÇOMÜ Rektörü Prof. Dr. Sedat Laçiner, Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Şükriye Aras Hisar, Prof. Dr. Feyzi Uğur, Prof. Dr. Mustafa Saçar, üniversite yöneticileri, akademik ve idari personel ile öğrenciler katıldı.

Tören saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın ardından müzik dinletisi ile devam etti. Törende ÇOMÜ Rektörü Prof. Dr. Sedat Laçiner tarafından tören konuşması yapıldı. Rektör Laçiner, konuşmasında şunları söyledi:

“Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi’nin pek çok misyonu var; eğitim, öğretim, bilim yapmak gibi. Eğitim sadece sıralarda, dersliklerde olmaz. Hayat okulu diye bir okul vardır ve o okulda başarılı olan pek çok insan vardır. Bu insanlar yetkinliklerini yaptıkları işle ortaya koyarlar. Bu nedenle fahri derecelerin, formal derecelerden çok daha kıymetli olduğu da söylenir. Çünkü burada bir tez yazarsınız, zorlu bir eğitimdir, bazen sağlığınızı, özel hayatınızı sıkıntıya sokabilirsiniz. Fakat bunu dışarıda yapmak çok daha zordur. Fahri unvanlar alabilmek, insanların gönlüne taht kurabilmek verdiğiniz hizmet ve katkıyla alanınızda doktor olabilmek, formal eğitime göre çok daha zordur. O nedenle biz bu unvanı verirken, toplumun fahri unvan verdiği insanları tercih etmeye çalışıyoruz.
Üniversitelerin bir görevi de yapılan işleri takdir etmektir. Kişi ne kadar başarılı olursa olsun takdir edilmek istiyor. Çünkü ilim takdir edildiği yerde gelişiyor. İnsanlar bunu talep etmeseler de toplumun görevi bu misyonu yerine getirmektir. Bugün senatomuzun kararıyla Hasan Celal Güzel’e fahri doktora unvanı vermek için toplandık.
Şunu ifade etmeliyim ki, Sayın Hasan Celal Güzel’in benim için çok büyük bir önemi var. Geçmişte bir mesai ortaya koyduğumuz için değil, uzaktan hayranlıkla onu izlediğim için bunu söylüyorum. Çocuklarımıza süper kahraman olarak fantastik kahramanları örnek olarak gösteriyoruz. Fakat bizim yaşamımızda ve ülkemizde sayısız süper kahraman var. Ne kadar çok bu kahramanları hatırlarsak şu anki sorunlarımızla mücadele etmede o kadar çok enerji ve maneviyat kazanmış oluruz. Ve şimdinin kahramanlarına da yardımcı olmuş oluruz. İşte Turgut Özal bu isimlerden bir tanesi, Turgut Özal çok büyük işler yaparken ben daha çocuktum. Sağdan soldan, akrabamızdan, ailemizden güzel ve kötü sözler hepsini duyduk. O siyasi hengâme içerisinde fark etmiyoruz ne yapıldığı. Eğer Türkiye otobana çıktıysa, bugün sürat yapabiliyorsa, yol alabiliyor ise eğitimde örneğin bu üniversitesi var ise, köprüler yapılabiliyor ise, iktisattan sanata kadar birçok şey yapılabiliyor ise bu yolları açan insanları hatırlamak lazım. Ve onların insanlara bakışını hatırlamak lazım, fikir ayrımı yapmaksızın. Sadece kalkınmış muasır medeniyetler seviyesine ulaşma yolundaki çabalarını hatırlamak lazım.
Yani ikinci Abdülhamit’ten veya Mustafa Kemal’den bahsetmek istemiyorum çünkü onlar geride kaldığı için onların büyüklüklerini fark etmek daha kolay oluyor. Ama bir Hasan Celal Güzel aramızda, bizim gibi yaşadığı için ve benzer gördüğümüz için bu insanları anlamakta zorluk çekiyoruz. Ama şöyle geriye doğru baktığımda Vehbi Dinçerler, Ekrem Pakdemirli, Mehmet Keçeciler gibi o dönemin kadrosuna bakıyorum, o insanlarda belki ne yaptıklarının çok farkında değillerdi. Belki bundan yirmi, otuz yıl sonra ya da elli yıl sonra geçmişe doğru baktığımızda belki daha belirgin, birer yıldızlar gibi ortaya çıkacaklar. Elbette bugün yaşadığımız dönemdeki gerçek kahramanlarda örümcek adamlar, süpermenlerden daha başarılı insanlar da ortaya çıkacak.
Hasan Celal Güzel benim için böyle bir kahraman. Sosyal hayatımızın, içtimai hayatımızın, eğitim hayatımızın süpermenlerinden bir tanesi. Ve siyaseti bıraktıktan sonra da özellikle yayıncılık anlamında bilim alanında yapmış oldukları beni çok etkiliyor. Ümit ediyorum ki onun yaptıklarını, onun enerjisini içimizde en azından bir kişi yakalasın. Çünkü bir kişinin yakalaması bile ülke için çok önemli. 20 ciltlik, 30 ciltlik, 40 ciltlik çalışmalar var ve hep onun sayesinde yapıldı. Kendisi bir yayın çıkaracağı zaman hocaları resmen taciz ediyor. Gece 02.00’lerde telefonla arayacak kadar. Biraz öncede kendisi söyledi. Benden bir yazı istediler. O dönemde yazmam çok zordu. Kaçamıyorsunuz da. Sürekli aranıyorsunuz. Utanıyorsunuz arandığınız zamanda. En sonunda yazıyı yazıp veriyorsunuz. Ama bakanlık, müsteşarlık yapmış bir insanın bir kitaba, bir dergiye, bir makaleye yazı istemek için hocalar ile hatta genç, daha hayatının baharındaki insanlardan bile makale alabilmek için başkasının küçülmek saydığı işleri yapması, bizzat telefonla konuşması. Bunlar çok önemli şeyler. Bunları ben yapamıyorum. Ben yapmakta zorlanıyorum. Ama devletin zirvesine çıkmış, bakanlık, müsteşarlık yapmış, Özal kabinesi bana sorarsanız bir devrim kabinesi gibi bir kabine, bunların hepsini tatmış bir insanın genç bir asistandan makale koparmaya çalışmasının bir sebebi var. O da Türkiye’nin ilim hayatına, fikir hayatına bir tuğla daha koyabilme çabası. Belki binlerce, kendisi on binden belki fazladır diyor öğretim üyesi ile fiili olarak temas halindeyim diyor. Bunların pek çoğunu bende biliyorum. Birbiri ile hiçbir şekilde benzeşmeyen öğretim üyelerinin hepsinin ortak bir yönü var. Hasan Celal Güzel’i tanıyorlar. Onlar onun için bir yayıncı, bir editör, bir abi pek çok şey. Ama emin olun Türkiye bunların bugün fark etmiyor ama yarın fark edecek. Müzik alanında, Türk tarihi alanında, Ermeni meselesinde ve daha bir çok alanda ciltler dolusu kitapları ve geçmişte yapılmış olan çalışmaları fark edecekler. Bence Hasan Celal Bey’de bunları çok fazla fark etmiyor. Sadece bir kavganın içerisinde, bir koşturmanın içerisinde, inşallah Allah uzun ömür verirde son nefesine kadar bu kavgası devam eder. Kavgası bizim için, bize de düşen bu kavgayı takdir etmek. Ben huzurlarınızda kendisine saygılarımı sunuyorum. Sağ olsunlar Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Senatosu bunu kararlaştırdı. Tarih bölümüz gündemimize taşıdı. Ben hayran olduğum, önünde iki büklüm olduğum insanların hepsine fahri doktora verdirmeye çalışmış olsaydım çok uzun bir liste olurdu. Hasan Celal Güzel’in hayranı olmama rağmen aklıma gelmedi. Fahri doktora meselesini bu tür şeyler için kullanmak çok yanlış sonuçlar doğurabilir düşüncesiyle. O amaçla ben tarih bölümümüzdeki arkadaşlara Ali Hocaya, Muhammet Hocaya, Fatih Hocaya ve diğer hocalarımıza çok teşekkür ederim. Hatırımıza getirdikleri için. Senatomuza da teşekkür ederim. Bu konuda takdirlerini ifade ettikleri için. Söyleyecek çok şey var. Ama dediğim gibi ben bunları söyleyecek kabiliyette değilim. Hepinizin huzurunda Türk iştimai ve fikir hayatının süpermenini saygılarımla selamlıyorum”.

Ezine Meslek Yüksekokulu Müdürü Doç. Dr. Halil Çetin’in fahri doktoranın önemine ilişkin yaptığı konuşmanın ardından Hasan Celal Güzel’in özgeçmişi okundu.

Senato adına kararı ise ÇOMÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Şükriye Aras Hisar okudu.

Hasan Celal Güzel’e cübbesini ÇOMÜ Rektörü Prof. Dr. Sedat Laçiner giydirirken, Fahri Doktora Unvan beratını Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Mustafa Saçar, ÇOMÜ anı seramiğini Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Feyzi Uğur, ÇOMÜ plaketini ise Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Şükriye Aras Hisar tarafından takdim edildi.

Törende bir konuşma yapan Hasan Celal Güzel bugünün kendisi için gerçekten çok önemli bir gün olduğunu söyleyerek bu tören gibi kendisini heyecanlandıran, motive eden, taltif eden herhangi bir başka seremoninin olmadığını belirterek, “Başta ÇOMÜ Rektörü Prof. Dr. Sedat Laçiner olmak üzere, üniversite senatosuna ve bütün öğretim üyelerine teşekkür ediyorum. Hayatımın sonuna kadar bu hatırayı hep zihnimde taşıyacağım” dedi.

Bu ödülün Çanakkale’de veriliyor olmasının çok güzel olduğunu ifade eden Hasan Celal Güzel, kendisinde bayrağa karşı bir aşk olduğunu belirterek, bayrağın aslında bütün İslam’ı sembolize ettiğini, hilalin bu olduğunu, yıldızın ise Hz. Peygamber olduğunu söyledi.

Hasan Celal Güzel konuşmasında şunları ifade etti:

“Türkiye hala çok büyük bir Türkiye. Çünkü Türkiye halen İslam’ın ve Türklüğün kalesi. Kış kışlığını yapacaktır, asıl siz ne yapacaksınız önemli olan o. Siz büyük bir güçsünüz. Mesela Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi bile bunun bir delilidir. Ben burayı hiç görmemiştim ama Çanakkale neredeyse Onsekiz Mart Üniversitesi haline gelmiş. Özellikle Sayın Rektörümüzün döneminde çok büyümüş. Başarılı gelişmeler olmuş. Bizim büyük perspektif sahibi politikacılara sahip olmamız lazım.
Fahri doktora için nasip şimdiymiş. Çok sevindin. Çok şeref yad oldum. Çok teşekkür ederim. Bazen üzülürdüm bu kadar çalıştın ettin hala kira da oturuyorum diye ama şimdi çok şükür bir kütüphane dolusu kitabım var. Bu doktora payesini de hayatımın sonuna kadar şerefle taşıyacağım. Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi’nde çok güzel bir kadro var, başta Sayın Rektör Sedat Laçiner olmak üzere. Çok değerli hocalarımız var.”

Törenin ardından Hasan Celal Güzel onuruna öğle yemeği verildi.

[comu.edu.tr]