Oops! It appears that you have disabled your Javascript. In order for you to see this page as it is meant to appear, we ask that you please re-enable your Javascript!
“Etik ve İnsani Değerler” Konulu Seminer Verildi

“Etik ve İnsani Değerler” Konulu Seminer Verildi

Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Sürekli Eğitim Merkezi (ÇOMÜSEM) tarafından Çanakkale Yarı açık cezaevinde ‘Etik ve İnsani Değerler’ konulu seminer verildi. Seminere ÇOMÜSEM Müdürü Yrd. Doç. Dr. İbrahim Habacı ve Eğitim Fakültesi Dekan Yardımcısı Yrd. Doç. Dr. Şaban Tezcan ve cezaevi eğitimcisi Saim İrfan Engin katıldı.

Seminerde konuşan ÇOMÜSEM Müdürü Habacı “Bir toplumun huzuru ve mutluluğu o toplumda insani değerlerin varlığı ve yokluğu ile direk ilgilidir. İnsani değerler standardı, yüksek olan toplumlar huzurlu ve mutlu toplumlardır. Huzur ve mutluluk amaçtır, bu amaca ancak insani değerler ile ve bunları çoğaltarak ulaşabiliriz. İnsani değerler nedir? diye sorulabilir; İnsanı insan yapan her değer insani değerdir. Bunların tümünü burada tek tek saysakta yine eksik saymış olacağız. Bunun için genel olarak insani değerleri şöyle sıralayabiliriz; adaletli davranma ve diğer insanlarla paylaşabilme, affetme affedici olabilme, ahde vefa (sözünde durma), akrabalara iyilik, ahlak sınırlarını aşmama, anlaşmalara riayet, barışçı olma, cömertlik, dargınları barıştırma, emanete riayet, fakirlere iyilik yapma, kırıcı olmadan insanların rahatsız olmayacağı şekilde konuşmak, güzelce tartışma, hilm sahibi olma, insanlara ve haklarına karşı saygılı olma, iyilikte yarışma, kendisi için istediğini başkası içinde isteme, kötülüğü iyilikle savma, selamlaşma, tevazu sahibi olma, varlıkları olduğu gibi görme ve varlığı değerli görme, ırkçı egoist olmama, gibi daha yüzlerce değeri sayabiliriz.” dedi.

İnsani değerlerin insan ruhuna yönelik bir terapi olduğunu ifade eden Habacı şu ifadeleri kullandı:

“Kişi bunu fark etmez ama farkında olmadan terapi olur, tedavi olur. Yani bir doktorumuz var ve biz farkında olmadan teşhis ve tedavide bulunuyor.
İnsan ruhunun gelişmesi demek insani değerlerin gelişmesi demektir. Bu da, genel anlamda iyilik yapmayla doğru orantılıdır. Ne kadar az yapılırsa veya yapılmaz ise o kadar değersizleşir, ne kadar çok yapılırsa o kadar insan değer kazanır.
İyilik yapmanın makbul olanı da yapılan işin Allah rızası için yapılmasıdır. İnsanlar örf ve adet olarak iyilik yapıyorlarsa, bunun karşılığı ile sırf Allah rızası için yapılan iyiliğin karşılığı bir değildir.
Burada şunu da özellikle belirtmek isterim ki, insani değerler de, ancak özgür ve özgürlükçü sistemlerde gözlemlenmektedir. Baskıcı ve totaliter rejimlerde insani değerler gelişmemektedir. Baskı ve totaliterlik insanın insani yönünü değil hayvani yönünü temsil eder, dolayısıyla böyle bir rejimde insanın insani yönü gelişmez.
Bu tür baskıcı rejimler insanı değersizleştirir. Burada esas olan insan değil, baskıcı rejimi elinde bulunduranın yarar ve çıkarlarıdır. Bu rejim açısından insan ise, kendisine hizmet etmesi gereken bir kısım mahlûklardır. Bunun içindir ki dinimiz hürriyet ve özgürlüğü imanın özelliklerinden birisi olarak belirtmiştir.
Kim ki İslam ile, krallığı, ırkçılığı, zorbalığı, hukuksuzluğu bir arada sunuyor ve birmiş gibi gösteriyorsa aslında bunları yapan kimselerin ırkçı, zorba, tiran, zalim olduklarını rahatlıkla söyleyebiliriz. Çünkü insanlara rahmet olarak getirilen bir din, ırka önem vermez evrenseldir, devlet idareciliğini halka hizmetkârlık olarak görür ve insanlara zor kullanmayı emredemez.
Bir toplumda eğer huzursuzluk varsa hiç şüpheniz olmasın, nedenlerinden biride insani değerlerimizdeki eksikliklerdir. Eğer bir toplumda insani değerlerimizi geliştiremiyorsak bilin ki gittiğimiz yol yol değildir. Savunduğumuz düşüncelerde de mutlaka bir yanlışlık vardır.
İnsani değerlerimizi elbirliği ile geliştirmeli ve çoğaltmalıyız. Herkes çevresine bakarak ne kadar insani değerlere sahip olduğumuzu veya uzak olduğumuzu rahatlıkla saptayabilir.”

Seminerde Eğitim Fakültesi dekanı Yrd. Doç. Dr. Şaban Tezcan ise: “Sahip olduğumuz zaman çok sınırlı, buralarda kaldığımız sürece kendimizi geleceğe iyi hazırlayarak, iç dünyamızdaki kin nefret duygularından arınmış bir şekilde buradan ayrılmalıyız. iyi yurttaş, iyi vatandaş olma, devletine bağlı evrensel duygularla dopdolu bireyler olmamız hem şahsımıza hem de topluma çok ciddi katkılar sağlayacaktır.” şeklinde konuştu.

[comu.edu.tr]

Filtreler:

Yorumlar

Henüz yorum yok...

Sizin yorumunuz...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir