“Geçtiğimiz hafta kamuoyunun gündeme taşıdığı Irmak Bebek olayının acısı ve öfkesi tazeliğini koruyor. Acaba duymadığımız, kamuoyunun gündemine yansımayan daha ne olaylar var?”

Çanakkale CHP Milletvekili Avukat Muharrem Erkek, Türkiye’de son 10 yılda artış gösteren cinsel saldırı suçları hakkında bir açıklama gerçekleştirdi. TÜİK’ten verilerin paylaşıldığı toplantıda; cezalarda caydırıcılık sağlama konusunun yanı sıra, cinsel saldırı davaları rakamları aktarıldı.

“79 milyon nüfusluk ülkede her 5 kişiden 2’si yardımsız”

Siyasi iktidar, Türkiye’de yaşanan gerçeklere daha ne kadar sırtını dönebilir? Kadına ve çocuğa şiddet, pedofili, cinsel suçlar konusunda tüm gerçekliğe rağmen nasıl önlem almaz? Bunu siyaset, hukuk ya da vicdanla açıklamak mümkün mü? İktidar yüzünü gerçeklere dönmek ve buna göre önlemler almak, adımlar atmak zorundadır.
Bakınız, geçtiğimiz günlerde TÜİK acı tabloya dair resmi rakamı açıkladı. Buna göre, nüfusunun yüzde 15’inden fazlası yoksulluk sınırının altında olan ülkemizde, milyonlarca yurttaşımız yaşamını yardım alarak sürdürmek zorunda. TÜİK’in verilerine göre 2012’de 23 milyon 668 bin olan yardıma muhtaç insan sayısı, 2014’te 30 milyon 500 bine ulaşmıştır. Başka bir ifadeyle 79 milyon nüfusluk ülkede her 5 kişiden 2’si yardımsız yaşayamamaktadır. İşte ülkemizde yaşanan sosyal erozyonun başlıca nedenlerinden biri bu rakamlardır.
Gelir dağılımındaki adaletsizlik, rant uğruna çevrenin ve doğanın talan edilmesi, çocukların ve kadınların uğradığı şiddet, taciz ve tecavüz, çocuk gelinlerin sayısı, artan boşanma, intihar vakaları, bilinçli olarak temelinden sarsılmış eğitim sistemi toplumu hızla geriye götürmektir. Bunlara dur demek kimin görevi?

“Cinsel Taciz Davaları 2015 Yılında %400’lük Artış Gösterdi…”

Türkiye’de 2006 yılında cinsel taciz suçlamasıyla açılan dava sayısı 3.649’dur. Aynı yıl toplam verilen 5.243 karardan %43.5’i, yani 2.282’si mahkumiyetle sonuçlanmıştır. 10 yıl sonra, 2015 yılında elde edilen rakamlar, büyük bir çöküntü yaşandığının göstergesidir. 2015 yılında, cinsel taciz suçlamasıyla açılan dava sayısı yaklaşık %400’lük bir artışla 13.619’a yükselmiştir. Toplam 15.294 karar içinden %32.1’i, yani 4.907’si mahkumiyetle sonuçlanmıştır.
Cinsel saldırı nedeniyle 4.419 davanın açıldığı 2006 yılında ise toplam 9.864 kararın %44.8’i (4.418) mahkumiyet ile sonuçlanmıştır. 2015 yılına gelindiğinde cinsel saldırı suçu iddiasıyla açılan dava sayısı yaklaşık %150’lik bir artışla 7.355 olmuştur. Bunların (10.499 toplam karar) %48.7’si (5.109) mahkumiyetle sonuçlanmıştır.
Yine 2006 yılında çocukların cinsel istismarı nedeniyle açılan dava sayısı 2.414, verilen toplam karar sayısı ise 3.778’dir. Bunlar içinden çıkan mahkumiyet kararı ise %42.5 ile 1.607’dir. 2015 yılında ise aynı nedenle açılan dava sayısı yaklaşık %700’lük bir artışla 16.957’ye yükselmiştir. Bunun (24.983 toplam kararın) %55.9’u (13.968) mahkumiyetle sonuçlanmıştır.
Ülkemizin içinde bulunduğu tablo hiç iç açıcı görünmemektedir. Bu rakamların hukuk mekanizmasına aktarılanlar olduğu, gizlenenler, üstü örtülenlerin de eklenmesi gerektiği unutulmamalıdır.

“Cemaatlerden cemaat beğenme sürecine dur denilmelidir”

Sosyal devlet algısında yaşanan sorunu ve eğitimi düzeltmekle işe başlamamız lazım. Sosyal ve ekonomik yardımlar devam etmekle birlikte, yurttaşlarımızın yardıma muhtaç olmadan yaşamasının yolları iktidar tarafından açılmalıdır. Üretime dönük ekonomi politikalarının yanı sıra, eğitimde ciddi bir yapılanmaya ihtiyacımız bulunmaktadır. Eğitimle birlikte tüm bu yaşananların hukuki boyutunun bulunduğu açıktır. Suç ve ceza sisteminde yeni düzenlemeler gerekmektedir. Cezalarda caydırıcılık sağlayacak ve iyi hal indiriminin olmayacağı hükümlerle konu pekiştirilmelidir.
15 Temmuz darbe girişimi sürecinde de gördük ki halkımızın temiz dini duygularının sömürülmesi her açıdan büyük zarardır. Bu sömürü, çocukların cinsel tacizinin önünü açtığı gibi, demokrasinin de tacize uğramasına neden olmaktadır. Muhafazakâr siyaset adı altında din istismarı artık son bulmalıdır. Cemaatlerden cemaat beğenme sürecine dur denilmelidir. Aksi takdirde çocuklarımıza temiz, erdemli ve güzel bir gelecek bırakamayacağız.