Oops! It appears that you have disabled your Javascript. In order for you to see this page as it is meant to appear, we ask that you please re-enable your Javascript!
Yrd. Doç. Dr. Sibel Cevizci: “Tarım İlaçları Büyük Tehdit Oluşturuyor”

Yrd. Doç. Dr. Sibel Cevizci: “Tarım İlaçları Büyük Tehdit Oluşturuyor”

Fatmanur Güder, Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Sibel Cevizci ile bir söyleşi gerçekleştirdi. Söyleşide tarım ilaçlarının insan, hayvan ve çevre sağlığı için büyük tehdit oluşturduğunu söyleyen Cevizci, bu ilaçların kullanımının çok önemli olduğunu ve çiftçilerin bu konuda eğitilmesi gerektiğini dile getirdi:

“Tarım ilaçlarını doğru kullanmayı bilmiyoruz”

Türkiye’de tarım ilaçları çok sık mı kullanılıyor?
Diğer ülkelere göre çok daha sık kullanıldığını söyleyemeyiz. Aslında en büyük sıkıntımız şu; doğru kullanmayı bilmiyoruz. Doğru kullanmayı bilmediğimiz için kendimizi, hayvan ve çevre sağlığını da korumayı bilmiyoruz.

Bu tarım ilaçları nasıl zarar veriyor?
Tarım ilaçlarının amacı ürünlerin bozulmamasını ve daha kaliteli koşullarda ürün elde edilmesini sağlamaktır. Bitkiye zararlı olabilecek pek çok faktör mevcut. Tarım ilaçları da bu zararlı faktörlerin yok edilmesi, bitkilerin korunması ve geliştirilmesi amaçlı kullanılıyor.

“Tarım ilaçları hem insanlara hem hayvanlara hem de çevreye zarar veriyor”

İlaçlama sonrası ürünleri toplama zamanı geldiğinde ilacın ürüne geçmediğini kesin olarak söyleyemiyoruz. Bugün zaten bunun mücadelesi veriliyor. Tarım ilaçları hem insanlara hem hayvanlara hem de çevreye zararlar verebiliyor. Aslında tarım sağlığı sorunları küresel bir sağlık sorunu olarak karşımıza çıkıyor.

Tarım sağlığı konusu ne zamandır gündemde?
Dünya’da tarım ilaçlarının kullanımı, çiftçinin tutumu hakkında birçok çalışma ve çalışma sonrası müdahaleler var. Fakat ülkemizde bu konuda son dönemde yeni yeni adımlar atılıyor.

İlk kez geçen yıl 6-7 Nisan 2012 tarihlerinde Şanlıurfa’da I. Tarım Sağlığı ve Güvenliği Sempozyumu yapıldı. O bölgede mevsimlik göçebe tarım işçileriyle çalışan Prof. Dr. Zeynep Şimşek hocamızın düzenlediği bir sempozyumdu. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı da destek verdi. Bu sempozyumda biz de bölgemizde yaptığımız çalışma sonuçlarını paylaşmıştık. Bir de geçen yıl San Francisco’da Amerika Ulusal Halk Sağlığı Kongresi’nde bu çalışmalardan bahsetme fırsatı buldum.

“Zararlı boş ilaç kutuları tarlalara, ormana, dere kıyısına atılıyor”

Nedir bu çalışmalar?
Geçtiğimiz dönemlerde Çanakkale’nin bir köyünde çiftçilerin tarım ilaçları kullanımı ile ilgili bir çalışmamız oldu. 50 çiftçiye tarım ilaçları konusunda çeşitli sorular sorduk. Bu çalışma sonucunda çiftçilerin çok büyük bir kısmının ilaçlama sırasında eldiven ve maske kullanmadıklarını gördük.

Bunun yanında bu çalışmayı ilaçlamanın yoğun olarak yapılmadığı bir dönemde uygulamamıza rağmen gezdiğimiz bölgelerde çeşme kenarlarında ve tarlalarda boş ilaç kutuları bulduk. Bu sadece bölgemizin sorunu değil, bu Türkiye’nin sorunu, hatta küresel bir sorun.

“Sağlıksız yok etme koşulları önlenmeli”

Çiftçinin bu konuda herhangi bir kabahatinin olduğunu düşünmüyorum. Çiftçi, tarım ilaçlarını kullandıktan sonra ne yapacağını, boş ilaç kutularını nasıl yok edeceğini bilemiyor. Toplanan bir yer yok. Hem insan, hayvan ve çevre sağlığını koruyabilmemiz için hem de plastik kirliliğinin olmaması için bu sağlıksız yok etme koşullarını önlememiz gerekiyor.

Denetlemesi yapılmıyor mu?
Aslında bazı düzenlemeler var. Mesela, süne ilacı buğdaya çok ciddi zararlar veren bir böceğin ilacıdır. Bu ilaca önceleri çok daha kolay ulaşılabiliyordu. Hatta bir dönem uçaklardan atılıyordu. Bu yasaklandı. Çiftçinin gidip istediği kadar tarım ilacı alamaması lazım. Bununla ilgili düzenlemeler de var. Bunun denetimi de var. Bazı ilaçlar çiftçinin sahip olduğu toprağın büyüklüğüne göre veriliyor.

İlaçlar konusunda bu gibi düzenlemeler var. Ancak, tarım alanında çalışanların iş sağlığı ve güvenliği hakkında düzenlemeler yok. Her köyün bir ziraat mühendisi var ama ziraat mühendisleri işleri gereği ürünün iyi yetiştirilmesi, sağlıklı ürün elde edilmesi konusunda çiftçiye destek verebiliyorlar. İşin içinde sağlık profesyonelleri olmayınca olayın sağlık riski boyutu da çok farkedilemiyor.

Tarım ilaçlarının doğru ve güvenli şekilde kullanılması için, çiftçinin başta kendi sağlığının risk altında olduğunu bilmesi, bu riski algılaması ve bu konuda eğitilmesi gerekiyor. Konuyla ilgili şimdilerde yürüttüğümüz bir çalışma daha var.

Nedir bu çalışma?
Bugünlerde bölgemizde Halk Sağlığı ve Aile Hekimliği Anabilim Dalları ile birlikte North Carolina Üniversitesin’den Sayın Dr. Catherine LePrevost ile ortak yürüttüğümüz bir çalışmamız var. Bu çalışma ile tarım ilaçlarının kullanımı konusunda çiftçilerin sahip oldukları tutum ve inanışları ölçmeyi, daha iyi değerlendirebilmeyi amaçlıyoruz.

Tabii, Kuzey Carolina’daki sosyoekonomik koşullar, çiftçilerin davranışları Türkiye’ye göre farklılıklar gösterebilir. Bu nedenle, ölçeği aynen alıp uygulamadık. Çalışmamızda hedeflediğimiz sayıdaki çiftçiye ulaştıktan sonra Türkçe geçerlilik ve güvenilirlik çalışmasını yaparak elde ettiğimiz verinin uygulanabilir olup olmadığına bakacağız. Bu nokta da, Celal Bayar Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalın’dan Sayın Prof. Dr. Erhan Eser hocamız, ölçeğin Türkçe geçerlilik ve güvenilirlik analizlerinin yapılması konusunda bize destek veriyor.

“Çiftçilerin tarım ilaçlarının kullanımı konusundaki sahip oldukları inanış ve tutumların nasıl olduğunu tespit etmeye çalışıyoruz”

Bu çalışma ile neyi amaçlıyorsunuz?
Bu çalışma ile tarım ilacının kullanım durumunu gözlemlemeyi ve çiftçilerin inanç ve tutumunu ölçmeyi planlıyoruz.

Ölçekle birlikte ayrıca çiftçilerin tarım ilaçlarını kullanırken gösterdiği tutum ve davranışları, sağlıklı ve güvenli ilaç kullanımına yönelik bilgi durumlarını ortaya çıkarmak için bir de anket yapıyoruz. Bu anketi de ölçeğimizi uygularken, çiftçilerin yaşadığı yerde, yüz yüze görüşerek yapıyoruz.

Sonuç olarak, geçerliliği iyi bir ölçek olduğu tespit edilirse, sadece Çanakkale’de değil, Türkiye’de bu konuyla ilgilenen diğer araştırmacılar da ölçeği alıp kullanabilecekler. Bu ve benzeri çalışmalar, “Farklı bölgelerde çiftçilerin tarım ilaçlarını kullanırken onları etkileyen inanışlar neler? Riskli tutumlar neler? Eğitim ihtiyaçları neler?” sorularını daha doğru cevaplayabilmemiz, konuyla ilgili sağlık politikaları geliştirebilmemiz konusunda biz araştırmacılara da bir fırsat sunacaktır.

Kişisel koruyucu kıyafetler neden önemli?
Hem tarım ilaçlarının güvenli kullanılması hem de bu işi yapan çiftçinin kendi sağlığını koruması için kişisel koruyucu malzemelerin kullanılmasını istiyoruz. Çiftçiye yönelik, buna dair sorularımız da oluyor. ‘Tarım ilacı kullanırken maske, eldiven, kişisel koruyucu kıyafetler kullanıyor musunuz?’ gibi sorular soruyoruz. Bunlar bizim için önemli. Çünkü, bu çalışma tamamlandıktan sonra başka bir çalışmayla da çiftçilere eğitim vermek, koruyucu önlemleri uygulatmak istiyoruz.

Şu ana kadar nasıl sonuçlar aldınız?
Çok çarpıcı sonuçlar geliyor. Örneğin anketimizde tarım ilaçlarını nerede hazırladıklarını soruyoruz. Çiftçi, evde hazırlamadığını ve köy çeşmesinde hazırladığını söylüyor. Bu tutumun da pekçok sebebi var. Birincisi, ilaç karışımları için bol miktarda suya ihtiyaç olması, ikincisi evde değil de meydandaki köy çeşmesinde hazırlayarak daha az zarar vereceğini düşünmesi, üçüncüsü ve bence en önemlisi de çiftçinin ilaç karışımlarını nerede ve nasıl sağlıklı ve güvenli koşullarda hazırlayabileceğini bilmemesidir. Dolayısıyla, biliyoruz ki, hem köy halkı hem de bütün hayvanlar su ihtiyaçlarını meydandaki köy çeşmesinden karşılayabiliyor. Böyle riskli bir tutum ve davranış, başta kendilerini sonra da çevre ve hayvan sağlığını tehlikeye atıyor. Bu riskin de farkında olmadıklarını görüyoruz.

“Meslek örgütleri bir araya gelmeli”

Peki bu durumun önlenmesi için neler yapılmalı?

Bu tam multidisipliner bir eğitim işi. İşin içinde hem çevre sağlığı, hem insan sağlığı, hem de hayvan sağlığı var. Bu yüzden bir ekip oluşturulabilir. Bu ekipte; insan sağlığının risklerini anlatabilmesi, tarım ilaçlarının güvenli kullanımı ve kişisel koruyucu kıyafetlerin kullanılması konularında eğitimler için bir halk sağlıkçı, çevre ve bitki sağlığının korunması için çevre ve ziraat mühendisleri, hayvan sağlığı için veteriner hekimler, özellikle de riskli tutum ve davranışların değiştirilmesini istiyorsak mutlaka sosyologlar, psikologlar yer almalıdır. Böyle bir ekip ile çok daha doğru ve kapsamlı eğitimler verilebilir. Davranış değiştirmek çok kolay bir şey değildir. Dolayısıyla konuya uzak olan, bunu bir risk olarak görmeyen çiftçilere ilaç kullanırken korunması gerektiğini söylediğimiz zaman o davranış hemen gelişmiyor. Davranışın değişmesini ve gelişmesini sağlamak zaman isteyen, zahmetli bir iştir. Bu bilinçle hareket etmemiz gerekiyor.

Bu saydığım meslek örgütleri, yerel yönetimlerle bir araya gelerek uygun yerlerde ilaçlama sonrası toplama koşullarını oluşturabilirler. Yoğun ilaçlamanın yapıldığı zamanlarda pilot bölgeler oluşturulup, Boşalan tarım ilaçları kutuları, toplama noktaları belirlenerek köylerden alınabilir ve doğru koşullarda imha edilmesi sağlanabilir. Eğer çiftçi, boş ilaç kutularını nereye atacağını bilirse işin denetiminin yapılması da kolay olacaktır. Denetim ve düzenleme işi de Sağlık Bakanlığı ile Tarım, Gıda ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından ortak bir politika ile yürütülebilir. Böylece, bu küresel sorunun bölgemizde çözümlenmesinde Türkiye çok önemli ve örnek bir adım atmış olacaktır.

Çanakkale’de meyvecilikle uğraşan bazı köyler var. Bu köylerdeki çiftçilerin birçoğu ilaçlamayı kendisi yapmıyor. Belli mevsimlerde dışarıdan göçebe işçi geliyor. Coğrafyasını, yaşam koşullarını bilmedikleri bir yere hep birlikte taşınıyorlar ve 3-4 ay boyunca yevmiyeyle çalışıyorlar.  Bu kişiler sağlık açısından ilgilenmemiz gereken bir başka riskli grubumuz. Göçebe olarak gelen bu mevsimlik işçilerin de ayrıca eğitilmesi ve onlara destek olunması gerekiyor.

Halk sağlığı çalışmaları sahaya yönelik çok geniş yelpazesi olan, sonuçlarını keyifle izlediğiniz bir alan. Burada yaptığımız işten keyif almamızın sebebi şu; dokunduğunuz şeyin geliştiğini görüyorsunuz. Bu yüzden saha çalışmaları bizim için çok önemli. Öğrencilerimizin gelişimleri için de öyle.

[comu.edu.tr]

Filtreler:
Görüntülenme: 129
Google Analytics verileri olup, manipüle edilemez bir kaynak kullanılmıştır. Günde bir kere güncellenmektedir.

Yorumlar

Henüz yorum yok...

Sizin yorumunuz...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir