Oops! It appears that you have disabled your Javascript. In order for you to see this page as it is meant to appear, we ask that you please re-enable your Javascript!
“İLK KEZ ANAYASAL BİR KÖTÜ NİYETLE KARŞI KARŞIYAYIZ!”

“İLK KEZ ANAYASAL BİR KÖTÜ NİYETLE KARŞI KARŞIYAYIZ!”

CHP Çanakkale Milletvekili ve TBMM Anayasa Komisyonu üyesi Muharrem Erkek, Anayasa Komisyonu’nda süren değişiklik teklifine ve görüşmelere dair değerlendirmelerde bulundu.
TBMM Anayasa Komisyonunun şimdiye kadar 8 günlük mesaisinde, AK Parti’nin anayasa değişikliği teklifinin 11 maddesi kabul edildi, yedek milletvekilliğini düzenleyen madde ise önergeyle çıkarıldı. Komisyon, 20 Aralık Salı günü görüşmelerine başladığı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasında Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifinin müzakerelerinde 8. güne geldi. Komisyonun dün başlayan ve bugün devam eden mesaisi 14,5 saat sürdü. Görüşmelerde bugüne kadar teklifin 10 maddesi kabul edildi, yedek milletvekilliğini düzenleyen 5. madde ise önergeyle çıkarıldı, diğer bazı maddelerde de önergelerle değişiklikler yapıldı. Anayasa Komisyonu’nda bulunan CHP Çanakkale Milletvekili ve TBMM Anayasa Komisyonu üyesi Muharrem Erkek, 8 gün süren müzakereler ile ilgili değerlendirmelerde bulundu. Konuşmasında AKP ve MHP milletvekillerine seslenen Erkek’in değerlendirmelerinde şu ifadeler yer aldı;
“Gayri Ciddi Bir Teklifle Karşı Karşıyayız”
“Anayasalar, iktidarı (gücü) sınırlayan belgelerdir. Anayasayı bir iktidar aracı görerek, şeklen, legal bir yöntemle değiştirip, otoriter bir sistemin meşrulaştırılması amacıyla kötüye kullanmak isteyenleri tarih mutlaka yargılayacaktır. 1983 yılından itibaren seçilmiş hemen hemen tüm parlamentolar anayasayı kısmen de olsa demokratikleştirme yönünde değiştirmişlerdir. İlk kez anayasal bir kötü niyetle karşı karşıyayız. İktidara göre sistem değişikliği, gerçekte ise rejim değişikliğini amaçlayan paketin genel gerekçesi yalnızca bir buçuk sayfa… Genel gerekçenin son cümlesi derin bir çelişkiyi barındırıyor ve Türkiye’nin sistem tecrübesine dayanarak rasyonel bir değişiklik yapıldığı ifade ediliyor. Kendilerini milliyetçi-mukaddesatçı olarak sunanlar, 140 yıllık parlamenter sistem mirasını, tüm aksaklıklarına rağmen önemli bir siyasi geleneği reddediyorlar. Teklifin genel gerekçesi tümüyle bilgiden, Türkiye’nin siyasi tecrübesinden, anayasacılık tarihimizden kopuk ve içeriksizdir. Madde gerekçelerinde ise gerekçe bulabilmek mümkün değildir ve ne acıdır ki yalnızca teklif edilen maddeler, gerekçelerinde aynen tekrarlanmıştır. Bu kadar gayri ciddi bir teklifle karşı karşıyayız. Çalakalem yazılma tekniği, metnin tümüne hakim olmuş; demokrasinin olmazsa olmazı kuvvetler ayrılığı bilincinden yoksun iktidar, anayasanın “Yasama” başlığı altında 77. maddede, TBMM’nin ve Cumhurbaşkanının seçimini (teklifin 4. maddesinde) birlikte düzenleyerek gizlediği iradesini farkında olmadan açığa çıkarmıştır. Yani yasama ve yürütme organlarının seçiminin ayrı ayrı düzenlenmesi zorunluluğu dahi ortadan kaldırılmıştır. Amaç, tüm kuvvetleri, yürütmenin -Cumhurbaşkanının- altında toplamaktır. Metinde hâkim olan anlayış, uygulamada da kendini göstermekte; teklifin Anayasa Komisyonu’nda gerçekleştirilen görüşmelerinde Sarayın talimatlarıyla tam bir hukuksuzluk yaşanmaktadır. “
“Tek Derdi Koltukları Herhalde…”
“Kuvvetler ayrılığını ve demokratik sistemi temelinden sarsan anayasa değişikliği teklifinde, AKP ve MHP milletvekillerinin en önemli derdi yedek milletvekilliği oldu. Anayasa Komisyonu’nun 27 Aralık günü yapılan toplantısında iki parti bir araya gelerek yedek milletvekilliğini düzenleyen, paketin 5. maddesini metinden çıkarttılar. Sarayın baskısıyla Meclis üyeliklerinin düşürülmesi ve yerlerinin yedek milletvekiliyle doldurulması kendilerini oldukça endişelendirmiş olmalı. Egemenlik devrediliyor, bir tek fren-denge mekanizması olmadan tüm yetkileri ve devletin şekillendirilmesini bir kişiye bırakan düzenleme getiriliyorken, AKP ve MHP milletvekillerinin tek derdi koltukları herhalde…”
“Aykırılık Görüşmeleri Keyfi Bir Şekilde Sonlandırıldı!”
“Komisyon görüşmelerinde en çok anılan kavramlardan biri de kifayet-i müzakeredir (yeterlilik önergesi). Gelinen noktada kifayet-i müzakere, keyfiyet-i müzakereye dönüştürüldü. Hukukta genel ilkelerden biri, yazılı kuralın olduğu yerde, teamül uygulanmamasıdır. TBMM İçtüzüğü madde 29/1 ve 31/2 birlikte değerlendirildiğinde, komisyonlarda söz alan milletvekillerinin konuşturulması, yani görüşlerinin alınması ve tutanaklara geçirilmesi esastır. Sunulan teklifin öncelikle anayasanın metnine ve ruhuna aykırı olduğu iddiasıyla yapılan ilk görüşmelerde söz aldığı halde birçok milletvekiline konuyla ilgili görüşlerini paylaşma imkânı verilmemiştir. Anayasaya aykırılık görüşmeleri, keyfi bir şekilde sonlandırılarak genel görüşmelere geçilmiştir. Teklife ilişkin genel görüşmede toplam 150 milletvekili tarafından söz talep edilmiş ve Komisyon Başkanına isimleri yazdırılmışken, 20 milletvekili konuştuktan sonra yine yeterlilik önergesiyle genel görüşmelere de son verilmiştir. Parti ayırt etmeksizin toplam 130 milletvekili genel görüşmede söz aldığı halde konuşturulmamıştır. Bu arada görüşlerini açıklayan milletvekili sayısının 20 olması da bir iyi niyet göstergesi değil, teklif üzerindeki pazarlıkların devam etmesi sırasında zaman kazanma isteğidir. “
Kapalı Kapılar Ardında Anayasa Görüşmeleri…
“Kapalı kapılar ardında hazırlanan teklifin, sıkıntı yaratan maddelerine ilişkin komisyon görüşmeleri devam ederken yine kapalı kapılar ardında düzeltmeler ve pazarlıklar yapıldığı için bunlar tamamlanınca, kifayet-i müzakere devreye girerek milletvekillerinin söz hakkı gasp ediliyor, yani dillerinden düşürmedikleri millet iradesi bilerek ve isteyerek sakatlanıyor.Konuşma ve tartışma yeri olan parlamentoda bu hukuksuzluk, bu acele, bu endişe niye? Yine kamuoyunun doğru bilgilenmesi, sağlıklı bir kanaate ulaşması ve böylesine önemli bir değişiklik teklifinin milletin huzurunda görüşülmesi amacıyla; komisyon görüşmelerinin genel kurul görüşmeleri gibi, TRT 3 kanalından canlı yayınlanması talebimiz de AKP çoğunluk oylarıyla reddedildi. Komisyona üniversitelerden Anayasa Hukuku alanında uzman akademisyenler, Türkiye Barolar Birliği temsilcileri ve ilgili birçok STK temsilcisi çağrılmadı. Bu yöndeki önergemiz divanda, görüşülmeden bekletiliyor. Türkiye’de yaşayan herkesi yakından ilgilendiren bir anayasa değişikliği, anayasa yapım koşullarına tamamen aykırı biçimde, bu koşullar altında görüşülüyor.”
“Sonuç Diktatörlüktür”
“Fransız Anayasa Hukuku uzmanı ve siyaset bilimci Maurice Duverger’ın dediği gibi: “Demokrasisi güçlü olmayan devletler için başkanlık sistemini bir çılgınlıktır. Kendisini bir programa bağlamayan ve kimseye sonuçta hesap vermek zorunda olmayan bir başkan popülist bir demagog olur. Böyle bir sistem, yerine getirilemeyen seçim vaatlerinin sürekli katlandığı bir oyun ve güçsüz bir parlamentoyu bir demagogla baş başa bırakmak demektir. Sonuç diktatörlüktür.”
Sunulan teklifin demokratik bir başkanlık sistemiyle de uzaktan yakından ilgisi olmadığı düşünüldüğünde Türkiye’yi bekleyen felakete önce Meclis’te, halkoylamasına gitmesi durumda ise toplumsal muhalefetle birlikte dur diyeceğiz!”

Filtreler:

Yorumlar

Henüz yorum yok...

Sizin yorumunuz...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir