Oops! It appears that you have disabled your Javascript. In order for you to see this page as it is meant to appear, we ask that you please re-enable your Javascript!
Pan Görsel’de Bugün “Kadın Şairlerimiz” Konuşulacak

Pan Görsel’de Bugün “Kadın Şairlerimiz” Konuşulacak

Çanakkale Pan Görsel Derneği’nde, bugün kadın şairler konuşulacak. Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü Öğretim Üyesi Doç.Dr. Gülgün Yazıcı tarafından verilecek seminer saat 18.30’da gerçekleştirilecek.

Pan sanat sohbetleri sürüyor. Çanakkale Pan Görsel Derneği’nde bugün verilecek seminerde, Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Gülgün Yazıcı konuşmacı olarak yer alıyor. Seminer hakkında verilen kısa bilgide kadın şairlerin günümüze kadar olan zorlu yolculukları anlatılıyor:

“Türk tarihinde ismini bildiğimiz ilk kadın şairlerin ikisi 5. ve 8. yy. da yaşamıştır, Selçuklular Devrinde yine 2 kadın şair yetişmiş. Osmanlı döneminde ise kadın şairleri 15. yy.dan itibaren görüyoruz; hem Divan edebiyatı, hem halk edebiyatı hem de tasavvuf edebiyatı içinde toplam 200 civarında kadın şair yetişmiş. Bunu 47’si Divan edebiyatı alanında eserler vermiş. Bu kadın divan şairleri arasında en meşhurları, Zeynep Hatun, Mihri Hatun, Ayşe Hubba Hatun, Tuti Hanım, Sıdkı Hanım, Leyla Hanım, Fıtnat Hanım, Leyla Saz Hanım, Adile Sultan, Nakiye Hanım, Maide Hanım, Münire Hanım, Fatma Aliye Hanım, Sırrı Hanım, Nigar Hanım, Nüzhet Hanım ve Şerife Ziba Hanım’dır. Bu şairlerin ortak özellikleri hemen hepsinin evlerinde özel ve kapsamlı bir eğitim almaları, büyük çoğunluğunun babasının devletin ileri gelenlerinden olmasıdır. Kadın divan şairleri saraya yakın ya da bizzat sarayda muhitlerde yetişmiş ve eserler vermiştir. En önemli ortak özellikleri ise kader ortaklığıdır. Hemen hepsi aileleri ve eşleri tarafından engellenmişler, meslektaşları tarafından kıskanılmışlar, hoşnutsuzlukla karşılanmışlar, isimleri etrafında çirkin dedikodular çıkarılmış, eksik akıllı oldukları düşünülmüş ve eserleri dudak bükülerek karşılanmış hatta kendilerine ait olmadığı düşünülmüş, çoğu zaman takma isimler kullanmak zorunda kalmışlar, hatta şiirlerindeki mahlas yerlerini boş bırakmışlardır. Bütün bu baskılara rağmen yine de içlerindeki sanat aşkına engel olamamışlar ve susmamışlar, cisimlerinin toprak olacağını, isimlerinin hatırda bile kalmayacağını bilseler de şiirlerini söylemeye, sanatlarını icra etmeye devam etmişler ve tarihteki müstesna yerlerini almışlardır.”

Filtreler:
Görüntülenme: Veri Alınamadı
Google Analytics verileri olup, manipüle edilemez bir kaynak kullanılmıştır. Günde bir kere güncellenmektedir.

Yorumlar

Henüz yorum yok...

Sizin yorumunuz...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir