Oops! It appears that you have disabled your Javascript. In order for you to see this page as it is meant to appear, we ask that you please re-enable your Javascript!
Niyazi Önen’den Çarpıcı Açıklamalar

Niyazi Önen’den Çarpıcı Açıklamalar

Dardanel Şirketler Gurubu Yönetim Kurulu Başkanı Niyazi Önen, çarpıcı açıklamalarda bulundu. Önen, yeni yaratacağı marka ve şirketlerin durumuyla ilgili bilgiler verdi.

Dardanel Şirketler Gurubu bünyesinde bulunan on firmanın faaliyetlerine devam ettiğini belirten Önen, “Bizim grubumuza bağlı, toplamda sayacak olursam üretim, restaurant zinciri, farming (balık çiftlikleri), fishing; balık avlamaya dönük şirketler, enerji, medya ve spor konularında olmak üzere yedi sektörde şu anda on firma ile çalışıyoruz. Bunlardan bir tanesi Dardanel Önentaş Gıda Sanayi AŞ. Bu da Ton Balığı üreten en önemli firmamız. Bunun dışında geriye kalan şirketlerimizin çoğunun da zaten merkezi Çanakkale’de. Ama bir kısmının Çanakkale dışında olanlar da var. Çanakkale’de yatırımları olanlar da var. Şu anda diğer şirketlerimiz aktif olarak çalışıyor. Gerek finansal yapıları itibari ile gerek yaratmış oldukları katma değerler itibari ile de önemli noktalara gelmiş durumdalar” dedi.

ŞİRKETLERİMİZİN KAMU BORCU BULUNMUYOR
Şu an itibari ile ortada bir belirsizlik olmayan Dardanel Önentaş Gıda Sanayi A. Ş. var. Bu halka açık şirketimiz için daha önce kamuya yaptığımız açıklamalardan da bilindiği gibi Yıldız Holding ve MDM ismindeki finansal kuruluşlar ile ortaklık anlaşmalarımız, parafladığımız ilk anlaşmalar yürürlüğünü koruyor. Ancak bu arada bu işin tamamlanması ile ilgili olarak tamamen Yıldız Holding bizim dışımızda, özetle şunu söyleyebilirim bu firmalar ile aramızda anlaşamadığımız hiçbir konu ve hiçbir nokta yok. Diğer bankalar ile finansal borçların kapanması ile ilgili olarak bu firmaların tek tek mutabakatları devam ediyor, prensiplerde de mutabakata varılmış olan rakamlar üzerinden şu anda bu işin tamamlanması için uğraşılıyor. Gerekli olan iki tane izin vardı. Sermaye ve Rekabet Kurulu’nun izni, her iki kuruldan da izinlerimiz alındı. Diğer yapılması gereken bürokratik işlemler yapılıp bitince ortaklık işlemlerimiz gerçekleşmiş olacak. Ama herhangi bir aksilik ve anlaşamama gibi bir durum söz konusu olursa bizim yaratmış olduğumuz Dardanel markasının gücü ile kesinlikle üretimi tam kapasiteye ulaştıracak şekilde gereken hazırlık ve çalışmaları yaptık. Şu anda Dardanel grubu Çanakkale’de kaç kişiye iş veriyor? Bugün sabah itibari ile aldığım rakamı söyleyecek olursam bizde tam kadromuzda tüm şirketlerimizde 692 çalışanımız var. Biz bu konularda kamuoyuna açıklama yapmaya epey bir süre ara verdik. Herkes çok farkında değil. Maalesef bir kısım kişilerde bunları niyetleri iyi olmayan bence Çanakkale sevgisinin çok olmadığı kişiler kuruluşlar belki olumsuz birtakım şeylerde söyleyebiliyorlar. Bunlar normal. Bizim de şu gereğimiz ortaya çıktı ki durumuzu bir takım insanlarla ve Çanakkaleliler ile paylaşmamız gerektiğine inandık. Şu anda biz Çanakkale’de toplamda 692 kişiye işveren durumundayız. Şu anda yine şirketlerimiz resmi kurumlara ödemeler açısından bakıldığında Çanakkale’de vergi, SSK ve bunun gibi benzeri kuruluşlara kamu kuruluşlarına yapılan ödemelere bakılacak olunursa Çanakkale merkezinde en fazla bu ödemeleri yapan firmaların biz olduğunu düşünüyoruz. Başka bir istihdam yaratan bir firmanın olduğunu düşünmüyorum. Hem de bir takım sıkıntılı dönemler yaşandı ama şu anda resmi kurum ve kuruluşlar ile Dardanel grubunun, Önentaş şirketi de dahil olmak üzere herhangi bir gecikmiş kamu borcu da hiçbir şekilde bulunmamaktadır.

YENİ BİR MARKA DOĞUYOR: “MİSTER NO”
Bunu da burada açıklıkla ifade etmek istiyorum. Bizim grubumuzdaki faaliyetlere bakılacak olursa üretim şirketi olarak Dardanel Önentaş Gıda Sanayi işinde yoğunlaşmış bir şirket bunun faaliyetlerinin ürün çeşidi olarak bir kısmını birkaç sene öncesinde tamamen ayırmıştık. Bunları da 01.01.2012’den itibaren NİYAZİ ÖNEN Gıda Sanayi AŞ. Olarak yeni bir şirkette topladık. Bu şirket neler üretiyor diye bakacak olursak. Aslında gelecekte Türkiye’de de çok önemli cirolar itibari ile çok önemli olan bizim işlerimiz ile ilgili yaptığımız tamamen yenilikçi ürünler ile yepyeni ürün kategorileri yarattık. Özetleyecek olursam bu şirket taze ve soğutulmuş, dondurulmuş ve konserve olmayan raf ömrü iki gün ile yirmi gün arasında değişebilen soğutulmuş taze ürünler üretiyor. Şuanda toplam bizim sekiz kategoride üretim yapacak. Bir kısmı şu anda yapıyor bir kısmı da önümüzdeki günlerde üretime başlıyor. Sandwichler, pizzalar, salatalar, makarnalar, hazır sosu ile birlikte yemeğe hazır olan ürünler, kek, pastalar, soslar, dilim ekmek, tamamen tost ekmeği şeklinde gelişmiş, hazır yemekler olmak üzere ve birde soğutulmuş bazı deniz ürünleri çiğ balıkları, füme, yarı pişmiş marine edilmiş balıklar olmak üzere bunlar ayrı ayrı kategoriler. Bizim bu ürünlerimizde ne fark var. Bir kere Türkiye’de yaptığımız size bahsettiğim yelpaze başka hiçbir firmanın girmediği tamamen yenilikçi ürünler. Tabi bu yenilikçi ürünlerin olabilmesi için bunun arkasında çok ciddi bir ARGE desteği oluyor. Bizim elimizde bunlar var. Büyük bir kısmının da ARGE çalışmalarını yurtdışındaki çeşitli ülkelerde Japonya’da, Fransa’daki çeşitli firmalarda yıllardan beri, geçmiş yıllardan beri süren ARGE çalışmalarının sonucunda bunları şu anda ürettiğimiz sandwich miktarı geçtiğimiz 2011 yılında üretip ve Türk halkına sattığımız bu şirketin üretim miktarı 10 milyon adet. Tabi bu şu anda çok küçük bir rakam ama inanılmayacak bir şekilde büyüyor. Burada on iki gün raf ömrü olan hiçbir katkı maddesi koruyucu madde kullanılmayan bir teknoloji ile üretiyoruz. Bu çok önemli bir ARGE ve Türkiye’de şuanda uzun ömürlü bir ürün yok. Mesela pizza, taze (soğutulmuş) pizzayı biz Dardanel markası ile üretiyoruz ve satıyoruz. Raf ömrü 15?20 gün civarında ama özel ambalajlama şeklimiz var ama bunların hepsi katkı ve koruyucu madde kullanılmadan yapılan ürünler. Ama bu söylediklerim pek fazla bir şey ifade etmiyor olabilir ama gerçekten çok önemli konular ve işin püf noktaları. İnsanlar artık sağlıklı beslenmek için çok fazla salata tüketmeye başlıyor. Biz Çanakkale’de üreterek yalnız raf ömrü dört veya beş gün olacak. Bununda alt yapısında Tuzla bölgesinde Çanakkale’de Ayvacığa giderken termal enerjisinden elde edilen sıcak sulardan seralarda topraksız tarım yapılarak ve bununla ilgili olarak Japonlar ile bir anlaşmamız var. O yörenin çok kısa süre içersinde ve hızla değişebilecek ve istihdam ve gelir getirecek projeler olduğunu düşünüyorum. Özellikle sofrada salata türünde kullanılacak yedi çeşit bitkiyi bunları yurtdışından getirterek bunların da üretimine başlanacak. Bunlar da geliştirilerek doğal ürünler olacak. Bu ürünleri biz şu ana kadar Dardanel markası ile üretiyorduk. Ama daha sonra markamızı değiştirdik. Son ambleminde değişiklikler oldu. Çok yakında raflarda göreceksiniz “Mister No” markası ile olacak bu birazcık uzun araştırmalar sonucunda, marka bulmak yaratmak çok zor bir şey püf noktalarından birisi. Ama bunun da arkasında bir hikayesi olmuş olacak. Uzun araştırmalar sonucunda bu isme karar vermiş olduk. Bunun iki anlamı olmuş oluyor biraz Niyazi Önen’den gelmiş oluyor. Bir de “No” diyoruz ama nelere evet nelere hayır diyoruz; katkı maddelerine hayır diyoruz. Doğal gıdalara evet diyoruz. Bir stratejisi var ve yakında reklamlarımız 8?10 saniyelik reklamımız şuanda hazırlandı. Çok yakındada televizyon kanallarında dönmeye başlatacak. Türkiye genelinde de bu ürünlerimiz orijinal. Bu ürünler ile gıda sektöründe bir portföyümüz oldu.

BALIK KONSERVE FABRİKASINI GÖKÇEADA’YA TAŞIYABİLİRİZ
Burada bu şirkette kaç kişi çalışıyor? Çanakkale’de 104 kişi çalışanımız var. Yakında organize sanayi bölgesinde iki dönümde bir yeri birleştirip alma konusunda kendi aramızda bir karar verdik. Organize sanayi bölgesinin bir takım sorunları var. Bunların halledilmesi lazım. Birde imarda bir sorunu var. Baca problemi falan oluyor. Bunlarında kısa süre içersinde çözülmesi için bu fabrikamızı organize sanayi bölgesine taşıyacağız. 15 bin metrekareli kapalı alanlı bir yer yapılacak başlangıç açısından. Dünyada bunlar çok hızlı büyüyen konular. Pazar açısından örnek aldığımız birkaç firma var dünyada. Her yıl % 50, ki gelişmiş ekonomilerde % 50 oranında büyüyüp kısa süre içinde milyar dolara çıkan işler olabiliyor. Türkiye’de kısa sürede böyle noktalara gelmek çok zor. Yeni ürünler olduğu için ama bu yenilikçi yapımızı bu sektörde süratle göstereceğiz. Zaten Çanakkale’deki mevcut bizim fabrikamız şehrin içinde kaldı. Bizim 28 sene önce fabrikaları yaparken oralar bomboştu. Üretim yapılacak en uygun yerlerdi. Ama şehrimizin gelişmesi şimdi meskun alan içinde kaldık. Meskun alan içinde bakacak olursak fabrika arazimiz çok önemli bir konuma geldi. Çanakkale’nin içindeki sanayinin içinde olması doğru bir şey değil. Belirli bir bölümümüzü yeni üretime geçtiğimiz bölümü taşıyarak bu adımı atmış olacağız. Bunun sonucunda da Dardanel Önentaş Gıda Sanayi AŞ.’nin de ki yeni ortaklarımız ile karar vereceğimiz işlerden birisi ya buranın organize Sanayi bölgesine taşınması veya daha radikal bir karar düşünülerek eğer mevcut teşvikler yine bizim adalarımıza da verilirse daha önce veriliyordu Gökçeada’ya balık konserve fabrikasını taşıyabiliriz. Zaten dünyada da bakıyoruz pek çok balık konserve fabrikaları adalarda var. Yani neden? Ham madde gemiler ile geliyor. İhracat ve satışlar olursa konteynırlar ile gidiyor limana. Zaten deniz ürünleri olduğu için, adanın etrafı denizler ile çevrili dolayısıyla enteresan bir iş olabilir. Bu iş olabilirse de Gökçeada’ya da çok büyük bir yatırım olabilir. Yaptığımız görüşmeler sırasında da bu konuyu kendilerine arz etmiştik. Onlarda ilgileneceklerini söylemişlerdi. Ama böyle bir şey olursa Dardanel Önentaş Gıda Sanayinin de iki ayrı fabrika olarak organize sanayi bölgesinde faaliyetlerimize devam etmek durumundayız. Bir sanayici olarak Çanakkale’den ayrılmaya kopmaya hiç niyetim yok. Aslında Çanakkale’nin dışındaki yerlere gidersek Doğuda, Güney’de daha uygun yerlerde var.

HER ŞEYİM İLE ÇANAKKALELİYİM
Teşvik edilen yerler var ama ben Çanakkaleliyim orada doğduk büyüdük neticede o yörenin insanlarını o bölgeye yatırımlarını yapması ve o bölgede kalması lazım. Benim Hacı dedemin mezarı Çanakkale’de. Hoca ve Müftü dedemin mezarı Ayvacıkta. Rahmetli babamın mezarı Çanakkale’de. Ben orda doğuyorum orda büyüyorum bütün yatırımlar her şey orada. Her şeyim ile ben Çanakkaleliyim. Dolayısıyla bir sanayici olarak da maksat para kazanmak değil başka yerlere gidip çok daha maddi bakımdan çok kazancım olacak olursa bile tercihimi Çanakkale için yapıyorum. Beni sevenlerde sevmeyenlere de bu mesajı vermek istiyorum. Ben ölsem bile benden sonra benim neslim oğlum var. Biz Çanakkaleli insanlar olarak Çanakkale’de kalacağız ve burada iş hayatımıza sanayiciliğimize her şeye de devam edeceğiz. Çünkü bizi Çanakkale yarattı. Çanakkale’nin adını aldım. Mitolojideki adını aldım ve marka yaptım. Şuanda Dardanel markası en büyük markalardan bir tanesi. Şimdi Dardanel diyince akla Çanakkale geliyor. Çanakkale’de ben elimden geldiğince sıkıntılar ne olursa olsun her devirde her şeyi yaptım. Hiçbir şeyden kaçmadım ve Çanakkale haklıda beni destekledi. Bir takım kişilerin bir takım suçlamaları dedikodu yapmaları aleyhimizde bir takım spekülasyonlar yapmaları hiçbir şekilde ilgilendirmiyor artık. Biz bildiğimiz doğruları yapmamamız lazım. Herkesi beni tanıyor. Bende herkesi çok iyi tanıyorum. Çanakkale sokaklarında dolaştığım zaman yani yüzlerce insan bana merhaba diyor. Ben Çanakkale’nin insanları ile birlikte olmaktan mutlu oluyorum. Çanakkale de elimden gelenin en iyisini yaparak şuana kadar verdiğime de inanıyorum.

ÖZÜRLÜLER OKULU TAMAMLANACAK
Üzerine adını yazdırıp da yaptıramadığımız Özürlüler okulu inşaatımız var bir takım finansal sıkıntılardan dolayı bunu yaptıramadık. Hüseyin Akif Terzioğlu Vakfı’ndan kulübümüzün kiralamış olduğu yakınındaki bir yere yapılacak olan bir AVM var. Bu AVM ile Kipa firması ile görüşmemde ben buraya siz bunu yaparsınız. Bizim elde edeceğimiz gelir hiç önemli değil öncelikle noksan kalan Çanakkale’ye söz verip de yapamadığım içimde ukdesi olan özürlüler okulu bitirirsiniz. Adı da Niyazi Önen Spastik Özürlüler Okulu’ydu. Belediyenin yaptığı bir çalışma var. 650 bin TL. Ben bunu Kipa ile anlaşmam ile 750 bin TL. ile 100 bin TL. de fazlası ile peşin olarak imzalandığı takdirde gerekli Hüseyin Akif Terzioğlu ve Çanakkale Belediyesi ile ve bu alışveriş merkezi konusundaki gerekli ruhsatlar izinler alındığı takdirde ödenmek üzere bunu yapıyoruz. Böylece içimdeki bu dert bitmiş olacak. Bunu da yerine getirmiş olacağız. Bazı insanlar Çanakkaleliler bunu görmeyebilir ama her şey gelir elde eden, ya da gelir elde edemediğimiz Çanakkale Dardanelspor olmak üzere sizlerin çalıştığınız medya kuruluşları uzun yıllardan beri bunları da gerçekten maddi açıdan da elimizden geldiğince ve bütün gücümüzle çalışıyoruz. Bazı şeyleri ben Çanakkalelilerin de görmesini istiyorum. Sadece görmeleri ve bazı insanların da mutlu ve memnunlarsa teşekkür etmeleri de benim için yeterlidir.

KİMSEDEN YARDIM İSTEMİYORUM, ANCAK TEŞEKKÜR BEKLİYORUM
Kimseden bir yardım istemiyorum. Ama yeter ki bu faaliyetlerden dolayı teşekkür etsinler. Çanakkale’de onlarca gazete var. Bu gazetelere bakınca bizimde bir gazetemiz var ve resmi ilanlardan para kazanıyor. Para kazanılan her şeyi herkes yapıyor. 14 gazetenin hepsi resmi ilan alıyor. Gelir ve giderine bakınca artı veriyor. Bizde de öyle bunu net bir şekilde görebiliyorum. İşin birde diğer tarafı var televizyon tarafları. Yıllardan beri Kanal 17 hem de Ton TV ‘de Çanakkale’de medya sektöründe olup da kalbur üstü belirli deneyimi olan arkadaşlardan beraber çalışmadığımız yok gibi bir şey. Şimdi nasıl çalışıyorsak pek çok arkadaşımız kendi gazetelerinde patron olan arkadaşlarımız ile de işimizi biliyor ama maalesef bu işler zor. Gelirleri ve giderleri ile. Çanakkale’nin ekonomik durumu konusunda da bununla ilgisi var. Gelirler ve giderlerin uymaması açısından ilan pastasının Çanakkale’de olmamasından dolayı yılına göre değişiyor ama eksi. Yılda 1,5 milyon TL. Zararları hep gördük. Yani ben bunu niye yapıyorum buradan sesleniyorum Sayın Valime, Sayın Belediye Başkanıma, Sayın üst düzey bürokratlarıma, çok değerli milletvekillerimize, çok değerli siyasi partilerimizin üst düzey yöneticilerine kim bu kuruluşları istedikleri gibi aynı tarafsız birer devlet kuruluşu gibi isteyen istediği mesajı veriyor, röportajlarını yapıyor. Hiçbir art niyet gütmeden, hiçbir yönlendirme yapmadan taraflı haber yapmadan en azından benim bildiğim bu. En azından ben bunun için bir teşekkür bekliyorum. Benim değil de şu kanallar Çanakkale’de bir takım kişilerin elinde olsa önce kendi menfaatleri için kişisel çıkarları için kullanabilirler. Geriye dönük bakacak olursak eski yıllarda bizimde bazı yanlışlıklarımız oldu. Bu medya kanallarında bazı kişiler ile tartışmalarımız olmuştu ama geçmişte kaldı. Çok uzun yıllardan beri son derece gerçekçi açı, dürüst, şeffaf yayın anlayışını yapmıyor muyuz? Ben böyle düşünüyorum. Yani bunu yanlış biliyor ve düşünüyorsunuz diyenler varsa bizzat bana gelip bildirmelerini çok isterim. Niyazi Bey siz böyle diyorsunuz ama işte Kanal 17 şu partinin, işte Ton TV bunlara karşı haksızlık yapıyor benimde her zaman sizlere söylediğim bu. Benim istediğim demokratik bir ortamda en baştaki radikal partiden en sondaki radikal partiye kadar, iş adamları gelsin konuşsun gelsinler ama reklamda versinler. Ben nasıl veriyorsam onlarda kendi kazançları için versin. Bir takım insanlar bunları görmezlikten bile geliyorlar. Ben yıllardan beri yanlış anlaşılmasın diye kendi kanallarımda sizin taleplerinize rağmen herhangi bir röportajlara, söyleşilere gitmiyorum. Neden? Ama bir işadamı olarak çıkmak hakkım olmasına rağmen çıkmıyorum. Adam çıkıyor da kendi televizyonda kendi reklamını yapıyor gibi olmasın diye. Çok ulusal kanalda ve ulusal platformda görev yapan medya kanalları neticede sahip oldukları gruba göre yayın yapıyor. Bütün kanallar bir düşünün ama biz bunu yapmıyoruz. O kadar tarafsızca ve o kadar doğru bir şekilde herkese her şeyi veriyoruz ki ama bunun sonucunda benim istediğim takdir edilmek ve bir teşekkürdür. Açıkça ifade ediyorum bunu da istemek de en önemli hakkım olduğunu da düşünüyorum. Bu işlerde bizi büyük sıkıntılara uğratıyor. Biz 1994 ile 2002 arasında sekiz yıl ciddi anlamda havacılık yaptık. Üç tane uçağımız oldu. Bunu erken yapmışız. Önce düşünmüşüz. Türkiye hava taşımacılığında o olgunluğa özellikle Çanakkale bu olgunluğa gelmeden bu işi yapmışız. Ama bunun öyküsü enteresan. 18 Mart üniversitesine fizibilite raporunu yaptırdım. O zamanlar yatırım yapma imkanımızda vardı. Bir uçak 10 milyon dolardı. Şuanda 30 milyon dolarlık bir yatırımdan bahsediyoruz. Bunların hepside yeni uçaklardı. İlki kullanılmıştı diğerleri de tamamen yeni uçaklardı. Çanakkale 18 Mart üniversitesinin fizibilitesinde bu gerçekten fizibıl çıktı. Ama her fizibilite tutmuyor tabi. Sekiz sene oradan da ciddi zararlar karşıladık. Asıl o zaman bizim duygumuzda şuydu hava yolu ile dünyaya bağlayalım. Yeşilköy’e uçuşlarımız vardı. Ama maalesef 17 kişilik uçaklarda bile yaz yaları hariç iki-üç ay hariç, yaz ayları hariç tutturamadık. Ama şuanda bakıyorum hala geldiğimiz yerde de uçak seferlerimizin dura kalka devam ettiğini görüyorum. Kar olmayınca hiçbir iş gitmiyor. Bugün medya şirketiniz varsa bunu iyi yönetmek istiyorsanız yani, ileriki yıllara bunun gitmesini istiyorsanız en azından zarar etmeyecek. Yaptığınız yatırımı unutun ama zarar etmesin. Spor şirketiniz varsa şirket kurduruyorlar şimdi kar ve zararına bak kardeşim yani hayat bu böyle. Eğer uçuşlarda da diğer şirketler para kazamazsa belirli bir süre çeker. Ama Türk Hava Yolları müthiş bir şekilde yönetiliyor. Özel sektör kafası ve mantığı ile yönetiliyor. Ama biz bu işlerde hiç kara ve zarara bakmadık. Çanakkale’ye destek olsun Çanakkale’ye katkı olsun diye baktık ama bazı şeyleri de yanlış yapmışız. Ciddi zararlarımızın da olduğunu söylemek lazım.

[Kaynak: canakkaleninrehberi.com]

Filtreler:

Yorumlar

Henüz yorum yok...

Sizin yorumunuz...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir