Çanakkale Aslan Abla Sokak’ta seramik sanatçısı Murat Biçer ve Atölye 16/1 dayanışmasıyla “Sanat Sokakta” adlı performans etkinlik dizisinin ilki olan “Sen hiç seramik yapmayı denedin mi?” adlı bir workshop gerçekleştirildi. Atölye 16/1 önüne yerleştirilen çömlekçi çarkında Sanatçı Murat Biçer’in yardımı ve yönlendirmesiyle torna çeken katılımcılar seramiğe nasıl şekil verebileceklerini deneyimleyerek öğrendiler. Son derece ilgi çeken sokak etkinliğinde çocuklar da çamura şekil verirken keyifli saatler yaşadı.

Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi seramik bölümü mezunu olan Sanatçı Murat Biçer son iki yıldır ÇOMÜ Çanakkale Seramiklerini Araştırma ve Geliştirme Merkezinde görev yapıyor. Aynı zamanda Hat Desing & Tatto atölyesinde özel çömlekçi çarkı kursları da veren Biçer, insanların seramiğin yapılışını her gün gelip geçtikleri sokaklarda deneyimleyerek öğrenmesinin hem onları zenginleştiren hem de seramik sanatının tanıtılmasına ve gelişmesine katkı sunan bir eylem olduğunu düşünüyor.

Sokakta Sanat Var!
Yazar ve edebiyat eleştirmeni Nurdan Gürbilek “Vitrinde Yaşamak” adlı kitabında Corbusier’nin 1924’te Champs-Elysees’de yürüyüşe çıktığı bir gün, trafiğin kendisini ne kadar rahatsız ettiğini fark ettiğinden bahseder. Hızla ve gürültüyle geçen arabalar, yolda keyifle yürümesini engellemektedir. Zihninde yirmi yıl öncesinin Paris’ine geri döner, öğrencilik yıllarında gezindiği bulvarı hatırlar: “Sokak bize aitti o zaman; orada şarkı söyler, orada tartışırdık” der. Günümüzde sokakların paranın akışına göre dönüştürülmesi, insansızlaştırılması, kimliksizleştirilmesi, yok edilmesi fiziksel mekanda insanların birbiriyle denk gelmesini, temas etmesini, diyalog kurmasını, üretmesini ve paylaşmasını engellerken, insanın içinde yaşadığı mekanla ve kentle bağ kurup, ona sahip çıkma isteğini ve iradesini de zayıflatıyor. Öte yandan bir soylulaştırma biçimi olarak sanatın “şahsi ve muhterem bir şeyleştirilmesi”, emlak piyasasının sanatı markalaştırıp pazarlaması, sanatın müzayedeleştirilmesi, finansa ve pazarlamaya odaklanmış pek çok sanat simsarının köşe başlarını tutması, kültür endüstrisinin müzeler, bienaller, projeler, fuarlar, galeriler aracılığıyla örgütlenerek sanat ortamının ekonomik sömürü için ideal bir model haline gelmesi kentleri de pazarlamanın bir aracı olarak kullanmaya başlamış ve insanın insanla, mekanla, çevreyle kurduğu duyusal ilişkiye de zarar verir hale gelmiştir. Bu bağlamda Atölye 16/1, kentin yaşanırlılığını sürekli kılacak en önemli alanlar olan kamusal alanlarda toplumun her kesiminin ulaşabildiği, sınırlanmamış, ticarileşmemiş, bağımsız sanatsal faaliyetler gerçekleştirmeyi önemsiyor ve bu anlamda üretim yapan bağımsız sanatçılarla da dayanışıyor.

Atölye 16/1 “Sanat Sokakta” adlı performans etkinlik dizisine katkı sunmaya devam edecek.